21 Mayıs 2016 Cumartesi

Çocuğunuza en sık söylediğiniz cümle, aslında sizi yansıtır

Çocuğunuza en sık söylediğiniz cümleyi ya da kelimeyi düşündünüz mü hiç? Benim düşünmeme pek neden yok, çünkü şak diye söyleyeyim, gün içinde 10.000 defa söylediğim tek bir kelime var: "çünküüüü..". Çünkü (bak burda bile 3. kullanışım), Maya'nın gerçekten abartmıyorum, iki cümlesinden biri "Nedeeeeen?". Bazen özellikle zincirleme bir şekilde kullanıp delirtse de (bakınız Louis CK ve kızı), genellikle "çünkü"lemek hoşuma gidiyor, hatta bende de takıntı oldu "bilmiyorum" asla dememeye, bilmediğimi "dur 1sn. bakayım öğreneyim" diye kaynağından araştırmaya, bu sayede hakikaten çok acaip şeyler öğrenmeye de başladım. Hayata bir 3 yaş merakıyla yaklaşmak ne hoş..

Fakat; gün içinde çok sık tekrarladığımız bazı cümle ve kelimeler, bize aslında ebeveynlik tarzımız hakkında çok bilgi verir. Mesela çok sevdiğim arkadaşım Melike'nin annesinin taaa 80'lerin sonu, 90'ların başında geçen çocukluğumuzda, bizi hiç bitmesin istediğimiz (ve büyük ihtimalle bitirmemek için de baya uğraş verdiğimiz ve kadını bezdirdiğimiz) sokak oyunumuzdan eve çağırmak için yankılanan ve sonu da özel bir tınıyla biten "MelikeeeeĞH" haykırışları vallahi hala kulağımdadır. Ya da ananemin "sıkı can iyidir, zor çıkar" diyip gülüvermesi, apartmanın belalısının annesinin ikidebir kullanıp biz diğer çocukları bile durgunlaştıran "Allahın cezasığğğ"larının yıllar sonra bile şuraya yazarken hissettirdiği o sıkıntılı hava.. Sık kullanılan cümle ve kelimeler aslında sizi en belli edenlerdir.. Bir dikkat edelim bakalım..

Eşim özellikle haftaiçleri işten geldiğinde ilk 1 saat biraz dalgın ve yorgun oluyor. Yemeğini yiyip şeker seviyesini normale getirince de, şükür tam bir "kurulu oyuncak" oluyor Maya'ya ama o ilk saat biraz sıkıntılı çünkü koltukta oturup tv'de haber izlemek ya da telefonunu kurcalamak istiyor ve Maya'ya sık sık "1 dakika, biraz bekle, lütfen 1 sn izin ver" en çok söylediği kelime ve cümleler. Maya yaşı gereği beklemeyi sevmiyor ve bu cümleler onu kızdırıp, eşimin daha da üstüne çullanmasına neden oluyor. Sonunda "yemek hazır!" bizi kurtarıyor, tv ve telefon kapatılıyor ve yemek sonrası uyku saatine dek de aktif oyunla geçiyor. Eşime "1 dakika ve bekle" kelimelerini ne çok kullandığının farkında olup olmadığını sorduğumda şaşırdı ve üzüldü, "demek ki ben Maya'yı bir yük / dikkat dağıtıcı olarak görüyorum, onu ihmal ediyorum" dedi. Tamam o kadar da değil ama yine de bu cümleleri gün boyu kullanıyor olsaydı, "evet, aslında çocuğu genel anlamda hayatı yaşamaya bir engel olarak görüyor bu adam" diyebileceğim seviyeye gelseydi, ilişkideki sorunu tek bir cümlede bulmuş olabilirdik.

Ya da mesela, "oğlum dur, koşma, yapma, bak düşeceksin, gitme, etme.."yi takılı plak gibi tekrarlayan bir büyükanne var bizim oyun parkında. Oğlan hakikaten biraz hareketli ama yaşına uygun riskler alıyor, bedensel yeteneğini deniyor, kendini geliştirme çabasında. Kadınsa "koruma kollama" derdi içinde aslında çocuğun sağlıklı beden ve ruh gelişimini engellediğinin, ona "dünya güvensiz, korku duyulacak, zarar göreceğin bir yerdir" mesajı verdiğinin bilincinde değil.

Bir başka sık kullanılan cümle "yemeğini yedin mi, uyudun mu, x'i yaptın mı" gibi çocuğa devamlı "görevlerini" hatırlatma, altta yatan mesaj ise hayatın bir sürü yapılması gereken iş ve yük olduğunu, ancak "görevler" yapıldığında "eğlenceye zaman kalacağı" yani "başarı odaklı ebeveynlik" ve yarattığı sorun: kendine güvensiz, başarı kaygısı duyan, sorumluluk bilinci ve lider özelliği gelişemeyecek çocuk. Bunun yanında, çocuğu "çalışan" olarak, kendimizi de "patron" olarak görmemiz, onunla oyun oynamaktan zevk alamamamıza, özellikle ergenlik öncesi sağlıklı iletişim kuramamamıza, sonuçta da aynen bir patron-çalışan samimiyetine neden olur, unutmayalım.

Yine bir başka örnek; "kızım ayıp!". Bu "ayıp" kelimesinin İngilizce, Almanca gibi dillerde karşılığının olmaması beni bu dilleri öğrenirken çok şaşırtmış ve çok düşündürmüştü. Çünkü Türkçe'de hakikaten çocuk eğitiminde, sosyal ilişkilerde aşırı sık kullandığımız bir kelimedir ve nasıl oluyordu da bu ebeveynler "hiiiiy, çok ayıııııp" demeden çocuk büyütüyor, bu çocuklar etik değer sahibi, saygılı, nerde nasıl davranacağını bilen ve tuhaftır ki biz Türklerden biraz daha "olgun, sakin, ağırbaşlı çocuklar" olabiliyordu?! Sonra fark ettim ki, "ayıp" aslında sadece yargı içeren, davranışın neden yapılmamasına değil de, "başkası ne der"e odaklı olduğu için yapıcı hiç bir getirisi de olmayan bir kelime. Çok "ayıp, yapılmaz"la büyüyen çocuklar, sosyal yargıya fazla önem veren, etik doğrudan çok sosyal kabule odaklanan yetişkinler oluyor ve bunun sonucu sosyal baskı, sosyal korku, güvensizlik, inisiyatifi eline alamama ve başkasının yönetimine kolayca giriveren (gıkı çıkmayan) bir halk..

"Aman sen karışma evladım" da bu ayıp'ın bir sonraki ve daha teklikeli adımı. "Şşşşt, sus bakiim, büyükler konuşurken araya girilmez" ya da "neden, neden, neden aaaaa yeter be, bi sus" ya da "çok konuşuyorsun, bak x teyzenle konuştuğumu duyamıyorum, sus bakiim". Evet kızımın bizim sohbetimizi bölme, araya girme hakkı ve dahası sohbet önceliği var bizde, çünkü hem onun merakı anında giderilmeden hiç birimiz rahat edemeyeceğiz, kabul edelim, hem de onun yaşı gereği en büyük ödevi "iletişim" şu an, benim ebeveynlik görevim de doğru ve yerinde iletişim kurmasını sağlamak. O nedenle evet sohbet bölünüyor ama 2sn sonra kaldığı yerden devam ediyor, 10dk boyunca "sus, bi dakka, ben konuşuyorum" diye oyalanmaktan daha verimli bence.. Ayrıca çocuğa "sen benim için değerlisin" mesajı verdiği için de kişiliği "bozucu" değil, "kurucu".

Son olarak bir de "hadi!" var ki, bu belki de en kötüsü, hatta ikiz kardeşi "dur kızım, oğlum yavaş!"tan bile beter :) "Hadi kızım geç kalıyoruz", "hadi ama giy ceketini", "aaaaaaa hadi hızlı hızlı.." bu yaş çocuğun doğasına çok aykırı çünkü bu yaşın temel görevi "oyalanmak" arkadaşlar.. Bunu kabul edip buna göre hazırlanmak, gerekiyorsa uykudan feragat edip bir yarım saat erken kalkmak, yavaşlamaktan, hayatı gözlemek ve anlamaya çalışmaktan bir 2-3 yaş çocuğu kadar zevk almaya odaklanmak, nefesinizi, kokuları, sesleri duyumsamak.. Geç kalın demiyorum, planlı olursanız, 2-3 yaşındaki bir çocuğa rağmen hiç bir yere geç kalmıyorsunuz inanın. İnsanı asıl yoran ve şaşıracaksınız ama asıl geciktiren bu "hadi hadi hızlı hızlı çabuk çabuk" halleri (şeytan insanın iki ayağını bir pabuca sokuyor bu anlarda, der büyükler).

Yaşamı daha sakin, daha hissederek, duyumsayarak ve birbirimizle iletişim kurarken, kendimizi ifade ederken dikkatli olarak yaşamak dileğiyle..

25 yorum:

  1. Bunların bazılarıni ben de yapıyorum :( yapmamamgerektiginin farkındayım ama kendimi tutamiyorum. Biz7m sorunumuz parkta fegil ama parka gidenen kadar o kadar cok trafik var ki, artık kanguruda durmak istemiyor. Puset zatwn hic kullanamadik. Kendi kosarak yururyoe. Surekli yola cikicak yetisemiycem, ya da bir araba kaldirima cikicak diye panikliyorum. Surwklu onu tutmaya calisiyorum. Bir de buyun kapaklarin ustune basmak ostiyor ama malum burasi Türkiye.
    Saglam olmayabilirler, ondan da cok korkuyorum. Parkin icinde rahatim. Ama bu seer olur da duserse cok aglıyor. Morali bozuluyor sanirim. Ben ona sarolip dustugun icin canin sikildi ama bu normal hepimiz diseriz falan filan diyorum ama bunlar hic ise yaramiyor. Ve son bir iyiraf, o herkesin dalga gectogi kaydirak tepesine tunemiş anne de benim. Cunku benim orada durmami istiyor

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kusura bakma hic duzeltme yapamadan gonderdim.

      Sil
    2. Bazı şeyler kaderde varsa sen istediğin kadar gözbebeğin gibi bak, oluyor canım, endişeyi azaltmak önemli.. Tabii göz göre göre trafiğe çıkart demiyorum aman yani, bizim memleket bubi tuzağı gibi.. Maya da puseti sevmiyor diye ittirmeli bisikleti denemiştik onu da sevmedi ama oğlan sever belki? Yoksa direkt roller süper bişi biz ikimiz birer roller aldık seke sekegidiyoruz ama avrupa trafiği :((((

      Sil
    3. Kusura bakma hic duzeltme yapamadan gonderdim.

      Sil
  2. Yazıyı okurken diğer yazılarında da olduğu gibi " sen ne guzel annesin " diye geçirdim içimden keşke herkes senin kadar duyarlı, kaliplarindan kurtulup ogrenmeye açık olsa. Resimler süper ayrıca umarım şu kitabın hayirlisiyla ben anne olmadan çıkar eminim ki çok güzel olucak ben ona kendi dilimde taktikler kitabı diycem :D

    YanıtlaSil
  3. Ben -tüm cahilliğimle- buradaki bazı maddelerin tehlikeli olduğuna inanmıyorum Ceren ya. Gerçekten çocukların da çaktırmadan bi hoşgörüleri olabiliyor. Anlıyor o sırada panik anne babanın halinden.
    Bunun yanısıra, yazdığın bazı ayrıntılar yeniden düşünmeme sebep oldu, farkettiğim şeyler de oldu. Teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sen yine fazla güvenme çocuk hoşgörüsüne ;) Bazen hemen olmasa da fil gibi 1 sene sonra hatırlıyor ve utandırıyorlar seni..

      Sil
  4. En çok kullandığım kelimeler aşkım Canım balım bebeğim (çünkü bir sevgi pıtırcığıyım hehe) bu konuda çok fazla makale okudum, bu hitap şekillerinin doğru olmadığına dair, ama yemişim bilimselliğini gelişim bilmemne sürecini :) benim içimden dolu dolu bunlar kopuyor, kendime engel olamıyorum. Elmayra gibi öpüp koklayıp mıncıklayıp duruyorum bunları :-)) ha sürekli böyle aşkla coşkuyla hitap ediyor olmam kural ve otorite yoksunu olduğum anlamına da gelmiyor. Bence gayet iyi gidiyorum :) yazıdaki olumsuz örneğim de "hadi" demek. Evet maalesef bu da benim! Aceleci, tezcanlı, pratik ve uyuşukluğa tahammülü olmayan bir insanım (3 yaşında çocuğun motor beceri hızı tabi ki "uyuşukluk" değil biliyorum ama pratikte yine de uygularken çok sıkıntı yaşıyorum :(( bir ayakkabı giymenin 15 dakika sürmesi bana kurdeşen döktürüyor allahım ne olur bana biraz sabır ver)

    YanıtlaSil
  5. Hayatınızı çocuğunuza göre yaşayabilmeniz çok güzel bir şey ama maalesef Türkiye'deki çoğu anne-baba için bir lüks, hayatı koşturmaca gibi yaşamak zorunda kalıyor insanlar. Eşiniz çok duyarlıymış bu arada, bir erkekten bu inceliği görmek şaşırtıcı geldi :D

    Kendi adıma konuşursam en çok ettiğim kelimeler genelde küfür, dışımdan değil de içimden söylüyorum daha çok, dışımdan da "napıyon ayol" filan, bu da benim saçmasapan kişiliğim hakkında çok bilgi veriyor olmalı :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :) Hiç küfür edemem, aptal bile diyemem.. Hstta lisede dalga geçerlerdi benimle bu nedenle ama pişman değilim bak :D

      Sil
  6. özeleştiri yapıvereyim hemencecik. hadiyi kullanmamaya çalışıyorum ayıp kelimesi zaten benim içim çocuk yetiştirmeyle en zıt kavram. ama bende de yavaş dikkat et önüne bak vs var. sürekli olmasa da elini yıka dişini fırçala komutları da var. diğerleri kadar sık olmasa da. dero yapısal olarak da tedbirli atılgan ve çok hareketli bir çocuk değil ama bende bu kelimelerle daha da bu özellikleri oekiştirdim sanırım. sokakta yürürken anne arabalar gelmesin diye ben kaldırımda yürüyorum bak kedi sende çık falan diyen bi tip oldu. bunu abarttığımı nasıl anlayacağım sence şöyle sıkı bir gözleme başlasam iyi olur ilk etapda sanırım

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu yaşta kuralcılık oluyor, Maya'da da kaldırımdan 1cm dışarı taşsan sertçe uyarma hali var aynen :D

      Sil
  7. tedbirli den sonra virgülü unutmuşum. anlam olumsuza kaymış. dero çok tedbirli bir çocuk. yada biz onu o hale getirdik. ama düşmekten nefret ediyor korkuyla birlikte resmen gururu kırılıyor yüzünden anlaşılıyor. çocuklar bağırsa üstüne koşsa siner hemen. gitmez falan. ama sakin ortamlarda kendini bulur. sosyalleşir sorunsuz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. E bunlar güzel özellikler değil mi sence? :) bence olması gereken bu zaten ama bizim kültürde haldır huldur çocuk bazen atılgan falan diye yüceltiliyor.

      Sil
    2. ceren bloğu kapatmasan :) kalp kalp kalp... öpücük

      Sil
    3. Vallahi her gün 10 defa aklımdan geçmiyor desem yalan olur ama hakikaten yoruldum be Özdencim, bazen diyorum acaba facebook ve twitter hesaplarımı devam ettirsem arada böyle kısacık bir iki cümle yazsam mı ki, duramazsam falan :D Instagram bana göre değil, fotolu motolu işlere pek gönlüm yok, hesabım var ama kullanmıyorum biliyorsun.. Twitter da demode oldu diyolla :D Facebook kalsa mı ki, acaba facebooku olmayan da girip bakabilir gibi bişey var mı bilemedim.. Bi araştırayım hadi ;) Giderayak ben de özleyeceğim yaaa psikolojisine girdim özellikle sık sık yazınca bu sıra :D

      Sil
    4. yok be cerenim facebook bloger ı olma kalacaksan burda kal dicem ama karar verildi artık çok geç.. umarım seni mutlu edecek karar budur. ben senden çok şey öğrendim detrtleştim her konuda olmasada bir çok konuda hemfikir olduğumuz için zevkle okudum her yazını.ayy duygusala bapladım bee yaa

      Sil
  8. Önüne bak diyorum çünkü çılgınca koşuyor ve insanlara çarpıyor bir baskası çocuguma kızmaya kalkmasın dıye bn uyarıyorum tabi..insanımız ıfak bır cocugun soz dınlemeyecegını,sanki annesı bu durumdan memnun sanıp elestırmesını pek sever bılıyorsun:( Tedbir sıfır ve tarzına bakılırsa sanırım adrenalin sporcusu olucak:)) Bu arada bıraey cok ılgımı cektı bnm laf arasında once cocuga oncelik verılmelı demıssın ya aslında bnde oyle dusunuyor ve yapıyorum ama cok pedegogun yazısını okudum "yanlıs,sırasını beklemeyı bılmelı,annenınde arkadaslarıyla konusması gerektıgını bılmelı vs.." diye uzuyor bunlar.Turkıyedede yadırganan bır durum eskıden cocuklar sırasını bılırdı bu huy yenı nesılde var dıye.. Ayıp kelimesı bızım aılede yasak ztn babam hıc sevmez,asla bır cocuga soylenmemesı gerek der! Bu arada ben "dikkat et" komutunu cok verıyorum esımde o kdr konusup tartısmamıza ragmen "dusersınnnn" diyor:( bunun dısında normaliz hehe

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Speedy Gonzalez :D
      Konuşma konusunda şunu söyleyebilirim, tabii ki sırasını beklemeyi öğrenmeli bir insan ama bu yaşta değil, şu an onların ihtiyacı olan kendilerini ifade edebilmek, iletişim kurabilmek yaşları gereği. Zaten büyüdükçe duruluyorlar zırta pırta sohbeti bölmemeyi doğal olarak öğreniyorlar merak etme :)
      Dikkat et bazen çok gerekli oluyor ama düşününce dikkat et deyince ediyor mu, yoksa dikkati sana mı yöneliyor ve düşme riski daha mı fazla artıyor? ;)

      Sil
    2. A bak bir de bu sohbeti bölmesine neden izin veriyorum konusunda şurda güzel bir yazı var: http://www.katesurfs.com/2015/01/22/why-i-let-my-kids-interrupt-my-conversations/

      Sil
  9. Yol gösterici bu yazıyı okuduğum için kendimi şanslı hissettim, bloğunun yazılarını tüm anneler okuyabilse diye iç geçirdim...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler Ayşecim, sen tatlı Yunus'la benden çok daha deneyimli bir annesin!

      Sil

Anonim yani isimsiz ya da rumuzsuz yorumlara, hakaret, belirli bir gruba karşı ayrımcılık ya da ırkçılık içeren yorumlara, en önemlisi de yanlış bilgi ya da yönlendirici (melisiniz, malısınız'lı) yanlışlar içeren yorumlara BU BLOGDA YER YOKTUR. Bu davranışları yapan kişiler, genel huzurumuz için engellenecektir. Teşekkürler!