25 Mayıs 2016 Çarşamba

İlk çocuğu kardeşe hazırlamak

Şimdi buraya yazacağım herşey aslında benim için hala teorikte ve bu nedenle "yazmalı mı yazmamalı mı?" ikilemini yaşadım. Kendi deneyimim olmadan atıp tutmak istemiyorum çünkü evdeki hesap her zaman çarşıya uymayabiliyor, fakat bu konuda yazmadan ayrılmak da istemiyorum. En iyisi, en azından okuduklarımı, öğrendiklerimi ve yapmayı arzuladıklarımı sizlerle paylaşmak..

İlk gebeliğime çok benzer bir ikinci gebelik yaşıyorum, kızımda 24. haftaya dek karnım "dümdüz"dü, şimdi de 23. haftada henüz dıştan belli olmuyor. O nedenle aile ve çok yakınlarımız dışında çoğu kişiye henüz söylemedik bile. Kızıma da karnım iyice belli olmadan yani 30'lu haftalarda artık "serpme kahvaltıyı fazla kaçırdık"tan bir gıdım öteye geçmeden hamileliği söylemeyi / anlatmayı düşünmüyorum, uzmanlar da en doğrusunun bu olduğunu belirtiyor. Yoksa hem "ne zaman doğacak, niye bugün doğmadı?" diye sorup duracak ve ben bir noktada artık buna cevap veremeyecek kadar bunalmış olacağım eminim :) hem de işin doğrusu bundan önce sürpriz bir gebelik ve düşük yaşadığımdan biraz çekiniyorum. Biliyorum doğuma dek hatta doğumdan sonra bile hiç bir şey garanti değil, hayat gerçekten bir mucize ve çok ama çok kırılgan, olumsuzluk gibi değil de temkinli olmak diyelim, eğer bebeği bir nedenle kaybedersek, kardeşe hazırlanan kızımın psikolojisini de düşünmek diyelim.. Öyle bir durum başa geldiğinde çocuğa "bebek annenin karnında yeterince büyüyemedi, bu kimsenin suçu değil, bazen böyle olur ve bebekler doğamazlar, artık annenin karnında değil" demek gerekebilir. Allah korusun, kollasın, inşallah sorunsuz, sağlıkla, kolayca kucağımıza alırız yeni aile üyemizi, amin amin!

Bu sıra yaptığım tek şey "zemin hazırlamak" aslında. Maya herhangi bir bebekle ilgilendiğinde "aa evet ne sevimli değil mi, x'in kardeşi bu bebek, kız mı oğlan mı acaba, bak şimdi ağlıyor çünkü acıkmış, annesi memeden süt verdi, bak şimdi uyudu" gibi onun dikkatini bebek dünyasına çekme çalışmaları. Zaten 2-3 yaş arası çocuklar bebeklere ilgi duyuyor, çok soru soruyorlar, ben de Maya'dan tepki / soru geldikçe onları cevaplıyor ve bebek dünyasını anlaması için bol bol "sen de bebekken.." diye başlayan cümleler kuruyorum. Bir iki defa "acaba bize de bir bebek gelse mi, kardeşin olsa nasıl olur acaba?" dedim ama fazla düşündürtmeden araya laf soktum, çok üstünde durdurtmadım. Bir de sevdiği Peppa Pig'de tavşanın hamile olduğu ve doğurduğu bir bölüm var, onu baya bir izledi kendi isteğiyle ve şu an aslında bebeklerin annenin karnında olduğunu, sonra bir gün annenin hastaneye gittiğini ve kardeşle geri döndüğünü çok iyi öğrendi ve anlatıyor. Hatta tombik bir adamı gösterip "anne bebek mi var karnında?" diye sordu (ay çok utanç verici bir andı), sadece kadınların bebeği olabileceğini de öğrendi. İki de kitabı var "bize bebek geliyor" ve "bebeğimiz oldu" diye, onları da ara sıra okuyor merakla. Altyapı tamam yani :)

Önümüzdeki 6 hafta planım bu "farkındalık eğitimi"ne devam etmek. 30'lu haftalarda karnım artık mini bir karpuz boyutunu almaya ve elbiselerden taşmaya başladığı an, yani hani "hamile mi, tonton mu sorularının dindiği o ulvi an", kızımı karşıma alıp ona durumu şu şekilde anlatacağım: "Maya'cım, biliyor musun, hani x'in kardeşi var ya, bebek.. Bizim de bir bebeğimiz olacak, yani senin bir kardeşin olacak. Şu an annenin karnında büyüyor, annenin karnı daha da büyüyecek büyüyecek kocaman olacak, sonra bir gün aynen Peppa Pig'deki anne tavşan gibi ben de hastaneye gideceğim, doktorlar karnımdaki bebeğin doğmasına yardım edecek ve sonra bebeği alıp evimize getireceğiz. x'in kardeşi gibi, o da bizimle, seninle birlikte yeni evimizde yaşayacak. Bebek süt emecek, uyuyacak, bazen ağlayacak, bir sürü kaka yapacak, biraz büyüyünce seninle ben onunla oyunlar oynayacağız" falan diye anlatacağım ve sadece ondan gelecek soruları yaşına uygun ve doğru şekilde cevaplayıp, onun sormadığı soruları (bebek nasıl yapılır) es geçeceğim. Ayrıca kesinlike "kardeş ister misin?" diye sormamanızı da öneririm çünkü "hayır" diye diretebilir ve hiç yoktan başınıza dert alabilirsiniz.

Eğer ki "zor sorular" gelirse, yine yaşına uygun yani doğru ama biraz sansürlü bilgiler vermeyi planlıyorum (anne ile baba birbirini çok sevince, bazen bir çocuk sahibi olmak isterler ve yatakta çıplakken birbirlerine sarılır, öpüşürler, sonra annenin karnı büyür ve çok kocaman olunca hastaneye gider, doktorlar ona yardım eder ve bebeği karnından çıkarırlar, bebek doğunca anne bebeği eve getirir ve artık hep birlikte yaşarlar bence bu yaş için doğru, sade ve yeterli bir açıklama. "Bebek oraya nasıl girdi?" sorusu gelirse de, yine yaşına uygun penis ve vajina kavramları da kullanılarak "anneyle baba çıplakken birbirlerine sarılınca, babanın penisinden küçük, gözle göremediğimiz kadar küçük bir bebek annenin vajinasına girdi, ordan karnına ilerledi ve büyüdü büyüdü kocaman bir bebek oldu" denebilir ve "benim çocuğum olacak mı?" sorusu gelirse "hayır, çocukların çocuğu olmaz, büyüyüp anne baba oldukları zaman çocukları olur" yeterli olacaktır).

Olayı anlattıktan ve soruları cevapladıktan sonra, ikinci kısıma yani onun bu ilişkideki rolüne geliyor sıra. "Sen artık büyüdün, abla oldun" çocuğa söylenmemesi gereken, onu gereksiz sorumluluk duygusuna sokan cümleler. Onun da ufak bir çocuk olduğu unutulmadan, "sen çok iyi bir abla olacaksın, bebek gelince istersen onu birlikte yıkarız, giydiririz, istersen biberonundan sütünü sen de verebilirsin, eğer ağlarsa onu öper beraber sakinleştiririz" falan gibi çocuğu aktif katılıma yönlendirecek cümleler kurmak daha uygun olur. Ayrıca çocuklar sizin tepkinizden öğreniyorlar, o nedenle "biz en çok seni seviyoruz, ilk göz ağzımız" yerine, "anne ve baba tüm çocuklarını sever, biz de yeni bebeği de seni de çok seviyoruz" mesajı alabileceği konuşmalar daha uygun olacaktır. Bu sayede çocuk bebeğin sevilmesinin doğal ve doğru olduğunu anlayacak, bebeğin de kendi gibi değerli olduğunu hissedecek, o da sizi örnek alacakır.

Kıskançlığın önüne tamamen geçmek mümkün değil ama çocuk kendi yerinin alınmayacağından, anne babanın onu eskisi gibi seveceğinden emin olur ve kardeş bakımında bir parça sorumluluk üstlenirse, uzmanlar da kıskançlığın azaldığını ve kabul etmenin kolaylaştığını söylüyorlar. Mesela bebeğin odası hazırlanırken eğer onun eski eşyalarını aktaracaksanız, mutlaka onun iznini almak, ona sık sık "sen bebekken bunu giyerdin, şöyle oynardın, şimdi izin verirsen bu eski kıyafetlerini kardeşin de giysin mi?" demek, "hem biliyor musun, sen bu eskileri ona verdiğin için, kardeşin gelince o da sana yepyeni bir hediye getirecek" diye motive etmek ve sık sık olumlu cümlelerle bebek biraz büyüyünce nasıl beraber oynayabileceklerini, birlikte seyahat edeceğinizi, yapacaklarınızı anlatmak çok olumlu sonuçlar veriyor. Tabii bunu yaparken sadece olumluya değil, bebeğin ağlayacağına, bazen zorlanacağınıza da vurgu yapmalısınız ki, daha gerçekçi bir beklenti içine girebilsin.

Bebeğin doğumu sırasındaki durum açıkcası bu süreçte beni en çok korkutan durum, çünkü eşim "çocuğumun doğumuna katılmak istiyorum" diye tutturmuş halde, halbuki topu topu yaptığı iki el tutmak, iki göz devirmek, doğumdan sonra da sevinç gözyaşları dökerek kordonu kesmek yahu, valla başka bi işe yaramıyorlar bu babalar! Dibimizde yaşayan babannesinin biliyorsunuz ne bize ne kendine hayrı yok (doğum yapacağım zamanlarda İtalya'da tatilde olacak büyük ihtimalle), anane dedeyi çağırsam çok tatlı insanlar ve çok da güzel bakarlar ama tek başlarına gece kalma deneyimleri yok bir de sağolsunlar kendileri 0-4 yaş çocuk büyütmedikleri halde (beni ananem büyüttü) özellikle sağlık alanında ciddi kariyer sahibi tüm anane dedeler gibi herşeyi en iyi onlar biliyorlar ve kendi doğrularını uygulama konusunda inat ediyorlar (onların lügatında Maya kendine zarar verecek olsa bile "hayır" diye bir kelime yok mesela (bu da onlara tam %100 güvenmeme çok büyük engel oluyor) yani kısacası lohusa kafasıyla ağzımı kapayamam, evde iç savaş çıkar diye korkuyorum. Anlayacağınız şu an itibarıyle doğum sırasında kızıma bakacak kimsem yok! Bunu değiştirmek için "oyun ablası" düşünüyorum ama doğum süresince gece gündüz yanında kalacak, güvenebileceğim birini bulmak burada çok zor çünkü bebek bakıcıları saatlik çalışıyorlar ve gece kalmıyorlar. Doğum doulası ile görüşüyorum, bazıları doğuma giriyor, bazıları ise eşinizi doğuma yetiştirip evde kalan çocuğunuza bakıyor.. Bu konuları araştırıyorum. Her halikarda, Maya benden daha 1 gece bile ayrı kalmadığı için, doğumda yanında olacak kişiyle (hatta ikna edebilsem babayla bile!) önceden bir kaç gece geçirme tecrübesini kazanmak zorunda, o nedenle bunu da ayarlamam, haftalar öncesinden onu bensiz 1-2 gece geçirmeye hazırlamam gerekiyor. Gözümde doğumun kendisinden çok Maya'ya kim bakacak sorunu büyüdükçe büyüyor valla :(

Doğum sonrası ise; özellikle dikkat etmek istediğim, Maya'nın bebeği gördüğü o ilk anda bebeğin elimde kolumda mememde tepemde olmaması! Onu boş ve açık kollarımla karşılamak, kucaklamak ve ben kendim bebeğin yanına götürmek, tanıtmak istiyorum, inşallah sağlıkla kısmet olur.. Bebeği ve sizi tekrar gördükleri ilk an önemli; kısa, sakin ve sadece anne baba ve bebeğin olduğu odada tanışmak, ilerleyen ziyaretlerde de bu olumlu sakin havayı sürdürmek gerekiyor. Dediğim gibi, kardeşin ona getireceği bir hediye, tedirgin havayı baya neşelendirebilir. Bebeğin ayaklarına ellerine dokunmasına izin verilmeli, tutmak isterse güvenli bir koltukta mutlaka anne ya da babanın desteğiyle tutması sağlanmalı, fakat bebeğe yaklaşmak istemezse asla zorlanmamalıdır. Küçük çocukların bebekten korkmaları, çekinmeleri ya da birden öfke ya da üzüntü duyarak ağlamaları çok normaldir, bu durumda mutlaka ona sarılmalı, destek olmalı, sevginizin aynen devam ettiğini, onun yerini kimsenin almayacağını anlamasını sağlamalısınız.

Bebekle eve geldikten sonra, özellikle bebeğin bakımında aktif rol almak, hatta bazı şeyleri ona danışmak ("sence bugün sarı badisini mi giydirelim, kırmızıyı mı?" gibi basit sorular bile çok anlam ifade eder), bebeği beraber izlemek ("aaa gördün mü esnedi"), kardeş rolleri üzerine kitaplar okumak ve hikayeler anlatmak, onu motive etmek ve "sen harika bir ablasın, sen bebeğin ablası olduğun için çok şanslı ve mutluyum, nasıl da yardım ettin bana bebeği yıkarken" gibi olumlu geribildirimler vermek kabullenme ve bağlanma sürecini hızlandırıyor. Fakat en önemlisi, bebekten ayrı, sadece onunla geçireceğiniz bir zaman dilimi yaratmak ve bunu sürdürmek, ona "sen büyüdün artık" mesajı vermeden onun da bir ufak çocuk olduğunu ve size ihtiyacı olduğunu düşünerek yaklaşmak ve bebekle ilgilenmiyorsa ona bu yeni duruma alışmak için zaman ve destek vermek! Bebek doğdu diye büyük çocuğun bakımını eşinize ya da başka bir aile büyüğüne, bakıcıya devretmemek, onunla kaliteli ve sadece ikinizin birlikte olacağı zamanlar geçirmek, hem size hem ona iyi gelecek..

Ek okuma önerileri; 3 yaşındaki çocuğuma hamileliğimi ne zaman ve nasıl anlatmalıyım başlıklı tam benim durumuma uygun bir yazı için buraya, aynı konuda başka bir yazı için buraya, buraya ve buraya ve buraya (türkçe) tıklayabilirsiniz. Doğum sonrası ipuçları içinse burada güzel bir yazı daha var. Ayrıca kardeşi olacak çocuklar için bu kitap listesi, ve şu kitap da önerilerim arasında.

26 yorum:

  1. yine pc başında kopardın beni ' valla başka bi işe yaramıyo babalar! ' yapıp kaçıyooo onlar doğurması analara dert :D
    ahh Ceren yine döktürmüşşsün ve harikasın ! olur olur gider :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :D Valla ilk doğumda bi an kalbim duracak sanmıştım, konuşamamıştım bile, dudaklarım nasıl yanıyor cayır cayır, adama bakıyorum birazcık su versin, adam bana bakıyo boş boş.. O an dedim kızım bu erkek milletinin doğuma girmesi bişeye yaramıyor.. Ama işte çocuk %50 onun şimdi adama "girme gelme" de denmiyor of :D Evde kalsa halbuki daha fazla işime yarayacak!

      Sil
  2. Benim de en en ennnn büyük sıkıntım doğum anı-hastane odası- ve abisinin yeni bebeği benim kollarımda görme anıydı. Bunu düşündükçe içinden çıkamıyordum.. Hiçbirşey korkutmadı beni, ne uykusuz geceler, ne kıskançlık ne sonraki süreç...
    Ama o tek bir an!!! Beni hastanede görme ve kollarımdaki Bebek'le ilk tanışma ah ah...
    Hala unutamam Edo'nun karmakarışık oluşunu, o yüz ifadesini, olayı yok saymaya çalışışını..
    Olsun ama hepsini yaşadık, gördük, geldi, geçti... Bir yandan aklın ve kalbin büyük bebeğinde kalıp parçalanırken; diğer yandan yeni bebeğinin sevgisi, Huzuru, mutluluğu ve enerjisiyle doluyorsun! Tüm herşey dengeleniyor seni umutlu ve güçlü kılıyor sen hiç merak etme.
    Eve geçince de bence öncelik mayada olmalı (bugün bahsettiğin blogcu anne yazısında okudum ben de.) onu Bebek bakımına dahil etmek ilk amaç, fazla istekli olmazsa da zorlamadan yeni Bebek öz bakımını (emzirme, tensel temas) olabildiğince kısa tutup, babaya paslamalı diye düşünüyorum (öyle uyguladım)
    Onun isteklerini; "Dur önce bebeği doyurayım-altını değiştireyim-uyutayım sonra seninle oynarız" diye ötelemek zorunda değilsin. Bunu anlamayabilir. Sıra kavramını oturtmakta fayda var. Tabi bunu diyeceğin Zaman'lar da gelecek.. Ama dengeyi kurmak için; önceliği ona verdiğinde bunu belirtmen farkındalık yaratabilir. Mesela oyun ve ya kitap okumanı falan istediğinde; "tamam maya, önce seninle kitabını okuyalım sonra ben kardeşini doyuracağım" diye vurgularsan, her zaman bebeğe öncelik vermiyorsun, onun ihtiyaçları da öncelik kazanabilir anlamı yakalar. Bu işler sırayla kavramı oturabilir ;) zaten bütün kardeşlik "sırayla" konsepti üzerine kurulu. Yüzlerce oyuncak içinden bir kıytırık çıngırak için kapıştıklarında da "önce biriniz sonra öbürünüz" diye sıra oturtuluyor; banyo için-saç şampuanlama sırası-kitap okuma-yemek servisi- de hep sıraya tabii :)
    Ben edo'dan korkuma 2 numarayla abisinin yanında fazla haşır neşir olmuyordum. Ama bunun da şöyle bir avantajı var: gündüz dilediğimce ilgilenemiyorum diye gece emzirmelerine şevkle kalkıp doya doya öpüp kokluyordum :)) bir taşla iki kuş :) yani gece kalkmak da külfet gelmiyor acayip bir motivasyon ve sevgi patlamasıyla kalkıyorsun her mık deyişine :)
    Şimdi böyle anlatınca da kendimi Edoya adamış, yeni bebişimi sallamamış gibi oldum ama aslında öyle de değil:) ay ne anlatsam boş işte yaşayıp göreceksin :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ay kuzu yaa ;) Başak sen doğumda Edo'yu kime emanet ettin?

      Sil
    2. Benimki planlı sezeryandı. Annem geldi 1 gün önceden. Sabah 8 de Edoya hadi biz kardeşini doğurmaya gidioz dedik ve evden çıktık :) 11 de maya kucağımdaydı. Öğlen 1 de Haris eve dönüp Edoyla annemi getirdi. Akşam geri götürdü. Ertesi sabah yine ziyarete geldiler. 2 gece 3 gün kaldım hastanede. Geceleri baba da evdeydi. Edo tam 2 yaşındaydı konuşmaları çok Detaylı tutmadık. Çünkü gerçekten anlamıyor ve ilgilenmiyordu. Kelimeleri tek tük tü. Karnımı gösterip Bebek falan diyordu arada ama çok emin değilim o anki farkındalık düzeyinin. Doğum ve hastane süresince ve sonrasında HİÇBİR semptom yaşamadık. Ne uyku bozukluğu, ne mutsuzluk-uyumsuzluk-durgunluk... Sanırım biz kendi içimizde çok dramatize ediyoruz, onlar için o kadar zor olmuyor; yeni bir heyecan yeni bir deneyim aslında ;) asıl kıskançlık mevzuları bebe 1 yaşını geçip ayaklanmaya ben de buradayım demeye başladığında başlıyor :)) ancak o zaman kendi krallıklarına bir tehdit olduğunu idrak ediyorlar. O zamana kadar da sen 2 çocukta Expert level oluveriyorsun bile :))

      Sil
    3. Valla sezeryanın toparlanmadı zor olmasa nerdeyse sırf bu nedenle ikinciyi sezeryan mı yapsam diyecek durumdayım :) Böyle diye diye kendini normal doğumdan soğutucam yaaa zaten acaip korkuyorum ilki normal olmasına rağmen korkum arttı düşün yani , 40 defa ne dersen sonunda olur derler bak şimdi..

      Sil
  3. Birsey yazacaktım başak'ın yorumunu okuyunca unuttum gitti. Hah hatırladım, bu yazdıklarına birşey daha eklemek istiyorum. Genelde anneler büyük çocuğu okula/kreşe gönderme eğilimindeler ama bunun fazla abartılmaması gerektiğini düşünüyorum, mümkünse minumumda tutulmalı. Büyük çocuğun bebekle zaman geçirmesine ve evi bebekli halde daha çok yaşamasına ihtiyacı var. Bu ne kadar yoğun olursa alışma süreci daha kısa sürecektir

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kuzum zaten Maya eylülde anaokuluna başlayacak ve bebek gelecek daha kötü zamanlama olamazdı, o konuyu hiç açma zaten anaokuluna gideceğineben hiiiiiiç ihtimal vermiyorum, ev kızı olacak bizim Maya bence

      Sil
  4. Çoook faydalı bir yazı olmuş pratikte tabi.Ama ilk tanışma anı hakikaten önemli o yuzden kalabalık olmaması ıyı.Tr de bu konular acaıp abartılı oluyor,sulalece odaya sıgısıyor herkes cıyak cıyak yenı bebegı sevıyor falan ayyyy hiç kimsenın olmaması en ıyısı! Ben iki şey sorucam şimdi ilki bizim minnak kendıne surekli bebek dıyor bebeği sev,bu senın degıl bebegın vs dıye ki biz hep ismini söyluyoruz,bebek falanda gormedı ama annelerde sanırım bebeklik fotolarını gordu,çok tatlı vs dıyorlardı ondan mı?ayy surekli bebek dıyor kendıne asla ısmını soylemıyor:(( ikincisi suda doğumlarda fln izliyorum çocuk cocuk koca vs hep beraber doğuma gırıyorlar,herkes mutlu,korku endişe yok herkes rahat super bişiy ya.O mucızevı anda aılece beraber olmaları aması var tabi sağlıklı mı acaba? Bu sene kaşta bır teyze tanıdım 12 kardesler o ıkı numaraymıs annesının tum dogumlarında yanındaymıs hatta son 4 dogumda aktıf yardım etmıs.Kendıde ıkı cocugunu evde dogurmus kardesı yanındayken.Sonra arastırdım cok var boyle beraber olan senın uzman gorusun nedır? Yaw beyaz atlı belli ki kordon kesmenin derdinde otursun evde çocuk baksın daha ıyı:)bnce bununda farkındalık çalışmasını yap sen:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mayanın doğumu (ki nerdeyse suda oluyordu, ebe sancılar artsın diye beni 38 derece jakuziye sokmuştu ve az kalsın çıkamasaydım jakuzide doğuracaktım! ama sancılar o kadar berbat geldi ki birden sudan cesedim çıkar dedim ve çırılçıplak çıkıp yatağa attım kendimi :)))) o sırada, sancıda, her an eşim yanımdaydı fena olmuyor ama çok da bi faydası olmadı ne yalan söyliyim.. Ama doğurduktan sonraki saniyelerde hep bebeğinyanındaydı, ne yapıldı edildi hep izledi, beni bilgilendirdi malum normal doğursan bile o şoktan sen yine kendine gelene dek biraz zaman geçiyor, o zamanlarda işte çok iyi oluyor eşin olması. Ama doğumda zaten ayrı bir boyuta geçiyor insan istediğin kadar hazırlan, çok korkunç yaaa.. Ya da benimki çok hızlı oldu bitti çok şiddetliydi bu nedenle sancılar, epidural de olmayınca valla bi an tamam ben burda ölüyorum diye düşündüğümü hatırlıyorum yani.. Ay doğum demeyin ya bi korku geldi offfff

      Sil
    2. Bu arada bebek dönemi oluyor galiba bu yaşlarda mayada da olmuştu, bu sıra kendi anne babasıyla ben iki bebek oluyoruz oyunları hep o şekilde :) Endişe etme, bebek olma sırası sana geliyooooo :)))

      Sil
    3. Evde doğum çok moda hippiler arasında burda ama ben asla yapamam çok paranoya yaparım ya bişi olursa doktor yok acil bakım mudahale yok, korkutucu bence risk almaya değmez. Bir de Mayadaki gibi şiddetli olursa Maya evdeyse heralde direkt akıl hastanesine kapatırız kızcaazı o travmayla çünkü ben ciyak ciyak bağırmıştım, Almanlar cool cooliki ıh of ile doğururken hatta hemşire "türkler çok bağırıyo" diye lafsokmuştu :)))))) Türkfilmlerinden izleye izleye diycem ama yok be acıyo işte!

      Sil
    4. :))yoo bnm ızledıklerım hep dr var hastanedeler ama doguma mudahele etmıyorlar baba cocukla gavuzun yanında destek oluyo,kadın rahat pozisyonu alıp bebegı tutup hooop kucagına sakın sakın şaşıyorum valla ne gusel doguruyorlar sessız sakin.ve ıyı cesaret tutup kendı cekıyor bebegını çömelmiş:) dr bıkac dk gectıkten sonra bebegı alıyor kontrole acaıp bişiy. Benım eşim ztn hayatta kabul etmez cocugu sokmayı:)))zaten dedıgın gbı pek bi işe yaradıkları yok mınnaka baksın yeter.ayyyy ruyamda gırdum senı hayrolsun dıyorumm ve ztn guzeldı guzele yorup opuyorum

      Sil
    5. Havuza giren de var cicim, hatta ebe, baba, ana adayı topluca havuzda dahi gördüm, midem kalktı.. O havuzdaki pisliği düşün çocuğun doğduğu an..!

      Sil
  5. Cereeen, ben yoruldum walla:) inşallah sıkıntısız bir şekilde atlatırsın süreci. Çocukların yeni doğan kardeşleriyle ilk karşılaştıkları anlara dair foto albümü görmüştüm bir yerde. Sen de o anı karelemeyi ya da videoya almayı unutma bence. Alman hemşireler "siz Türkler çok mu bağırıyosunuz" dedi:) üç çocuk annesi bir arkadaş ilk doğumda sancıdan doğumun güzelliğini göz ardı etmişim ikinci dığumda yeni doğanı bırakıp ilk çocuğuma haksızlık ettiğimi düşünüp koşa koşa ona sarıldım demişti. Bir mucize dünyaya getiriyorsun düşünsene.
    Evde doğum olayına ben de çok imreniyorum bu arada, annem fahri hemşire ama bebek görünce kaçıyor artık topuklarını totoya çarça çarpa:p

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :D Ya ben de yazdıktan sonra bir baktım destan yazmışım, ikinciye okurken yoruldum ama hepsi de gerekli maddeler, demek ki bu iş zor iş!
      Sen o işi unut, terzi söküğünü dikemez diye bir laf vardır, tüm doktor anneler kendi çocuklarının hastalığında ellerinin ayaklarına dolandığını söylerler, cerrahların 1. derece akrabalarını ameliyat etmeme kuralı vardır, annenden hiç medet umma yani :D

      Sil
  6. cerenciğim... şu yorumlarla ilgili ayarı değiştirdiğinden beri, hemen her yazına yorum yapmaya çalıştım, olmadı. Kötü komşu mal sahibi yaptırır misali ne zamandır benim de aklımda olan blog oluşturma fikrini, sana yorum da yapabilmek için hayata geçirdim : ) şimdi tüm postlarına tekrar dönemeyeceğim, ama en çok yazmak istediğimi kısaca yazayım: ikinci çocuk fikrine çok sevindim. oğlum 9 yaşındayken ikinciye cesaret edebildim, bu kadar aranın avantajı da var, dezavantajı da var, kızım ceren şimdi sekiz aylık ve tam bir lokum, onun doğumuyla tanıdım blogunu da. Sana şunu söyleyeyim, maya gibisinden bir ailede bir tane olur, sen en zoruyla başladın, bu tecrübeyle, sana hayat bildiği gibi gelsin, yaparsın! (bloguma gönderme;)) ikinci bebeğini kucağına aldığında yaşayacağın o sıcacık mutluluk, tamamlanmışlık, sevgi yumağı olma hissi sana her şeyle baş etme gücü verecek. keşke vakit olsa, hiç bırakmasan burada yazmayı ama bırakma kararını da kesinlikle anlıyorum ve hak veriyorum. yakın sebeplerden dolayı benim başlattığım blogun da bu bloglar diyarında çok işlek olamayacağını düşünüyorum. sana evlatlarınla, eşinle, ailenle, sağlıklı, mutlu, başarılı yıllar diliyorum. en içten sevgilerimle..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Umarım haklısındır, gerçekten de yeni gelen kolay gelir, kolaylık getirir inşallah NF :)

      Sil
  7. Bunların neredeyse hepsini uyguladık biz.. Ben de doğum gününe çok takılıyordum hiç ayrı kslmamistik. Ama kontrole gidince göndermedi ve 15 önceden plansız bi doğum yaptım. Doğumdan 15 dakika önce ayarladım her şeyi. Oğlanı çocukları aynı kreste olsam bi arkadaşlar aldı. Annemler doğumdan 7 saat sonra gelebildi ve bizim kaynanadan da hayır yok.. Eski bi iş arkadaşım geldi sadece.. Gece de oğlanı annemle babam aldı onlar ilgilendi. Ama cok dikkatini çekecek oyuncaklar almışlar bunu mutlaka yapın. Bir de bunu kardeşin getirdi diye vermişler ki çok mutlu oldu. Bir deee evle ufak tefek bir sürü hediye olsun. Yeniye hediye gelip mayaya getirmezlerse çaktırmadan gelene verdirin onu. Bunu okuldaki pedagog tavsiye etmişti. Gerçekten her gelenin eline bakıyordu..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Burda neyse ki hediye getirme adeti yok :D Hele ikinci çocuğa valla ziyarete gelen bile olmuyor, ki aslında bence de en güzeli biraz soluk aldırmak anneyle bebeğe ve yeni aileye.

      Sil
  8. Ha bi sey daha var. Biliyorum dürüst olmak lazım falan filan ama ben bi konuda en iyisinin bu olduğunu düşünüyorum : biz bebeğin de bebekler okuluna gittiğini söyledik. Hatta bi kresi gösterip işte burası dedik. Benim de ise gittiğimi sanıyor. Evde ikinizi başbaşa bırakıp kuzu kuzu yeni okuluna gideceğini sanıyorsan yanılıyorsun :) ayrıca bebekler okuluna gitmek isteyebilir diye oranın hiç eğlenceli bi yer olmadığını, orda sadece süt içip uyuduklarini söyledim. Uyku deyince iyyyy dedi :) etrafa da tembihledik kimse çaktırmıyor... Annelik iyi hikaye yazmaktır:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :D Emin misin inandı mı sence? Maya'nın anaokuluna gideceğini ben de hiç sanmıyorum ama çok önemli değil, neyse ki doğum sonrası eşim yanımda olacak, doğumdan sonrasından korkmuyorum da işte doğum sırası biraz zor..

      Sil
    2. Çok ilginç ama gerçekten inandı. Arada öğretmeni soruyormuş gidiyor mu diye. Evet evet gidiyor ama orda hiç oyun oynamıyorlar süt içip uyuyorlar. Çok sıkıcı bir yer diyormuş :)

      Sil
  9. ikinci bir çocuk bana çooook uzak bir durum,yani sürpriz olsa üzülmem tabiki de sevinir heycanlanırım ama planlı bir şekilde hamile kalma fikri planlarım arasında yok.tabi bunda doğardoğmaz Derin i bırakıp işe gitmek durumunda olmam ve belkide bu yüzden kızımı sadece iki ay anne sütü verebilmiş olmam çok çok üzülmeme sebeb oluyor.yeni bir bebek düşüncesi aklıma geldiği anda bunlarda aklıma geliyor ve hemen kafamdan atıyorum ileride bir bebek sahibi olma düşüncesini.
    sen doğuma gittiğinde aslında Maya ile babası kalsa çok çok iyi olur.biliyosun ben Derini ananesinde bırakıp karsa gigip gelme fikrini ilk sana sormuştum ve sen de desteklemiştin.Derin de yanında ananesi ve babası olunca maşallah hiç zorluk çekmeden alıştı bu duruma hatta ben çok çok zorlandım.o zorlanmadı çünkü geceleri alışık olduğu kişilerle beraberdi.ve en en önemlisi bana duyduğu güven diye düşünüyorum.çünkü ilk hafta gittiğimde tamam bişey olmadı ama beni asıl korkutan ikinci haftaydı çünkü ilk hafta da yine herzamanki gibi işe gidiyorum diye çıkmıştım evden.ikinci hafta aa annem işe gitti ama geceleri yanımda yoktu gitmesin diye düşünecek diye korktum açıkcası ama öyle olmadı ben yine işe gidiyorum dedim ve o da bana herzamanki gibi hoşçakal dedi ve geri döndüğümde yine beni sevinçle karşıladı.bunun da tek bir sebebi var bence aramızdaki güven duygusu.yani bence Mayanın mutlaka ama mutlaka babasıyla kalması gerekli çünkü senden sonra yanında güvenle uyuyyabileceği bir tek o var.tereciye tere satmak gibi olmasın ama ikinizin birden olmaması onu korkutabilir diye düşünüyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tuba ben 19 ay süt verdim de ne oldu Allahaşkına takılmayın bu annesütüne bu kadar yaa, ciddiyim, versen iyiymiş ama vermedin diye çocuk hayata dezavantajlı başlamadı koşullar bunu gerektiriyordu, annesini hiç emmeyen ve ilerde hayatta da gayet başarılı olan insanlar var (mesela ben hahaha valla bak ben hiç emmemişim annem uğraşmış ama olmamış işte, e hayatta çok da başarısız sayılmam, yerim iyi şükürler olsun)
      İkinci çocuk asla şart değil, hele "kardeş şart"çılara elimin tersiyle bi vurasım geliyor, dünyaya bir insan getiriyorsun kardeş değil, bu sadece senin kararın olmalı, koşullarına bakarsın, ikinci çocuk fikri içini ısıtıyorsa yaparsın. Zorlanacaksan yapmazsın. Çok derin düşünme :) Ben tek çocuğum eşim tek çocuk valla gayet sorunsuz normal insanlarız, iyi ki de kardeşim yok da derim vallahi ailemin tüm imkanlarını tepe tepe kullandım sağolsunlar iyi ki de yapmamışlar ikinci çocuğu :D Hiç de asosyal yalnız hissetmiyorum, bir sürü candostum var hayatta, belki kardeşim olsa yüzümüze bakmıyor hale gelirdik bilemezsin bunları..
      Mayanın babası kesinlikle doğuma girme niyetinde :P Haklı da adam şimdi çocuğun %50si onun yani girme diyemem. Zararı olmuyor yararı da olmuyor pek ama bürokrasiyi bebeği takip ediyor işte sana iki sarılıyor bir de kuru hurma getirdi mi allaaaaah tadından yenmez o adam :D
      Derin'le çok iyi başardın o süreci, tebrik ederim gerçekten. Bunda onun sana duyduğu güven elbette çok etkili ama senin de bu süreci stres yapmadan doğalmış gibi ona göstermen ve rahat olman en büyük etmen bence, yani iş sende bitti.
      Dün Maya'nın doğumgünüydü ya, gece yemeğe gittik. Baktım kayınvalide gülerek "aa doğumda biz italya'da olucaz" diyor, ben de gülerek "aaa gidin tabii canım" modundayım, eşim deliriyor ama amaaağn zaten bi işe yaradıkları yok ben onları bu şekilde kabullendim, kendi koşullarımı kendim düzenlerim, onlara güvenerek değil.. kendime de şaştım, acaba bu ikinci çocuk beni hakikaten tasasız daha dengeli bir anne mi yapacak ayol? Hadi bismillah inşallah!

      Sil

Anonim yani isimsiz ya da rumuzsuz yorumlara, hakaret, belirli bir gruba karşı ayrımcılık ya da ırkçılık içeren yorumlara, en önemlisi de yanlış bilgi ya da yönlendirici (melisiniz, malısınız'lı) yanlışlar içeren yorumlara BU BLOGDA YER YOKTUR. Bu davranışları yapan kişiler, genel huzurumuz için engellenecektir. Teşekkürler!