17 Mayıs 2016 Salı

Küçük çocuklarda korkular, endişeler

2,5 yaşına dek tam bir cengaver olan, tuttuğunu "kibarca" koparan, kimselerden korkmayan, lafını esirgemeyen, öcüye böcüye nanik çeken kızım, son 6 ayda oldukça çekingen, küçük ya da hareketli çocuklar ve yüksek sesler başta olmak üzere neredeyse herşeyden korkan ve çekinen, biraz içine kapanık, biraz kırılgan bir çocuk oluverdi. Aslında evde canımızı ince ince okuduğu, son perdeden viyakladığı için, bu değişikliği biz fark edemedik, bizi uyaran ve dikkatimizi çeken anaokulundaki öğretmenleri oldu. Hatta Maya için öyle "çekingen ve içedönük" bir tablo çizdiler ki, sanki evden kreşe yolladığım başka bir çocukmuş hissine kapıldım fakat dikkatlice gözlemleyince özellikle çocukların, gürültünün ya da hareketli devinimin, tanımadığı yetişkinlerin ve daha önce karşılaşmadığı yaşam deneyimlerinin karşısında, gerçekten de benim "tanımadığım" farklı bir kızımın olduğunu şaşkınlık içinde fark ettim!

Peki neydi bu değişikliğin kaynağı? Neden korkusuz cengaver girişken kızım birden bire bu derece değişmişti? Sorunun cevabını tabii ki psikoloji ve çocuk gelişimi kitaplarımda, biraz da onu dikkatle gözlemleyerek buldum: kızım büyüyor ve sosyalleşme sürecine giriyordu ve bu çekingen ve endişeli hali aslında tamamen normal bir gelişim evresiydi.

Bana bir çok anne mesleki uzmanlığım gereği çocuklardaki korkuları ve kaygıları soruyor, ailelerin hedefi, özellikle kurtlar sofrasına dönüşmekte olan çağda çocuklarının daha atılgan, sosyal, kendine güvenli yetişmesi ve hayatta kendini ezdirmeyen, başarılı bir birey olması tabii. Fakat; normal gelişim sürecinde aslında her çocukta görülmesi gereken, onları hayata asıl hazırlayan "gelişimsel korku ve endişe"leri elimine etmeye odaklanınca, aslında çocuğumuza iyilik değil de zarar veriyoruz.

Çocukların yaşa göre bazı doğal, onları koruyan korkuları vardır. Mesela bebeklik döneminde yüksek seslerden, aşırı ışıklı renkli ortamlardan korkarlar. Biraz büyüdüklerinde "yabancı anksiyetesi" dediğimiz, yabancılarla göz teması dahi kurmak istememek, anne kucağına koşmak gibi gelişimsel endişeleri yaşarlar. Bu dönem bittiğinde yani 2-6 yaş arasında ise daha çocuğa özel endişe ve korkular başlar. Mesela daha önce hiç korkmadığı halde doktorlardan korkmaya başlayabilir, köpeklere cici yapa yapa büyüttüğünüz çocuk sokakta havladığını duyduktan sonra birden köpeklere karşı aşırı bir korku duymaya başlayabilir, gökgürültüsünden, böceklerden ya da daha önce severek oynadığı kum havuzundan bile korkabilir. Bu yaşlarda bu tip korkular, 4-6 yaş arasında özellikle canavar ve hayali masal kahramanlarına karşı korkular, okul çağında özellikle okul, sınavlar, performans kaygısı ve de vücuda gelebilecek zararlar, ölümle ilgili korkular özellikle öne çıkar ve gelişimsel olarak son derece normaldir. Ergenlik döneminde ise çocukların korkuları genellikle sosyal endişeler ve geleceğe yönelik endişelerdir.

Aileler, çocuklarının belli bir konuda aniden ya da yavaş yavaş geliştirdiği endişe ve korkuları yönetme konusunda endişe duyduklarında yani çocuğun korkusundan korkup endişelerinden endişelendiklerinde, bu korkular daha uzun süreli, şiddetli hatta kronik hale gelebilir. O nedenle ailenin en büyük görevi; endişeli çocuğun endişesiz ve sakin rol modeli olmak, onu fiziksel zararlardan nasıl koruyorlarsa, endişelerinden de korumak olmalıdır.

Korkuların büyük kısmı "öğrenilmiş" korkulardır. Tamam çocuklar "iğneci gelecek" ya da "öcü kapar" diye korkutmuyoruz artık ama bir çoğumuz toplum içinde kendini kaybeden çocuğunu hala "bak ordaki teyze sana kızıyor" diyerek susturuyor ve bunun aslında ilerde "sosyal korkular"a neden olacağını düşünmüyor. Ya da çocuğumuzu herşeyden korumaya çalıştığımız "helikopter ebeveynlik" tarzı aslında ona hayatın korkulacak, kaygı duyulacak bir şey olduğunu öğretiyor, farkında değiliz. Kısacası, çocuktaki korku ve kaygıları dindirmenin en doğru yolu; ona sakin, huzurlu, güvenli bir ortam sağlamak ve en başta kendimiz kaygısız, endişesiz bir ebeveyn olmaya çalışmaktır.

Korku ve kaygı duyan bir çocuğa yapılmaması gerekenler:
- Çocuğun korkularını "hafife almak", değersizleştirmek, dalga geçmek. Örneğin. "yok yok o hiç korkulacak bir şey değil, korkulur mu canım ondan?!" demek.
- Korkan çocuğa zorlayıcı davranışta bulunmak, örneğin zorla elini tutup köpeğe dokundurtmaya çalışmak.
-Tekrarlayan fiziksel cezalar veya tehdit. Örneğin: "Eğer bir daha kardeşine vurursan seni odana kapatırım" gibi (odaya kapatma "time-out" cezasını kesinlikle önermiyorum (nedenini nörobilime dayandırıyorum), eğer çok sinirlenir, kendi davranışınızı kontrol etme konusunda zorda kalırsanız, öncelikle çocuğun veya çocukların güvenliğini sağlayın ve kendinizi çocuktan uzaklaştırın, çocuğu bir yere kapatmayın, gidin tuvalette 2-3dk oturun, sakinleşince dönün yanına ve çocuk sakinleştiğinde neye sinirlendiğinizi ve neden ondan uzaklaştığınızı açıklayın).
- Yanlış davranış anında asla sevgi ve güven duygusunu tehdit edecek sözler ve davranışlarda bulunmayın. Örneğin: "sen kötü bir çocuk olduğun için.. ya da böyle yaptığın için seni bırakıp giderim / artık seni sevmem / sen beni çok üzüyorsun / bak senin yüzünden hastalandım" gibi. Çocuğun kendisinin değil, davranışının kötü olduğunu söylemeniz esastır. Yoksa çocukta güven ve bağlanma kaygısı yaratırsınız ki, bu tüm korkuların en temelidir.
- Günlük hayatta sıklıkla "dikkat et", "dur yapma", "önüne bak düşeceksin" gibi olumsuz yargılar içeren uyarılar çocuğun genel anlamda hayattan endişe duymasına neden olabilir.

Korku ve kaygı duyan bir çocuğa yapılması gerekenler:
- Size ne kadar saçma, anlamsız ve hafif görünse de, çocuğun korkusunu dikkate alın, saygı gösterin ve temel kaynağını anlamaya çalışın. Bazen görüntüde korkulan şeyin altında çok daha temel, derin korkular yatmakta ve çocuk bunları ifade edememektedir.
- Ağlama krizi, korku ve dehşet atağı sırasında mutlaka çocuk kucaklanmalı sakinleştirilmeli ve bu atak geçtikten sonra hemen konuyla ilgili sohbet edilmeli, ana neden anlaşılmaya çalışılmalıdır. Sohbet sırasında onun düşünce ve korkularını ifade etmesine yardımcı olmak için onun sözcüklerini tekrarlamak, mesela "evet anladım ki, ordan birden büyük bir köpek çıktı ve sen üstüne saldıracak diye düşündüğün için çok korktun" gibi, yargılayıcı olmayan cümleler kurmak önemlidir.
- Yeni bir ortama giren, yeni bir kişiyle tanışan çocuğu yalnız bırakmamak, yanında olup bu yeni deneyimi sakince yaşamasını sağlamak önemlidir fakat bu sırada aşırı koruyucu tutumlarda bulunmamalı, bu yeni durumun (Örneğin kreş) son derece doğal bir yaşam deneyimi olduğu mesajı verilmelidir. Özellikle kreşe alışma sürecinde çocuğu bırakan kişinin neşeli, sakin ve öğretmenlere güvenli tutumu ve ağlayan çocuğu kucaklama süresini fazla uzatmaması, kısaca onu almaya geleceğini güzel vakit geçireceğini tekrarlayıp, bu durumun çözümünü alanda uzman kreş öğretmenlerine bırakması en doğru yöntemdir.
- Seyredilen bir filmin, hikayenin etkisinde kalan çocuğu yatıştırmak için, gerçekçi ama yaşa uygun bilgiler vermek, onun endişelerini yenmek için gerekirse hikayenin korkulan kısımlarını hafifletecek şekilde olumlu temalar ve mizah katarak yeniden anlattırmak. Örneğin: canavarlardan korkan bir çocuğa, başrolünde kendisinin olduğu ve canavarı nasıl alt ettiğini anlatan kahramanlık hikayeleri anlatmak ya da beraber bu temalı resimler yapmak yerinde olur.
- Yalnız yatma korkusunun aşılması için, her gece aynı rutini uygulamak, çocuğu zorlamadan, ona zaman vererek, gerekirse yanında oturup elini tutarak yavaş adımlarla alıştırılması gerekir. Uyku arkadaşı ya da özellikle canavardan korkan çocuklar için içine azıcık su koyacağınız "canavar yoketme spreyi" gibi mizahi yaklaşımlar çok iyi cevap verir. Karanlık korkusunun yenilmesinde de gece yürüyüşleri (özellikle sevimli bir fenerle eğlenceli hale getirilerek), odaya konabilecek çok aydınlık olmayan yıldız sistemleri, gece kabusu yaşayan çocukla beraber odaları gezip onu rahatlatmak iyi sonuç veren yöntemlerdir.
- Ölüm korkusunun yenilmesinde en iyi yöntem çocuğun sorularından yola çıkarak onu endişelendiren asıl konuya varmaktır. Tanrıyı anlatmak konusundaki ayrıntılı yazımı burada okuyabilirsiniz. Ölüm için de benzer bir yöntem kullanılmalıdır. Genellikle bu yaştaki çocuklar ölümden ziyade anne babanın ölümünden korkarlar, bu nedenle çocuğa "ben sağlıklıyım, senin büyüdüğünü görmek istiyorum, merak etme bak yanındayım" türü endişe giderici sözlerle yaklaşılmalıdır. Çocukların cenazelere katılması, ölü evinde bulunmaları sakıncalı olabileceği için, bu konuda düşünülmeli, cenazeye katılacak çocuğu önceden bilgilendirerek ve mutlaka yanında bulunarak hazırlamalıyız. Ölen kişinin neden öldüğü ve bir daha dönmeyeceği gibi konular mutlaka konuşulmalı, gerçekçi ve yaşa uygun açıklamalar yapılmalı, "daha küçük, anlamaz" dememeli, çocuk mutlaka bilgilendirilmelidir. Yas süreci yaşayan çocuğa uzman desteği sağlamak gerekebileceği için, çocuğun dikkatle gözlemlenmesi, herhangi bir içe kapanma anında müdahale edilmesi çok önemlidir.

13 yorum:

  1. Ceren, ben büyük oğlum edo''yu odasına gönderiyorum. Time-out mu deniyor buna bilmiyorum. Ama "sana ceza veriyorum, sürgün ediyorum, izole ediyorum" havası yaratmadan yaptığımı düşünüyorum. Kardeşine vurduğunda ve ya tepinme krizleri başa çıkılamaz hale geldiğinde son çare olarak baş vuruyorum. Önce sakinleştirmeye, dikkatini dağıtmaya yaptığının yanlış olduğunu farkettirmeye çalışıyorum; ama hiçbiri işe yaramazsa götürüp odasına bırakıyorum "sakinleşene ve ağlaman bitene kadar burada kal. Sonra yanıma gel konuşalım diyorum" işe de yarıyor. Orada da bir süre ağlayıp sonra "kucak" diye bana sarılmaya geliyor. Ve sakinleşirsen tekrar konuşuyoruz. Bir de ilginçtir ki odaya gönderdiğim anda hiç çıkmaya çalışmıyor (öğrenilmiş çaresizlik durumu da hiç yok, çünkü hiç kapıyı tutmadım-kilitlemedim onu orda durmaya zorlamadım. Kendiliğinden duruyor odada) işe yarıyor bende bu şekliyle. Sen ne dersin, yine de yapmamalı mıyım acaba? Vurduğu anlarda Edoyu değil de mayayı ortamdan uzaklaştırmak daha mı doğru olur? Ama o Zaman da yaptığının yanlış olduğunu Nasıl anlayacak, ve ya ben hatalı olduğu halde mayayı mı cezalandırmış olurum? Of kafamda deli sorular :(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Başakcığım, biz temel psikoloji eğitimi aldığımız yıllarda yani 2000'lerin başında bu time-out tekniği çok kullanılıyordu ama son 10 yılda yapılan araştırmalar gerçekten çocuğun davranışını olumlu yönde değiştirme açısından hiç bir işe yaramadıklarını ve dahası çocuğa çaresizlik, terkedilmiş hissi verdiği için zarar dahi verdiğini söylemeye başladı o nedenle ben de karşıyım bu tekniğe. Okuman için sana şu kaynakları önereceğim:
      1. http://time.com/3404701/discipline-time-out-is-not-good/
      2. http://www.ahaparenting.com/parenting-tools/positive-discipline/timeouts
      3. http://www.parents.com/toddlers-preschoolers/discipline/time-out/why-time-out-is-out/
      Bence zarar gören tarafı güvene alıp kendini zarar veren taraftan uzaklaştırman daha yerinde olur, bak bu konuda da şunu (son paragraf özellikle) okuyabilirsin:
      1. http://www.caringforkids.cps.ca/handouts/time_out
      Ayrıca özellikle vuran çocuğa yaklaşım için şu güzel bir yazı:
      1. http://www.ahaparenting.com/ask-the-doctor-1/3-year-old-attitude-hitting-little-sister
      Ve genel anlamda paylaşmayı öğretmek için şu yazı da bence çok okunası:
      1. http://peacefulparentsconfidentkids.com/2014/02/7-things-i-should-know-about-helping-my-children-to-share/
      Umarım bunlar işine yarar, çok sevgiler

      Sil
    2. Oooo bşr de bomba geldi bunun üstüne: Direkt nörobilişsel makale, daha ne olsun: http://time.com/3404701/discipline-time-out-is-not-good/?xid=time_socialflow_facebook

      Sil
  2. ceren ya bir şey sorcam, ölüm ile ilgili. arin'de korku falan yok çok şükür ama şubat ayında dedesi vefat etti. cenaze ile ilgili bütün ortamlardan uzak tuttuk, tek fark babasıyla beni bir süre biraz daha az görmesiydi ama ortalık durulana kadar cenaze evine (babannesinin evi) gelmedi. daha sonra babannesine gittiğinde gayet normaldi. şimdi kafama takılan şu: dedesini hiç sormuyor. bir iki kere fotoğrafına bakıp dede diye işaret etmiş (ben şahit olmadım) ama aramadı hiç dedeyi. normal mi? gayet oyun oynarlardı, vakit geçirirlerdi ve her hafta muhakkak görüşürlerdi ama sanki dedesi hiç varolmamış gibi, hiç sormuyor. küçük de ondan mı acaba?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Pelinciğim, bence bu süreci iyi yönetmişsin o nedenle çok etkilenmediği için normalleştirmiş ve yeni durumu kabullenmiş ki sormuyor. Bunun için ben olsam sevinirdim.
      Tabii ki çok küçük, o nedenle ne yazık ki dedesini hatırlamayacak ama siz güzel anılarını anlatacaksınız, fotoğraflarını görecek, fazla düşünme ve endişelenme.. Düşünsene arasa hep sorsa daha fena olmaz mıydı? Hem onun için, hem babanne için, hem sizler için daha zor olurdu, o nedenle bence bu durumun üstüne hiç gitme, sormadığı sürece hiç konuyu açma, bir şekilde hepimiz kabullenmek durumundayız ölümü, ayrılıkları :( Büyüdükçe daha zor oluyor tabii. Tekrar başınız sağolsun, mekanı cennet olsun..

      Sil
  3. Tamda ihtiyacım olan konu.Bu arada kötüde hissettim çünkü birkaç kez "beni çok üzüyorsun" demişliğim var:( İceoğlanda komşunun çocugunun oyuncak kavgasındaki itiş kakışından sonra pek bi korktu maalesef şimdi.önceden istemediği şeye hayırrrr derdi şindi bırakıyor,benden yardım istıyor yada arkama sıgınıyor o cocuklardan ama dısarıda hala yanancı cocukların yanına gıdıp tanısıp konusmaya calışıyor.kabul edici olması bni üzüyor ne yalan söyleyım şimdi kavgacı olsun istemıyorum asla ama "hayır" demeyı oğrenmesı lazım.kreşte yardımcı olurlar sanırım bu konuyla ılgılı..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Baska bıryerden yazmıştım ekran kucucuktu,bayaa bi karısık olmuş idare edive gari:)

      Sil
    2. Gi kötü hissetme, bugün yeni bir gün ;) Ayrıca kabul edici değil belki işbirliğikçi uzlaştırıcı olacak, bunlar çok önemli meziyetler, kavgacılıktan çok daha önemli ve gerekli sosyal yaşamda..

      Sil
  4. Yazıyla biraz alakasız olacak sanki, ama çocukluğum boyunca severek izlediğim bir dizinin jeneriğinden ve Cine 5'in tanıtımlarından ve program öncesi çıkan jeneriklerinden korktum ve ikincisinden hala korkuyorum, neden olduğunu da merak ediyorum, uzmanlığına güvenerek söylemek istedim açıkçası :\

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dönenceeeeee mi? Ayyy çok korkuturdu o şarkı beni sonra baktım yalnız değilim, kime sorsam ayyyy

      Sil
    2. Yok ya başka bir şarkı, çok saçma aslında, neden korktuğumu da bilmiyorum :P

      Sil
  5. Cumartesi günü pikniğe gittik. O gün de Dünya Süt Günüymüş. Sütaş bir etkinlik düzenlemiş. Bando takımına inek kıyafetleri giydirip çok güzel bir dinleti hazırlamışlar. Piknik alanında hem müzik yaptılar hem de insanları eğlendirdiler. Saksafon çalan ve boynunda çan olan bir inek bana ne kadar sevimli geldiyse bizim ufaklık (2 yaşında) çok korktu. Onlar uzaktayken alkış tuttu ama yaklaştıklarında ve biz onlara doğru yakın durduğumuzda ağladı ve hep kucağımda durmak istedi. Muhtemelen yüksek sesle müzik yapmalarından ve kıyafetlerinden korktu ama dediğin gibi bizimki de 1 yaşlarındayken daha cesur bir çocuktu ama şimdilerde yabancılarla aynı ortama girdiğinde çekingen davranıyor. Normal olduğunu ve gelişim evresinin bir bölümü olduğunu öğrenmek içime su serpti valla. Bir kaç ay sonra kreşe başlayacak. Kreşin ona iyi geleceğine, kreşte eğleneceğine inanıyorum. Zorlukları mutlaka olacaktır ama sosyalleşmesine, arkadaş edinmesine katkı sağlayacağına da inanıyorum. Elimizden geldiği kadar endişelerine anlayış göstermeye çalışıyoruz. Çünkü bir yetişkin olarak korkularımın hiçe sayılması ne kadar hoşuma gitmeyen bir durumsa, çocukların korkuları daha da hassasiyet gerektiren bir durum. İyi ki yazmışsın. İyi ki senin yazdığını okumuşum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Haftasonu bira bahçeleri açıldı, kaptık piknik çantamızı gittik. Maya'nın geçen sene hiç korkusuzca tırmandığı 2,5mtlik baya geniş aralıklı ters V şeklinde bir merdivenler vardı bir taraftan tırmanıp tepede az oturup öbür taraftan iniyordu geçen sene, bu sene mümkün değil yanaşmadı, çok yüksekmiş, korkuyormuş :) Neyse yaz daha yeni başladı dur bakalım.. Bu arada ilk düşüş ve dizleri kanatma başarısını da gerçekleştirdik tabii, dizini görmediği sürece acımıyor, gördüğü an yaygarayı basıyor, uzun pantolon giydiriyorum sırf bu nedenle :P Tuhaf korkular dönemi...

      Sil

Anonim yani isimsiz ya da rumuzsuz yorumlara, hakaret, belirli bir gruba karşı ayrımcılık ya da ırkçılık içeren yorumlara, en önemlisi de yanlış bilgi ya da yönlendirici (melisiniz, malısınız'lı) yanlışlar içeren yorumlara BU BLOGDA YER YOKTUR. Bu davranışları yapan kişiler, genel huzurumuz için engellenecektir. Teşekkürler!