24 Şubat 2017 Cuma

İki çocuklu hayatın en zor ve en güzel yanları


Beni biliyorsunuz, tek çocuğum. Eşim de öyle. Türkiye standartlarına göre 34 yaşımda, oldukça geç anne oldum. İkinci çocuğu da 37 yaşımda doğurdum - 40'ından sonra azanı teneşir paklar dediler diye biraz acele ettik - üstelik ben kendim iki çocuklu olsam da hala "kardeş asla şart değil hatta çocuk bile şart değil"cilerdenim. Çok samimi söyleyeyim, iki çocuklu hayat çok zor. 1 defa güzel dersem, 5 defa zor derim, anlayan anladı..

Anlamayan için anlatayım.. Şimdi biz gurbet ellerde yalnızız. Anane, babanne, eve yardımcı, çocuğa bakıcı, Münir Özkul gibi sıcak kalpli bir kahya ve Adile Naşit gibi tontiş bir lala lüksümüz yok. Tabii bunun yanında 2 seneye varabilen ücretli / ücretsiz, sen seç beğen al bacım türü annelik izni falan var ama bunu da yaşı, eğitimi, hayattan beklentileri, kişisel kişisel gelişişmeleri belli bir seviyeye varan modern kadın/anne'ler ne kadar değerlendiriyor orası tartışılır. Velhasıl, ben bu "risk"i ya da "şans"ı kullanmaya, evimin kadını çocuklarımın anası olup kariyerime 2 + 2 = 4 sene ara vermeye karar verdim. Ay vallahi ben bunu hep yapıyorum ama yine aynen ilkindeki gibi tam işe tam zamanlı dönmüşken daha ilk haftadan hamile kaldım. İşverenim de bu naneyi özellikle yaptığıma inandı, artık beni 2 sene sonra davul zurnayla mı karşılar, yoksa buyur kapı, buyur sapı mı der bilemiyorum.. Bizim meslek, yani klinik psikologluk, ne yazık ki uzun aralar vermeyi pek kaldırmıyor ama Türkçe konuşan terapist de altın değerinde, o nedenle çocukları anaokullu edip mesleğime kaldığım yerden devam etme konusunda "fifti-fifti" şansım var canlar..

Sadece ana değil, iki çocuk babaya da zor. Mesela bizim bey babalık izninin sadece 1 ayını kullandı (aslında çok bile ama ben mastit denen meme iltihabı illetiyle hastanelik olunca, kızcanımıza o baktı, sağolsun) bu kadarcık izinle bile işi durma noktasına geldi. E biz zengingillerden değiliz, evde aç bekleyen 4,5 boğaz var (1,5 "pilav üstü kuru" kısmı benim, bilahare anlatıcam bunu..) ikimiz de yan gelip yatıp yeni bebenin lavicert buğulu gözlerine methiyeler düzemiyoruz, birimiz illa ki çalışacak.. Bu, yani kariyer sahibi olup iki çocuk yapmak, zor tabii. Ama daha zor noktalar var.

1. Kendine, eşine ve ilk çocuğuna zaman ayırabilmek.

"Tek çocuk hiç çocuk, iki çocuk çok çocuk" lafı doğru. İlk çocukla en azından kendine, çocuk uyuyunca eşinle birbirinize ve en çok da çocuğuna doya doya zaman ayırıyorsun. Ben neydim ne oldum bakın. Hadi kendin ve eşin neyse de.. İlk çocuğa zaman ayıramamak berbat bir şey. "Anne benimle oynar mısın azıcık?" en korktuğum soru çünkü çok istiyorum onunla oynamak ama bir türlü başaramıyorum! Yani kitap okumak sevip okşamak tamam da, eskiden kurduğumuz oyunlar, koşmalar atlamalar, yepyeni aktiviteler nanay. Üstelik, ben kızımı çok ama çok özlüyorum! Bazen sadece uyuduğu zaman, bebek de uyumuşsa gidip yanına uzanıyorum bir 15dk, nefesini dinliyorum.. Bebeğin bakımı ve ihtiyaçları öyle çok zaman ve enerji alıyor ki, onunla oyun oynamaya ne vaktim var ne de isteğim! En kötüsü de isteksizlik.. Sanki onu ihmal ediyorum, ikinci plana atıyorum gibi bir vicdan yükü.. Ne kadar sarılırsan sarıl geçmiyor. Oyun lazım, koşturmak, çığlık atmak istiyor ve bu bebeği uyandırıyor. Bebek uyanınca anne ortadan kayboluyor.. Emzirirken, bazı basit bakım işlerinde bazen aynı zamanda büyükle doktorculuk, misafircilik falan oynuyorum. Öyle seviniyor ki, benimle ne oynayacağına karar veremiyor, bazen o karar verene dek bebek huysuzlanıyor. Hop anne yok oluyor.. Çok berbat bunun vicdanı..

Daha zor durumlar var. Mesela, bizim bey daha çok mesaiye kalır oldu, ki bu yeni babalarda çok görülen bir endişe halinin sonucu.. Onun mesaiye kaldığı geceler, geceleeeeer, ah geceleeeer modundayım ben. Allahım, saat akşam 4-7 arasına İngilizler boşuna "cadı saatleri" dememiş.. Zaman geçmiyor yeminle.. Hele 7-8 arası, yani büyüğün yatma ritüellerinin tamamlanması ile gözlerin kapanma aralığı tam çılgınlık artık.. Ne yapıyorum, büyüğü çiş-diş-pj'e talim ettirirken, küçüğü Ferber metodu ile işkenceye talim ettiriyorum! Evet, ben! Ferber'e nefret duyan ben.. Valla oğlanı beşiğine yatırıyorum, tepesine dönenceyi açıyorum ve ortadan kayboluyorum. Bazen ağlamaktan yorulup uyuyor, bazen kız sağolsun 173625 defa su istenme, çişe kalkma, masal isteme, el tutmaca, sırt kaşıtmaca ritüellerini makul ayarda tutup, çabuk uyuyunca, hemen deli danalar gibi oğlana koşuyor, bu sefer onu uyutmaya çalışıyorum. Yazık bazen alı al moru mor ağlamaktan.. Ama başka çarem yok, kız odasına oğlanı istemiyor, çok gürültülüymüş. Hakikaten adam da gürültülü, cok cok cok emmiyorsa, zaaart diye osuruyor, o olmazsa hıçkırık tutuyor..

2. İki çocuğa aynı anda yetebilme kısmından da "sıfır, otur!"u aldım.

Hele ki ikisinin birden ağlaması yok mu, aynı anda. Burda durum basit, kim daha çok ve ciddi ağlıyorsa, kucağa o geliyor. Genelde kız tabii. Oğlanı bu şekilde terbiye ettik, kendisi tam bir Beyoğlu Beyefendisi oldu, içini çeke çeke sırasını bekliyor garibim. Aslında "babanız yok, gelin yatağıma ikiniz de" desem belki daha kolay olacak ama onun da suyunun çıkacağından endişe ediyorum.. Bir de birini memede uyuturken öbürünün sırtını kaşımak için yogada 5. seviye uzman olmak gerekiyor.

Vicdan kısmı çok berbat. Tek başınaysan illa ki biri diğerinden geride kalıyor. Bu işi dengede tutmaya çalışıyorsun ama anlatamıyorsun.. "Sen büyüdün artık" demedim hiç çünkü o da 3 yaşında daha ama "Lukas küçük, beklemeyi bilmiyor, izin ver onu uyutayım sonra söz seninle oynayacağım" dedim. Sonuç: 2dk'da bir "uyudu mu?" diye yokladı, kimse uyuyamadı, sinirler gerildi, keçiler dağlık arazide kayboldu. Bir de oğlana karşı duyulan vicdan azabı var, o da berbat. Kızla öpüşüp koklaşıyoruz, oğlan bi köşede beyaz duvarlara bakıyor ya.. Ya da tek çocukla bebekken ne aktiviteler yaparmışım ya.. Oğlanın gülümsemesi de yandan yandan, öyle güzel ki, gülümseyecek ana bulursa.. Sadece ana değil, büyükanneler babalar da aynı şekilde, varsa yoksa kız, oğlan hep ikinci sırada..

3. İdealizm'i at çöpe.

Oğlan daha 4 aylık ama kızın yemek sonrası 30dk tv izleme hakkından o da ister istemez faydalanıyor. Memede uyutmanın ne kadar korkunç sonuçlar doğurduğunu bildiğim halde, yine memede uyutuyorum çünkü gerekçem "daha 6 aylık olmadı, daha çok küçük". Kızı 19 ay emzirdim, oğlanı 12'den bir gün fazla emzirmek istemiyorum çünkü meme bitince hayatımız değişti resmen. Yine de ilk hedefim 6 ay, inşallah 12 aya uzar ama sonra benden paso.. Kıza verdiğim sosyal ortamları, oyun gruplarını, beraber göz göze oturup koklaşmaları da hiç yapamıyorum çünkü zaman yok. Bazen tek başına odasındaki beşikte duruyor. Üstüne bir dönence astım, ona bakıyor, bir de emektar Sophie var, onunla dişlerini kaşıyor. Tek bilişsel aktivite hayatı bu. Fakat dedikleri gibi olmadı. Çok ağlayan bir bebek değil, daha doğrusu ağladığında nedenini anlatabilen bir bebek. Ayrıca ben de onun ağlamasına çok takılmıyorum, Maya'dan idmanlıyız sonuçta 45dk bile ağlasa "vah garibim" demiyorum "ciğerleri açılır" diyorum çünkü Maya'nın ilk 8 ay aralıksız günde 8 saat ağladığını biliyorsunuz, bana komaz bunlar.. Ama yine de 45dk sınırım var, sonrası kendim rahatsız olduğum için..

Fakat; güzel yanları da var tabii. İkisi birbirine sarılıyor şimdilerde. Oğlan daha ziyade saç çekme, yanak emme modunda ama kız baya şefkatli (bazen elinin ayarı kaçıyorsa da..) bazen de salyasını siliyor, güldürmeye çalışıyor. Annesinin küçük yardımcısı. Kıskanması diğer çocuklar gibi huysuzluk olmadı, kıskandıkça aşırı yapıştı öpmeye falan çalıştı, biraz da mıncırdı ya da kendisi de bebekleşti, bir dönem emeklemeye agu gugu demeye sardı, birkaç defa da gece yatağa çiş kaçırdı ve bez istedi (vermedik). Ama bunun dışında büyük bir vukuatı olmadı.

İkinci çocuğun güzel yanı, sevgi hakikaten katlanıyor, daha çok gülüyorsunuz. Kötü yanı, emek 5 kat artıyor, zaman programlama, özellikle de kendinize zaman ayırma nanay. Mesela eskiden yemekte herkes yerine oturup güzelce yerdi, şimdi benim kucağımda Lukas, eşimin kucağında Maya (çünkü Lukas kucakta, o eksik kalır mı?) tek elle yemek yeme çabaları.. Çoğu zaman "bırak ya, bu ne cefa, aç kalkayım" diyorsun ve sonra saat 9'da atıştırmalıklar gelsin, boş gıdalar gitsin, 1,5 "pilav üstü kuru" olayı bu işte.. Doğumdan sonraki hafta hamilelik öncesi kilomdaydım ve göbeğim dümdüzdü. Şu an doğuma girdiğim kilomdayım ve hayatımda ilk defa nurtopu gibi bıngıl bıngıl bir göbeğim var! Rejime ve spora başlayacağım diyorum ama hastalıktan vakit bulamıyorum. Zaten elim ağzım da durmuyor, spor yapılacak tek zaman dilimi, gün içinde boş olan tek zaman dilimi 06.30-07.15, sabahın köründe insanda motivasyon olmuyor ki..

Fakat pişman değilim. Yorgunluktan geberiyorum hatta tam 8 hagftadır Bronşit üstüne Zona üstüne pnömoni vs vs oldum ve normal bir insan bu haliyle ve bu ağrılarla yataktan dahi çıkamaz ama ben çıkmak zorundayım.. Allah sağlık versin, elbet başarılır, bu günler de kolaylar, çocuklar büyür.. Aslına bakarsanız ikinci çocuk çok aşırı hızlı büyüyor, nasıl oluyor bilmiyorum ama zaman çok hızlı geçiyor! Ve tuhaftır, bu benim son çocuğum diye, anneliğim öyle farklı ki.. Kıza ne yaptıysam oğlana ya yapamadım ya da tam tersini yaptım ama sanki bu çocuk daha rahat büyüyor, hem kendi hem benim için.. Yazıcam bunu da. Öğrenen Anne resmen Taş Devri Analığı'na bağladı ve işin sırrı buymuş! Azzzz sonra :)

40 yorum:

  1. insanlar ikinciyi sormaya başladığında kendimce neden istemediğimi anlatıyorum. her sebebime bir kalkan oluşturuyorlar. "öyle deme ama bak böyle olursa daha iyi olur" ya da "yok yok o zaman öyle olmaz, daha rahat olur" vs. gibi..ama ne zaman ki arin'e kıyamıyorum dersem o zaman kimse bir şey diyemiyor. herkes "haklısın" diyor. senin yazınla o "haklısın"ın ardını anladım...

    lukas'ı ve maya'yı öperim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :) sevgilin olur ne zaman evlilik, evlenirsin ne zaman çocuk, çocuk olur ne zaman ikinci.. insanlar senin hayatını senden çok planlamaya ne kadar hazırlar, değil mi?

      Sil
    2. "Biraz büyüsün beraber oynarlar sen de rahat edersin." var bir de . "Ben oğluma kardeş mi yoksa kendime evlat mı istiyorum?" Bunu soruyorum, bir çocuk makul de kalıyorum. Belki daha genç anne olunsa bir nebze kaldırabilirdi insan. 20li yaşlarda örneğin ne enerjim varmış benim diye hayret ediyorum.

      Sil
    3. :) ben de yazmıştım bunu, çok haklısın! ikinci çocuğu birinciyi oyalamak için yapmak heralde en büyük hata çünkü öyle bir şey yok yani beraber oynuyorlar belki 30dk, geri kalan 23 saat 30dk ne olacak :D

      Sil
  2. Okurken yaşadım sanki yaşadıklarınızı.. Benim merak ettiğim bir şey var. Benim kız da Mayıs ayında 3 yaşına girecek. Ben de olacam 39. İkinciyi yap baskıları başladı. Her ne kadar ben istemesem de "acaba kardeşi olmazsa bir gün pişman olur muyum?" endişeleri de başladı. Sanki kızımdan başka bir bebeği sevemezmişim gibi geliyor. Hatta dahası ya yeni bebeği daha çok seversem sarmalı içindeyim. Normal mi bu duygu?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. çok normal :) annem bile sordu iki çocuk farklı mı seviliyor diye.. evet çok farklı seviliyor. bebeği daha minik diye acımakla korumak arası bir duyguyla seviyorum. kızım 3,5 yaşında onunla yıllarca paylaştıklarımız var, üstelik benim için çok zor bir çocuktu en büyük öğretmenim oldu, onu daha farklı seviyorum. ama eminim büyüdüklerinde de değişecek sevgim, daha farklı boyutlara girecek. fakat yeni bir bebeği alınca kucağına, onu da aynı olmasa da başka türlü bir şekilde seviyorsun. çok ya da az diye değil de nasıl anlatayım farklı anlamlar vererek seviyorsun..

      Sil
    2. kardeşi olmazsa sen pişman olur musun bilemiyorum ama kendisi olmaz, ben asla kardeşim olmadı diye üzülmedim eksiklik duymadım hatta çoğu zaman ailem ne büyük fedakarlık yapmış, kendileri bir çocuk daha sevmek dururken o çocuğu yapmama kararı almış ve her olanağı bana sunmuşlar diyorum.. tanıdığım tüm tek çocuklar da aslında hep öyle düşünüyor, hiç ay çok kardeş isterdiiiim diyene ben rastlamadım :D

      Sil
    3. bisssürüüüü yazdım gönderemedim bi daha baştan yazarım umarım

      Sil
  3. Ayarlarım boulmuş ondan olmuş. Bari çoook geçmiş olsun diyeyim kısaca. Ne zamandır aklımdasın hastalıklarla boğuşuyormuşsun meğer. Çook öpüyorum hastalık yüzü görmeyesin bu sene bir daha.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ay amin yahu amin, kotayı doldurdum daha ilk aydan!

      Sil
  4. Ayyy seni en iyi anlayabilecek insan benim :))) benimkilerden biri 10 yaşında olmasına rağmen 2 çocuklu hayat beni özellikle şu son 1 yılda çok yordu çok :) 2.çocuğu ne zaman yapmalıyız diye soranlara valla akıl ruh ve beden sağlığına ne zaman güvenirseniz o zaman diyorum :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. hahaha şahane cevap, aynen bence de!

      Sil
  5. Uykusuzluktan hatirlayamadim daha once gecmis olsun yazdim mi... Neyse, oncelikle coook gecmis olsun. Sen zaten o hastaliklarla sadece birine bile baksan yavrularin benim icin süper kahramansin o kadar diyeyim!
    Bu arada dört gözle bekliyorum taş devri analigi analizini😂 çünkü az kaldi deli analiga baglamak üzereyim; yalayıp yuttuğum kitaplar yalan oldu😂 yazdiklarindan cok faydalandigim birinden bu konuda bir seyler duymaya gercekten ihtiyacim var!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :D O kitapları yakıcam ben diplomayla birlikte! Yazıcam ilk fırsatta, umarım uyuyabilirsin mışıl mışıl!

      Sil
  6. Daha dur Lukas büyüsün o zaman kilo verirsin, bir de hastasın şu an bağışıklık sistemin bir kendine gelsin bekle :) Maya ve Maya'yla yaşadıkların bence seni daha rahat olmaya itti, Lukas'ta da bunun faydasını görüyorsun, ayrıca Lukas büyüdüğünde bu anlarını zerre hatırlamayacak, sen de 3 sene sonra giderek büyüyen ve deliren Türk diasporasına hizmet için geri döneceksin :D

    Bir tek çocuk olarak 10 yaşımdan sonra hiç kardeş istemedim çünkü kendi kendime kalmayı seviyordum ve maddi zorluklar içinde büyüyordum, bir kardeşim olsa çok daha zorlaşacaktı şartlar benim için, kesinlikle aileye bağlı bir mesele bu bence.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Valla rahatlık mı boşvermişlik mi bilemiyorum :D
      Maddi refah zaten 1. sırada, gerçekten zorluyor çocuk büyütmek..

      Sil
  7. Temam temam yapmıyoruz ikiyi:)şakası bir yana en çok merak ettiğim çocuk sayısı arttıkça sevginin nasıl katlanıp,değiştiğiydi.Kıyamıyorum ben Berkayıma tek o olsun bazen eşimle sıkıfıkı olsak,konuşmaya dalıp gülüşsel bi bakıyorum öyle boynunu büküp oturuyor biz çağırınca ortamıza gelip "en çok beni seviyorsunuz ama diiil miii?" diye yokluyor:) Fazla duygusal bir çocuk (okul psikoloğuda öyle dedi valla) o yüzden sorularım çok.Vicdan hep olucak sanırım sende çünkü mükemmeliyetçi bir yapın var ama koşulsuz sevgin herşeyi aşar bence! Çok geçmiş olsun tekrardan öperim

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Oy kıyamam ona, biliyor musun içten içe çok seviniyordur siz öyle öpüşüp koklaşınca, her çocuk anne babasının birbirini sevdiğini görmek ister çünkü <3 Bizimkisi daha beni insan yerine koymuyor ama oğlanlar anneci olur derler, biraz babayı kıskanıyordur belki :D
      Mükemmelliyetçiliğe de en iyi ilaç çok çocuk diyollaaa :D

      Sil
  8. offffff yaşadım sanki okurken.çok çok zor olmalı sizin için.biz de bu aralar acaba bir evlatcık daha diyoruz ve konu orda o an için kapanıyor.Derin hala çok çok çok ama çok ağlıyor.ve gerçekten Maya gibi her anlamda zor bir çocuk.her bir duygusunu uçlarda yaşıyor.onunla sohbete dalınca az evvel can hıraş ağlayan çocuk bumuydu dersin.ama öyle işte.hala gece otuz kere kalkıyo.bir de bizimle ilgili hissettiği her bir duygusunu çok net ifade ediyor be çogu zaman bunlar iyi şeyler olsa da bazen tam da kalbimin orta yerine ateşi bırakıveriyor.ve ben de hiçbir şeye bakit bulamıyorum,en basiti kaşlarım yahu altı ayda bir falan aldırıyorum,her gün okula forma gibi aynı kıyafetlerle gidiyorum,kafamın içi bir dünya şeyle dolu,yorulmaktan yoruluyorum artık.
    Ama gel gör ki hayaller alemim tam zıttı ikinci çocuğu yapmışım onu takmışım slinge Derin i de almışım yanıma pekala tek başıma onlarla parka denize vs her yerlere gidiyorum :p
    Tek çocuk değilim ama bence de tek cocuk olmak bir avantaj ama öte yandan kardeşliğin keyfini de biliyorum. O da apayrı bir duygu böyle nasıl anlatsam anne baba sevgisinde öte bir şey, evlat sevgisi gibi bir şey.evet maddi ve manevi anlamda annen baban her şeyi ikiye bölmek zorunda ama kardeş olmak öyle bir duygu ki onlar bölmese sen o sevgiyi o maddiyatı alır ikiye bölersin zaten yada bazen daha fazlasını ona vermek istersin.tabii tam tersi kardeşlikler de var ama bence onlar az sayıda.ve bunun da aileden kaynaklandığını düşünüyorum.
    Bunları söylüyorum ama yine de kardeşin şart olduğunu ya da dünyaya bir yavru daha getirmenin sebebinin diğer çocuğa kardeş yapma düşüncesi olduğunu asla düşünmüyorum.senin deyişinle bu ancak "bir evladımız daha olsun istedik" düşüncesi olmalı.
    Eminim Maya ve Lukas çok tatlı kardeşler olacak çünkü senin ve eşinin koşulsuz sevgisinin kokusu tadı bu yazılarda hep.
    Çok çok öperiz

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tuba az kaldı sık dişini (diye diye ben kendim diş kalmadı moduna girdim aslında ama ağzımdan da bu sözler döküldü yine) bizim bu "demanding" çocuklar büyüdüklerinde lider olacakmış (!) Bana Maya'da hep bir diktatör potansiyeli var gibi gelmiştir zati.. :D Şaka bir yana, hakikaten duygularını ifade edebilmesi büyük zeka belirtisi, biraz zorlanıyoruz ama bence büyüdükleri zaman gurur duyacağız, bunlar sürüden farklı gidecekler..
      Bu aradaaaa, Lukas slinge hiç girmedi iyi mi! İnanılmaz kucak bebeği, asla yere koydurtmuyor kendini ama asla slinge kanguruya da girmiyor, yani o hayalin benim gerçeğimde: yürümekten hiç hazzetmeyen Maya mızırdanarak tek elimde sürüklenirken Lukas diğer elimde :D Çok romantik.
      <3

      Sil
  9. Ah ah, Metos dışarı çıkardı Bilgiç arkasından ağlar. Hadii tam oyalarım Metos eve bir şey almaya gelir, al baştan aynı terane. En sonunda Metos'a gelme zırt pırt diye kızarım hafiften çocuğun suçu neyse. Eve gelir, e duş alması lâzım, Bilgiç oyun parkına atılır, o orda ağlarken diğeri yıkanır.

    Ay o günler geldi aklımaaaa :) Ben de yalnızdım, o yılları düşündükçe darılırım :) Ama bir yandan da çok çabuk büyüyorlar yahu, öp bol bol öp, çok öp :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Büyüttün rahatladın darısı başımıza ama biliyorum bebeklikleri de özleniyor <3

      Sil
  10. Güler miyim ağlar mıyım? Her cümleni yaşadım tekrardan sen anlatınca. Küçüğe gerekenden az ilgi bebekken yetiyor. Yaşından sonra kurtarmıyor 😄

    Hele zaman çok çok hızlı geçiyor. Babalar hep mesaideydi; birini sağımda birini solumda uyuttuğum oldu. Alışmadılar neyse ki. Mecbur kalınca yap gitsin ;)
    Sevgiler ve kolaylıklar diliyorum Ceren! Çok iyi anlıyorum seni. Daha bugün eşime bir anane/babane yok ki haftasonu bir gece bırakalım diyordum. Bizimki de böyle işte, duble! :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Valla ben senin yarın kadar olsam yeter de artar bile :D Tünelin ucundaki ışıksın Deniz!

      Sil
  11. Cerencim tespitlerine benim yorumum şu oldu: bu anlattıklarından "kendine eşine Zaman ayıramama, yorulma, bıkma, uykusuzluk, kariyer planları, ev anasına bağlama durumları" aslında kardeş yüzünden değil "bebeğin ilk yılı" yüzünden yaşanan zorluklar. Yani ilk bebeğini doğurmuş, yeni doğan bakımı ve çileleri çeken her anne yaşıyor bunları. Kendimize bakmaya eşimizle daha insani ilişkiler yaşamaya :)) zaten çocuk 2-3 yaşına gelince anca başlıyoruz ;P ha babanın ekstra yorulmasına gelince : beter olsunlar, this is karma bitchez :)))
    Ama Lukas 2 yaşına gelince bunlar çözülecek.
    Elbette iki çocukla rutin oluşturma, birini ihmal ettiğini düşünüp vicdan azabı duyma durumları çok zor kesinlikle katılıyorum. Benimki biraz daha hafif geçti sana nazaran. Çünkü Edo kreşe 8-12 arası sadece 4 saat gidiyordu o sene. Yani onu kreşteyken özleyip, geldiğinde de ortam "cadı saatlerine" denk geliyor değildi. Bir diğer şansım da Edonun uyku rutininin kolaylığıydı. Henüz 2,5 yaşındaydı uyku öncesi kitap da okumuyorduk. Yatağına koyup iyi geceler diyip çıkıyordum kendi dalıyordu. (Pj-diş fırçalama dahil toplam 3 dk hehehe) ama tabi gün içindeki dramalar, ağlamaların birinin bitip diğerinin başlaması: Expert level :)))
    İlk torunun yeri her zaman ayrıdır. İlk torunluktan ve 32 yaştan bildiriyorum: yerim hala ayrı hehehe ona yapacak birşey yok.
    O sarılmalar, öpüşmeler henüz "demo" aşamasında sen Lukas konuşmaya başlasın abla kardeş bunlar oynamaya, çete olup birbirini kollamaya başlasın da sen o Zaman gör :)))
    2. Çocukların en önemli özellikleri Zaman bükücü olmaları :)) Nasıl da geçiveriyor anlamadan, kendi kendilerini büyütüyorlar...
    Sen iyileş toparlan, tatillerinize gidin biraz keyfiniz yerine gelsin o zaman daha da katlanacak o güzel, huzurlu "iyi ki" dedirten anlar...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bence de normal 2-3 sene koy gitsincilik ama sonra toparlayamayanlar da var yahu, öyle olmak istemem! Olmıycaz di mi :D
      Başak sen bu çocuklara uyku "eğitimi"ni nasıl verdin ya, hepimiz meraktayız, bunlar hiç mi ağlamadılar sen çıkınca, nedir bunun sırrı allasen açıkla.. Ben ilkini memede uyuttum 19 ay, ikincide akıllanmadım aynı naneyi yiyorum kolayıma geldiği için.. Ama dönüp dolaşıp bana vuracak yine bu biliyorum. Nasıl ağlamazlar ya aklım almıyor, senin çocuklarda mı iş sende mi, nedir sırrı??? :D
      Tatil..........

      Sil
    2. uyku konusunda ben de sihirli formül buldum. yazıyorum bloğa <3

      Sil
    3. Dün sana buradan uyku olayını özetleyeyim dedim baktım 3 paragraf olmuş hala yazıyorum:) dedim böyle olmayacak ben en iyisi kendi bloğuma döşeneyim. Yazdım yazıyı akşama doğru postalayacağım, takipte kal.
      Yazımı da sana ve Lukas' a adıyorum <3

      Sil
    4. Başak okudum şimdi bloğunu, baya uzun yazmışsın ama kısaca 1 sene koynumda uyuttum, nasıl uyuduysa öyle uyuttum ellemedim, 1. seneden itibaren Tracy Hogg'un "öğrenilmiş çaresizlik" yöntemiyle yani yanında oturup ne kadar ağlarsa ağlasın, kalksın yeniden yatırdım, sonunda da kendi kendine uyumaya başladı. İkincide de memeyi kestikten sonra kendi uyumaya başladı. Demişsin.
      Meme bittiğinde çocukların daha rahat uyuduğu kesinlikle doğru. Tracy'nin yöntemi de Ferber'den biraz hallice daha şefkatli bence de. En azından çocuğun yanındasın, çocuğa ksin sınırı çiziyorsun ama aynı zamanda da terkedilmiş hissi vermiyorsun. Bence uygun güzel bir yöntem.
      Ben de aslında aynı yöntemleri uyguladım - uyguluyorum ama bizde el tutma seansı hala devam ediyor çünkü o "ilk zamanlar ağladı ama sonra alıştı" kısmına biz asla geçemedik :D yani diyeceğim, benzer yöntemler, farklı çocuklar eşittir farklı sonuçlar..

      Sil
  12. Canım Başak'ın da yazdığı gibi bunlar ilk zaman zorlukları. Nasıl ki ilk anne olduğumuzda bu halleri yaşadık. Nasıl ki ilk anneliğimizde bilmediğimiz sürece alışana kadar zorlanıyorsak iki çocuklu hayatta da böyle. Bu da yepyeni bir durum ve alışma sürecinde (tabi burda sadece anne bebek değil, anne bebek, bebek kardeş, biraz daha zengin) zorlanmalar oluyor. Fakat herkes birbirine alışınca tek çocukta edinilen rahatlama dönemine geçiyorsun. Yine elbette öğreneceklerimiz bitmiyor ama artık çalışacağımız yerleri biliyor oluyoruz. Sanırım bitmeyen hastalıklar da seni çok zorladı ama bundan sonra iyiye gidecek inşallah. Kolaylıklar diliyorum

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aceleden pek düzgün yazamamışım ama sanırım demek istediğim anlaşılıyordur

      Sil
    2. Evet ama 3 sene de çok yaw :)))

      Sil
    3. Ben üç sene demedim aslında bizimki 6 ay falan sürdü diye düşünüyorum, her aile farklı tabi. O ritmi yakalayınca zor gelmiyor

      Sil
  13. aşırı geleneksel bir laf duymuştum KV'den. ama sevdim ben o lafı. aşırı geleneksel laf şöyle bişi kastediyordu; 'bir şeyden 40 kere isyan edersen o zaman çözümü gelirmiş'

    ağlamayana emzik yok lafıyla benziyor mu sanki ne?

    yani demem o ki.. her ne kadar anneliğin ilk yılı için 'olduğu gibi kaousu kabullenin, her şey daha kolay olacak' dense de, bence 40 kez isyan etmek daha faydalı. hem böyle mizahi komik anlatımlar çıkıyor, insan kaosuna gülüyor. hem de el yordamıyla pratik çözümlere daha kolay kavuşuyor.

    bu aşırı kişisel bir fikir :D

    ben de ilk 1 seneden sonra her şeyin sihirli bir şekilde yoluna gireceğinden eminim aslında.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Biz de de 40 defa ne söylersen o gerçek olur lafı vardır :) Yine de yazıp açılmak için açtım bu bloğu di mi, beğenmeyen, aaaa ama annelik çiçek bahçesi gibi, madem yakınıyosun niye yaptın diyen okumasın :P bence de gülmeyeceksek bunca cefayı çekmek niye :))) 1 sene bence 3 ama hadi neyse..

      Sil
  14. Veee bir doğum kontrol yöntemi olarak öğrenenanne yazıları:))))

    N'aptın Ceren sen, doğumunu böyle gerçekçi anlatanı görmüştüm de, iki çocuklu hayatı bu kadar gerçek üstü ortaya koyanı yoktur vallahi. Benim gibi zaten meseleye yanaşmaya zorlananlara altın niteliğinde derslerle dolu yazın:) En güzeli pişman olmadan yola devam. Gerisi geliyor, zaman geçiyor. Ben muhtemelen tekte kalacağım ama aile delisi yanım biliyor ki, çok çocuk şahane bir şey:)
    Öperimmmm.
    Ç.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hahahahah ya öyle demeyin, güzel yönleri de var diyorum :D Ama zor mu diyene de aaa yok şahane, hadi sen de yap bekleme de diyemiycem yani, zorsa da zor ayol.
      Aslında nasıl biliyor musun, su buz gibi biliyorsun, kıyıda durmuş atlasam mı atlamasam mı diyorsun, atlayınca buz gibi işte, bi süre sonra alışıyorsun diyolla, bazen hiç alışamasan da toton yemiyor çıkamıyorsun. Ya da "abi su soğuk manyak mıyım, niye atlayayım?" diyorsun, bu durumda da, ya sağlığını bozmamış oluyorsun ya da çok şey kaçırıyorsun işte atlamadan bilemiyorsun :D Bu kadar basit.. Oldu mu? Biz de öperiz..

      Sil
  15. Merhaba. Yeni keşfettim sizi. Hakikaten iki çocuk başka bir şey. Benim de ikiz erkek çocuklarım var. Gerçekten dediğiniz gibi sevgi artıyor belki ama emek de katlanıyor ikiye. Blogunuzu ve instagram hesabınızı takibe aldım. Bana da beklerim her zaman. Sevgiler...
    http://ikikatmavi.blogspot.com.tr/

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. hoşgeldiniz! ikiz erkek çocuk, çok sevdiğim bir arkadaşımın da aynen :D vallahi siz ayrı bir madalyayı hak ediyorsunuz, saygıyla eğiliyorum, kolylıklar dilerim!

      Sil
    2. bu arada instagram kullanmıyorum ;)

      Sil

Anonim yani isimsiz ya da rumuzsuz yorumlara, hakaret, belirli bir gruba karşı ayrımcılık ya da ırkçılık içeren yorumlara, en önemlisi de yanlış bilgi ya da yönlendirici (melisiniz, malısınız'lı) yanlışlar içeren yorumlara BU BLOGDA YER YOKTUR. Bu davranışları yapan kişiler, genel huzurumuz için engellenecektir. Teşekkürler!