8 Mart 2017 Çarşamba

İki çocuktan sonra insan kalabilmek için..

.. ne yapmalı daha tam çözemedim ama bu bloğu tekrar açıp yazmak yazmak yazmak, bir nebze işe yarıyor. Kimse okumasa da kendi kendime, yazarak düşünüyorum.. Bazen düşüncelerim o kadar hızlı geçiyor ki beynimden, onları takip edemiyorum ama yazarken, biraz daha yavaşlıyorum, daha yavaş düşünüyorum, daha net görebiliyorum.

"Sadece anne" olmamak benim için önemli. Çünkü anne olmadan önce "çok fazla bir şeyler"dim, mesleğimi seviyordum, yıllarca eğitim almıştım ve bu eğitimi sonunda kullanabiliyordum. Üstelik sevdiğim şeyi yaparken bir de üstüne para kazanıyordum, ayaklarım üstünde duruyordum, insanlara yardım ettiğimi, birşeyleri değiştirdiğimi hissediyor ve bu yönde geri bildirimler alıyordum. "Çok teşekkürler" diyorlardı, "siz benim hayata bakışımı değiştirdiniz, artık ben çok farklı biriyim, bu yeni ben'den çok mutluyum, çok teşekkürler.." Bunu duymak bizim mesleğimizin en güzel yanı.

Bazen bu blogda da buna benzer sözler duyuyorum, sanırım ondan bağlılığım ya da bağımlılığım buraya.. Sanırım herkes, hepimiz, bir şekilde "işe yaradığımızı" duymak istiyoruz. Sevilmekten bile öte, "işe yaramak.."

Anneliğimde işe yarıyor muyum diye kafama çok taktım. Günlük olaylarda bunu anlamak zor ama bazen bakıyorum, mesela Maya'nın 2 yaşıyla şimdiki hali arasında dağ kadar fark oluşunu sadece "büyümek"le ilişkilendirmemek lazım. Ben bu süreçte tüm o idealist ebeveynliğimi değiştirip daha gerçekçi bir yaklaşım benimsedim çünkü. Benim ebeveynliğim yavaşladıkça, "olduğu kadarı yeterli" diye düşünmeye başladıkça, kimseyi değil sadece kendimi ve çocuğumu baz aldıkça ve en önemlisi de onu değiştirmeye değil, kendi davranışlarımla ona nasıl davranılması gerektiğini göstermeye odaklandıkça ve bunu sabırla, her gün, günler aylarca yaptıkça, gerçekten tüm yaptıklarımın "işe yaradığı"nı hissetmeye başladım. Bugün Maya'nın annesi ne olursa olsun kendini kaybetmiyor, bağırmıyor, ağlamıyor, ona "hayır" diyor, kural ve sınırları koyabiliyor; yani 3 yaşındaki çocuğun karşısında çocuk gibi değil, yetişkin gibi duruyor. Bu çok büyük bir adım ve ben bunu başarabildiğim için kendimle gurur duyuyorum. Anne olarak "işe yarıyorum".

İnsan kalabilmek için, diğer insanların arasındaki davranışımızın "insanca" olması gerekiyor. Yani karşımızdakinden ne bekliyoruz? Saygı mı? O zaman önce biz saygılı olacağız. Güler yüz mü? O zaman biz kendimiz güler yüzlü olacağız. Bizi sevsinler istiyorsak, biz de seveceğiz.. İster büyük insanlarla, ister çocuklarla ilişkimizde ne bekliyorsak, onu önce biz vereceğiz.

Eğer eve kapanır devamlı yemek veya temizlik yapar, saç baş karışmış bakımsız pijamalarla dolanır, çocuktan önceki ben'i unutur, "ben artık anne oldum, ben olgunlaşmalıyım, öyle herşeye gülünmez, hayat zaten zor, rutin, anlamsız" dersek; bu bizim gerçekliğimiz olmakla kalmaz, bizi bu şekilde görmeye alışan çocuklarımız için "annem kendine değer vermiyor, demek ki annem değersiz biri" anlamına gelmeye başlar. Çocuklarımız çocuk kalmayacak, büyüyüp yetişkin insanlar olacaklar ve biz onların yetişkin halleriyle nasıl bir ilişkimiz olsun istiyoruz acaba? Mesafeli ve değersiz mi, yoksa iki yetişkin olarak karşılıklı oturup arkadaş gibi konuşabileceğimiz bir ilişki mi istiyoruz? O zaman kendimize yatırım yapmak zorundayız; gündemi takip etmeli, insan gibi yaşamalı, kendimize özen ve bakım vermeliyiz.

Ben şunları yapıyorum:
- Çocuklar dışındaki konularda araştırıp okuyorum, mesela dünya güncel politikası ve sosyal sistemleri çok ilgimi çekiyor ve bu konuda belgeselleri, podcast yayınları, makaleleri takip ediyorum.
- Anne gibi değil kadın gibi görünmeye çalışıyorum, kendimi zorluyor, vakit ve enerji yaratıyorum.
- Çocuksuz ve kafamın uyuştuğu biri varsa ona yapışıyorum, kendimden gençlere hele ki gündemi takip eden zeki gençlere yapışıyorum, sağlıklı ve aktif yaşlanmış insanlara yapışıyorum, onlarla zaman geçirmek için ekstra enerji harcıyorum.
- Hayal kuruyorum. Sık sık kendimi çocukların büyüyüp evden ayrıldıkları zamanda yapacaklarımın hayalini kurarken, tatil ya da gezme hayalleri kurarken ya da çok basit seneye bu zamanlar nerde olduğumu ne yaptığımı düşünürken yakalıyorum.
- Başkalarının - hele ki internette kendini parlatıp duranların - değil, kendi hayatıma odaklanıyor, anımın keyfini çıkarmaya ve yolunda gitmeyen şeylerin elbet değişeceğine, umarım ki düzeleceğine inanmaya çalışıyorum. Umudumu yitirmemek için, "hayat akar, herşey geçer" diyorum.
- İyi yönlerimi düşünmeye, başarılarımı hatırlamaya ve bunları bir kez ben yaptıysam yine yapabileceğime kendimi inandırmaya çalışıyorum "her şey bende başlar" diyorum.

Peki siz neler yapıyorsunuz?

12 yorum:

  1. Ben bu konuda birazcık farklı düşünüyorum senden. Aslında en başında senin gibi düşünüyordum ve hedef olarak bunları önüme koydukça daha fazla zorlandığımı, yapamadıkça daha fazla başarısız hissettiğimi, daha mutsuz olduğumu fatkettim :(
    O yüzden artık şöyle kabul ettim: 0-3 yaş döneminde çok da şaapmamak lazım :)
    -pijamayla gezmek okey
    -bakımlı olmamak, kadın kadın görünmemek okey (40 yılın başı da olsa giyinip süslenecek ortamlar oluyordur, oralarda şöyle Bi hatırlamak özenmek yeterli ;) bunu günlük hayatta şiar edinmek çok lazım değil
    -düzenli spor, diyet, über sağlıklı beslenme oluyorsa ne ala! Olmuyorsa onun için de hedef: 3 yaş! Bu sürede tatlıya abur cubura abanıp extra kilolar almayalım yeter..
    -sosyalleşmek için çok efor sarfetmemek okey. Çocukları yatırdıktan sonra kalan enerji kırıntımızla koltukta bira-çekirdek-dizi keyfi en çılgın partilerden bile daha çılgın:) ama elbette arkadaşlarımızla irtibatı koparmayalım, sık sık arayalım soralım, onlara çocuktan bahsedip darlamayalım, keyifli konular konuşalım. İhtiyacları olunca koşacağımızı bilsinler. Onlar için önemli belli başlı "kutlama, doğum günü, düğün-dernek" olaylarına iştirak edelim yeter.
    -gündemi takip etmemek ne mümkün? :))) istemesek bile bolcana maruz kalıyoruz. Hepimiz orta doğu uzmanı olduk bile :P
    -güler yüz, pozitif -sakin mod, sevgi saygı elbette olacak. Bunları asla salmıyoruz tabii. (Ama bunları pijamayla ve ya şişkoyken icra etmek de mümkün eheueheu)
    Yani cerencim tabi ki senin hedeflerin daha güzel daha doğru, ama iki çocuğun-ev düzeninin-rutinlerin yükü ağır geliyorsa birazcık salma felsefesi de rahatlatabiliyor bazen :-)) yeter ki bu salmışlık hayat boyu devam etmesin... "Tüm bunları en küçük bebem kreşe başlayınca yapacağım ben, şimdilik rölantideyim" motivasyonuyla idare ediyorum bakalım :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Iyi de Basakcim, 3 sene demissin, iki cocuktan 6 sene eder, bence bu kadar nadasa birakirsak kendimizi, sonra toparlamak nasil olacak? Ben de devamli topuklulari cek puseti en yakin muzeye kir demiyorum ama pijama koltuk olayini da biraz zorlamak lazim yahu.. :)) Ertelemek, sorunlu bence..

      Sil
  2. Sevgili Öğrenen Anne, Tesadüfen bugün bloguna girdim ve geri döndüğünü gördüm. İnanmayacaksın ama günüm aydınlandı. 3 yaşında bir oğlum var. Neredeyse 1 yaşına kadar 24 saatin 18 saatini ağlayarak geçirdi ve benim o günlerde nefes almamı sağlayan sendin. Bugünlerde ise kendime zaman ayıramamaktan ve sürekli bir şeyler için endişenlenmekten "kaygılı anne" oldum. Bugün bir psikologa gidiyorum hatta. Kaybolmak ve yardım istemek çok doğal çünkü değil mi? Hoşgeldin. İyi ki geldin! sevgiler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hosbulduk :) Merak etme, ufak ufak adimlar.. Yolun sonunda isik var az kaldi ;)

      Sil
  3. Benim hayatımda "anne gibi gözükmek" diye bir kavram yok zira annem 13 yaşından beri kuaförlük yapıyor yani onu bakımsız gördüğüm bir dönem olmadı hayatımda :D Özsaygı konusu çok çok çok önemli özellikle kadınlar için, çünkü sen kendini sevmezsen bu acımasız dünyanın geri kalanı sana paspas muamelesi yapar, bu öz çocuğun da olur sevgini haksızca vermeye çalıştığın bir "hiçkimse" de. Ben depresyalardan sonra kendimi sevmeye ve geliştirmeye çalıştığım bir döneme girdim. Tamamen kendim için yaşıyorum şu an, en sevdiğim insanlar bile ikinci planda, bu demek değil ki bencillik yapıyorum, hayır en başa kendi hedeflerimi ve mutluluğumu koydum sadece. Hayattan istediğim bazı şeyler annemi ve babamı mutlu etmeyecek ama ben onları yaşamazsam gözüm açık gideceğim, o zaman ben ailemi mutsuz etmeyi seçiyorum. Böyle işte. 8 Martın kutlu ve mutlu olsun!!!!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ;) Once ben, ama sadece ben degil, benden sonra digerleri.. Benim de mottom bu, yoksa dedigin gibi sen kendini degersiz gorursen, sana deger veren olmuyor..

      Sil
  4. Sanırım Metehan'a hamileyken gittiğim kitap fuarında satıcılara sinirlendiğimde nasıl anne olacağım belliydi :) Hepsi de önüme bebek kitapları çıkartıyorlardı. En sonunda "Biz hamile bayanlar da roman,şiir falan okumayı seviyoruz, yeter bebek kitabından" diye başlamışım :)

    Akşamları dokuz gibi çocuklarımı yatırmasam ne durumda olurdum bilmiyorum, onlar yatağa ben de günün son saatlerinde film,kitap,sohbet moduna geçerek ertesi gün için toparlanmaktaydım. Şıkır şıkır anne hiç olmadım ama ben hayatımda hiç öyle olmadım zaten :D Uykusuzluk zombiye dönüştürdüğünden her boş vaktimde uyudum. Ev işlerini de hep arka plana attım, sonuçta çocuklar için işten ayrılmıştım temizlik yapiim diye değil :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Harikasin veeee tum bunlardan sonra da harika iki cocuk yetistirdin, koccaman oldular, darisi bizimkilerin basina :)))

      Sil
  5. Merhaba;

    Bu konu benim de kafamı çok karıştırıyor. Mayıs sonunda doğum yapacağım. Malum alışveriş listeleri var, onu al bunu alma konulu. En çok tavsiye edilen şey önden açılabilen pijamalar. E aldım 2 3 tane ama kaç tane lazım bu meretten? Sonra düşündüm. Doğumunun üstünden aylar geçen insanlar biliyorum evde hala pijama sabahlıkla geziyorlar. E ben normalde evde pijama ile gezmiyorum ki sırf doğum yaptım, çocuk emziricem diye neden bir pijamacı dükkanını dolduracak kadar çok pijama alayım kendime? Doğuöun üzerinden aylar ve hatta sene geçmiş hala lohusa topuzu? Neden? Haa öyle seviyorsan bilemem de, kendini bu kadar salmak neden?

    Ben de genelde kot, tişört dolanan bir insanım. Çok kokoş falan değilim. Gerekli değilse (toplantı, seminer vb) çok süslenerek gezmem. Ama kendimi salma fikri de tuhaf geliyor açıkçası.

    Sanırım insanın bir süre sonra hobilerine dönebilmesi çok önemli. Eskiden günde 5 saat kitap okuyorsanız tabi ki çocuktan sonra bu kadar okunamayacaktır ama 1 saatcik olsa da ayıramaz mıyız kendimize? O kadar zor olmamalı diye düşünüyorum. Umarım yanılmam.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sezen ben ilk çocuğumda doğumdan 3 gün sonra hastaneden eve döndüğümde hayat da normale dönmüştü, pijama giymedim, saçım başım dağınık olmadı. İkinci çocuktan sonra ise 2 ay boyunca gecelikle gezdim çünkü mastit olmuştum hiçbir şey giyemedim, yataktan kalkacak halim olmadı, sağlığım geldikten sonra moralimin gelmesi de baya uzun sürdü, şu an saçlarım topuz çünkü oğlumun minicik parmaklarına pipisine benim kıvırcık saçlarım takılıp da boğabilir endişesi içindeyim.. Yani şunu diyeceğim, bazen şartlar nedeniyle de biraz salabiliyor insan ;) Fakat dediğin gibi, biraz şartları zorlamak, bahane bulmak yerine çözüm üretmeye çalışmak, ne bileyim mesela çocuk bebek arabasındayken, kucağında değilken saçını açmak falan da iyi geliyor insana, bunun için uğraş vermek önemli.. Bu arada kitap okuma konusu; kindle almıştım ben ilk çocuğumda, valla normalden bile fazla kitap okudum, uyuturken emzirirken her boş anımda kindle'ıma saldırıyordum :D Çok tavsiye ederim kitap kurdu annelere..

      Sil
  6. Bir itirafim var.
    Surekli cocugundan bahseden bloggerlardan kaciyorum.
    Senin blogun, blogger anne olman ve bu konuda ogrendigin kadar yol gosterdigin icin ozel.
    O 1 numarada yazdigin gibi.
    Bu yuzden keyifle okuyup, "Allah bilmis de vermemis, yapamazdim" diyorum sdgfsfhdsdfgsgfdss

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hahahaha doğum kontrolü gibiyim di mi :D

      Sil

Anonim yani isimsiz ya da rumuzsuz yorumlara, hakaret, belirli bir gruba karşı ayrımcılık ya da ırkçılık içeren yorumlara, en önemlisi de yanlış bilgi ya da yönlendirici (melisiniz, malısınız'lı) yanlışlar içeren yorumlara BU BLOGDA YER YOKTUR. Bu davranışları yapan kişiler, genel huzurumuz için engellenecektir. Teşekkürler!