12 Mart 2017 Pazar

İkinci çocuk "kolay çocuk" mu?

İkinci çocuk aramıza katılmadan önce herkes ağız birliği etmiş gibi "bak göreceksin ikinci çok kolay olacak" dedi durdu. İtiraf edeyim, evet, ikinci ilkinden kolay. Ama neden kolay? O mu kolay yoksa anne mi değişti? İşte bunun cevabını arayacağım bu yazımda..

Kızım çok zor bir bebekti (bakınız yanda ayak öptürürken bile suratın hali..), hala da zorlanıyorum ama ilk 3 sene gerçekten korku tüneline sokup sokup çıkardı beni, sağolsun. Kızımın en önemli özelliği aşırı büyük gözleri ve bu gözlerle herşeyi en ince ayrıntısına dek incelemesidir. Onu tanıyan herkesin dikkatini ilk bu "gözlemciliği" çeker. Daha doğduğu anda bile gözleri faltaşı gibi açıktı, büyük bir ilgiyle etrafa bakıyor hatta benim yüzüme odaklanıyordu. Sonra 8 ay çılgınlar gibi ağladı. Öyle 15-45 dakika değil, ben Maya'nın susmadan 8 saat ağladığını biliyorum! Derdi nedir, neye ağlar anlayamadık, aç değildi, bezi temizdi, uykusu yoktu.. Neden? diye düşünmekten delirecek hale gelmiştik. Gitmediğimiz doktor, psikolog kalmadı. 1. senenin sonunda "developmental disorder of sensory processing" (gelişimsel bilişsel işleme bozukluğu) teşhisi kondu yani beyine aşırı uyaran geliyor, beyin bunları ayıklayamıyor ve çocuk kendini rahatlatabilmek için deliler gibi ağlıyordu. Bu nörolojik kaynaklı bir hastalıktı ve beynin süzgeç mekanizması çalışmadığı için, gelen her uyaran eşit şekilde beyne giriyordu. Gerçekten de Maya dışardaki trenin düdüğünü, evde kaynayan çayın sesini ve benim konuşmamı aynı anda ve aynı derecede duyuyordu ve bundan rahatsız oluyordu (neyse ki 2 yaş sonunda bu teşhis artık geçersizdi, bizim de yoğun destek ve çalışmamızla Maya büyük oranda bu durumun üstesinden geldi). Üstüne bir de benim idealist anneliğim ve psikolog oluşumun kurbanı olmuştu. Doğduğu andan itibaren çocuğu rahat bırakmamıştım; hemen göz teması kursun, agu mu dedi agugu diye cevap vereyim, aman kurslara götüreyim, aman oyun gruplarına götüreyim, aaa benim rutinime uyacak tabii, gezmeme sosyal aktivitelerime hatta doktora sunumuma katılacak! Yani çocuk, aşırı uyarana karşı hassaslığı ola ola, benden daha da fazlasını aldı. Onun zor bebek olması, hem kendi getirdiği kişilik özelliği, hem de benim acemi ve idealist anneliğimin birleşimi oldu.

Oğluma hamileyken, "kızıma ne yaptıysam ona tam tersini yapıcam, dur bakalım ne olacak" dedim. Daha doğduğu andan o da kendine özgü bir kişilikle geldi. İki saniye bile bakmadı etrafına, ellerini yumruk yaptı, koynuma alır almaz kapattı gözlerini. O da kızım gibi kolik ağrısı çekti, her bebek gibi o da ağladı ama bu sefer nedenini biliyorduk; ya açtı, ya uykusu vardı, ya bez değiştirilmesi gerekliyordu ya da sıkılmıştı, eğlence istiyordu. Bunlar yerine getirildiğinde fazla uzatmadan susuyordu.

Aslında kızıma da oğlum kadar özenle (hatta daha fazla özenle, gereğinden fazla özenle) baktım, isteklerini anında yerine getirmeye çalıştım ama ikinci anneliğimde çok bariz bir kaç fark var:

1. İlkinde gittiğimiz Ağlayan Çocuk Merkezi'nden öğrendiğim en önemli kuralı ilk günden uyguladım: Bebeğin ne kadar uyuduğu değil, uyandıktan sonra ne zaman tekrar uykuya gittiği önemlidir. Yani kural: Bebekler en geç 2 saatte bir uyur nokta. Onların eğlendirilmeye, uyanık kalıp sosyalleşmeye, bilişsel açıdan geliştirilmeye ihtiyaçları yoktur. Bebekler sıkılmaz. Bebekler süt içer, altını kirletir ve uyur. Başka ihtiyaçları yoktur. Gerçekten de oğlum bazen 15dk bazen 1 saat uyusa da, uyandıktan sonraki 1,5 saat içinde tekrar uyumak istiyor, bu süre nadiren maksimum 2 saate uzuyor, onda bile oğlan aşırı yorulmuş ve mızmızlanmaya başlamış oluyor. Kızım uyandıktan sonra 4-5 saat uyanık kalabiliyordu, uykusunun geldiğini gösteren hiç bir işaret vermiyordu üstelik ve belki de sorun sadece buydu. Uyumamak..

2. Bebekler ağlar. Bazen ihtiyaçlarını anlatabilmek için, bazen de bildikleri sadece bu olduğu için ağlayabilirler. Bebek ağladığında önce yanına gidip görünürde onu rahatsız eden bir şey olup olmadığını kontrol ediyorum. Sonra hemen altını açıyorum çünkü bazen bez sıkışıklık yapıp rahatsız etmiş olabiliyor. Yine geçmezse emziriyorum, sakince konuşup pışpışlıyor, uyutmaya çalışıyorum. Bunların hiç biri ağlamayı durdurmadıysa "sıkılmış" olduğuna kanaat getirip oyun minderine bırakıyorum. Yine ağlıyorsa, yatağına geri götürüyorum ve uyutmaya çalışıyorum. Fakat itiraf edeyim, oğlumun ağlaması beni rahatsız etmiyor. Kızım ağladığında hemen yanına koşardım ve ağlamasını "durdurmak" için çabalardım, oğlumda ise amacı ağlamayı durdurmak değil, nedenini bulmak da değil, sadece rahatsız olduğu etkeni ortadan kaldırmak ama ağlamak istiyorsa ağlamasında sakınca görmüyorum. Hatta ortamda onu rahatsız edecek bir şey yoksa ve totosundan koku gelmiyorsa hiç ellemeden 5-10dk süre verebiliyorum (çünkü biraz ağlayıp susunca tam kaymak oluyor!) hatta kızımın uyku ritüeli başladığında oğlan ağlamaya başladıysa ve evde tek başımaysam, tepesindeki dönenceyi açıp maksimum 45dk bile ağlatabiliyorum. Sanırım kızdan sonra baya sınırlarım (vidalarım) gevşemiş..

3. Oğlana aşırı ilgi göster(e)miyorum çünkü kızım hala çok fazla vaktimi ve enerjimi alıyor. Ondan kalan zamanlarda ancak oğlanla ilgilenebiliyorum. Dolayısıyla oğlan oyun minderinde, anakucağında ve dönence altında büyüyor. Kızımla daha 2 aylıkken ne oyunlara başlamıştık, oğlumun bir iki diş kaşıma oyuncağı (o da kızımdan kalma) ona yetiyor. Fakat o da kendine göre bir sistem geliştirdi. Uykuda sarmaş dolaş, genelde 2 saatte bir uyanıp emiyor (kızım 4-5 saat uyurdu) ve kızımdan fırsat kaldığı anda tam bir kucak bebesi, kucağa gelsin, yumruklarını sıksın, yumulsun uyusun, tek isteği o.. Yani daha az ilgi, daha rahat çocuk anlamına
geliyor. Fakat çocukların karakter yapıları da insanın annelik tecrübesini ve algısını çok etkiliyor.

Aslında, benim olaylara bakışım da biraz değişti. Eskiden önemli ya da zor olan şeyler artık zor gelmemeye, önemsiz gözükmeye başladı. Yemiyor mu, yemesin.. İki saatte bir uyanıyor mu, bu da geçer.. Mızmızlığı had safhada mı, gitsin odasında ağlasın, 10dk sonra yumuşacık gelir nasılsa.. Bazen tek çocuklu annelerin yakındıkları durumları "e benimki de öyle, hepsi böle bunların, sen "survive" edebilmenin bi yolunu bulacan bacım" diye geçiştiriyorum. Ha zorlanmıyor muyum, deli gibi zorlanıyorum. Hele tek başımayken. Ama kendimi kaybedip 3 yaşındaki çocuk gibi bağrınmak ya da mız mız mız "vah durumum ne hoktan" diye acındırmak, kabak tadı verdi. Hepimizin durumu hoktan sevgili ana babalar, durum budur, dağılalım şimdi..

Soru ya da dilema şu: İkinci çocuklar mı rahat yoksa anneler mi rahatladı ya da çocuklar rahat diye mi anneler rahat, yoksa anne rahat diye mi ikinciler rahat?

Yoksaaaaa, kızlar biraz cadı da erkek çocuklar daha mı masum ve tam da bu nedenle kızlarımız en vaz geçilemezlerimiz? :D Hepsinden ortaya karışık galiba..

Dipnot: Bu yaziyi yazdim ve taslaga attim, bugun Lukas ilk disini cikartiyor ve tam bir cilgina donustu kendisi, cigliklar esliginde gece yarim saatte bir uyanarak tam bir zombiye cevirdi beni sagolsun.. Yalattin bana yazdiklatimi yine, kahpe kaderrrrr!

13 yorum:

  1. tavuk mu yumurtadan çıkar sorusu gibi:) anne rahat diye ikinciler rahat oluyor galiba ama yinede çocuğun karakteri çok önemli.Kolik kabusu beni hüngür hüngür ağlatmıştı 4-5 saat kesintisiz ağladıkça çocuk offfff...yok aynı şeyi tekrar düşünemiyorum bir "hassas bebek" vakası daha beni çökertir herhalde dedikçe ne güzel idare ettiğini görüyorum.İkinci hakikaten daha mı çabuk büyüyor ne? Diş çıkarma vakti gelmiş minnağın baksana!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Giz, aynen katiliyorum, kolik korkunc bir sey. Ikinci cocugumda kolik olmayinca anladim, kolik gercekten kabus ve insani fiziksel ve psikolojik olarak bitiriyor.. Maya'da 3 ay kolik sanmistik ama normalde kolik 3 hadi bilemedin 5 ayda gecer, Maya'ninki de 8 ay surmustu ve hala bilemiyorum biz nasil hayatta kaldik. Lukas da agliyor ama kolik aglamasi degil, kolik aglamasi cok farkli bagira tepine aglama ve susturmak mumkun olmuyor, korkunc bir sey.. Ben de tekrar yasasaydim cok fena olurdu, cok korkuyordum cunku ikinci cocukta kolik yasayan cok arkadasim var.. Fakat sanirim Maya'da kolik depolarimizi tepeleme doldurup tasirdigimiz icin Allah halimize acidi, hadi bu sefer de size koliksiz veriyorum dur bakalim napicaksiniz bunla dedi :))) Her gun sukrettim vallahi, her sabah tesekkur ettim sadece kolik olmadigi icin! Ay Allah dusmanima kolikli bebek vermesin :)))))

      Sil
    2. Ay bu arada nasil travmatize olduysak 1 paragrafta tam 12 defa kolik demisim :))))))

      Sil
  2. anneliğimin erken aylarında senden kaptığım bir bilgiydi o. uyku saatleri arasındaki mesafe. ben de hep ordan yürüdüm, nasıl hayat kurtardı.

    bence mesele, yukarıda bahsettiğin bakış açısı. ben bile birinci anneliğimin bütün gereksiz kasışlarını hala tek çocukluyken yakalayabiliyorum. acemiliğimi anlıyorum. ikinciye gerek kalmadan birinci üzerinde o rahat anneliğe geçiş yapabiliyorum yavaştan. mesele bakış açısı, net. biraz da ilk 3 seneyi devirmek galiba. şimdi yeni süreçlerin acemisi olacağım (ilkokul, ergenlik vs) ama o günlere kadar şu günlerin tadını çıkarayım.

    lukas'ın diş ıkınmalarında hepinize bol keseden sabır diliyorum. lukascığım ha gayret büyüyorsun usul usul.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aynen! Kimseye annelik onerisi istemedigi surece vermem ama doguran herkese bu bilgiyi veriyorum, bebekler uyku duzeni tam oturup da kendi aralari acmaya baslayana dek, uyandiktan ennnn gec iki saat sonra uyumalidir, nokta ;) hayat kurtariyor!
      kesinlikle haklisim, su an benim mayaya karsi anneligimde de cok buyuk farklar var, ozellikle iki yas doneminde kendimi cok egittim, daha sabirli, daha sakin kalabilmeyi ve her zaman her kosulda tutarli ebeveynlik sergilemeyi ogrendigim anda, sanki sihirli degnek degdi cocuga.. ya da buyumek bu demek bilmiyorum ;)

      Sil
  3. Yanıtlar
    1. anne neden rahat peki? ;) cocuk rahat da ondan mi yoksa, ohooo velet, biz senden once de gectik ayni yoldan.. mi? :)))

      Sil
  4. Ben her zamanki gibi anneler rahatladığı için 2. Kez annelik daha kolay tezinin arkasında duracağım. Bir şeyi ilk kez yaparken hep zordur. Araba kullanmak ilk öğrenirken streslidir, elin ayağın dolaşır panik hali olur; kullanmayı çözdükçe otomatik pilota bağlarsın. İş dünyası öyledir ilk deneyimlerinde müşterinin müdürün karşısında tir tir titrersin sonra o işlerin kurdu olursun.. Cerrahlar ilk ameliyatlarında, pilotlar ilk uçuşlarında ecel terleri dökerken, zamanla güle oynaya, gözü kapalı yapar hale gelirler aynı işi...
    Bebek bakımı da aynı hesap bence! Çocuk demiyorum bak, her çocuğun karakteri, gelişim süreci, ihtiyacı farklı ama bebekler evrensel. Uyku-yemek-kucak-iletişim ihtiyaçları temelli özünde. Bunların giderilme yolu da evrensel bebeklerde... Ha kolik farklı bir boyutu tabii yine de, onda sakin kalmak çok daha zor. Ama normal bir Bebek ağlamasında ilk annelikte panikleyip, ikinci annelikte daha rahat davranma olayı tamamen tecrübe diyorum...
    Ayrıca ilk annelikte çocuğu oyun gruplarına, müzik gruplarına götüreyim, aktiviteler yapayım, bütün gün onunla birebir takılayım, über steril über sağlıklı yemekler hazırlayayım çılgınlığına ben de dahil olmuştum :) ikincide tüm bunların çocuğu yorduğunu, darladığını, sakin yavaş kendi halinde büyütmenin daha keyifli olduğunu keşfettim ;) lukasın maya gibi bir ablası var ayol tek kişilik dev kadro oyun gruplarını kim ne yapsın :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Basak, ananem vefat ettiginde, Maya'yi gormesine sadece 1 hafta kaldigi icin isyan etmis ve goremedi diye cok aglamistim.. Sonra birden icime bir dusunce doldu, dedi ki bana, "Evet Mayayi goremdi ama seni gordu, anneni, teyzelerini, diger torunlarini gordu, ayni hesap degil mi? Cunku genelde bakarsan tum cocuklar ayni, ufak tefek karakter farklari disinda, tarihin her doneminde, her anne, her cocugunu buyuturken ayni duygulari hissediyor cunku bu duygular evrensel.." Hala da boyle dusunuyorum ve katiliyorum sana.. Ama tek bir durum disinda: kolik.. Kolik bile annenin kaygili guvensiz halinden oluyor diyen var ama ben katilmiyorum, kolik apayri ve cok degiskenli bir bilesen bence.. Yoksa ikinci cocuklarda kolik olmasini nasil aciklayacaksin.. Lukasda kolik olmamasini bile aciklayamiyorum cunku hamilelikte spordur beslenme duzenidir hicbirine Mayadaki gibi ozenmedim, ya dur ben bu kolik dosyasini yazicam bi.. Bazi teorilerim var aslinda...
      Maya sahane cocuk bakiyor, bazen Lukasin neden agladigini bile bizden cabuk anliyor ve bize oneri veriyor, dedigin gibi tek kisilik dev kadro, biraz mincirma konusunda elinin ayari kacmasa birak kendi isine bak :)))) Lukas da yalniz kendini savunma yontemkeri gelistirmeye basladi, tekmeler sac cekmeler, fransiz opucugu verip morartmalar falan :))))). Arenada gladyatorleri izler gibi izliyorum bazen, cok helecanli coook

      Sil
  5. ikinci çocuk daha rahat değil bence. yani gözlemlerime göre ikinci çocuk birincinin tam tersi oluyor..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. evet bizde de oyle oldu, ilki canavar olunca rahat gibi duruyor :))))

      Sil
  6. Belki de durum sadece bu: "It doesn't get easier you just get stronger" :) Kolik kısmını saymazsak tabi :/ Bıdıkları öpüyorum, iyi tatiller Ceren'cim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. evet, zamanla gucleniyorsun, eskiden zor gelen seyler artik cocuk oyuncagi gibi geliyor ama her yasin getirdigi yeni acemilikler de diz boyu tabii..:)

      Sil

Anonim yani isimsiz ya da rumuzsuz yorumlara, hakaret, belirli bir gruba karşı ayrımcılık ya da ırkçılık içeren yorumlara, en önemlisi de yanlış bilgi ya da yönlendirici (melisiniz, malısınız'lı) yanlışlar içeren yorumlara BU BLOGDA YER YOKTUR. Bu davranışları yapan kişiler, genel huzurumuz için engellenecektir. Teşekkürler!