25 Mart 2017 Cumartesi

Ölüm çocuklara nasıl anlatılır?

Eşimin annesinin eşi, yani kayınpederim "Opa Claude"; 4 aylık bir kanser sürecine yenilerek, malesef geçen hafta vefat etti. 71 yaşındaydı ve yattığı hastanede durumu ağır değildi yani uzun vadede beklenen ama aynı zamanda ani ve erken bir ölüm oldu (hangi ölüm erken değildir ki..). Hiçbirimizle kan bağı olmasa da, gönül bağımız vardı; ailemizdi.. Çok üzüldük, onu çok özleyeceğiz..

Bu vesileyle, Maya'ya ölümü nasıl anlattığımızı ve cenaze törenine nasıl katıldığını yazmak, deneyimimizi paylaşmak ve uzman klinik psikolog olarak bir kaç yol gösterici noktaya değinmek istiyorum.

Çocuklar ölüm kavramını ilkokul döneminden önce pek anlayamıyorlar. Bu dönemde ölüm kavramını, ancak onlar sordukları zaman ve onların sorduğu konu dışına fazla çıkılmadan anlatmalı diye düşünenlerdenim. Tabii ki okul öncesi dönemde mutlaka çocuklar ölümle tanışıyorlar; bu bazen bir hayvanın ölüsüyle karşılaşmak, bazen pek sık görmedikleri, uzaktan tanıdıkları birinin ölümüne şahit olmak, bazense ne yazık ki yakın, onlara bizzat bakım ve sevgi veren birinin ölümüyle yüzyüze kalmak anlamına geliyor. Özellikle bu tür ölümlerde, çocuklar büyükler kadar açık belli etmeseler de, yine de yas sürecini mutlaka yaşıyorlar, dillerine getirmeseler de akıllarına bir çok soru geliyor. Bu soruları onlar size sormadan, siz üzerinde düşünüp cevaplarınızı önceden hazırlarsanız ve çocukları kendi endişe ve üzüntünüzü katmadan, daha sakin ve onları güvende hissettirecek şekilde yanıtlayabilirseniz, çocuklar da yas sürecini daha sağlıklı bir şekilde yaşıyorlar.

Opa Claude, Maya'nın bebekliğinden bu yana düzenli olarak yaklaşık 20 günde bir gördüğü ve beraber oynamaktan, mahallemizdeki derelerde yüzen ördekleri beslemekten, yazın çilek toplamaktan çok zevk aldığı büyükbabasıydı. Onunla bu yaşına dek bir çok anı biriktirmişti. Hastalığını öğrendikten sonra, hastanede birkaç defa ziyaretine gitmişti. Yani hasta olduğunu ama doktorların onu iyileştirmek için ellerinden geleni yaptıklarını biliyordu. Yine de aklımıza ölümünü getirmemiştik, hatta o kadar rutin gidiyordu ki, hastaneden rehabilitasyon merkezine geçecekti ve biz de tatil dönüşü onu bu merkezde tekrar ziyaret edecektik.. Ne yazık ki, tatilimizin ikinci haftasında birden durumunun kötüleştiğini öğrendik ve ertesi gün hemen biletimizi değiştirip dönüşe geçtik ama vefatına yetişemedik.

Hıristiyan cenazeleri genellikle vefattan 1 hafta sonra oluyor çünkü cenaze için bedenin hazırlanması, cenaze töreni için belirli seçimlerin ve düzenlemelerin yapılması gerekiyor. Bu 1 haftalık süre zorlu geçecek ve eşimin annesinin yanında olması gerekecek diye, ben çocuklarla Türkiye'de kaldım ve cenazeden 1 gün önce Almanya'ya döndüm. Bu süreçte Maya'ya hiç bir açıklama yapmadım çünkü Maya anane ve dedesine kavuşmanın sevincini yaşıyordu. Almanya'ya dönüşten 1 gece önce konuşurum diye düşünmüştüm ama yine dilime gelmedi.. Açıkcası kendim de öteleyip durdum, kendi mesleğim olmasına rağmen, başkalarına ezberden söylediğim uygulamalar, kendi başıma gelince beni de zorladı.. Çocuklarımıza ölümü, özellikle de sevdikleri birinin ölümünü anlatmak, gerçekten ebeveyn olarak bizi en çok zorlayan konulardan biri..

Maya ile konuşmadan önce, eşimle konuşup fikir birliğine vardık. Maya'nın cenazeye katılmasını istemedik çünkü hem onun pek anlamayacağını ve etkileneceğini, hem de açıkcası bizim Claude'a hoşçakal derken ayağımıza bağ olacağını düşündük. Sonuçta 3 yaşındaki bir çocuk, özellikle de ortamda anlayamadığı ve onu korkutan bir durum olduğunda devamlı kucak ve ilgi isteyecekti ve ben açıkcası duygusal anlamda kendime güvenemedim. Ben hassas biriyim, cenazelerde mutlaka ağlıyorum, gidenle içimden konuşmak, hoşçakal demek, yas sürecimi insani duygularımla yaşamak istiyorum.. Tabii sakin ve abartısız oluyorum ama yine de Maya etrafımda olmasın istedim, biraz bencilce, biraz da onu korumak adına..

Cenazenin 1 gün öncesinde Almanya'ya döndükten sonra, eşimle Maya'yı kucağımıza aldık ve ona sarılarak şu şekilde olayı anlattık: "Maya, seninle önemli bir konuda konuşmak istiyoruz. Bu çok üzücü bir konu. Biliyorsun Opa Claude hastaydı ve uzun süredir hastanede yatıyordu. Hatırlıyor musun, seninle ziyaret etmiştik. Doktorlar onu iyileştirmeye çalışıyorlardı. Fakat bazen, insanlar çok yaşlanır, kanser denen bir hastalığa yakalanır ve doktorlar ne kadar uğraşsa da onu iyileştiremezler. işte Opa da kanser olmuştu ve ne yazık ki doktorlar onu iyileştiremediler. Opa artık eve dönmeyecek.. Çünkü o öldü". Burda 1-2 dakika durduk. O da konuşmadan bir süre bunu sindirdi ve sonra "peki Opa nerde?" dedi. O zaman önceden hazırladığımız ve eşimle ortak inancımızı yansıtan cevabımızı verdik "Opa öldü, şimdi meleklerle birlikte" dedik. "Onu ne zaman göreceğim?" dedi, "Opa'yı artık göremeyeceğiz çünkü o öldü ama özlediğimizde mezarlığa gideceğiz ve orada Opa'nın üzerinde adı olan bir taş olacak, oraya çiçekler götüreceğiz, istersen resim yapar onu da götürebiliriz" dedik. Daha fazla soru sormadı, biz de daha fazla şey söylemedik. Maya şimdilik tanrı kavramından haberdar değil çünkü dini konuları anlayacak yaşta olduğunu düşünmüyorum (çocuklara tanrıyı anlatmak konulu yazım için burayı tıklayabilirsiniz).

Ertesi gün cenaze törenine Maya'nın katılmamasına karar vermiştik. Tören kilisenin bahçesinde yapıldı. Tabut önünde mumlar ve çiçeklerle Claude'un fotografı vardı ve bir teolog konuşma yaptı. Daha sonra, bence Claude'u çok iyi anlatan, Frank Sinatra'nın "I did it my way.." şarkısı eşliğinde onu andık ve sonra hep beraber mezarlığa geçildi, tabut mezara indirildi, dualar okundu ve bizdeki gibi, herkes ufak bir kürekle biraz toprak, biraz çiçek ve biraz da su atıp özel olarak hoşçakal dedi. Sonra görevliler toprağı kapattı ve çiçekleri mezarın üstüne koydular. Maya bu törene katılmadı. Fakat törenden sonra, anma yemeği yendi ve Maya bu yemeğe katıldı.

Onu anaokulundan alıp yemeğe götürürken, "Maya dün seninle konuşmuştuk, biliyorsun Opa öldü ve bugün onun cenazesi vardı. Şimdi Oma ve Oma'nın arkadaşlarıyla buluşup Opa'yı anmak için beraber yemek yiyeceğiz, baban ve kardeşin şu an orada, ben de seni aldım, onlarla orada buluşmaya gidiyoruz" dedim. Bunun üzerine Maya biraz huzursuzlandı ve "Opa da orada olacak mı?" dedi. Tekrar "hayır Opa öldü, artık Opa'yı göremeyeceğiz" dedim ve o zaman "ama ben Opa'yı çok özledim, biraz görsem, sadece çok kısa görsem" falan dedi, ben yine "ben de özledim Maya'cım ama artık Opa'yı göremeyeceğiz ama istersen yemekten sonra Opa'nın taşını görmeye gideriz, çiçeklerine bakarız, istersen sen de çiçek koyabilirsin" dedim. "Tamam" dedi ve konuyu kapattı.

Yemek gerçekten güzeldi, hüzünlü değildi, daha ziyade bazı hatıralar konuşuldu, sakin ve rahattı. Daha sonra söz verdiğimiz gibi Maya'yı mezarlığa götürdük ve Maya da mezara çiçek koydu. Ertesi gün Oma'ya kahvaltıya gittiğimizde Maya "Opa şimdi meleklerle birlikte, belki kanatları vardır" dedi ve bir kaç defa da Opa'nın fotoğraflarına baktı ama ölüm konusunda başka soru sormadı. Törenin üzerinden bir süre geçmesine rağmen, "Opa öldü, onu artık görmeyeceğiz ve özlediğimizde taşına çiçek götüreceğiz" dışında çok fazla yorum ve sorusu olmadı ve olsa da bu yaşında buna benzer sorular dışına çıkacağını düşünmüyorum. Onun şu an ihtiyacı olan, anne babası başta olmak üzere çevresindeki insanların "kalıcı" olup olmadığını anlamak ve sanırım bu süreçte buna dair bir endişe oluşmadı (bakınız çocukluk korkuları üzerine yazım burada).

Bu vesileyle bir kaç önemli noktaya dikkat çekmek istiyorum:

- 0-6 yaş arasındaki çocuklar soyut kavramları anlayamadıkları için, ölümü anlatırken seçtiğimiz kelimelere dikkat etmeliyiz. Örneğin "insanlar doğar büyür yaşanır ölür" dersek, çocuğun çevresindeki tüm yaşlıların yakında öleceği endişesini yaşamasına, hatta kendisinin de büyüyüp ölmemek için yemek yememeye çalışmasına şahit olabiliriz. "O uykuya yattı, bir daha uyanmayacak" cümlesi de aynı şekilde uykudan kaçınma davranışına neden olabilir. Bunların yerine "o kanser hastalığına yakalanmıştı, kanser nedeniyle öldü" demeyi tercih ettim.

- "O cennete gitti, biz de ölünce cennete gideceğiz" cümlesi, çocukların "ben de ölmek istiyorum, annemin yanına gitmek istiyorum" türü tehlikeli düşünceler ve hatta eylemler gerçekleştirmelerine neden olabilmektedir. Ayrıca bu yaş çocuklarının anlamayacağı soyut kavramlar olduğu için, tanrı, cennet, cehennem vs konularında gereksiz yere size sorular sormalarına, akılları karıştıkça da daha da endişelenmelerine neden olacaktır. Bu konuları onlar açmadığı sürece, ben okul döneminin iki haneli yaşlarına dek bu kavramları gündeme getirmeyi gereksiz buluyorum. Fakat bu kavramlar çocuğun çevresinde sık kullanılıyor ve başkasından duymasını da istemiyorsanız, yaşına uygun az ve öz şekilde açıklamakta da yarar var.

- Özellikle temel bakım veren kişinin kaybında, çocuğun en önemli korkularından biri "bundan sonra bana kim bakacak"tır ve bu yaşın ego odaklı düşünce sistemi nedeniyle bu çok normal karşılanır. Bu durumda çocuğa mutlaka yakını tarafından "ben hep senin yanındayım" türünde cümlelerle destek ve güven verilmelidir. "Ya sen de ölürsen?" diyen çocuğa "bunu bilemeyiz ama ben gencim, hasta değilim, sen büyüyünceye dek senin yanında olmak istiyorum ve bunun için kendime çok dikkat ediyorum, merak etme" denebilir. Yine bir diğer endişe, "benim yüzümden öldü" endişesidir ve bu mutlaka dile getirilmeli, bu endişe mutlaka giderilmelidir.

- Cenaze törenine anaokul dönemindeki çocukların götürülmesine, özellikle cenazenin tabut içinde olduğu ya da dıştan gözüktüğü durumlar yaşanacaksa ben şahsen karşıyım ama çocuğun ölümü somutlaştırabilmesi için, yas sürecini mutlaka yaşamasına izin verilmelidir. Sakin bir zamanda, ona yakın kişilerce mezarlığa götürülmesi, "bu taşın üzerinde onun adı yazıyor, istersen özlediğinde buraya gelip ona çiçek getirebilirsin" denmesi bence yeterlidir.

0-6 yaş gurubu çocuklar için, uzman psikolog olarak önerilerim;

1. Ölümü kısa ve açık cümlelerle, sakin bir tonda anlatın.
2. Çocuğun sorularını geçiştirmeyin, gerçekte neyi öğrenmek istediğini anlayın ve doğru ve kısa cümlelerle cevaplayın.
3. Sizin duygularınızı görmesine, anlamasına izin verin, neden üzüldüğünüzü anlatın ama abartılı duygulardan, yasın çok aşırı duygularla yaşandığı ortamlardan uzak tutun.
4. Dini açıklamalar ve belirsiz soyut kavramlardan uzak tutun, gerekirse çevrenizdekileri uyarın.
5. Çocuğun sorularına cevap verseniz dahi, devamlı aynı soruları sorması normaldir, siz de devamlı aynı açık sakin tonda cevaplayın.
6. Ölüyü unutması için uğraşmayın, aksine güzel, komik, neşeli anıları yaşatmaya çalışın.
7. Çocuğun yaşam rutinine ve "normal" yaşamına en kısa sürede geri dönmesine çalışın.
8. Hamilelikteki düşükler ya da ev hayvanınızın ölümünü de normal bir yas süreci olarak kabul edin ve çocuğunuzla bu konuları da ölüm konusu altında konuşun.
9. Ulusal yas durumları, terör ve doğal afet durumlarında çocuğunuza "seni güvende tutmak için herşeyi yapacağım" fikrini mutlaka verin ve onu rahatlatın.
10. Yas sürecinde "mükemmel ebeveyn" olmaya çalışmayın, bu sizin de yasınız, lütfen kendinizi de düşünün, gerekiyorsa uzman yardımı almaktan çekinmeyin.

10 yorum:

  1. Ceren, başınız sağ olsun öncelikle...keske gercek bir kayip sebebiyle yazmak zorunda kalmasaydin bu yaziyi ama cok bilgilendirici olmuş. Maya belki tam olarak kavrayamasa da verdiginiz cevaplardan tatmin olmuş görünüyor, umarım cok etkilenmeden atlatır uzun vadede...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. teşekkürler mızmız.. evet sanırım yaşı gereği fazla etkilenmeden, fazla da anlamadan atlatıyor. bugün mesela son doğumgününde oma ve opa ile piknik yaptığımızı hatırladı ve "ama opa artık burda değil, cennette, belki kanatları var" diye tekrarladı, ben de "evet belki vardır" dedim..

      Sil
  2. Benim de çocuklara ölümü anlatmadaki en büyük çekincem "ölüm korkusu" oluşması... Anne babalarının aniden öleceğine yalnız kalacaklarına inanmaları ve güvensiz hissetmeleri.. Ölüm konusunda sorular birbirini doğuruyor ve Aslında hiçbirinin cevabı yok... Ölüm bizler için bile bu kadar bilinmez, karmaşık ve herkesin yas süreci bu kadar farklılık gösterirken çocuklara anlatmak çok çok zor...
    9-10 yaşındayken annem babam ölürse ben yaparım diye çok korktuğum ve hüzünlendiğim bir dönem olmuştu. Geceleri rüyama giriyordu onların ölümü... Annem bu konunun üstünde durmamış, şakayla geçiştirmişti hep. "Yok yeaa ölmeyiz, turp gibiyiz rahat ol" falan diye :)) belki de çocuğa hüzünlü ve ciddi konuşmalar yapmaktansa enerjik ve mutlu bir tonda "bizim bir yere gittiğimiz yok" tarzında hafiften geçiştirmek açıklamaları kısa tutup konuyu değiştirmek daha rahatlatıcıdır onlar için, içgüdüsel ve deneyimsel olarak böyle düşünüyorum ben...

    Tabi bunlar aile büyüğü, yaşlı ve ya uzak akraba ölümleri için geçerli... Genç ölümleri ve çok derinden bağlılık içeren ölümler çok daha hassas ve özel uzmanlık gerektiren bir konu. Aile öyküsünün alınıp vakaya göre yaklaşım belirleyecek bir uzmandan mutlaka yardım almak icap eder, senin de tavsiye ettiğin üzere.
    Tekrardan hepinize sabırlar diliyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :) umarım onlarla daha upuzun yıllar sağlıklı ve mutlu yaşarız ve büyüdüklerini, kendi ayakları üzerinde duran yetişkinler olduklarını görürüz başakcım!
      mizah gerçekten çok güzel bir yöntem ama annen dengeyi iyi kurmuş, bazen fazla mizah da çocuğa "uleyn kaygılarım da hiç ciddiye alınmıyor ha" endişesi verebiliyor.. ay endişeden endişeye koş dur, ne zor iş çocuk büyütmek!

      Sil
  3. Kayınvaliden için de üzüldüm. Eminim birlikte yapmayı planladıkları çok şey vardı.

    YanıtlaSil
  4. Başınız sağolsun cnm ben yeni gördüm yazını :( Bursa ya geldiğinde görüşebilseydik keşke :(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gülşahçım teşekkürler.. Aklımdaydın ama haftasonuna kalmadım, haftaiçi de senin işten gelmen, çocukların rutini, malum.. Umarım yazın günler de uzun olunca gelebilirsem mutlaka haber vereceğim..

      Sil
  5. Zor bir sureci guzel atlatmissiniz. Tebrikler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Umarım öyle olmuitur.. Dün gece uyumadan önce soruyordu yine, melekler vs.. Ama genel anlamda kaygısız gibi, ya da bana çektiyse içine atıyor bilmiyorum.. Zaman gösterecek.

      Sil

Anonim yani isimsiz ya da rumuzsuz yorumlara, hakaret, belirli bir gruba karşı ayrımcılık ya da ırkçılık içeren yorumlara, en önemlisi de yanlış bilgi ya da yönlendirici (melisiniz, malısınız'lı) yanlışlar içeren yorumlara BU BLOGDA YER YOKTUR. Bu davranışları yapan kişiler, genel huzurumuz için engellenecektir. Teşekkürler!