22 Nisan 2017 Cumartesi

Bir tırlatma nedeni olarak Lego

Bizim evde ben diyeyim 100, sen de 250kg kadar Lego parçası var arkadaşlar. Bunlar baba kız Lego hastası ve ben tırlatmak üzereyim. Evet, Lego'yu ben de seviyorum ama sevgim koşulsuz değil, bazı beklentilerim var bu ilişkiden. Mesela legolar etrafa saçıldıktan sonra 12 saat içinde geri toplanmış olacak, mesela ayaklarımın altında tam küççük pembik narin parmağımın arasında değil, bu iş için üşenmeyip 30km yol gidip, evimizin herşeyi mağazasından aldığım altı tekerlekli plastik kutular içinde duracak ve en önemlisi, modele dönüştürülen legolar kaderine terk edilmeyecek, ayda bir olsun tozu alınacak, mümkünse ılık bir duş ettirilecek.. Çok mu şey bekliyorum hayattan?!

Tamam Lego en güzel oyuncak, hem beyni hem elleri geliştiriyor, bir nevi terapi bile denilebilir AMA yeter uleyn. Seviyorsak da bir sınırı olmalı bu işin! Belki de uzaktan, gözümle sevmek istiyorum, sevda bu muğğğ, ayrılık bu muuuğ diye arabesk arabesk ağlaşmak istiyorum?! Ayrılamadık ki, salonun en has köşesinde - ya da minnak parmak arasında - bir dağ gibi istiflenmiş duruyorlar yine. Sabah saat 06.15 ve 10-100-1000 legocuk karşıdan bana el sallıyor!

Bu iş bu noktaya nasıl geldi anlatayım..

Herşey o ilk Duplo ile başladı, o sıra Madam M. sadece 6 aylıktı. Renkler ilgisini çekiyordu, duplo ağza sığmıyor, tehlike yaratmıyordu (bilakis, şu an geldiğimiz noktada benim ağzıma mütemadiyen isim benzerliğinden ve sinirden Kinder duplo'lar gayet güzel sığıyor ama bu bambaşka bir yazının ve başka bir ürünün konusu..) Fakat Lego Duplo sevdası normalde 3 sene gider derken, bizim evde çok kısa sürdü.

Madam M. babasının izinden gitmeye karar vermiş ve kaba saba duplolardan 1,5 yaşında çoktan sıkılmıştı. O sıra kısa bir dönem Lego friends serisinin pembeli renkleri evimizi şenlendirdiyse de, 2 yaş döneminde Lego Junior'a geçmek farz olmuştu. Bu noktada kreşe de başlayan Maya, oradaki çocukların "kaba saba" duplo ile kule yapıp sonra bam diye devirmelerini "çok banal" bulmuş, Junior'un minik parçalarının neden kreşe götürülemeyeceğini "ama lego yenmez ki?!" diyerek akıl dışı ilan etmiş, bir türlü kabullenememişti.

Normalde 3-6 yaş arası evimizi şenlendirmesi beklenen Junior; 2 ila 3 yaş arası (son aylarda ittirmeyle) idare etti ama 3. yaş gününde Maya artık "kocaman" bir insan olduğunu ilan ederek, babasının Lego classic'lerine bodoslama daldı. Bu noktada eşim bir terapistten (ben oluyorum o terapist) destek almak durumunda kaldı çünkü 35 yaşında bir adamın kızıyla legolarını paylaşması zordu, çok büyük bir "yaşam adımı"ydı. Özellikle de, yıllar yıllarca yapılıp kaderine terk edilmiş bir takım eski dostların "sökülmesi" aşamasında, eşimde yüksek tansiyon, dinmeyen migrenler, gastrit ve de sanskrit(çe sövmeler) baş göstermişti. Evimizde huzur kalmamıştı arkadaşım!


Şu an geldiğimiz son noktada, baba kız Legolarını paylaşmayı öğrendiler. Efendi gibi oturup beraber oynuyorlar, arada birinden biri mızmızlanınca, içerden gelip ellerimi belime kıvırıp iki carlayıp bağırmak ve asayişi berkemal etmek durumunda kalıyorum ama genel anlamda beraber oynamayı ve birbirlerinin sınırlarına müdahale etmemeyi (birinin yaptığını diğerinin saldırıp sökmemesi gerektiğini) öğrendiler. Yalnız şimdi de ortaya, oturduğu yerden "iiivk, meeeeeeğk" diye çığlıklar atıp ellerini ve ayaklarını "tel sarar lukas, tel saaaaarar" modeli kıvıra kıvıra oyuna katılmak istediğini anlatmaya çalışan bir Lukas değişkeni çıktı. Önüne duplo atıp susturmaya çalışıyorlar ama nereye kadar, bilmiyorum..

Lego; "ya sev ya terk et".. Lego; "bugüne dek üretilmiş en şahane oyuncak".. Lego; "leyn yine mi amazon prime'dan ertesi gün elime geçmesi garantili, mikroskobik bir parçaya 50 euro verdin?".. Lego; "ama bunlar özel üretim, hayatım..".. Lego; "daha fazla beyaz almam lazım!".. Lego; "toplayın şunları ya salonun ortasından".. Lego; "ay ay ay kim verdi eline o parçayı Lukas'ın, bak ağzından aldım".. Lego; "ama anne yaaa Lukas legomu salya ediyooo".. Lego: "çocuklar yatınca biraz lego oynayabilir miyim hayatım?".. Lego; "çıkır çıkır çıkır, beynim zonkluyo yeminne!".. Lego; "hayatta üç türlü acı vardır; fiziksel acı, psikolojik acı ve lego parçasına çıplak ayakla basıldığında duyulan acı..".. Kısacası; Lego; "sen bizim herşeyimizsin!"

Legoseverseniz; şu blog şahane, bu blog da güzel, Maya'ya duplo hediye edenin kafasına fırlatıyor "ben bebek miyim?" diye ama "normal" bir "sevimli kız çocuk" için şu prenses temalı doğum günü seti ve partisi'ne de bir bakın derim, şeker gibiiiii ve de çıktısı alınıp aynen uygulanabilir!

8 yorum:

  1. Bizdeki son durum da şu. Bütün o parçaları rahat bulup yapsınlar diye kutulara ayırmam on beş gün sürdü sanırım :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bizim eve yolla! Lego kampı açıcam evde :D Ayrıca sen niye kutuara ayırıyorsun iki gözüm, bırak kendileri ayırsın, bunu oyunun bir parçası olarak yutturduk biz :D

      Sil
  2. Benim oğlanda zırnık Lego merakı yok ya. (Ona keza babada ve bende de yok. Demek ki Lego geni diye birşey var ve hatta dominant gen :P)

    Maya biraz daha ilgili ama abisine nazaran. Duplo ları üst üste dizip ev mev yapıp bam diye bozmalı oyunlar oynuyo baya. Playmobile çılgınlığı var şuan bizim evde :D

    Aklında bulunsun eskimiş yıpranmış, yalama olmuş Lego parçalarından şahane kalemlik yapılıyo :)) üst üste dizerekten 2-3 gözlü kutucuklar yapıyosun, içine kalem, cetvel, makas koyup kalemlik yapıyosun bebenin masasına koymalık ;) gözünde canlanmadıysa foto atarım :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Lego'yu nasıl eskitip yıprattınız yahu, "indestructible" özelliği var bu mundarın! :D Lego geni, çok haklısın!

      Sil
  3. jddkdhdkdjk mükemmel bir yazı olmuş ya. maya'ya tebrikler ayrıca babasını taklit etmek için de olsa hızla level atlamış legoda, benim işim olmaz nedense, çocukken de lego oyuncağım yoktu, bulursam oynardım djdldjf

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aynen benim de yoktu hiç legom :) Eksikliğini de çektiğimi söyleyemem..

      Sil
  4. Juniora geçmek için çok geç kaldık biliyorum ama ısrarla kaçınıyordum ve dün 23 Nisan itibariyle geçtik fekat ben bugünden delirmeye başladım. Evdeki duplolar da dünya kadar oldu o ayrı :/ Neyse ki çocuklar hakkını veriyor bizim de kıyamıyorum atmaya.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :) Sakın atma, belli olmaz, bunlar evladiyelik, torunlara verirsin.

      Sil

Anonim yani isimsiz ya da rumuzsuz yorumlara, hakaret, belirli bir gruba karşı ayrımcılık ya da ırkçılık içeren yorumlara, en önemlisi de yanlış bilgi ya da yönlendirici (melisiniz, malısınız'lı) yanlışlar içeren yorumlara BU BLOGDA YER YOKTUR. Bu davranışları yapan kişiler, genel huzurumuz için engellenecektir. Teşekkürler!