24 Mayıs 2017 Çarşamba

Süper bakıcı, rezil babaya karşı

Dikkat; birazdan anlatacaklarım tamamen gerçek hikayedir. Lütfen evinizde denemeyin! (Ayrıca içki tüm kötülüklerin anası gerçekten, özellikle de şu yandaki Jade..).

Dün, sevgili blogırcıklarım, ebeveynlikte yeni bir çağ atladık: 8 aylık bebeğin eline kuşkonmaz verip sapına kadar yedirdikten sonra, 3 yaşındaki çocuğun veli toplantısına zil zurna sarhoş gidip, anaokulunun havuzunda intihar ettiğini öğrendiğimiz adamın ruhunun huzura kavuşabilmesi için pencerelerin açılmasını önerdik.

Yaptık bunları! Evet! Bu hikayenin tek satırını abartıyorsam peşimden fırlatılan terlik totoma çarpsın!

Yeterince uyarı yaptıktan sonra, "tüüü rezil utanmaz arlanmazlar" diyip okumaktan vazgeçmeyen, siz sevgili "suça ses çıkarmayıp, suça dahil olmak isteyen"ler için, buyrun anlatayım: Herşey Maya'nın eski kreşindeki öğretmeni Bianca'nın telefonuma neşeli neşeli bıraktığı "önümüzdeki hafta her akşam boşum, bebek bakıcısı isterseniz haber verin" mesajıyla başladı. Maya'nın Bianca takıntısını biliyorsunuz, "Bianca aşağı, Bianca yukarı, anne sen git Bianca gelsin".. Kreşten anaokuluna geçtikten sonra bile, Bianca'nın borsadaki kur değeri değişmedi, ayda bir Bianca krizi tutuyor. Bianca da Bianca hakikaten, sapsarı uzun saçlar, boncuk boncuk ve rimelli mavi gözler, kiraz dudaklar, dahası sabahın 7'sinden gecenin 11'ine asla düşmeyen bir enerji ve neşe! 20'li yaşlar tabii, sabah bisikletle işe gidersin, 8 saat çocuklarla hoplayıp zıpladıktan sonra, akşam ekstra bebek bakıcılığı yaparsın, gece ise zabbaha kadar club'larda dans pistlerinde fink atarsın. Hepimiz böyleydik (değil miydik?) Neyse Bianca'nın mesajına gözlerinden kalpler çıkan emojiyle cevap verdim çünkü heyecandan dilim tutuldu, tam 8 ay sonra 2 çocuğu birden bakıcıya kitleyip Beyaz Atlı Prens (BAP)ciğimle felekten bir gece (Bianca'nın ölçülerinde akşam) çalacaktık! Böyle bir şans doğmuştu hanemize..

BAP'a hemen mesaj attım, "hazırlan bu gece jumbo kokteyller ve yiyebildiğin kadar taco yiyeceksin, dışarı çıkıyoruz a ciciiiim" dedim. Cevaben gözlerinden kalp çıkan emoji geldi.

Vallahi akşamı nasıl ettik bilemezsiniz. Dile kolay 8 aydır çocuksuz bir gece geçirmemişiz. Yani şimdi günahını almayayım, no1'i bakıcıya bırakıp, no2 ile heryere gidip envai çeşit kokteyl ve yemek tattık sağolsun ama sıfır, nette ve brütte sıfır çocuksuz bir deneyime henüz gark olamamıştık.. Ayrıca geçen haftaki evlilik yıldönümümüz de hastalığa gümletilmişti, onun da acısını çıkarmak vardı..

Gün boyu heyecanımı gizleyememiş olacağım ki, sevgili no2 akşam uykusunu uyumamakta diretti. İlk tokatı burdan yidik. Ama, BAP'la başbaşa bir gece olasılığına karşı hiç bir şey beni durduramazdı! Bianca gelir gelmez çıkmak üzere giyinmiş, süslenmiş, çocukların yemeğini hazırlamış, Maya'nın kakasını dahi yaptırmış, tam bir süper anne modunda kapının dibinde bekliyordum. Nihayet kapının zili çaldı ve ben B.'nın ayakkabılarını dahi çıkarmasını beklemeden no2'yi resmen bir basket topuymuş gibi fırlatarak, heyecandan dilini yutmuş bulunan Maya'ya "hadi yavrum baaaaaaay" diyerek kapıdan çıktıııııım ve alemlere aktıııım. Alemlere aktığım saati yazıyorum: 17.00. Karıştırmayın o kısmı.

17-20.00 arası bizim çok sevdiğimiz bir barda "happy hour" var, eşek gözü kadar kokteyller yarı fiyatına, meksika yemekleri şahane ve tacoların tanesi Salı gecesine özel 1 euro! Üstelik dışarda bahçede oturuyorsun ve hava da dün öyle güzeldi ki, gün batımı vs. 8 aydır ihtiyacımız olan şeyler!

Ben gecenin şerefine 1 bardak köpüklü beyaz şarap ısmarladım. Emzirdiğim için eşek gözü kokteylleri ancak alkolsüz mokteyl olarak içebiliyorum ama arada da yudum yudum şarabımı hüpleteyim, "oğlan daha rahat uyur" dedim. Tabii neredeyse 2 senedir 1 yudum alkol almamış bulunduğum için, 1br şarapla olanları tahmin edebilirsiniz. Önemli olan hissettiğin alkol müdür, kanında dolaşan gerçek promil midir? İşte bu konuda doktor arkadaşlardan fikir bekliyorum.. Ya da hiç kurcalamayın zaten hikayedeki "rezil" ben değilim, anlatıcam.

Biz böyle yiyerek içerek saati 18.30 etmişiz, eve dönüşümüz 20.00 diye konuşmuştuk (oğlan memeden ayrılığın 3 saatten fazlasını kaldıramıyor, annem sonsuza dek gitti, evrende tek başıma kaldım moduna bağlıyor, kızın da uyku saati 20.15). O ulvi anda ben BAP'a "ya biliyo musun, bu gece anaokulunda Elternabend var, istersen gel iki kadeh de orda atalım" dedim. Ve BAP içmekte olduğu tequila sunshine kokteyini resmen püskürterek "neaaaağ, Elternabend miaaağ?" diye kükredi.

Şimdi Almanca bilmeyen veya Bavyera kültürüne yabancı olan sizler için bir açıklama getireyim. İki adet Almanca kelime var: ilki Elternabend (veli toplantısı), ikincisi Elterntisch (veli toplaşması). İlki anaokulunda yılda 2 defa yapılan ve herkesin katılması gereken, çocuk, grup ve genel yönetim hakkında çok önemli kararların konuşulduğu veli toplantısı. İkincisi Bavyera kültürüne özgü birahanenin birinde buluşan ve bir masa (tisch) etrafında oturup bira yudumlayıp çene çalan ebeveynlerin gayrıresmi laklak şakşak toplantısı. Ve tabii ki ben Elterntisch ile Elternabend'i birbirine karıştırmışım. Üstelik hangisi bu gece emin de değilim. Hemen Greta'nın anası'nı aradım. Ay bu kaçıncı Hanzo ile Greta hikayemiz, hiç sormayın. Evet, tisch değil abend söz konusuymuş! 15dk sonra başlıyormuş. Hesaaaaaaaaaaap!

Biz ikimiz saat 18.30'da sarhoşuz düşünün ve aracımızla (kandaki promil sözkonusuysa 1br köpüklü şarap (yarı yarıya maden suyu zaten) sorun değil ama 2 senedir içmemişim başım Leyla, beyimse 4 kokteyl 8 taco yuvarlamış, sarmısak ve alkol kokuyor buram buram) veli toplantısına gidiyoruz. Üstelik acele ettiğimiz yolda km sınırı 30 olduğu için, çılgın bir panikle saate karşı yarışarak, yavaş yavaş araba sürüyoruz. Seinfeld hayatım.. Neyse park ettik, içeri girdik, 3dk geç kalmışız ama Almanya burası, veliler yerlere falan oturmuş, sarhoş kafayla boşluklardan atlamak, ayaklara ellere basmamak falan roket bilimi gibi; haliyle herkes bizi süzdü. Neyse totomuza bir boşluk bulduk çömeldik. Konuya zaten ortasından daldığımız için, Bavyera ağzıyla konuşan anaokulu yöneticisini anlamam zor olduğu için, konu "havuz problemi" olup zaten benim huysuz anaokulunun havuzuna ve saunasına (ay evet var öyle bişeyimiz) kat-i surette girmediği için ve de 1br şarap içmiş bulunduğum için yarı kulakla anlamadan dinliyorum. Fakat eşim bana koca koca açılmış gözlerle bakıp kaş göz yapıp duruyor, bi tuhaflık var yani. "Ne didi? ne didi?" dedim. "iki hafta önce ölem komşu varya, intihar etmiş" dedi. "Aa yazık, hay Allah ne derdi varmış?" dedim. "Ya havuzda intihar etmiş" dedi.

Ayh. O an beni bi ateş bastı. yemin ediyorum bıraktığım yerden Almanca kursuna gitmem lazım.

Ya uzatmayayım; tam ayrıntıları anlamadım ama galiba anaokulu sabahtan akşama kadar "çocuk gürültüsü" çeken komşulara şirinlik olsun diye havuzun anahtarını vermiş, komşular zaten toplam 2 aile. İkisi de birbirinden yaşlı, kullanan falan yok havuzu. Ama bir gece, bu yaşlılardan biri artık hayattan sıkıldığı ve Avrupa'da "ölebilmek" için 3 haneli yaşları beklemek zorunda olduğun için, sanırım bir ani "aydınlanma" yaşamış, sanırım ilaç içmiş, tin tin inmiş havuza, birkaç kulaç atmış ya neyse sonuç olarak sabah 7'de havuzun kapısını açık bulan bizim grup öğretmeni Gabi "nolyo ya" diye içeri giriyor, adamı yüzükoyun havuzda buluyor, şok geçiriyor, yukarda çocuklar var ve o gün planlanan "Mayıs Dansı" öncesinde küçük grubun yüzme dersi var ve Gabi kapıyı kitlediği gibi yukarı koşuyor, çocukları "havuzun gideri çalışmıyor" diye durduruyor, polisi arıyor gerisini zaten geçen hafta yazmıştım. Hani ben Maya'yı almaya gittiğimde bana "komşu öldü, karısı sessizlik istediği için Mayıs Dansı ertelendi" diye açıklama yaptığını falan....

Neyse hikaye anlatıldı. Veliler arasında şok belirtisi falan yok, bir ben hortlak görmüş gibi elim ayağım titreme halinde! Konuşmalar tamamen uçmuş vaziyette, bir de benim Bavyera aksanlı Almanca sorunumu ekleyin. Fakat doğru anlıyorum; veliler "işte bi şuursuz daha intihar etti, insan intihar ederken biraz saygılı davranır, anaokulunun havuzunda intihar edilmez ama canııım" sohbetini kısadan kestirip "e peki havuz ne durumda? yüzme dersleri ne zaman devam edecek" kıvamına gelmişler. Yahu Almanlar... Neyse ırkçı ırkçı konuşmayayım şimdi!

Havuz bakımına adamlar gelmiş, havuz klorlanmış, ölçümler yapılmış ve "temiz, yüzülebilir" ilan edilmiş. Alman tekniiik, tabii güvenimiz sonsuz, temiz dedilerse temizdir eminim. Havuz sahibi olmadığım için (zengin insanların günlük dertlerinden bi haberim malesef, misal geçen hafta da komşum Tesla'sının otobanda bozulduğunu ama 5dk içinde hem de ücretsiz otoyardımın hemen geldiğini ama Tesla'sız yaşamanın da çok zor canııım olduğunu anlatırken ben de anlamsızca "he he zordur elbet" diyip kafa sallıyordum) bilmiyordum, bu havuzların suyu ikide bir değiştirilmiyormuş! Yani bi dolduruyormuşsun artık bi sezon, bikaç ay boşaltmıyormuşsun, bas bas paraları Leyla'ya misali kloru basıyormuşsun! Ay şu yandaki rutin (!) havuz keyfim de patladı iyi mi.. Böğk.

Dolayısıyla anaokulunun havuzunun suyu da adamdan sonra "tabii ki" değiştirilmemiş, yetkililer "kesinlikle gerek yok zaten ateş pahası" demişler! Ah mantıkta sınır tanımayan Almanlar.. Tamam anladık, havuz fiziksel anlamda gayet güvenli, iş tamamen psikolojik. Lakin ben bizim çocukların adamın DNAsını yudum yudum yuttukları fikrine sıcak bakamıyorum! Neyse; aramızda imece uculü ek para toplayıp, havuzun suyunun değiştirilmesine ve çocukların yüzmeyi kaldıkları yerden öğrenmeye devam etmelerine oy birliğiyle karar verildi. Bu arada gevşek bir baba "camları da açıp havalandıralım da adamın hayaleti falan kaldıysa içerde uçsun bari" dedi, bizim BAP, ben ve bizim gibi şuursuz bir kaç anne baba da sinirli sinirli güldü. Sonra bir de bahçenin yeni onarılan çitlerini çocuklara boyatalım mı yoksa boyanın toksik doğası gereği çocukları riske atmayalım bahçevan mı tutalım diye bir 5dk'da onu tartıştık ve 20'ye 10 kala evlerimize dağıldık.

Şimdi siz dikkatli okurlarım "e, bu hikayenin "8 aylık çocuğa kuşkonmaz yedirdim" kısmı nerde?" dediyseniz helal olsun, çocuk beslenmesi konusunda çok obsesifsiniz diyeyim. Biz bu "night out, kindergarten in" gecesinde şok üstüne şok yaşarken, balık etki ve neşeli, sarışın ve enerji dolu Bianca'mız "dolap senin B'cim, ne istersen ye" düsturumu takip edip, dolaptaki kuşkonmazları haşlamış, şöyle michelin'lik bir salata yapmış ve hem kendini hem yavrularımı bu salatayla beslemiş! Başarmış bunu! Patates kızartması ve dondurma bile yemeyen Maya'yı geçtim (o Bianca'nın aşkına ayağındaki ayakkabısını bile yiyecek durumda) ama no2 yumuk elleriyle nasıl yedi o kuşkonmazları bilmiyorum ama yemiş çünkü gece boyu bezinden gelen kuşkonmaz kokusu dayanılmaz boyutlardaydı!

Uzun lafın kısası; kıssadan hisse 1. İntihar Almanya'da gereğinden fazla normalleştirilmiş, Chris Cornell'i kimse takmadı. 2. Tam da yaz sezonu öncesi havuzlar hakkında öğrendiğim bu bilgi kalbime bir hançer gibi saplandı. 3. Eltern(stamm)tisch başka şey, Elternabend başka şey ve bu ikisini birbirine karıştırmamak istiyorsam Almanca derslerine bir an önce geri dönmem lazım. 4. BAP ile ne zaman romantik gece (night out) planlasak rezil kepaze oluyoruz, bu iş sanki bizden geçmiş? 5. İki çocuğu birden bakıcıya kitleyip kaçabilmek, ebeveynlikte level atlamak değildir de nedir? 6. Her eve bir Bianca lazım! 7. Oğlan kuşkonmaz yedi ya!

22 yorum:

  1. Yarasın kuşkonmaz oğluşunuza :)))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :))) bak işte, yedirmeden rahat edemeyen bir başka türk anası! :D <3

      Sil
  2. Bütün hikayeden aklımda kalan şey, "yearabbim taco gecesi de ne güzel bir şeydir" oldu. İspanya'da yaşarken barlarda sürekli happy hour tadında mini etkinlikler olurdu, irish barlar, mexico barlar, tapalar, ücretsiz kokteyl tadımları, aman aman... Şimdi ise nadide ülkemizde elimizde kalan anca bira patates oluyor. O da uyduruktan pilsen ile. Gözünü seveyim Avrupa'nın.

    Ya çocukları rahat bırakınca mı yiyorlar, yoksa mizaçlarından mı kaynaklanıyor bilmiyorum ama benim kuzenin çocuğu da her şeyi yiyen ve üstüne üstlük annesine pazardan neden şevket-i bostan (Bir çeşit dikenli Ege otu) almadı diye ağlayan bir çocuk. Yaş iki buçuk. :S O yüzden benim de gözlerden kalp çıktı yani, "Vaaay kuşkonmaz mı yedi" diye.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mezelerimiz osmanlıdan kalma diye belki değer kazanır şimdi :D :P

      Sil
  3. Alemlere akma saatimiz 16:00 ve 20:30 arasında oluyor genelde ve o güneşin bile henüz batmadığı saatlerde çakır keyf olunca alkolikmisin cınım der gibi bakıyorlar:) Vee nee kuşkonmaz mı?? Çişide kokar yaw:p

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hahahaha aynen, happy hour yerine happy parental hour yapsalar çok tutar bence!

      Sil
  4. ayy beni de bazen afakanlar basiyor, avrupa'da yasamaktan yasam kalitemiz yukselir omrumuz uzarsa da sonradan sikilirsak nolur diye:) iyi denk gelmedi bu yasli adamcagizin hikayesi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Valla hele bizimki gibi her saniyesi olaylarla dolu bir ülkeden sonra bazen kendimi huzurevinde gibi hissediyorum!

      Sil
  5. Ne maceralı bir gün olmuş valla okurken bile yaşamış gibi oldum. Başbaşa çıkmanıza da bravo, madem bir kez denendi ve oldu bu iş devamı gelir artık 👏🏼

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. valla her çıkışımız ayrı macera oluyor :D

      Sil
  6. Tüm yazıda havuza takıldım iyi mi?! 17 yaşından beri "Millet bunun içine tuvaletini de yapıyordur." diye deniz ve havuzdan geri çekilen bir insan olarak seninle aynı hislerle doldum, taştım, çıkamadım deriiiin düşüncelerden:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sana bir bilgi vereyim o zaman, ben de geçen sene öğrendim.. Havuzdaki "klordan gözüm yanıyor" olayı var ya, ha işte o yakan klor değil canım, çiş. Klor sadece çişi bastırıyor, mikrobu vs kırıyor, yani gözün ne kadar yanıyorsa o havuz o kadar çiş dolu...
      Deniz olsa da girsek.. :D

      Sil
    2. yaaa Cereeeennnn! tatil hayaliyle nefes alan benim gibilere yapılmaz bu ama yaaa :( bu kadar havuz bilgisi fazla bu bünyeye :(

      Sil
    3. Yukardaki yorum benim :) eşimin hesabı açık kalmış :D

      Sil
    4. :D ya bana da çok koydu bu yeni bilgiler... deniz de soğuk henüz!

      Sil
  7. Münih'e yeni taşınan ve çocuk bekleyen birisi olarak zevkle okuyorum! Oraya mı takıldın diyeceksiniz ama şu taco mekanının adını da söyleyebilir misiniz :))) Bebeğimiz gelmeden belki biz de deneriz! :) Selamlar, Ada.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Oooo öncelikle tebrikler, sağlıkla kolayca kavuşun bebeğinize :) Taco mekanı dediğim Sausalitos :D Kızlar gecesi yapıyoruz biz genelde orada, katılın bize :D Özellikle de ingwer rohrzucker ginger ale'li bi kokteylleri var adı Elephant baby sanırım, çok öneririm <3

      Sil
    2. Bu arada herhangi bir konuda yardımım olursa, lütfen yazın..

      Sil
  8. Muuutlu yııllaaaar MAAAYAAA!! Allaaam herkese yavrularının tüm güzelliklerini görecek sağlık güç versin. Nasıl geçti;))

    YanıtlaSil
  9. Amcaya Allah rahmet eylesin ama hikaye çok komik, hele senin "ne diyo" diye soruşunu gözümde canlandırdım da koptum:))
    Havuz konusundaki bu mühiiim bilgiye çok küçük yaşlarda gark olduğumdan ömrümde sanırım toplasan 5 kere falan girmişimdir havuza. Kardeşlerim de turizmci, o çok şaşalı 5 yıldızlı otellerin nasıl temizlendiği ve havuzlarıyla ilgili çok acayip şeyler duydum, duyuyorum. Mesela bir tavsiye de benden gelsin. Otel banyolarındaki bardaklardan kesinlikle su içmeyin, hatta mümkünse elinizi bile değmeyin:)
    Havuz suları bir kez dolduruluyor ve sezon sonuna dek aynı su kullanılıyor. Gün boyu su içerisinde biriken her türlü pislik gece dibe çöküyor, filtreler yardımıyla temizlendikten sonra bildiğimiz klor, ozon, yosun engelleyici gibi aslında gözlerimize, boğazımıza çok zarar veren kimyasallarla temizleniyor. Benim mottom en pis deniz en temiz havuzdan yeğdir olduğundan havuzlara hiç yüz vermiyorum:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne didi ne didi? :D
      Ay ben o bardaklara diş macunumu fırçamı koymaktan çok keyif alıyorum.. hmmmm.. şimdi düşüncelere daldım..
      Ben de denizciyim çünkü tuzlu suyu çok seviyorum <3

      Sil

Anonim yani isimsiz ya da rumuzsuz yorumlara, hakaret, belirli bir gruba karşı ayrımcılık ya da ırkçılık içeren yorumlara, en önemlisi de yanlış bilgi ya da yönlendirici (melisiniz, malısınız'lı) yanlışlar içeren yorumlara BU BLOGDA YER YOKTUR. Bu davranışları yapan kişiler, genel huzurumuz için engellenecektir. Teşekkürler!