24 Temmuz 2017 Pazartesi

İşin sırrı: Taş devri analığı


İddialıyım, sanki bu sefer işin sırrını çözüm: Taş devri analığı. Ben buna bağladım, mis gibi yumuşacık, oooh. Az bi tavsiye edeyim, belki bir ikiniz faydalanır, "oh be sayende kahvemi ilk defa sıcak içtim" ya da "vallahi ilk defa bana bakan 4 adet göz olmadan tuvalete girip tek başıma KK yapabildim" falan dersiniz, ben de sevinirim. Bunlar önemli şeyler. Tuvaletteki dolabın gizli gözünde çikolata saklamış, tam delireyazarken ilk fırsatta kendini tuvalete kitlemiş, o gizli gözdeki gizli çikolatayı gözyaşları içinde gizli gizli yemiş tüm anneler anladı ne demek istediğimi..

İkinci çocuğuma hamileyken, bu bloğu kapattığım günlerde, bana soldan soldan geldiler.. Dedim ki, sevgili Öğrenen Anne, iyisin hoşsun da, biraz fazla mı kasıyorsun? Yani ilkine daha hamilelikten itibaren çok aşırı özendin, çırpındın, aman okuyayım aman öğreneyim dedin de ne oldu? Çocuğa aşırı özenli baktın, herşeyi kitabına uygun yapmaya çalıştın, kuralları sınırları rutini oturtayım istedin, yine de yetersizlik duygusu peşini bırakmadı. Kendine yani fiziksel ve psikolojik sağlığına baktın, bu sefer öz baban bile "böyle olmaz, çocuktan önce kendine bakıyorsun" dedi sana. Alman toplumuna göre aşırı şımarttın, Türk toplumuna göre aşırı kural koydun, yaranamadın kimseye.. Hayır etrafı taktığından değil, kendi iç sesin sana devamlı "aman ben eksiğim, vay ben hep yanlış yapıyorum, ya bu çocuk niye mızır mızır, ben niye hep yorgunum, yetersizim, vay vay vay.." diyip durduğu için.. Fazla okudun, aklın karıştı, kayboldun.. Eeeeh yeter!

İkinci çocuğa hamile olduğumu öğrendikten sonra, "bu çocuğu ilkinin tam tersi şekilde yetiştireceğim, dur bakalım bu sefer ne olacak, inceldiği yerden kopsun amağğğn" dedim.. Zaten okumuşum okuyacağım kadar, e sağolsun 5 çocuk gücünde Maya'dan pratik de var, bir de 3 senenin sonunda artık dışardan edilen lafları sağ kulağımdan alıp soldan direkt atacak kıvama gelmişim (herşeyi ben bilirim demiyorum ama kendisi çocuk yetiştirmemiş insanların ya da çocuğunu 30 sene önce yetiştirmiş insanların ya da kendi çocuklarının halini gördüklerimin lafını dinlememeyi kastediyorum). Bu sefer tek kuralım şuydu: bir ufacık bilgi kırıntısı için deli danalar gibi sağa sola koşturup durma, yavaşla, beklentini aza hatta sıfıra indir ve yaşamı, çocuklarını ve hatta kendini olduğu haliyle kabullen.

Gerçekten de; benim ilk annelikteki hatam, kendimden çok fazla şey beklemekmiş! Çocuğumdan da tabii. Yani "ağlamasın" istedim mesela, 8 saat ağladığı zamanlarda.. Oysa "ağlasın, belki de böyle rahatlıyor" deseydim, ağlamasını kesmek yerine onu ağladığı haliyle de kabullenebilseydim, "napalım bazı çocuk çok ağlar, benden değil, kendi kişiliğinden" diyebilseydim mesela.. Belki o nedenle 2 yaş krizleri bizim evde görece hızlı ve sorunsuz geçti çünkü "neden kendini yerden yere atıyor? çünkü 2 yaşında.. bu da geçer" diyebildim.. Ya da oğlan ağladığında "aman kız günde 8 saat ağlıyordu da bişicik olmadı, bırak aman 1-2 saat ağlasın yeaa" diyebildim. Kabullenmek.. Normalleştirmek ve bununla da yaşanır, ölünmez diyebilmek..

Sonra özellikle sufizm okumaya, düşünmeye başlayalı beri yani son 1,5 senedir, ben kendi iç huzurumu da daha fazla yakalayabildim. Kendimle daha barışık yaşayabildim, yaşam hedeflerimi yeniden gözden geçirdim ve benim için gerçekten önemli olanlarla, olmasa da yaşarım dediklerimi ayıkladım. Sadeleştim, "az ve yeterli" dedim. Bunu yaşamıma uyguladıktan sonra, çocuk yetiştirmeye de uygulamaya çalıştım. O noktada "taş devri anneliği" düşüncesi geldi aklıma. Yani "analar taaa eski zamanlarda bu sorunu acaba nasıl hallederdi?" diye düşünmeye başladım. Mesela bazı kültürlerde hiç kolik vakasının görülmemesinin nedeni, bu "taş devri analığı" ile açıklanabiliyor. Çocuk ağlıyor mu; kundakla uyut ya da ver memeyi bak işine.. Fazla takılma yani, çocuktur, ağlar.. Neden kolik? diye düşünme lüksü olmayan annelerin çocukları kolik falan olmuyor işte..

Ya da uyku düzeni.. Taş devrinde bebeği tek başına mı uyuttular, hayır annesinin koynunda memeyi cok cok eme eme uyudu bebek. Mağaraya giren hayvandan da anasının koynu korudu, soğuktan da.. Anasının işi mi var, bağladı koynuna. Şimdi oldu bunun adı "baby wearing" (sling). Ya da ek gıdaya geçmek.. Dişi çıkınca verirsin eline tutulan ama kolayca höp diye de yutulmayan doğal gıdayı yavaştan, modern dünyanın "baby led weaning" dediği şey, bildiğin taş devri analığı.. O dönemde püre mi yaptılar sanki? Ya da kimin vakti varmış da çocuğu iki elinden tutup 'yürütme'ye zaman bulmuş? Bırakmışlar yerde debelenirken otururken sürünürken kalkmış yürümüş. Şimdi oldu bunun adı "beni yürütme, bırak kendim öğreneyim ki kemiklerim ve eklemlerim zorlanmasın".. Valla bak, doktorlar diyor; yürütmeyecekmişiz çocuğumuzu. Abanıp kalkacak, tamamen kendi düşme kalkmayla öğrenecekmiş dengeyi ve yürümeyi, yeni akım buymuş.

İkinci çocukta direkt taş devrine bağladım. O da mutlu, ben de.. Ne beklenti var, ne kural var, ne kontrol var, ne stres var.. Arada çocuğu unutuyorum sağda solda ama :) Bi şekilde büyüyor ya, kendi kendini büyütüyor, neyi hangi hızda öğrenmek isterse o hızda gelişiyor, çoğu şeyi tek başına biz farkına bile varmadan başarıyor - mesela oturmayı tamamen kendi kendine öğrendi; biz kıza ayakkabı bağcığı öğretmek için internetten eğitim videosu izlerken bir baktık oğlan kalkmış oturuyor! Ona baktığımızı görünce o efsanevi yandan yandan Bruce Willis gülümseyişiyle bir de gülümsüyor :D Sonra hepimiz geri işimize döndük, ne heyecan ne kutlama garibana.. Fakat itiraf edeyim, hiç de "gariban" diye de düşünmedim, sanki olması gereken buydu. Bilmiyorum ya, aşırı ilgiden bi nane olmuyor, bir de bu şekilde deneyelim.. En azından kafam rahat. Beklenti yok, hayal kırıklığı yok, olduğu kadarına sevinmek var..

Bak şimdi ben bu yazıyı yazarken mesela komando gibi fişlere doğru hızla gidiyor, taktım fiş güvenliğini bıraktım kendi haline, dur bakalım ne yapacak diye izliyorum sadece. Ya tamam, biliyorum bu mantıkla "ölen ölür, kalan sağlar bizimdir" mottosuna da yaklaşıyorsunuz ister istemez. Ama aklınız var, üstüne iç sesiniz var, e biraz da gözünüz kulağınız var, dikkat edeceksiniz, koruyacaksınız. Taş devri analığı yani, bağrınıza basacak gözünüz gibi bakacaksınız.. Al sana en temizinden "respectful parenting" ya da "child centered parenting" (çocuk ve bağlanma odaklı ebeveynlik akımları). Bırak yaaa, hepsi taş devrinden arak kavramlar! İnsanlık olarak bir arpa boyu yol alamadık bence bu annelik mevzuunda, gittikçe geriye gittik hatta (bakınız yeni model helikopter ebeveynler).

Özetle, her şeyi bırakın bu taş devri anneliğini bir deneyin, tüm kriz anlarında "acaba taş devri insanı ne yapardı şimdi?" deyin ve ona göre davranın. Ben ettim, siz de edin, beğenirseniz bir de hayır duası edin ;) İşin sırrı bence bu, tavsiye olunur ;)

15 yorum:

  1. Modern zamanın popüler isimleri aslında taş devrindenmiş :) yerinde tespit olmuş :) like like like

    YanıtlaSil
  2. Her kelimesine katıldığım bir yazı oldu. Kendi hayatımdan iki tespit de ben patlatayım.
    İkinci çocukta başıma gelen en önemli şey "kibirimden arınmak" oldu. Meğer kibir insanı ne kadar yoran, hayatından çalan birşeymiş...

    Her konuda en ince detayına kodlarım, stratejilerim, üzerine uzun uzun okuyup oluşturduğum sarsılmaz fikirlerim vardı.

    Beslenme,emzirme, hijyen, uyku, oyun, davranış... Rutindeki standardımın Bi tık altına bile razı gelemezdim, bebeğimi kimseye 1 saatliğine bile emanet edemezdim.

    Ben ilk bebeğin ilk yılı yaşanan "mükemmel annelik" motivasyonunu kibir olarak yorumluyorum artık...

    Hani 2 yaşında tabletle telefonla haşır neşir çocuklar övülür "maşallah çok aşırı zeki! Tuş kilidini kendi açıyor, şakır şakır oyun oynuyor" diye böbürlenilir ve biz içimizden "iyi de bu övünülecek birşey değil ki! Bunu her çocuk yapabilir, ama yaptırmamak lazım!" Deriz...

    Şimdi bebeğin ilk yılında mükemmel anneliğe soyunanlara da aynı şeyi diyesim geliyor :) "mükemmel anne, isteyen herkes olabilir! Beslenmede hijyende Bebek odaklı yaşamda herkes manyakça takıntılar geliştirip kafaları yiyebilir :)) ama aslında keramet böyle olmamakta! Daha özgür, daha rahat, daha esnek, daha beklentisiz, daha Mutlu olmakta" ... Yaşasın taş devri analığı :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bahsettigin haller kibir mi bilmiyorum ama delilik Basak...inssn kendini niye o kadar zorlar ki deli degilse?! Bazi konularda kendime cok kiziyorum, kendi keyfine bakan arkadaslarimin annelikten de daha fazla keyif aldigini fark ettigim gun benim icin dönüm noktasiydi... Biraz da karakter meselesi tabii ama keske mukemmellik tuzagina dusmeseymisim

      Sil
    2. Mızmız kibir dediğim olay şuydu bende. Kendi mükemmelliğimi savunuyor, rahat anneleri eleştiriyordum. Benim doğru onların yanlış yaptığını düşünüyordum.
      -çocuğunu bırakıp saatlerce kuaföre gidiyor, avm ye gidiyor; bu rahatlık değil saçmalık. Bencillik.
      -ben organik gıdalarla buharda pişirip sterilizatörden geçmiş kaşıkla yediriyorum; o yağlı tuzlu sofra yemeğinden veriyor. Bu rahatlık değil; cahillik, üşengeçlik...
      -ben emzirmek için çok acılar çekiyorum, o emzirmiyor. Bu konformistlik.

      Tabi insan içinde böyle konuşmuyordum kendi iç sesimle eleştirilerim oluyordu bunlar ama "rahatlık ve annenin kendi konforunu da düşünmesi" olaylarını kabul edemiyordum. Kibrim buna engel oluyordu.... Anlatmak istediğim o.

      Sonradan anladım ki, bu beni "özel" yapmıyor! Kimse benim gibi özenli değil sanıyordum ama benim gibi olan çooooook insan varmış :)) hatta neredeyse rahat anneler azınlık, mükemmel anneler çoğunlukmuş. ve benim takıntılarım da hiç matah şeyler değilmiş :)

      Sil
    3. Yoo yoo zaten yadsiyarak soylememistim, aslında maksadim yine kendi deli dana hallerime tas atmaktil:) sonucta ayni yere geliyoruz keske bu kadar kasmasaydim. Bak onlarin yavrular da gül gibi büyüdü degil mi

      Sil
  3. Cok imrendim... 15 ayda bile kendimde fark ettigim duzelttigim cok sey oldu ama bir tas devri anasi olamadim henüz. Bir turlu o rahat ve huzurlu hale tam ulasamadim. 2. Cocugu beklemeden bu faza gecmenin kestirme bir yolu varsa onu da yazar misin Ceren :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben malesef ille deneyerek ogrenebilenlerdenim, her konuda boyle, izleyerek ogrenebilme yetenegim olsaydi, bence daha hizli hatta ilk cocugun 3. Yilinda falan aklim basima gelebilirdi :)

      Sil
  4. Zaten “bi annenin ilk çocuğu olacağına git dağlarda kurt ol daha iyi” diye bi laf varmış ben de ilkinden sonra öğrenmiştim. Yazık ilklere yaa😄

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ve fakaaaat, ilk cocuklar daha zeki oliyorlar, daha ilginc oliyorlar, ikinci cocuklar daha rahat, sosyal ama sitadan oliyorlar be minecim (arastirmalar diyor)

      Sil
  5. Zaten “bi annenin ilk çocuğu olacağına git dağlarda kurt ol daha iyi” diye bi laf varmış ben de ilkinden sonra öğrenmiştim. Yazık ilklere yaa😄

    YanıtlaSil
  6. Vayss, attım hemen cebe ben bunu. :))

    YanıtlaSil
  7. Bana kolik demeeee! İlk öocuk bizim gibi kendi çocuğundan önce başka yenidoğan tecrubesı olmayanlar için gri bölge,deneme yanılmayla oluyor çok okumakta yeri geliyor işe yaramıyor zaten test ettik:) Amannnn dedim zaten bir yerden sonra büyüyoruz işte.Yiyip içiyor,kendi işiyor,mutlu mu mutlu tmm yeter. Hem Yaz tatilini okulsuz evde orda burda geçirmeye karar veren ben şuan taş devrine bağladım zaten.Hay canına yandığım ne rahatmış okul yav..bu ne çene arkadaş iflahım kesildi:) Arada bir mısır patlatıp birde pixar filmi açıp oturuyorum ohhh misler gibi kahvemi içiyorum,ojemi süruyor,maskemi yapıyorum.Havuz başında ki yeni evli çiftleri üremekten soğuttuk bu yaz,bedava aile planma yöntemi.Şuan yanımda uyuyor bende uzun kirpiklerini izliyom bal yaa.Bipolar oldum yeminlen:p

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. hahahahah ya hakikaten bir de benim halimi gorsen, herkes iyi cesaret ettin diyor da ben alt metinde kafayi yemissin kardas allah kolaylik versin anlamina geldigini anliyorum ;))) simdi "sen uyurken.." diyebir yazi attim taslaga.. saat 06.41, henuz uyanmadilar iki canavar da peri gibi, izlemeye doyamiyorum :))))
      kolik demedim bak,allah dusmanima vermesin..

      Sil
  8. İyi tatiller cerencim. Yazının linkini de birkaç "yeni anne" arkadaşıma gönderdim ;)

    YanıtlaSil

Anonim yani isimsiz ya da rumuzsuz yorumlara, hakaret, belirli bir gruba karşı ayrımcılık ya da ırkçılık içeren yorumlara, en önemlisi de yanlış bilgi ya da yönlendirici (melisiniz, malısınız'lı) yanlışlar içeren yorumlara BU BLOGDA YER YOKTUR. Bu davranışları yapan kişiler, genel huzurumuz için engellenecektir. Teşekkürler!