8 Eylül 2017 Cuma

İmdat, uzaylılar oğlumu kaçırdı!

Yerine aynen ona benzeyen bir "şey" bıraktılar.. Bu benim oğlum değil, bu benim oğlum olamaz! Oğlumu geri verin banaa....!

Benim oğlum diye demiyorum vallahi pırlanta gibi, yumurta gibi çocuktu yahu. O kadar normal bir bebekti ki, aylarca hakkında yazacak hiç bir şey bulamadım. Sanki çocuğu sosyal medyadan uzak tutmuşum gibi oldu ama hakikaten yazacak şeyim yoktu; tipik bir bebekti işte. Ne ağlaması ne huysuzluğu oldu, kendi kendine büyüdü gitti garibim. Kitap gibi bebekti, tüm gelişim evrelerine uygun gitti; ne bir geri kaldı endişesi, ne bir yaşıtlarından önde olma hali. Boyu eni fiziki herşeyi ortalama.. Psikolojisi aynen okulda okuduklarım gibi.. Kitapta ne yazıyorsa o.

Ta ki 4 hafta öncesine dek..

El ayak ağız hastalığı geçirdi, huysuzluğu normal dedik. Uykusu bozuldu, yemesi içmesi bozuldu, normal dedik. E hastalık geçti, huy geçmedi. 2 hafta oldu, huy kaldı. Yok bu hastalıktan değil dostlar. Ben ne hastalıklar, huysuzluklar biliyorum. Bu öyle birşey değil. Bu başka türlü birşey.

Uzaylılar kaçırdı bir gece benim oğlumu, ben biliyorum.

1 yaşına yaklaştı (zaman nasıl geçti bilmiyorum, bu da uzaylıların işi olabilir gibi hissediyorum). Aklı bazı şeylere ermeye, kendini benden ya da koltuk kırlentinden ayrı bir birey olarak hissetmeye başladı. Maya'nın oyuncaklarına göz dikmeye, Maya ona vermeyince ağlamaktan Maya'nın saçlarına asılmaya kadar yelpazenin çeşitli renklerinde davranışlar sergilemeye başladı. İstediği şeyler yapılmayınca, en başta Maya olmak üzere tüm aile bireylerinden Hitler'in ordularına seslenmesini andıran sert bir NEIN duyduğunda, eskisi gibi ürkek ürkek bakakalmamaya başladı. Alttan alttan çaktırmadan (mesela sehpa altlarında komando gibi sürünerekten) gidip emellerine ulaştığında, mesela saksı bitkilerime ulaşıp, gizlice ağzına attığı Hoya tipi toprakları katır kutur yerken yakalandığında, ağzını açtırmaya kalktığımda ağzını ve yumruklarını sıkıp sinirli sinirli gremlin gibi homurdanmalara başladı. Arada hiç yoktan höveuüüüeğğ diye bağırmaya başlamasını hadi doğal "pehlivan"lığına verdik ama sonra yine hiç yoktan incecik mieeeeeiiii diye ağlamasını neye bağlayalım bilemedik..

Hele uykular.. Offf o uykusuzluklar.. Tamam itiraf edeyim, uyku konusunda bebekliğinden beri zorlanıyorum. Maya az uyurdu ama kütük gibi uyurdu, sağolsun. Bir uyudu mu istersen davul çal, uyanmazdı. Lukas ise doğduğundan beri her kıpırtıda miyk, her çıtırtıda müyk, ilk tıkta hemen kıpır kıpır sağa sola döner, meme ağzında değilse vay halime. Hele son 2 haftadır gece gündüz kurulu saat gibi 45 dakikada bir uyanıyor! Uzaylılar defolu mal bırakmış benim güzel oğlumun yerine!

Gecelerim kabusa döndü, yatağımdan çıktım onun yatağına bitiştirdiğim somyada yatıyorum çünkü tam dalacak gibi oluyorum, miyk.. Gündüzleri 2 hafta öncesine dek 3 defa uyuyan çocuk (sabah 9.30, öğlen 11.30 ve akşam 16'da 30 ila 45'er dakika saat gibi, kitap gibi) resmen bodoslama 3 uykudan 1 uykuya indirdi. Deli gibi uykusu var ama gözü hala Hoya toprakta ya da Maya'nın mikroskopik boyuttaki oyuncaklarında, ben yatırıyorum o inatla kalkıyor; Hacı Yatmaz'a döndük.

Bu işin sonu kötü, ben size söyleyeyim. Yorgunum ve yorgun olduğum için sinirlenmeye başladım. İlk defa kükredim geçen gün oğlana, "yeter artık o pirize parmağını sokma bıktım!" diye kükredim. Uzaylı ya, heralde elektrikle mi çalışıyor nedir, bir şarj olma isteği devamlı..

Ya benim oturduğu yerde usul usul oynayan, ağzından "mam-mammm" gibi şefkat sözcükleri dışında bir söz dökülmeyen, kapının dışında, odasında falan unutup durduğumuz sessiz sakin oğlumu kaçırdı uzaylılar! Yerine de bu kıpır kıpır, cangır cungur, harala gürele "şey"i bırakılar! Güzel oğlum, melek oğlum, somun pehlivanım nerdesin? Galaksiler arası gezmelere mi gittin a oğlum?! Belin bıkının örtük mü, çıplak ayak taşa bastırıyorlar mı seni yoksa?

Yerine bırakılan "şey"e de alışmaya başladık, iyi mi..! İnsan her"şeye" alışıyor neticesinde.. Ben zaten 12 aydır bölük pörçük ama toplamda 5 saatten fazla uyku uyumadım, bünye haşat ve bu haşatlığı kafaya takma sınırını bile aştığı için devreler tamamen yanmış vaziyette. Uyumazsam baktım ölmüyorum, e ölmediysem de herşey yolunda diyerek salladım gitti dostlar. Ama saat başı uyandırılmak her yiğidin harcı değil. Özellikle o yiğidin mesaisi sabah 6'da başlıyorsa.. Ama bu yiğit buna da alışacak, biliyorum. Annelik çünkü; yeni hayat koşullarına alışmak, önceki hayatını hatırlayamamak, elinde olanla devam demek..

Elimizde uzaylıların bıraktığı hasarlı malzeme var. Birkaç tornavida darbesiyle belki raya girer, belki bizi raya sokar. İkincisi daha bir kuvvetle muhtemel gibi. Evin en zor alışanı Maya bile "yeni kardeşine" alıştı gibi. Oyuncaklarına ve saçlarına saldırılması dışında pek bir sıkıntısı yok. Türkçe olarak "seni yaramaz seniiii" diye seviyor yeni kardeşini. Üstelik bu yeni "şey"in bazı iyi yönleri de var. Mesela saat 16'daki uykuyu uyumaması aslında Maya'nın işine geliyor, böylece üçümüz odada beraber (beraberden kastım genelde altalta üstüste ve sonunda en az 2, genelde 3 kişi ağlayarak) oyun oynayabiliyoruz - eskiden ben Lukas'ı uyutucam diye ortadan kaybolup "kızımla oynayamıyorum", "artık ona zaman ayıramıyorum", "eskisi gibi keyifli kaliteli zaman geçiremiyoruz" stresi yaşıyordum.. Yeni ve fazlasıyla oyuncu bu ikinci "şey" sağolsun, kalitenin dibine vurduğumuz kesin.

Öyle ya da böyle; neredeyse 1 yaşına geldi. Kocaman ayakları var. İnanılmaz..

18 yorum:

  1. punk uzaylı lukas <3 o şimdi toddler :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. evde resmi olarak hiç bebek kalmayacak yakında oleeey :D

      Sil
  2. Oy oy keskin bir gecis olmus!

    YanıtlaSil
  3. belin bıkının jdgsadg, bunu ilk kez duydum :D
    geri geliiir. uzaylıların çok sevdiği bir oyundur. bizim de çok olurdu bu şekilde.

    uysal ve sakin bebem 3-4 ayda bir canavara bağlar, sonra yeniden durulurdu. nedenini hiç bilmiyorum.

    yalnız 1 yaş mı oldu o ya??
    nasıl ne arada?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bursalı jargonu olabilir, biz çok kullanırız evde :D Belin bıkının açık, ört yavrum üşütürsün şeklinde.. Yün fanilanı indir bıkınına :D
      Arada senin oğlanı düşünüyorum, hatırlıyor musun o da sabah erkenden kalkıp hemen geri uyuyordu sonra bir daha uyuyordu öğlende bak aklımda öyle yer etmiş, inşallah huyu da benzer 2 yaş vs var daha :D

      Sil
    2. Hastalandığına değil de huyunun değiştiğine yanarım diye bi söz var..o misal olmuş sanki:/ benim kızı da kucağına ilk uzaylı lakaplı teyzesi almıştı(ilk kim kucağına aldıysa ona benzermiş de:p o yüzden mi acaba senin oğlanın yeni versiyonu gibi hep:) memeye yapışık bebek de çok fenaymış gerçekten ben de memeden keseceğim günü dört gözle bekliyorum nerdeyse

      Sil
    3. E o zaman herkes ebesine benzerdi :D İlk ebe almıyor mu kucağa? Hahahaha Benim oğlanın ebesi aşırı sakin hatta fazlasıyla yavaş bi kadındı, bak şimdi şüphelendim! maya'nın ki de acaip iş bitirici, duruma el koyan bir kadındı bak..

      Sil
    4. O "ebe" yi babaanne olarak anladım:/ bizim orda babaanneye ebe deriz de:d anneanneye de eci:))) seninkiler benzemiş o zaman:)

      Sil
  4. Uykusuzluk çok kötü ya, o halde bile yine de deli gücü geliyor insana, analık iç güdüsü sürekli ayık olabiliyorsun. Ayakları kocaman deyince aklıma geldi, geçenlerde oğlumun aşı-gelişim kartını buldum, kızımla karşılaştırdım. Oğlana koca kafa derdi doktor ultrasonda, hala öyle :))) bir tek Doğum kilosu kızımdan azmış, aynı aylardaki boy-kilo-baş çapı filan hep iri. Bir kaç ay sonra 11 yaşında olacak, son aldığım sandalet 41 numara! :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 11 miiii? :D Maşallah! Aslında bir yaş farkı büyük olan ev hallerini yazsan ne güzel olur..
      Bu arada bloğuna şimdi girdim, kızı memeden kesmişsin tebrikler ve darısı başıma :D

      Sil
    2. Sağol, pürüzsüz sakin bir geçiş diliyorum size de :) yaş farkını yazayım, iyi fikir!

      Sil
    3. El ayak ağız hastalığını da ilk kez duymuştum, bi baktım, kötüymüş gerçekten, çok geçmiş olsun.

      Sil
    4. yazdım bak o konuda da :D teşekkürler

      Sil
  5. Aman Cereeeen,ben senin Maya ile ilgili cildirmanin esigine geldigin yazılarını dün gibi hatırlıyorum, tek başına çelik gibi sinirlerle nasıl dayandığını. .. Şimdi sana Maya ile yaşadıkların başından geçip gittiği için pamuk şekeri gibi gorunuyo ama bence Lukas hala Maya'ya göre daha sakin:)O yüzden Lukas'a da kendine de haksızlık etme,1 yıl geçmiş bile,az kaldı az. Öperim:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :D Yok ya şükrediyorum ben bu çocuğa, adı gibi "şans" o.. Ama azcık, 1-2 saat daha uyuyabilseydim! Ben ben değil gibiyim..

      Sil
  6. 1 yıl oldu bile bak nasıl da geçti zaman (bir de bana sor diyeceksin belki tamam sustum). Dişler ne durumda bu değişimin sebebi diş olabilir gibi geliyor bana özellikle gece uyanmalarının. Ben oğlanda farkettim ki, kıza göre acıya daha dayanıksız ve o dişlerin ger biri çıkarken en az bir hafta süren memeye yapışık geceler. Bir de benimki tek tek çıkardı, oysa kızımda bir bakıyordum ikişer üçer çıkmış. Neyse ki bitti yarabbişükür.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ay erkekler işte bir hasta olsunlar artık abartırlar, bebeklikten böyle :D
      evet lukas da tek tek çıkartıyor, bir arkadaşımın oğlumu gece yatırdım sabah bir kalktı ağzında 4 yeni diş var demişti!

      Sil

Anonim yani isimsiz ya da rumuzsuz yorumlara, hakaret, belirli bir gruba karşı ayrımcılık ya da ırkçılık içeren yorumlara, en önemlisi de yanlış bilgi ya da yönlendirici (melisiniz, malısınız'lı) yanlışlar içeren yorumlara BU BLOGDA YER YOKTUR. Bu davranışları yapan kişiler, genel huzurumuz için engellenecektir. Teşekkürler!