Oğlumdan Öğrendiklerim (ilk sene)

Hep kızımdan öğrenecek değilim ya, buyrun bunlar da küçük oğlumdan öğrendiklerim:

Her hamilelik hem aynı, hem başka türlüymüş: Aldığım kilo, hafta hafta başıma gelenler, gelişim evrelerinize dair endişelerim ve hatta doğum ağrısının şiddeti (hani ikinci doğum kolay olur diyorlar ya) tamamen aynı olsa da, hamilelik boyunca psikolojim ve doğuma hazırlığım tamamen farklıydı sende.. Baştan beri çok sakin, çok derin düşünceler içindeydim, baştan beri tam bir kabulleniş ve kendini bırakma hali vardı. Bundan mı bilmiyorum, yoksa sen mi beni sakinleştiriyordun hala emin değilim ama sen sakin, rahat, kendi halinde ve elindekiyle yetinen bir insan olarak geldin bize.. Çok şükür..

Bazı bebekler ilk sancıdan sonra sadece 30dk'da doğabiliyormuş: Doğum ağrısı değil ama hızı açısından şahane bir deneyim oldu, o kesin.. Yavrum bu ne hız? Anan da mı F1 pilotuydu? Allah bir avazda kurtarsın diye dua edenler sağolsun, ışık hızıyla doğdun ve adının anlamı da "ışıklar içinde doğan" sana çok uydu! O acıyı uzatmadın ya, çok şükür..

Kız mı, oğlan mı? Doğup da kucağıma alana kadar bilmedim, öğrenmek istemedim; kız mısın, oğlan mısın.. Sağlıklı olsun da, ne olursa olsun dedim.. İki kız büyütmek harika olurdu, bir kız bir oğlan büyütecek olmak daha da muhteşem oldu.. İyi ki öğrenmeden beklemişim, sen hayatta aldığım en güzel sürpriz oldun.. Çok şükür..

Koliksiz bebek? Mucize bebek! Ablanın ilk 8 ay boyunca dinmek binmeyen haykırışlarından sonra, senin mik mik mızırdanmalarına, İngilizlerin "cadı saati" dedikleri saatlerde her bebek kadar huysuzlanmana, meme için ya da yorgunluk için çıkardığın o tuhaf seslere ağlama bile diyemedik, böyle de bebek mi olurmuş? Olurmuş ya.. Koliksiz bebeğe, en en en çok şükür..

Büyümen mi, zamanın donuvermesi mi? Sende daha deneyimli olduğum için mi, benim son çocuğum olduğunu bildiğim için mi, bilmiyorum.. Her anne bebeğim büyüsün diye dua eder ama ben nedense büyümesin, zaman duruversin diye düşünüyorum ara sıra.. Ama sen büyümek istiyorsun ve büyüyorsun, sağlıkla büyü oğlum, çok şükür..

Sakin sakin çaldığın düdük? Kolaysın diyorum ya, aslında sapsarı bir bebeksin ve "sarı inadın" var. Bazen bir bakıyoruz, eline vermekten kaçındığımız bir şeyi kaşla göz arasında alıvermişsin ya da aklına koyduğun bir şeyi çaktırmadan yapıvermişsin ya da daha komiği, çaktırmadan bize yaptırıvermişsin.. Bazen sakinsin uslusun ama alttan alttan yapacağını yapıyorsun.. Enteresan bir karakterin var, sakinsin ama sıkıcı değilsin, çok şükür..

Uykusuzluktan bayılmak üzereyken bile mutlu olabilmek: Ablan cadıydı ama hastalık ya da diş çıkarma dönemleri dışında mışıl mışıl uyurdu, sense sakinsin ama uykusuz bir baykuşsun! Bazen gece boyu saat başı uyanıyor, oyun oynamak ya da hareket etmek istiyorsun.. Gözümden uyku akıyor ama bir tuhaf ruh hali, kıyamıyorum zorla uyutmaya seni.. Alıyorum koynuma, saçımla, gözümle oynaya oynaya, döne döne bir hal oluyor, arada emip arada mıncıklıyor, sonra birden uyuyorsun ve tam 12 aydır bana 1 saatten fazla kesintisiz uykuyla toplamda 5 saat uyuyabilmeye bile şükür dedirtiyorsun!

Kendi kendine büyüyen çocuk yapmışlar! İki küçük çocuğa tek başıma bakmak zor, birinizden biriniz mutlaka geri planda kalıyor. Ablanın sesi çok daha gür çıktığı için mi, senin ihtiyaçların daha basit olduğu için mi bilmem ama sen genelde "bekleyen" tarafsın. Bir bakıyorum kendi kendine oturmaya başlamışsın, bir bakıyorum, acıkmışsın, verememişiz, kendi kendine uzanmış, eline almış yiyorsun., bir bakıyoruz karyolanın kenarında ayağa kalkmış bu başarına kendi kendine seviniyorsun, hatta bir bakıyoruz orta masasına tırmanmış ordan bize kalp krizi geçirttiriyorsun ama çok şükür, ilgi odağı olmama, kendi kendine yetme halinden de memnun gibisin..

Tüm bunlar yani sakin, kolay, ablanla tam tezat halinde olman beni ilk başlarda çok korkuttu ve hamileliğimde tüm ikinci hamilelikler gibi benim de yaşadığım 'ya ilk çocuğum kadar çok sevemezsem ikinciyi?' endişesi yerini 'ya ablanı zor çocuk, seni kolay çocuk diye etiketler ve ona göre davranırsak, ya sevgimiz farklı olursa, ya ablanı senden sonra eskisi kadar sevemezsem?'e dönüştü.. Ama aynen ilk endişenin anlamsızlığını seni ilk kucağıma verdikleri an öğrendiğim gibi, zamanla ikinci endişenin de ne kadar anlamsız ve geçersiz olduğunu sen de ablan da öğrettiniz bana. Gerçekten iki çocuk farklı seviliyor ama bu fark asla miktarda değil, sevgi eşit ama şekli farklı işte.. Ablan ve sen çok farklısınız ama her anım ikinize birden sahip olduğum için ve ikiniz bu kadar farklı ama bu kadar muhteşem çocuklar olduğunuz için şükretmekle, teşekkür etmekle geçiyor.. Geçecek.. Sanırım bu seneden öğrendiğim en önemli şey bu oldu..
Oğlumdan Öğrendiklerim (ilk sene) Oğlumdan Öğrendiklerim (ilk sene) Reviewed by Ogrenen Anne on Eylül 22, 2017 Rating: 5

8 yorum:

  1. Allah ikisine de uzun ve sağlıklı bir ömür nasip etsin Ceren'cim. İstemem istemem derken bak doğdu da bir yaşını bitirdi bile:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. istemem demedim, düşünmüyorum dedim ;) düşünceler değişebilir :D sıra sende.

      Sil
    2. Yok şekerim, Allah olmayana versin, biz kapattık o defteri:)

      Sil
    3. Rüzgardan açılabilir dikkat et :D

      Sil
  2. İki çocuğun sevgisi olayında benim düşüncem şöyle:
    İkisini aynı sevmiyorsun ama öyle bir şey ki birini diğerine tercih edemiyorsun! İkisinde de sevdiğin şeyler farklı farklı.

    Siyahla beyaz gibi, çikolatayla vanilya gibi, çayla kahve gibi, rakıyla bira gibi :)

    Şimdi diyeceksin ki mesela ben rakı ağzıma sürmem, kahveyi her zaman çaya tercih ederim, çikolata dururken vanilyayı ne yapayım? Bunlar benim örneklerim herkes kendininkini bu yöntemle oluşturabilir.

    Çikolatanın dokusunu vanilyanın kokusunu severim. Siyahı gece, beyazı gündüz seçerim, kahveyi en keyifli günün ilk saatleri içer- çayı beyaz peynir ve simitle gömerim :) buz gibi birayı sıcak yaz akşamları, rakıyı muhabbetle alırım. Deseler ki bunlardan ille de birini seç, diğerini bir daha isteme; yapamam.

    Çocuk sevgisini peynir ekmek ekseninde anlatmak tam benlik bi hareket oldu :)))
    Bu arada çok tatlı bir yazı olmuş <3

    YanıtlaSil
  3. Tam da 36. Haftadayken tam da mira çok zor çocukken tam da bu kaygıları yaşıyorken tam da içimde fırtınalar kopuyorken bu yazıya ağlanır mı ağlanır���� Şimdi ben bu yazıyı okurken de içimden nasıl olur öyle sevgi diyorum.fazla kurmamak zamana bırakmak en iyisi sanırım��

    YanıtlaSil

Anonim yani isimsiz ya da rumuzsuz yorumlara, hakaret, belirli bir gruba karşı ayrımcılık ya da ırkçılık içeren yorumlara, en önemlisi de yanlış bilgi ya da yönlendirici (melisiniz, malısınız'lı) yanlışlar içeren yorumlara BU BLOGDA YER YOKTUR. Bu davranışları yapan kişiler, genel huzurumuz için engellenecektir. Teşekkürler!

Blogger tarafından desteklenmektedir.