23 Eylül 2017 Cumartesi

Sizin anneniz duble salaktı yavrularım -1

Olduk iki çocuk anası, ne değişti? HİÇ. Hadi tek çocukla acemiydik diyelim, ilk sene yediğim naneleri burada yazmıştım, ikinci seneyi aynen şu şekilde, üçüncü seneyi ise çekirge kıvamında böyle geçirmiştik, hatırlarsınız. Kızım artık 3+ yaş olunca akıllandım mı, oğlum doğup beni "duble anne" edince duruldum mu? Üzerime bir olgunluk bilgelik geldi mi? Buyrun cevabı:

Hamileliğimi ilk yavrudan 7 ay boyunca  gizledim. Karnım büyük değildi, uzman bir göz için bile dışardan belli olması için tam 23 haftalık olması gerekti. Yine de 23-28. haftalar arası bir şekilde durumu örtbas etmeyi, kendime "serpme köy kahvaltısını biraz fazla kaçırmış türk kızı" havası vermeyi başardım. Lakin oldu hafta 28. Boru değil artık. Cinsiyetini öğrenmediğimiz için adını da tam koyamadığımız Yavru no 2, plan B, ya da nam-ı diğer "göbek değil gaz o gaz", resmen 7 aylık olmuş. İş ciddi. Artık söylemek icab etti.

Daha önceden aylarca beynini yıkamıştık, bebek nasıl olur size tane tane anlatacak derecede iyi biliyordu. Lakin kendi başına geleceğini bilmiyordu garibim. Tepkisinden korkmuyordum dersem yalan olur, o nedenle "bebek ister misin?" gibi bir soru asla sormadan direkt konuya girdik "annenin kocaman karnında ne var biliyor musun, bir bebek!" diye daldık bodoslama ve "annenin karnı büyüyecek büyüyecek, sonra anne hastaneye gidecek, doktorlar ona yardım edecekler ve bebeği çıkartacaklar" dedik. Bizimki sen bi sevin, bi el çırp, birden kalktı yerinden "dur burda bekle" dedi ve koşa koşa mutfağa gitti, koşa koşa geri geldiğinde elinde koca bir bıçak! "Hadi keselim çıkaralım" diyor cani bakışlar altından! O ne yaw?! Kızım sen ne zaman öğrendin sezeryanı falan, o kadar ayrıntıya girdiğimizi hatırlamıyorum, sen nerden biliyorsun, dur anam şeytan doldurur bırak o bıçağı!

Oy ebeveynlik ne acaip. Kelle koltukta valla.

28-37. haftalar biraz tombul insan görmeye görsün, hemen "aaa o adamın karnında da bebek vaaaaar, büyümüş hem deee, yakında doğucaaaak" diye çığlıklar atıyor. Utanç utanç utanç..

- Geldik hafta 37'ye. Kızım bu hafta doğmuştu bile, oğlandan da böyle bir performans bekliyorum. Erken doğsun istiyorum çünkü 1. sadece 5 kilo alıp 53kg doğuma girecek bencil totom, 3 kilo üstünde tosuncuk doğurmayı yemiyor 2. annemle babam geldi ama babam haftaya dönüyor, gelmişken yeni bebeği de görsün istiyorum. Prof Dr. Gugıl'a danıştım. Bana kiraz çöpü çayı iç dedi. Vallahi dedi. Aldım çayı, varmış böyle bir çay hakikaten. Demledim, bir bardak içtim. Ot çöp uzmanıyım ya, yetmiş gibi gelmedi gözüme. Koca bir litre suyu kaynatıp, içine 4 paket atıp bardak bardak içtim. O gece 38. haftanın ilk gününde cort diye doğurdum.

- Ama ne doğurmak. Bütün gün (çay içe içe) güneşin altında Maya'ya koşturdum, akşama bira bahçesinde (termostaki çayı içe içe) ailemle keyif yaptım, eve gelip Maya'yı yıkadım, bin bir ricasını (3625 defa su, 7296 defa tuvalet, 4637826282 hikaye anlatımı ve dünyanın nasıl işlediği konusunda 524211829372 adet soru) yerine getirdim. Tam eğilip öpücüğünü vericem.. Foşşşş.. Yerler mıçtık mavisi olmuş.. Normal bir insan ne yapar, hemen o elindeki kitabı yavaşça yere bırak, doğum çantanı al ve sakince hastaneye doğru yürü! 3 senede bi mok Öğrenememiş Anne ne yapar? Doğurursam kim kesecek diye koşa koşa tırnak makasını alır, Maya'nın ayak tırnaklarını keser. O da yetmez, yanına oturup elini tutup onu uyutur, içerde panikleyen elinde bavul kapının yanında bekleyen kocaya rağmen giyinir, süslenir, aheste beste evden çıkar.. Hastaneye gider. İlk sancının gelmesini takiben rekor sürede, sadece 30dk'da doğurur! Kiraz çöpünü İstanbul trafiğinde denemeyin.

- Oğlan doğdu, 3 gün hastanede kaldıktan sonra aldık eve getirdik. Birey oluşuna saygı duyduğumuz için, Fransız usulü evin odalarını gezdirdik, "Hoş geldiniz Lukas Bey" dedik. Medeniyiz. Peki o ne yaptı, ilk 1 ay her bezi açıldığında üstümüze işedi. Ta ki bir gün yine üstüme işeyecekken hedefi şaşırıp 180 derece ters yöne işeyip, Allahın sopası sağolsun, açık olan (ayran delisi) ağzını tutturuncaya dek.. O şok yetti, bez açılınca işeme dönemi, bir musibet ile vuslata erdi.

- Oğlan 1 aylık oldu. Lohusa kafası tam gaz. Hangi vitaminin eksikliğini yaşıyorsam, oğlanı sağda solda unutuyorum. Özellikle kızı anaokulundan alıp eve getirip binbir isteğini yerine getirmeye koşarken, pusetinde, evin girişinde uyurken unutuyorum. Yanından geçerken "guk" diyince de korkuyla sıçrıyorum. Bu hadi normal.. Bir gün oğlanın adını unuttum. Dilime Carlos geliyor, bir türlü çıkaramıyorum! Carlos kim ya, Meksikalı mı bizim oğlan???

- Oğlan 2 aylık, kız anaokulundan eve envai çeşit virüs ve bakteri getiriyor, seç beğen al. Bir sabah alnından öpüyorum, dudaklarımı yalayınca dilime tuzlu tuzlu bir tat geldi. Şapırrrt diye yaladım çocuğu. Ayol tuzlu hakikaten! Koş Sevim, doktoru ara, çocuk salamura olmuş! (Gülmeyin, bazı çok ciddi hastalıklarda ilk belirti olarak ciltte tuz oluyor). Elimde telefon, düşünüyorum, doktora ne diyeceğim: "Doktor bey Allasen bi yala yaaa, bak vallah billah tuzlu bu bebe".. Telefonu geri koydum yerine. Arada yalıyorum çocuğumu, o gün bu gündür tuzlu değil. Neydi o hala çözemedim..

- Maya 3 yaşında ve "evsiz bir prenses gibi giyin, insan içine çık" akımına kapıldı. Sadece o kapılsa iyiydi, hepimizin giyim kuşamına karışıyor. Huysuz ve bodur bir Cemil İpekçi adeta! Lukas'ı genelde o giydiriyor. Zaten oğlanı kızdan kalanlarla büyüttüğüm için ortada en baştan bir güvenlik açığı var. Pembe mont (Steiff uleyn, atılır mı!), kalpli içlikler, totosunda dantelceğizi olan iç çorap vs. Maya'dan 2017 kış sezonu önerisi: Lukas'a elbise giydirelim. Lütfeeeeeeeeen. Neden olmaz anne? Sadece kızlar mı elbise giyer? Niyeeee? Ama kızlar da pantolon giyiyo oğlanlar gibi, niye oğlanlar etek giyemiyo, yazık oğlanlara, hühühühühüüh "Kızcanım dur ağlama, haklısın İskoya'da oğlanlar da etek giyiyo, kilt deniyo ona, söz İskoçya'ya gidersek Lukas da etek giyecek, ağlama!" (18 sene boyunca İskoçya planları iptal).

- Oğlan 6. aya başlar başlamaz ek gıdaya geçtim çünkü her ana gibi bende de "sütüm yetmiyo" paranoyası var (duble annelik bile bu kafaya çare olamadı). Kızda kitabi bir şekilde elma ver 3 gün bekle, havuç ver 3 gün bekle, aman organik olsun tuzu şekeri asla olmasın derken derken, kendisi yeme özürlü bir adet kürdana dönüştüğü için, oğlanda salmış vaziyetteyim. Babaya "git birkaç kavanoz mama al, başlayalım ucundan" demiş bulundum. O da gitmiş Spagetti Bolonez almış! Allahtan 4 aylık için.. Verdim, yidi ayol (ben ettim siz etmeyin, çocuk alerjik olabilirdi, neye alerjisi olduğunu anlayamazdık, siz yine kitabi gidin bence, biz de zaten spagetti bolonezden sonra "armudun iyisi"ne talim ettirdik "koca oğlan"ı..)

- Oğlan emeklemeye ve etrafı kurcalamaya başladı. Özellikle de Benjamin'in Hoya tipi toprağına kafayı taktı. Türlü önlemler aldım, hiçbiri bana mısın demedi, bir yolunu buldu. Baktım ağzında takır tukur yiyor, yarısını yutmuş bile. Panikle doktoru aradım. Doktor da yüzyılın en sakin adamı.. Bana "tüm saksıyı yemediyse bi'şi olmaz, hep olan şeyler bunlar. daha demin traş losyonu içen bir çocuğun annesiyle konuştum, isterseniz beraber bir kahve için" dedi.. İçsek mi yahu, doktor tavsiyesi..

- Pazartesi günü bizim eve temizliğe yardımcı geliyor ve her pazartesi ne hikmetse Maya'nın ıvır zıvır "en kıymetlims" oyuncakları ya da "sanat eserleri" çöpü boyluyor. Ay tabii ki ben hepsini bir köşeye koyuyor ve saklıyorum ama Allah Allah bu temizlikçi teyze de nerden buluyorsa hepsini atıveriyor canım! Kadıncağız yazık anlayamadı neden her hafta Maya onu görünce "merhaba" demek şöyle dursun hayalet görmüş gibi irkilip somurtup "hıh" diye arkasını dönüp hızla odasına kapanıyor.. Bizim çocuk "çekingen biraz teyzesi.." Heee.

- Maya'yı 3 dilli büyütüyoruz diye övünürken, şunu atlamışım: eşimle ya da annemlerle ortak bir gizli dilimiz kalmadı. Hani her ebeveynin "çocuklar duymasın" diye düşündüğü konularda kullandığı bir gizli dili vardır ya, bazen İngilizce konuşursunuz "sakın dolapta çikolata olduğunu görmesin" gibi. Ha işte o lüks bizim evlerde kalmadı. Çok ağdalı, Shakespeare türü bir İngilizceyle eşime "hani bizim ilk göz ağrımızın gittiği kurumsal ortam var ya şekerim, o ortamdaki bakım vericilerden biri erken dönem emekliliğe ayrılmaya karar vermiş, iki dolunay zamanı sonrası başka bir denk ortamda ekmeğini kazanacakmış" gibi abuk bir cümle kurdum (Maya duymasın, üzülmesin şimdiden diye). Maya'dan gelen cevap: "Sylvia onun adı! Ayrıca anaokulunda değil kreşte çalışacak ondan gidiyor.." Hmm, çocuktan al haberi..

16 yorum:

  1. Carlos!!! :))))) mayacığıma da bir kitap önereyim , the boy in the dress, yazarı çok sevdiğim bir oyuncu, David walliams (https://www.worldofdavidwalliams.com/book/the-boy-in-the-dress/). Ben okumadım ama, yorumlarını okudum sadece, daha erken olur hem sanırım maya için bilemiyorum. Yazılar da art arda maşallah 😗👂🏻👌🏻/🚪✊🏻✊🏻✊🏻 (Kulağı çekip tahtaya vurmak)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. çok teşekkürler :D bu arada, bizim anaokuluna elbiseyle gelen, tırnakları ojeli bir oğlan var ve maya bunu o kadar normal bulmuş ki bahsetmemiş bile :D gurur duydum aslında.. geçenlerde biri de kızının en yakın arkadaşının siyah olduğunu yeni öğrendiğini ve bundan neden bahsetmediğini kızına sorduğunda "e ama her arkadaşımı o beyaz bu siyah diye mi söyliyceeem" cevabını alıp lök diye oturduğunu yazmıştı :D ne güzel bir nesil yetişiyor..

      Sil
    2. O güzel nesil oralarda yetişiyor, burda bambaşka bir nesil yetişiyor:((

      Sil
    3. :( anne babalar mutsuz, geleceğe güvensiz, endişeli olunca..

      Sil
  2. Ayyyyy gülmekten gözlerimdeki yaşları silmeye mendiller yetmedi ayol! Çok seviyorum bu "senin annen bir...." serilerini. Yeliz'de de var ondan, bayılıyorum size! Hepimizin yaptığı türlü çeşit salaklığı böyle yazınca çok komik oluyo, insan kendini kötü hissetmiyo :) Öpüyorum!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Fikir Yeliz'den zaten, iznini alarak kullanmıştım :)

      Sil
  3. Ahahahahahaaa
    Bu cocuklar sahane :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. daha yazamadıklarım var "child shaming" olmasın diye :D :P

      Sil
  4. Merhaba!
    Üstteki fotoğrafa koptum. :D Dedim ki bomba bir şey geliyor şimdi, ki yazıyı okurken de kendime yontup "Hadi inşallah bak komikli şeyler de oluyor çocuklu hayatta" diye fazlasıyla eğlendim.
    Kirazlı şeyden ben de mi içsem acaba. Çocuk büyüyor ama ben hala pigme kıvamında bir insanım. Nasıl cıkacak bu nasııııll! :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ya komikli şeytler acıklılardan daha çok oluyor, millet onun için çocuk yapıyor kızım, yoksa insanlık kururdu.. korkma.

      Sil
  5. Ay o kiltli adam fotoğrafı ne güzelmiş ldkkdhf ve Maya seni bıkmadan usanmadan şaşırtmaya devam ediyor, hayranım bu kıza, Lukas da aşırı şirin birisi, yıllarca maceralarını okumak dileğiyle, üçünüzü de öpüyorum :3

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ahahah yorumu yazdım sildim edepsiz buldum :D allah sahibine bağışlasın evladım.

      Sil
  6. Gece gece ne keyifle okudum:) Maya bayılıyorum çocum senin pratik zekana!
    Ama Carlos ne yahu:))))) Birde Berkay'da geçen gün hintli bir arkadaşı var bazı çocuklar ona renklisin demiş oda üzülmüş "normal bir çocuk o isminden farklı seslenmemeri lazımdı" dedi!!! Toplum ne kadar bizleri törpülüyor olsada bazı şeyleri çocuklar aileden alıyor ve bilmiyorum ama her çocuk acımasız ve kırıcı değil, bence o tutumları anne babalarından öyle gördükleri için..neyse işte herşeye rağmen daha güzel bir neslin geldiğine inanmak istiyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Berkay kalp ben kalp kalp :D
      Ya çocuklar özünde masum falan diyorlar ya, bıraksan sineklerin tanrısı olacaklar, hiç inanmıyorum. Empati olmadığı için mutlaka bizim törpülememiz lazım doğruyu yanlışı başka nasıl öğrenecekler.. İşte aileden törpüyü yemeyen oluyor bir balta ilerde.. Bizimkileri yaralamasa bari..

      Sil
  7. Çok güldüm özellikle tuz olayına ;)

    YanıtlaSil

Anonim yani isimsiz ya da rumuzsuz yorumlara, hakaret, belirli bir gruba karşı ayrımcılık ya da ırkçılık içeren yorumlara, en önemlisi de yanlış bilgi ya da yönlendirici (melisiniz, malısınız'lı) yanlışlar içeren yorumlara BU BLOGDA YER YOKTUR. Bu davranışları yapan kişiler, genel huzurumuz için engellenecektir. Teşekkürler!