24 Ekim 2017 Salı

Frankenstein'ın büyükannesi

Çok sinirlerim bozuldu, izninizle iki gıybet edip rahatlayacağım. Yazının iki kahramanı, Frankenstein (bizim oğlan) ve büyükannesi (Betigül diyelim artık, yabancımız değilsiniz, biz aile arasında gıybet ederken bu isimle anıyoruz kendisini) gibi gözükse de, yanlış anlaşılmasın diye baştan söyleyeyim bana asıl yamuk yapan "kahpe" kadere bozuğum ben, ona çok gıcığım, çemkirmelerimin tamamı ona! Kızım sana söylüyorum gelinim sen anla..

Geçen gün kader bana güldü (sandıydım) ve Maya'nın anaokulundan bir kızın annesi son dakika güzelliği yapıp "kızlar beraber oynamak istiyorlar, Maya bize gelir mi?" diyerek Maya'yı davet etti. Tabii "istersem" ben de "kahveye buyurabilir"dim ama ben "aa oo yok kızlar rahat rahat oynasın, bebekle zor olur şimdi, siz keyfinize bakın (çüüüüüüüüüüz)" dedim. "Maya'yı anaokulundan alıp arkadaşına bırakırım, sonra Lukas'la 1-2 saat kahve falan içerim, yürüyüş yaparım" diye düşünürken, şeytan dürttü ve "Lukas'ı da babannesine kakalasana ayol, tek başına kahve iç fırsat bulmuşken" dedi. Bak şimdi.. Tepilmeyecek bir fikir. Aradım Betigül'ü, yalan söylemedim bak.. Dedim ki "Betigülcüğüm, saat 3-5 arası Maya'nın anaokulundan arkadaşıyla buluşması var ve Lukas davetli değil, acaba Lukas'a bakabilir misin?". Yalan var mı? Yok. Yalan söylemiş olsam diyeceğim kader haklı.. Ama yalan yok. Betigül "aaa tabii, zamanım var" dedi neş'e işinde şakıyarak (kendisi yeni bir jimnastik kursuna başladı, kafası fazla endorfin salgılamaktan güzel bu sıra).

Günler öncesinden heLecanlıyım tabii, kendimle büyük buluşmam var, hem de tam 2 saat! Bizim burda eve yakın sevdiğim bir cafe var, dedim bilgisayarımı alırım, ezelden beridir toplamaya çalıştığım kitaba bakarım, kahve içerim. Şahane. Gün geldi, saat geldi, Betigül geldi, giyindim süslendim, Maya'yı almaya çıktım evden. Yaylalar yaylalar.. Özgürlüüük. Azzzz sonra.

5dk olmadı, telefon çaldı: "Öğrenen, koş yetiş, oğlan düştü, ağzı burnu heryer kan, şimdi durdu kanamıyor ama ben çok panikliyorum". Hımm. Şimdi ikinci çocuk olunca.. Paniklemeden önce sorular belli: "kanama durdu mu? (evet) dişlerine baktın mı, kırılma düşme kopma var mı? (yok) dili, dudakları açılma kanama var mı? (yok) düşerken kafayı çarptı mı? (hayır) E şükür o  zaman daha ne olsun? Paniklemedim ne yalan söyleyeyim. E durmuş işte kanama da..

Şimdi beni ruhsuz ilan etmeyin, durumu açıklayayım. Bizim oğlan biraz.. Nasıl diyeyim "anneaaağ" diye gelişinin temsili yanda işte. Bu emeklemeye, sıralamaya başlayalı beri (hayır henüz yürümeye hiç niyeti yok) iyice sakar şopar halde, mesela yatağa doğru hızla emeklerken küt diye kafayı yatağın kenarına çarpar, geri çekilir, bir daha çarpar. Masaya tırmanır, kendini serbest düşüş bungee jumping yapar misali yere bırakır. Parka gider, nerde demir, oraya kafa atar. Ya çocuğun içinden gelen şeyler bunlar.. Tabiatı bu şekilde. Maya'da görmediğimiz bir "kontrolsüz güç".. E haliyle adam devamlı yara bere, morluk içinde. Ya işte Frankenstein boşuna demiyorum.

Valla bakımsızlıktan, ihmalden, boşverilmekten de değil. Sayısız kere 5cm yanımda düşüp kafa üstü çakıldı, parmaklarını her gün bir yerlere sıkıştırıyor. Ha bir de herşeyi yeme huyu var, ne bulsa yiyor, artık bizim evde "şekerim traş makinamı gördün müüüü?" "oğlan yemiştir, bezini açınca bak çıkmış mı" gibi sohbetler dönüyor. Hokunda boncuk bulmuş gibi sevinmek değimini alaşağı eden bir aile olduk, bunlar hep rutin bizde. Sorarım size, kaçınızın telefonunda "şehir zehirlenme hattı"nın numarası kayıtlı? Yani durum o noktada.. O nedenle "ay her yer kan, bayılazaaaağım" diyen Betigül'e göz devirdim, yoksa ben de sevgi dolu bir anneyim tabii.

Dedim "Betigül sakin ol, durmuş işte kanaması, telefonda ağladığını da duymuyorum (ulan bi dakka) çocuk yanında de mi?" (evet kucağımda) "E tamam o zaman sorun yok".. Olmadı. Yemedi. Hissediyorum telefonun diğer ucundaki gerilimi.. "Betigülcüm, doktora götürmeme gerek var gibi bir durum mu?" dedim "ay bilmiyorum kiiiii" diye ince bir ses geldi. Allaaam kadın ağlayacak üf tamam ya o cümleyi kurmam farz oldu, anladım: "eve geleyim mi Betigül?" dedim artık.. E cevap tabii "iyi olur, bir bak istersen.."

Maya'ya da sinirli sinirli dinliyor sohbeti "üf geç kalıcam sosyal okazyonuma" diye düşünerek. Dedim "eve gidip Lukas'a bakıp çıkıcaz, ok?" dedi "ben gelmem, arabada beklerim, hızlı gel, radyoyu da aç giderken". Allahım ruhsuz ananın ruhsuz kızı.. Gittim eve, baktım Lukas'a, evet morarmış çocuğun dudağı, içten ısırmış heralde yazık. İçini çeke çeke oturuyor kucakta. Beni görünce yine celallendi ağlaması tabii. Yemezler yavrum, sen ikinci çocuksun, o "yavvvvvrumu kimselere bırakamam" halinden iz kalmadı bende.. Kusura bakma o 2 saate ihtiyacım var. Fakat o an bi şeytan dürttü beni, ulan dedim hani yer gök kan olmuştu, Betigül'ün üstü başı gayet bembeyaz duruyor?! Ne iş?? Ay yavrumu öyle kanaya kanaya yere mi koydu bu kadın?

Artık şu yandaki kibar gelin de değilim artık, direkt sordum "nerde kan hani?" dedim "tuvalet kağıtları dolusu kan oldu" dedi, "panikledim" dedi, alt dudağını titretti. AYH. Bak dedim Betigül, bu çocuk şöyle sakinleşir: alırsın bir tas, koyarsın içine azıcık su, işte soksun elini çap çap yapsın bak unuttu bitti. Çok zor değil. Bildiğin maymun işte. Maymunluk yap azıcık. Çocukla çocuk ol biraz be kadın. Kraliçe gibi oturma gerdin hepimizi..

Neyse suyu verdim, çocuk beni unuttu, çıktım arabaya döndüm. Maya'yı bıraktım oyuna, gittim kafeye. Yarım saat rötarlıyım ama 1,5 saatim var, başarabilirim. Kafe kapanmış!

Ay kahpe kader.

Yakındaki sevmediğim diğer kafeye gittim. O da kapalı. Ne oluyo ya, karma? Hepsi benim duygusuz ruhsuz analığımın mı cezası, yahu durmuş işte kan diyorum, çocuk suyla oynuyor mutlu diyorum, ya azıcık benim de keyif yapmak hakkım değil mi. Ay 1 saat kaldı.

Üçüncü kafede yer buldum. İnternet bulamadım. Olsun önemli değil. Ama kahve de iğrençti. Sabahtan kalmış sanki. Dahası şaka gibi yanımda rahip kıyafetli bir adam (rahip yani yahu bildiğin rahip) oturuyor, sanki "yavrunu kanaya kanaya bıraktın, Allahsız ruhsuz anne" der gibi. Ay aklım devamlı yavruda, dudağını masanın kenarına çarptı dedi ama nasıl oldu tam da anlatamadı, ayrıca neden Betigül'ün üstü kan olmamış ya? Ay sinir oldum. Bir defa da yine bu çocuğu bırakmıştım, çocuğa bakarken tırnaklarını kesmiş Betigül, birini de kaybetmiş (panikle BAP'ı aramış, ben tırnaklarımdan birini evinizde kaybettim demiş!), tabii ki ben elimle koymuş gibi buldum, ayol bir de değil iki koca tırnak! Ayak değil el neyse (gıybetçileeeer, merak ettiniz biliyorum). Yine de iğrenç ya, başkasının evinde, salonun ortasında tırnak mı kesilir üfff. Kayınvalide diye demiyorum hakikaten tuhaf bir kadın, yazın bakmayı unuttuğu çiçeklerim ölünce gitmiş yerine yenilerini almış, üf sanki anlamıycam! Benim ucuzcu yerden aldığım cılız çiçekler bir olmuş sana hormonlu çiçek (asla ucuz mal almaz çünkü). Ay kadını nasıl korkutmuşum ben bu gelin kaynana ilişkisinde hahahaha

Ay neyse. 1 saat rahipli mahipli geçti işte. Maya'yı aldım, eve geldim. Maya "aaaaaa oma burda, oma benimle oynar mısın lütfeeeeen" dedi. Betigül "hayır maya, 2 saat lukas'a baktığım için çok yorgunum, evime gidiyorum" dedi. Maya bozuldu. Falan filan.

Aman neyse. Gıybet bunlar hep yaaa. Silicem ben bu yazıyı. Ama azcık dursun sinirim geçsin. Öyle.

24 yorum:

  1. Yaa biliyorum çok gerginmişsin ama ben ne keyifle okudum bi bilsen ;-)) Lütfen gıcık olma bana ama bu kadar mı güzel anlatılır ya kemiresim geldi Betigül'ü ;-)))

    YanıtlaSil
  2. Ben o kahpe kaderin içine tüküreyim ! Ne zaman plan yapsak yüzümüze hareket çekiyor sanki...

    YanıtlaSil
  3. ogrenenannecigim, kalbim seninle: benimkinin adi Renategül ve seninkiyle iyi yarisir.. kahpe kedere benim de iki cift sözüm vardi. sen hallettmissin- ellerine saglik!

    YanıtlaSil
  4. Gıybetin dibine vurası geliyor insanın okurken. Ayyy benimkide ..... diye başlayasım geldi inan :)(

    YanıtlaSil
  5. Allah seni inandırsın kardeş benimkide aynı:)))) Şaka bir yana iki saat bile bakmaz çünkü çocuğa doymuş öyle diyor! Bizim minnakta sağını solunu morartarak büyüyor 4 sene oldu hala alışamadılar feryat figan ediyorlar. Olsun azda olsa kafa dinlemişsin ne koparsak yararımıza(tüm ev ahalisinin)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ay o morartma konusunda feryat figan edenler benim annemle babam asıl, betigül aslında çok sakindiama kan görünce cozuttu galiba :D

      Sil
  6. ilaçsın ilaç:) sevgiler gönderiyorum..içimin konuşan sesi..

    YanıtlaSil
  7. hahahahah betigül e sevgiler :)))

    YanıtlaSil
  8. sen hiç çocuk mocuk bırakma şu kayınvalideye ya, kadın kendi çocuğunu yadırgamış torununa ne faydası olur ya saçını süpürge etsin de demiyor kimse ama kaç yaşında kadın BU DÜŞTÜ diye arar mı ya sanki 15 yaşında bakıcı... bir de Maya'nın "radyoyu da aç" demesine koptum sjddhjfk ben onun yaşlarındayken annemlerle arabada birinin cenazesine gidiyoduk teybi açmadılar diye ağlamıştım, radyo/teyp önemli sdkfjkdf

    YanıtlaSil
  9. Babaanne ruhsuzluğu diye birşeyin olduğuna ikna olmak üzereyim,Minnoş da sahip bir adet Betigül'e.Yine de, babamın babaannesini hala özlemle anıyor olması kesin yargımı engelliyor ama var genelinde bir tuhaflık, soğukluk ve sevgisizlik. Sen de bir babaanne adayısın, aman çekme onlara:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ya hepsi öyle değil, benim bildiğim bazı babanneler de var öyle özlemle anılan :D Ama yine de biraz uzaklar tabii anane gibi değil yaaa. Ay ben de ilerde belki babanne olucam şimdi dank etti kafama!

      Sil
  10. O değilde kadındaki ruhsuzluğa gel Maya'yla oynayamazmış, yorgunmuş, insan kırar mı hiç minnak torununu. Bu kadın kendi çocuğunu nasıl olmuş da büyütebilmiş acaba:P (gıybetli yazıya gıybetli yorum, betigül hakkını helal et arkandan konuşuyoz :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ahahahah son darbeyi vurdu kadın giderken.. Ya benim kocam hep der, lego benim ikinci ebeveynimdi diye! Valla çok pis durduk durduk gıybetin dibini vurduk, bence kadının ahı tutacak bana yakında, kesin Lukas yanımda düşecek bak :D

      Sil
  11. keşke öteki blog devam etseydi, gıybete orada devam ederdik :)

    YanıtlaSil
  12. Ahahaha artik seni daha iyi anliyorum. O bir saat, yarim saat hatta kisacik bir sure bile olsa kendine ayirdigin, nasil da kiymetli oluyor.
    Giybet iyidir. Kafa acar. Fakir eroini. 😁

    YanıtlaSil

Anonim yani isimsiz ya da rumuzsuz yorumlara, hakaret, belirli bir gruba karşı ayrımcılık ya da ırkçılık içeren yorumlara, en önemlisi de yanlış bilgi ya da yönlendirici (melisiniz, malısınız'lı) yanlışlar içeren yorumlara BU BLOGDA YER YOKTUR. Bu davranışları yapan kişiler, genel huzurumuz için engellenecektir. Teşekkürler!