Günler geçiyor, çocuklar büyüyor.. Peki sonrası?

"Küçük" oğlum yaşına bastı. Kızım desen, 4 yaşında kocaman bir dana. Bu bloğa 5 senedir yazıp çiziyorum, yazmadığım 6-7 aylık dönemi dahi düşünsem, hiç bu kadar kendimi "uzak" hissettiğim olmamıştı.. Daha doğrusu, anneliğe bu kadar uzak hissettiğim olmamıştı!

2 gün önce özel facebook hesabımdan ufak bir serzenişte bulundum, çok uykusuzdum, çok bitkindim ve en küçük şey bile beni irrite ediyordu. "Bu evde kefir mayalayan ben miyim, bu bensem o dünyayı gezen, bir sürü hobisi olan, kafasına estiğini yapan eski ben nerede?" diye soruyordum kendime. Anne olmasaydım olabileceklerimi düşünüyordum. Halbuki sahip olduklarımın farkındaydım, her hafta her biri için şükrediyordum, öyle maddi şeylere değil, maneviyata şükrediyordum. Ama o gün başaramadım işte, şükretmeyi bile başaramadım.. Ve bu beni çok üzdü, sanki kendi kendimi hayal kırıklığına uğratmıştım. Bunca şeye rağmen mutlu olamamak da neydi?! İçimde "şükredememenin vicdan azabı" bas bas bağırıyordu!

Yorgunluğumun farkındaydım ve bu nedenle moralimin bozulduğunu, saçma şeylere takıldığımı, birazcık uyuyabilsem çok daha iyi hissedeceğimi biliyordum. Zaten gelen yorumların bir kısmı "dinlen!" diyordu; bakıcı bul, küçüğü kreşe başlat, kendine bak biraz.. Çok insan uzun uzun ve çok içten şeyler yazdılar o paylaşımın altına ve özel mesajlara. Bana en çok işleyenler de bu kişisel yorumlar oldu. Özellikle benim "acaba başka türlü olsaydı" dediğim hayatı yaşayan insanların yorumları.. Bana "sahip olduklarına şükret ulan" demedi bu insanlar ama öyle ya da böyle, aslında seçimlerimizin bizi getirdiği noktanın "mutluluk ve şükür" ile ilişkisinin çok da olmadığını söylediler. Yani onlar da bazen benim gibi mutsuzluğa düşüyor hatta "ya yıllardır istediğim işi yapıyorum, kariyerde zirveyi gördüm, dünyayı geziyorum ama hala aradığımı bulamadım" diyebiliyorlar bazen "ya acaba çocuk(lar)ım olsaydı hayatım daha mı mutlu olurdu?" diye düşünüyorlardı. Yani herkes aslında seçimini yapmıştı ama geldiği noktada zorlandığı oluyor, bazen "acaba B şıkkını seçsem daha mı mutlu olurdum?" diyordu. Herkes!

İnsan olmak böyle doyumsuz olmaktı.. Devamlı "başka türlüsünü" merak etmekti..

Çocuklu olan çocuksuzluğu, dünyayı gezen oturup kariyer yapanı, fakir zengini, esmer sarışını merak ediyordu.. Peki gerçekten yaşadığı hayattan %100 mutlu olan var mıydı? Ben biliyorum aslında var öyleleri ama ya aşırı saf insanlar (kaba tabirle yüzüne tükürsen yağmur yağdı diye sevinen optimistler) ya da gerçekten planlı bir şekilde yaşamını tasarlayan, herhangi bir pişmanlığa ya da akıl karışıklığına düşmeyen, son derece zeki ve ne istediğini bilen insanlar.. Bu iki gurup insan var.. Onlar mutlu. En azından dışardan mutlu gözüküyorlar ya da..

Sonra ben uyudum. Yani uyudum derken, kesintili falan da olsa toplamda 5 saat uyudum. Ve dünyam değişti. Yemin ederim.. Herşey ve herkes ne iyiydi, ne çok dostum sevenim vardı, ne çok enerjim vardı yarabbim, kışlıkları çıkardım, eski kıyafetleri ayırdım, kileri düzenledim ve daha öğlen olmamıştı! Çocuklarımla oynadım sonra, bir yandan da çamaşırları yıkadım. Sonra kızımla bulaşık makinesini boşalttık, oğlumla çamaşır astık, 1 gün önce gözüme iğrenç pis gelen ev 15dk'lık bir elektrikli süpürgeyle 10dk'lık bir toplamayla nasıl temiz ve düzenli hale geldi, ben bile şaştım! Yaşam alanım güzelleşmişti, içim ferahlamıştı. Tüm bunları bana 5 saatcik uyku mu sağlamıştı?!

Eşim çocukları aldı biraz parka götürdü. 1 saat kendime ayırdım. A.'nın önerisiyle tırnaklarıma kırmızı oje sürdüm, elime kalemimi aldım ve yazdım yazdım yazdım.. Bir de ne göreyim; yazdıklarım demiş ki: "şu an olduğun kişi, bundan sadece 1 sene sonra bile olacağın kişi değil. hayatın ne getireceğini bilemezsin, sadece iyi şeyler umabilirsin, dua edersin.. belki herşey güzel giderse, kimse seni kurduğun hayalleri gerçekleştirmekten alıkoymayacak, herşey olabilirsin, istediğin herşeyi yapabilirsin. bugün olduğun kişi olarak kalmayacaksın, sen dinamiksin, hayalcisin, rengarenksin.. sağlıklı olduktan sonra, sen herşeyi yaparsın." Bakınız: Maya'nın gözünden 15 parmağında 15 marifet olan ben:


Yani diyeceğim ki; benim gibi hissettiğinizi, yorgun olduğunuzu, bazen sahip olduklarınızı bile bile şükredemediğinizi biliyorum. Hepimize oluyor.. Hatta sanırım olması gerek, yoksa her gün Hint ineği gibi sakin, rutin, mutlu olmak insanı hiç bir yere götürmez gibime geliyor. Arada dalgalanmak lazım. Sonra biraz uyku lazım.. En çok da uyku lazım..
Günler geçiyor, çocuklar büyüyor.. Peki sonrası? Günler geçiyor, çocuklar büyüyor.. Peki sonrası? Reviewed by Ogrenen Anne on 16:45 Rating: 5

12 yorum:

  1. Çıktısını alayım da, bebek gelip de delirdiğim zamanlarda bakıp içli içli ağlayayım. ♥

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Her bebek başka, seninki melek gibi uyusun ve uyutsun inşallah! <3

      Sil
  2. En çok da uyku lâzım :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben ki çok uyku düşkünü değilimdir, ben bile altında kaldım..

      Sil
  3. Uyuyamadığında bile sonra uyuyup uyandığında herşeyin güzel olacağını hatırlamak lazım :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gel de o an o kafayla düşün bunu..

      Sil
  4. Hani derler ya esekten düşenin halini....diye. En iyi ben anlarım seni Ceren! Gece kırk kere bölünen uykuyla sabah ağlayarak kalktığım gece de az sonra uyanacak zaten niye yatıyorum ki diye sinir olup yine ağlayarak uyudugum günler oldu... Tammm birazcik uykulari düzeliyor diye tahtalara vuruyordum ki simdi de 6. Hastalik geçiriyor, uyku denen seyi 5 gündür görmedim.
    Neyse, sonuc olarak o yapiskan karamsarlığı anlıyorum, bunları hissediyor olmayi da kendimize cok görmüyorum.
    Dedigin gibi, dalgalanmak durulmak lazim

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :((( ah canım yaaa.. çok geçmiş bitmiş olsun.. zaten 1. hastalık 2. uykusuzluk başka vallahi derdi yok bu çocuk milletinin (ehem.. öyle diyelim öyle olsun)

      Sil
  5. Yazılarınızı okumak çok keyifli. Sağlıkla, dalgalanıp durulmalar dilerim.

    YanıtlaSil
  6. Teselli verecek halde değilim,daha da fenalardayım; uykusuzluk, yorgunluk,tükenmişlik olarak..ama senden biliyorum Ceren "hepsi geçecek🙏

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :) eski yazılarımı okumalıyım.. gerçekten unutuluyor galiba!

      Sil

Anonim yani isimsiz ya da rumuzsuz yorumlara, hakaret, belirli bir gruba karşı ayrımcılık ya da ırkçılık içeren yorumlara, en önemlisi de yanlış bilgi ya da yönlendirici (melisiniz, malısınız'lı) yanlışlar içeren yorumlara BU BLOGDA YER YOKTUR. Bu davranışları yapan kişiler, genel huzurumuz için engellenecektir. Teşekkürler!

Blogger tarafından desteklenmektedir.