Sevgili Günlük

Çok sevdiğim Mari tam 14 gün önce bir "çelınc" başlattı, "sevgili günlük" diye her günümüzün bize kalan tortusunu, en ince ayrıntısına dek kayda almak. Sevdiğim diğer bloggerlardan bazıları da katıldı, ben de keyifle okuyorum ama iş bana gelince "amaaağn benim iki çocuklu rutin hayatımı kim ne etsin" diye düşündüğüm için yazmıyorum. Ama bugün bu çelınc'a 1 günlüğüne katılacağım, hem Mari'nin hatırına, hem de "bu da iki çocuklu bir annenin rutin günü bacım.. buyur burdan yak" demek için. 1 gün ama neredeyse her gün aynı şekilde geçiyor..

Dün sabah "resmi olarak", gece Lukas'ın 10-100-1000 baloncuk kere uyanmalarını saymazsak, normalin 1 saat öncesinde 05.00'da başladı. Kalk borusu bu sefer Maya'dan "babaaaağ, monster traum (canavarlı rüya) görüyoruuuum, yetiiiş" ritmiyle çalındı. Biz BAP'la aynı yatağın iki tarafındaki aynı konsollara kurulu, aynı marka birer bebek radyosuyla uyuyoruz, kimin "bebeği" arıza verirse o kalkıyor, diğeri direkt totosunu dönüp fosura fosura uyuyor. BAP kalktı. Ben de tam gardımı almış uyuyacağım, birden Maya ile BAP tepemde bittiler. Maya "anne ben bi tane monster traum görünce kendim uyuyabiliyorum ama bu sefer bin tane monster traum gördüm" diye beyan verdi ve girdi yatağın tam ortasına. Girer girmez de sarmaş dolaş uyudu(lar) BAP'la ikisi.

Ben uyuyamadım, kalktım. 06.00'da Lukas kalktı. Onunla oynadım biraz. 07.00'da BAP kalktı, sırayla (beraber değil) duşlarımızı aldık sonra o oğlanın altını değiştirip giydirirken ben Maya'nın anaokulu için kahvaltısı ve öğle yemeğini hazırladım. Sonra bizim 3. çocuğa dönen "Dolores" (Stephen King'den evet) adını verdiğimiz kefiri bardağa aldım, duş yaptırıp yeni süte koydum. Bu arada BAP'la Lukas musli yiyerek kahvaltı ettiler. BAP'ı öpüp işe yolladım, Lukas yerde oynarken Maya uyandı. Lukas her sabah Maya'yı görünce aşırı sevincinden kakasını yapıyor, huy işte. Onu değiştirirken Maya'ya kabızlık ilacını içirip tuvalete yolladım, ikisine de önce D vitaminlerini (bu kış Maya'ya da deneme amaçlı D vitamini vermeye karar verdim) sonra diş fırçalarını verdim. Karşılıklı diş fırçalayıp gülüştüler, kardeşlik ne güzel diye düşünüp gözlerimi nemlendirmeye fırsat bulamadan ilk hırlama yaşandı: "anneağğğ Lukas diş fırçamı aldı tuvaleti fırçalıyoooo". Derin nefes aldım verdim. Sonra Maya 5dk boyunca elbise seçti, beğenmedi, başka giydi, saçını at kuyruk istedi beğenmedi Elsa örgüsü istedi, yanlışlıkla Anna örgüsü yapmışım (tam bilemiyorum farkını, bilen varsa Allah rızası için anlatsın) baştan yaptık. Bu arada çorabını ters giymiş, onu çıkartıp baştan giydirdim. Fanilasını Türk tipi donunun içine sokmaya çalıştım, çok sinirlendi. Klasik bir sabah hazırlanması ve didişmelerden sonra 08.30'da evden çıktık.

Bebek arabasını asansörle indiriyorum, her sabah düğmeye kim basacak kavgası veriyoruz. Bu sabah Lukas bastı Maya ağladı, "yarın sen basarsın Maya, Lukas ağlar merak etme" diye onu teskin ettim. İşe yaradı, sustu. Okula yürürken 4 solucan gördük. 3'ünü elimizle sevmemiz icab etti, sonuncusu "derin uyuyordu", rahatsız etmedik.

Maya'yı okula tıktık, Lukas'la günlük alışverişi yaptık ve eve döndük. 10'da N. ile Lukas'tan 3 ay küçük kızı F. kahvaltıya geldiler. En yakın arkadaşımla 2 aydır görüşemediğimi fark ettim. 11'de Lukas aşırı yorulduğu ve kendini bilmez F. itfaiye arabasını ağzına sokmaya cüret ettiği için sinir krizi geçirerek yatağa giderken, N. ile F.'de "English exit" (brexit'in halk ağzına düşmüş kullanımıyla "selamsız sabahsız bir mekanı terk etme hali") tabir edilen şekilde koşar adım evimizi terk ettiler. Ben de biraz Lukas'la kestirdim sonra kalkıp evi toparladım, biraz boş boş internete baktım, US vize iptalinin yankılarını falan okuyup endişelendim vs. Lukas uyandı, hazırlandık, çıktık. Maya'yı anaokulundan aldık. Maya bana yine 5 tane sanat eseri hazırlamış. Oldukça postmodern tabir edilebilecek birkaç kesme yapıştırma işinin altına imzasını da çakmış: "AYMA" olarak. Ayma olarak okuyunca kızıyor, "hayır Maya yazdım sen okuyamıyorsun" diyor.

Ayma, Ayma'nın aynen verdiğim gibi geri aldığım (tamam yoğurtla 3 tane üzüm yemiş şimdi günahını almayalım) beslenme çantası, giymek istemediği paltosu ve ben çıktık anaokulundan. Arabada "anne bugün sürpriz ne yapıyoruz?" dedi, normalde spor ya da oyun randevusu olmayan günlerde anaokulundan çıkınca "sürpriz" pasta yemeye gidiyoruz (öğle yemeğini neden yemiyor sorusunun cevabı da bu aslında) ama bugün bizim mahalledeki şatolardan birinde (ay evet birkaç taneler) "1 günlük prenses" diye bir etkinlik vardı. Ben de Maya'yı yazdırmıştım, şatoyu gezip, orada yaşayan "prenses"in hikayesini dinleyip, sonra da prenses kıyafetleri giyip makyaj falan yaptılar. Sonuç bu oldu :D Maya Antuanet.. Ekmek bulamayan, her gün pasta yiyen Maya Antuanet..

Şato ile ilgili çok güzel detaylar öğrendim, mesela ortaçağda prensesler asla pembe giymezmiş çünkü pembe ve kırmızı agresif renkler olup erkeklerin renkleri ve prensesler için sadece yeşil ve sarı uygun görülürmüş. Maya da prenseslerin asla yıkanmadıklarını özellikle de saçlarını yıkamadıklarını duyunca baya ilgilendi konuyla. Bu iyi olmadı.

Ordan 17 gibi eve döndük. Çocuklara meyve dilimledim. Maya şatonun müzesinden aldığım boyama kitabını boyamak istedi, Lukas da onun odasında legolarla oynamaya daldı. Ben de akşam yemeğine giriştim. Fırında hokkaido kabaklı, kırmızı yağ biberli, patatesli tavuk yapıyorum. Kabağı kesmekle uğraşırken içerde güzel güzel oynuyorlar, sessiz sakin.. Hatta fazla sessiz sakin. Kıllandım.

Bir gittiysem........ Maya güzel güzel boyama yapıyor, dünyadan haberi yok. Lukas kalemleri almış, en ispirtolo ve en siyahını tabii sokmuş ağzına, kalemi kemirirken kemirirken açmış, tüm ispirtoyu emmiş, halı, yüzü gözü ve dahası tüm ağzı simsiyah! İşte bu, oğlan Addams Family'ye dönmüş:


O panikle "kızım hiç mi bakmıyorsun kardeşine!" diye bir bağır ben.. Bre salak, 1 yaşındaki çocuğu emanet ettiğin de 4 yaşındaki çocuk! Ay hemen doktoru aradım. Bu doktoru biliyorsunuz artık, dünyanın en sakin ve en Kaptan Picard adamı.. Ulaşamadım. Panik oldum. Oğlan zehirlendi diye BAP'ı aradım. BAP hemen ordinaryüs prof dr. google'a danıştı, elini eteğni öpem gugıl ya, Allah senden razı olsun, "bişi olmaz yeaaaa" dedi gugıl bize ama çok laubali gibi geldi hali tavrı, Münih'te zehir danışma merkezi var, hemen onu aradık. Neyse, "korkmayın" dediler. Oğlanı banyoya soktum, akladım pakladım, halıyı sildim, Maya'dan özür diledim "tabii ki sen Lukas'ın bebek bakıcısı değilsin Maya'cığım, birden çok korktum zehirlendi diye, heyecandan sana bağırdım, yapmamalıydım" dedim. "Tamam anne yarın yine kalemi yerken haber veririm" dedi. Nefes alıp verdim.

BAP mesaj attı, "geç geleceğim fizyoterapim varmış" diye. İçimden asıl fizyoterapiye benim ihtiyacım var diye geçirdim çünkü 3 haftadır geçmeyen bir bel tutukluğum var. Sol tarafımdaki en alt kaburgamda uzun süredir bir ağrı var, özellikle nefesimi ve karnımı içime çektiğim zaman artıyor, üstüne bu bel ve kalça ağrısı çıktı. Sanırım Lukas'ın kucak sevdasının da etkisi var. Kendimi soru işareti gibi hissediyorum. Tüm bunları düşünüp, "bir masaj randevusu alayım" derken, çocuklara yemeklerini verdim. Kız "babam gelmeden yemem" dedi, oğlan da "Maya gelmezse yemem" moduna girdi. Bekledik.

BAP geldi, yemek yedik, Maya 1 bölüm Masha, 1 bölüm Peppa izledi. Ben etrafı toplar BAP telefonunu kurcalarken, Lukas mutfaktaki mıknatıslarla oynadı. Sonra çocukları yıkadık (beraber değil yine sırayla), dişler fırçalandı, Maya'nın tuvatele oturtulması krizi sırasında ben Lukas'ı hazırladım. Lukas 15dk'dır tuvalette oturan Maya'ya iyi geceler diyip el sallayacağına, şaşkınlıktan el çırpıyor her gece, aynı espriye her gece gülüyoruz. Lukas uyudu, Maya'yı hazırladık, hikayesini okuduk, Maya tekerleme gibi bir şarkı öğrenmiş "oo piti piti"nin Almancası, uyku öncesi kimin yatak yanında oturacağını böyle belirliyor. Piyango BAP'a patladı, ben hain hain sırıtarak ışığı kapayıp çıktım.

Çocukların ikisi de uyuyunca, yine bebek telsizlerimizi alıp salondaki koltuğun 1mt2'lik alanında aşk tazeledik. Birer elma yedik. Netflix'ten izlediğimiz dizilerden bir bölüm daha izlerken ben koltukta sızdım. BAP "uyuyorsun" diyince de sinirlendim, homurdanarak kalkıp tuvalete gittim, dişimi fırçaladım ve yatağıma yatar yatmaz horul horul uyudum. Tabii gece boyu yine 10-100-1000 baloncuk uyanmaya uyku denirse. Maya da sanırım 1 defa su istemeye BAP'ı çağırdı. Bugün de böyle geçti işte..
Sevgili Günlük Sevgili Günlük Reviewed by Ogrenen Anne on Ekim 11, 2017 Rating: 5

17 yorum:

  1. Ceren! Blog acilmis. 2. cocuk gelmis! Tebrik ederim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Heheheh ikinci yorumu sildim, o adrese dönmeyeceğim, o kesin :) Başka projeler içindeyim ;)

      Sil
  2. Hehe hiç yabancı gelmedi günlük rutininiz :)

    Dvitamini Burda 4 yaşına kadar kesintisiz veriliyor 6 yaşına kadar devam edilebilir deniyor biz de bu yüzden hiç kesmedik diyebilirim.

    Bir de ah şu asansör kavgaları ah 😬

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Burada sadece ilk 2 sene öneriyorlar :) Ben aslında kendim için başlamaya karar vermiştim, baktım oğlanla eşim de alıyor, neden olmasın bir deneyeyim bakalım bu kış dedim. Bağışıklık sistemi için bakalım bir etkisi olacak mı..
      Hahahaha genel olarak düğme kavgaları, ışığı sen aç ben açayım, düğmelere sen bastın ben bastım, ayh..

      Sil
    2. burda yetiskinlere de oneriyorlar, akli basinda doktorlar mutlaka sen ve cocuklarin icsin dediler. Ben de baslamadim ama baslayacagim

      Sil
    3. bu arada günlük doz aşımı çok tehlikeli, mutlaka söylenen miktarda verilmeli diye de hatırlatalım aman ;)

      Sil
  3. bayıldım ya ben bu gün detaylarına. GeCe'ninkileri de severim hep. Keşke arada yazsan böyle. Çok huzur verici geliyor.

    koptum sık sık :D

    YanıtlaSil
  4. "Derin uyuyordu" ahahahahahha

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :D Baya dürttük ama uyanmadılar

      Sil
  5. Ceren yazdıkların o kadar tanıdık geliyor ki..Sık sık gülümserken buldum kendimi yazıda..Hiç bitmesin istedim okurken..Halbuki ne kadar yorucu bir gün dimi..Popomuz yer görmüyor cogu zaman ayol!

    YanıtlaSil
  6. Ayma Antuanet ne güzel çıkmış, yerim ♡ 4 yaşında yazmaya başlaması da gözlerden kaçmadı, helal :) Lukas'ın kalemi yemiş haldeki fotosuna çok güldüm ya ahahahaha halloween'i erken getirmiş, allahtan sağlığına bir zarar gelmemiş :D sen arada sırada yaz böyle, yaşaması zordur ama okuması güzel oluyor fjgfhf

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ya bu sıra okumak istiyor, eliyle takip ediyor kitapları, burda ne yazıyor falan diyor, baya ilgili ama Alman sistemi (en azından Bavyera diyeyim) kesinlikle karşı erken okumalara yazmalara, öğretmenine danıştım, "daha çok erken, gerek yok, herşey zamanında" dedi kesti. İlginç..

      Sil
  7. Ameliyat yaralarim aciya aciya guldum.😁
    Su kiz cocuklarinin takintili oldugu karakterler falan ne sikici ya, her doneme bir sey denk geliyor, prenseslere boguluyor butun dunya.
    Marie Antoniette i pek severim. Kizceye de cok yakismis❤

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ahahahah 3 senen var, bu yazdığını yalaman için :D
      Prenseslerden sıkılmaya başladılar aslında şimdi Pippi Uzunçorap çok rağbet görüyor, Maya da aşırı özeniyor, dur bakalım hayırlısı inşallaaaaah! Donlar hala Elsa'lı malesef.

      Sil

Anonim yani isimsiz ya da rumuzsuz yorumlara, hakaret, belirli bir gruba karşı ayrımcılık ya da ırkçılık içeren yorumlara, en önemlisi de yanlış bilgi ya da yönlendirici (melisiniz, malısınız'lı) yanlışlar içeren yorumlara BU BLOGDA YER YOKTUR. Bu davranışları yapan kişiler, genel huzurumuz için engellenecektir. Teşekkürler!

Blogger tarafından desteklenmektedir.