Başkasının çocuklarını kıskanmak

Bir önceki yazımda madalyonun bir yüzünden bahsetmiştim, şimdi diğer yüzünden bahsetmek istiyorum. Yani çocuklarıyla övünen anne babalar değil, bu sefer de karşısındaki insan övünmese bile, başkasının çocuklarını ya da ebeveynliklerini kendileriyle kıyaslayan ve kıskanan, endişelenen, üzülen anneler/babalar..

Bana olmadı desem yalan söylemiş olurum.. İlk çocuğumun ilk senesinde, biraz deneyimsizlik, yeni bebekten beklentiler konusundaki bilinmezlikler, biraz da kızımın karakter yapısının ve davranışlarının beni çok zorlaması nedeniyle, onu arkadaşlarımın yakın yaştaki bebekleriyle karşılaştırdım. İlk sene malum bebeklerin bir çok gelişimsel basamağı tırmandıkları bir sene, iki anne bir araya gelince hemen "kaç aylık?", "emiyor mu, oturuyor mu, ek gıdaya geçti mi, yürüyor mu.." soruları bitmek bilmez. İki ve daha çok çocuğu olan ya da çocuğu biraz büyümüş olan anneler pek yapmıyor bunu ama ilk annelik biraz zor gerçekten. "Compare and contrast" derler İngilizler..

Çocuk büyüdükçe azalıyor, ikinci ve sonraki çocuklarda hiç kalmıyor bile diyebilirim ama ilk başlarda çok zorlayabiliyor insanı. Azalmasının ve bitmesinin nedeni, sonunda her çocuğun farklı olduğunu anlamamız elbette. Ama o biliş düzeyine gelene dek, çok canlar yakabiliyor. Sadece kıskançlık hissi değil, anne ve babada kendi ebeveynlikleri konusunda "yetersizlik algısı" oluşabiliyor, çocuklarının gelişimi konusunda gereksiz endişeler yaşamalarına neden olabiliyor, çocuktan gelişim evresinin üstünde beklentiler duyulmasına neden olabiliyor. Hele sosyal medyayı kullanan anne babalar, oradaki "mükemmel ebeveynler ve süper çocuklar"ı izledikçe, bu tehlikeye çok daha yakınlar.. Zaman içinde insan hem kendi çocuğunu tanıyor, onun kendine özgü gelişim eğrisini öğreniyor, hem de sağa sola kulak vermemeyi öğreniyor. Ama bunu çocuğu kocaman olduğu halde hala öğrenememiş anne babalara da rastlamıyor değilim.. O nedenle, zararın neresinden dönersek kardır diye düşünerek, sizlere ufak birkaç ipucu vermek istedim:

1. Lütfen "gelişim evreleri"nin göreceli olduğunu unutmayın! Her çocuk farklı gelişir, aynı anne babadan doğan, aynı çevresel uyaranları alan çocuklar bile farklı gelişebilirler. Kimi erken konuşur, kimi Einstein gibi 4 yaşına dek konuşmaz! Kimi emeklemeden yürür, kimi inat eder 18 aya kadar yürümez. Gelişim evrelerinin annenin çocuk bakma becerisi ya da çocuğun zekası ile ilişkisi yoktur! Bu nedenle:
a). Lütfen çocuğunuzu kıyaslamadan önce konunun uzmanına danışın, gelişim evrelerinin doğal sınırlarını öğrenin ve kendi çocuğunuzun gelişimi hakkında bir uzmandan bilgi alın.
b). Kıskanmak yerine kapalı uçlu sorular sorun. "Erken yürümesi için ne yaptın?" gibi açık uçlu bir soruya cevap alma şansınız, "mesela ellerinden tuttun mu yoksa kendi haline mi bıraktın?" gibi kapalı uçlu bir soruya alma şansınızdan daha düşüktür, unutmayın. İnsanların size bilgi vermesini istiyorsanız, onlara değerlendirildikleri fikrini değil, size yardımcı olacakları fikrini vermelisiniz.
c). Lütfen çocuk yetiştirme kitaplarını fazla okumayın! Doğuma kadar okuduklarınız size yeter, sizi bebeğe hazırlar. Sonrası ise bebekten öğrenecekleriniz, kişiye özel olduğu için çok daha değerli ve doğru bilgiler içerir.

2. Ebeyenlik bir yarış değildir! Sizin amacınız, sağlıklı, mutlu, güvenli, kendiyle ve çevresiyle barışık, kendi dışındaki canlara ve mallara saygılı bir çocuk yetiştirmektir. Başkaları ne yaparsa yapsın, siz buna odaklanın ve içinizdeki saf sesi dinleyin. Hata mı yaptınız, istemediğiniz bir davranış (bağırmak vs) mı yaşandı, özür dileyin ve bir dahaki sefere yapmamayı hedefleyin. Çocuklarla aranızdaki ilişkide sevgi varsa ve gösterebiliyorsanız, onlar çok affedicidir. Bunları deneyin:
a). Çocuğunuzu ya da anneliğinizi kıyasladığınızı fark ettiğinizde kendinize "dur!" deyin. Kıyaslama yapmadığınızda, inanın mutluluğunuz da kendinize güveniniz de artacak. Ayrıca bu davranışınızla çocuğunuza sosyal baskıya karşı nasıl davranılacağını da öğretiyorsunuz, unutmayın!
b). Her çocuk farklı geliştiği gibi, her çocuğun yetenekleri de farklıdır. Çocuğunuz sporda başarısız olabilir ama resimde başarılıdır. Aslında yeteneği olmayan bir konuda, sırf siz önemli bulduğunuz için zorlamanız, onun asıl yeteneklerini keşfetmesini engelleyecek ve işte asıl o zaman "hiç bir konuda yeteneği olmayan" insan yetiştireceksiniz. Bırakın çocukluk çağında denesin, nelerden keyif aldığını kendisi bulsun.
c). Kıyaslamanın yapıldığı ortamlardan (mesela anne çocuk oyun grupları) uzak durun. Bile bile lades demeyin yani. Ya da bırakın çocuğunuz bu gruplara tek başına katılsın, sporunu yapsın, oyununu oynasın, siz karışmayın, kıyaslamayın.

3. Bırakın övünen anneler kazandıklarını sansın. Çevrenizde bu tür bir anne varsa ve ondan "kurtulmanız" da mümkün değilse, bırakın kazansın. Genellikle övünen anneler, aslında en endişeli annelerdir. Size devamlı soru soruyorsa, cevap vermeyin, geçiştirin ya da soruya başka soruyla karşılık verip ilgiyi dağıtın. "Amaaaan şekerim boşver ya, devamlı çocuktan konuşmayalım" demek çok güzel bir karşı atak bence, benim her zaman işime yaramıştır.

4. Çocukları karşılaştırmaktan hoşlanmadığınızı belli edin ve çevrenizde sizin gibi anne babaları toplayın, onlarla arkadaş olun. En baştan kuralları belirleyin yani. Bu davranışın kabul görmeyeceğini hissettirin. Sizin gibi anneliği biraz şaşkalozluk olarak gören, çocuklarının şahanelikleri yerine komik anlarını anlatan anne babalarla takılın, biraz hafife alın yani bu çocuk büyütme işini. Mizah en güçlü silahtır. Bunu yapabilmek için:
a). Kendiniz samimi olun. Duygularınızı gerçekten açın. Endişeliyseniz de endişenizi açın ve fikir isteyin.
b). Sizin gibi düşünen bir anne yakaladınız mı bırakmayın, hemen yapışın. Utanmayın, direkt iletişim bilgilerini alın, kaynaşın.

5. Unutmayın, çocuğunuzun gelişimi sizin anneliğinizin "kalitesi" ile ilişkili değildir! Özellikle gelişimde gerilik yaşayan çocukların anneleri, kendilerini suçlama eğilimindedirler. Hamileyken yedikleri bir şey, yaptıkları bir şey yani kendilerinden kaynaklanan bir neden arar durular. Halbuki, gelişimimizin büyük oranda genetik yapımız, farklı alanlardaki zeka düzeyimiz ve kişiliğimiz ile ilişkilidir ve bu doğumla gelir, sonradan kazanılamaz. Bazı çocuk öğrenmeye meraklıdır, kimi izleyerek, kimi dinleyerek, kimi kendi deneyerek öğrenir; kiminin hızlı, kimininse yavaş öğrendiği gibi.. Yine aynı şekilde, anne baba olarak bizim hayallerimiz ya da yaşam amaçlarımızı çocuklarımıza empoze etmeye hakkımız yoktur. Bunun için:
a). Çocuklarımıza kendi başarılarımızla övünmeyi bırakmalı ve "başarı"nın göreceli olduğunu, onların kendi kriterlerinin bizden farklı olabileceğini anlamalıyız. Bizim doktoramız var diye, çocuğumuzu "boynuz kulağı geçmeli" diye yetiştirmemeli, onun sevdiği bir işte mutlu çalışmasının yeterli başarı olduğunu öğrenmeliyiz.
b). Çocuğunuzun başarılarıyla övünmeye son verin. Size övünülmesini istemiyorsanız, siz de kendi çocuğunuzla övünmeyin. Gurur duyuyorsanız bunu çocuğunuza söyleyin ama 3. bir kişiye övünmeyin, böbürlenmeyin.
c). Çocuğunuzu kendine överken (duyduğunuz gururu onunla paylaşırken) lütfen karşılaştırma yapmadan övün. "Sınıfın en çalışkanı kızım" değil "çalışkan kızım" gibi.
d). Çocuğunuzu "övgü arsızı" etmemeye de dikkat. Övgülerin geçici ve fiziksel değil kalıcı ve davranışsal kriterlere bağlı olması; yani güzellik, akıllılık, güçlülük gibi değil de kibarlık, sabırlılık, yardımseverlilik gibi değerler olması, çocukları daha uzun süreli kişilik özellikleri edinmeleri konusunda motive eder.

Ve son olarak, yazı dilimi yani "meli malı"larımı hoş görmenizi dilerim. Tabii ki bunlar mutlak doğrular değil, sadece benim bir psikolog ve anne olarak önerilerim. Kendi çocuklarımda ve kendimde uygulamaya çalıştıklarım, uyguladıkça rahatlamama ve anneliğimle barışık olmama neden olan tortular. Umarım sizlerin de işine yarar..
Başkasının çocuklarını kıskanmak Başkasının çocuklarını kıskanmak Reviewed by Ogrenen Anne on 08:35 Rating: 5

7 yorum:

  1. Ne güzel toplamışsın konuyu, çok haklısın :)

    YanıtlaSil
  2. sırf yetersiz bir anne olduğumu düşündüğüm için ikinci bebeği isteyemiyorum. çünkü kendime şunu soruyorum: oğluma ne verebildim ki ikinciyi düşünüyorum. çünkü iki buçuk yaşında ama ne geceleri uyuyor , ne yemek yiyor ne de söz dinleyip kural tanıyor. yani benim ona verebildiğim hiç bir alışkanlık veya beceri yok. açıkcası pek olabileceğini de sanmıyorum :(

    YanıtlaSil
  3. Yayınladığın gün bu yazıyı 3 arkadaşıma gönderdim. Hepsinin yorumu aynı oldu. Herkes o kıskanç analardan olmuş ve sonra terketmişler. Ben de bi ara çok soran ve kıyaslayan olduğumu hatırlıyorum. Ama çok belirgin bir his değildi. İnceden, arka plandaydı. Sonradan tamamen geçti.

    Fakat ne zaman bir anneden öyle bi rekabet ortamı hissetsem, benim veledin olumlu özelliklerinden bahsetmediği fark ettim. Hatta bazen gelişimiyle ilgili sakladığım şeyler bile oluyor. Rahatsız oluyorum sanki. Nazardan mı korkuyorum anam yoksa.

    :O

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bence bıkkınlık.. İnsan bir noktadan sonra aman benimkinden kime ne, başkasınınkinden bana ne moduna giriyor :D Çocuğa doymak olayı bence.

      Sil
  4. Sizi yillardir okumakan o kadar çok keyif alıyorum ki. Ne çocuğun var hatta ne de evliyim ama her defasında kendime pay cikarabilecek birseyler buluyorum mesela bu yanınızda da gelişim psikolojisi notları çıkardım resmen derslerime bile kaynak gibisiniz çoğu yanınızda ❤

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim, bana da harika motivasyon oldu!

      Sil

Anonim yani isimsiz ya da rumuzsuz yorumlara, hakaret, belirli bir gruba karşı ayrımcılık ya da ırkçılık içeren yorumlara, en önemlisi de yanlış bilgi ya da yönlendirici (melisiniz, malısınız'lı) yanlışlar içeren yorumlara BU BLOGDA YER YOKTUR. Bu davranışları yapan kişiler, genel huzurumuz için engellenecektir. Teşekkürler!

Blogger tarafından desteklenmektedir.