4 Aralık 2017 Pazartesi

Bloglarda övünmek, insanları incitmek..

Benim çocukların gelişimini yazmaktan hoşlanmıyorum, biliyorsunuz. Bloğu kendi çocuklarıma ithafen yazmadığım için ("anları not alma ve ilerde çocuğuma okutma" türü blogları övünme olarak düşünmediğimi ve bu yazının dışında tuttuğumu en baştan belirteyim), onların gelişiminden kime ne diye düşünüyorum. Açıkçası yazmamanın yanı sıra, o tip "Benim Keremcan 4 aylık konuştu, 5 aylık yürüdü, 6 aylıkken Apple'ın CEO'suydu" türü yazıları okumuyorum da. Hadi "bizim oğlan 7 aylıkken altın yumurta yumurtladı" falan dese eyvallah, geri kalandan bize ne? Her anne tabii ki çocuğuyla övünür, onun gelişimindeki adımları heyecanla, kıvançla takip eder fakat uluorta övünen blog yazarları beni baya rahatsız ediyor.. Bir de çocukları fiziksel engelle doğan, çeşitli hastalıklar sonucu gelişimi geri kalan anneler var, insan biraz dikkat etmez mi böyle uluorta anlamsızca övünüp dururken?

İnsan bir konuda normalin bir tık üstünde "övünüyorsa", o kişinin bu konuda bir yarası var diye düşünenlerdenim. Mesela bir arkadaşım, geldiği yere tamamen kendi tırnaklarıyla kazıyarak ve türlü zorluk çekerek gelmiş. Şimdi çocuklarının "ne kadar zeki ve başarılı" olduklarıyla övünen, onları devamlı "örnek çocuklar" olarak göstermek isteyen bir anneye dönüştü. Bunun altında malesef büyürken yaşadığı acıların, kısıtlanmaların ve ketlenmelerin olduğunu düşünüyorum. "Başarı" onun hayattaki tek güvencesi ve bu niteliğin çocuklarında olması onun için çok önemli. Normal gelişen çocukların gelişimleri ile övünmenin de bence en büyük tehlikesi çocuğun üzerinde bir performans kaygısı yaratma riski, yani Keremcan her an kendiyle övünülecek bir durum yaratmak zorunda kalabilir. Normalden hep bir adım önde olmanın dayanılmaz yükü.. Geri kalmaktan bile ağırdır bazen..

Aslında sadece övünmek değil, bir çok konuda çocuklarımızı "halka açarken" dikkatsiz davranıyoruz. Çocuklardan bahsetmeden anne-çocuk bloğu olmak gerçekten çok zor. Olmuyor da zaten, samimi olmuyor.. Ya fazla eğitici öğretici oluyorsun ya da kuru yavan oluyorsun. Fakat bir dengenin de tutturulması gerektiğini düşünüyorum. Benim mesela çok yaptığım bir şey, çocuklardan birinin genelde olumsuz bir gelişim evresinde yaşadığım sıkıntıyı yazmak. Açıkcası burası samimi bir blog, bir çoğunuzla özel muhabbetimiz var diye çekinmeden yazıyorum, "yazdıkça açılıyorum".. Bir de bazen okuyan daha deneyimli birinden öyle bir fikir geliyor ki, bir aydınlanma yaşıyorum. Sonuçta benim önümde annelik konusunda hiç örnek yok, her şeyi anca okuyup anca kendim deneme yanılma yoluyla öğrenebildim. Sıklıkla tökezliyorum, çok canım yanıyor, bazen istemeden çocukların canını da yakıyorum.. Bunları yazınca, sanki günahlarımı temizlemişim gibi hissettiğim oluyor.

Fakat yine de, zaman zaman yazdığım konular "ay bu çocuklar neden böyle?", "ay bu annelik amma zor", "üf milletin çocukları melek, benimkiler cadı" ekseninde dönüp durabiliyor. Tabii ki her anne gibi ben de çocuklarımı çok seviyorum, kimseninkilerle de değişmem. Cadı madı ama benim sonuçta, biz böyle harala gürele bi şekilde yolumuzu buluyoruz. Ayrıca bu severim de döverim de yazılarını genellikle "çocuk utandırma"ya kaymadan yaptığımı da düşünüyorum. Bloğu onların okuması için yazmıyorum ve onlar okusun da istemem açıkcası ama her yazımı yazarken arka planda hep okurlarsa da incinmesinler, bana kızmasınlar diye düşünüyorum. Yani yüzlerine de çöt çöt söylemediğim hiç bir şey yok bu blogda :) Buraya yazdıklarımı aynen kendileri de biliyorlar (kaynana dışında tabii ayol, o ayrı konu).

Çocuklarımı incitmeme arzum kadar, yazdığım şeylerle okuyan insanları da incitmemeye çalışıyorum. Tabii her zaman başaramadığım kesin ama en azından niyetim bu yönde. Bazen insan kendi zorlandığı konunun dünyanın en zor konusu olduğunu sanıyor, halbuki herkesin sorunu kendine büyük gelir.. Elbet benim sorunlarım bazıları için çok küçük sorunlar, onların başında daha büyük daha ciddi dertler var. Ya da tam tersi, benim için sorun olmayan şeyler bazıları için dayanılmaz olabilir. İşte bu noktada insan zorlanıyor. "Seninki de dert mi!" derler diye çekiniyor. Ama ben kimseye seninki de dert mi demezsem, onlar da bana demez diye düşünüyor, öyle davranıyorum.

Yani biraz empati şart ama devamlı benden kötü durumda olanları düşünüp üzerime yük almak da istemiyorum, benden iyi durumdakileri düşünüp kendimi kıyaslayıp mutsuz olmak da istemiyorum. Olduğum gibi yazıyorum, eldeki malzeme neyse onu anlatıyorum. Yazarken düşünüyor, genelde yazdıktan sonra olayın farklı açılarını yakalayabiliyorum. Benim için yazmak, bir terapi. Ben en çok kendim için yazıyorum.

Neyse; bu yazıyı okuduğum bir blogdan etkilenerek yazdım. O blogda çocuğu bizimkilerden daha farklı, özel gelişen bir çocuk annesi var ve son yazılarından birinde bu tip düşüncesiz övünmeler ve çocukları karşılaştırmalar konusunda biraz üzmüşler onu. İçten yazısını okuyunca ben de üzüldüm. Açıkcası benim de çocuklarımdan bahsederken bu anlamda düşüncesiz davranmış olabileceğim aklıma geldi ve utandım. Beni düşündürdü ve ben de sizi düşündürmek istedim..

4 yorum:

  1. Bazen de aman şunu yazmayayım, aman bunu yazmayayım diye sıkışıp kalıyo insan, o zamanda hakikaten çok sığ kalıyor düşünceler. Empati sanırım çoğu şeyi çözebilecek bir nokta ancak o bile yeterli değil yine bazen... İçinden geldiği yazsın herkes, hepimizin herkesi beğenmek zorunluluğumuz yok ki zaten ve herkesi aynı anda memnun etmenin de imkânı yok... İyi ve kötünün aslında gerçek birer mutlak tanımı olmadığı gibi...di mii? ;-)) Sevgiyle kal, yaz sen, ben okuyorum, ne istersen yaz, yargılamıyorum ;-))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mutlu etmek.. Zaten mümkün değil herkesi mutlu edebilmek, başarabilen de kendi çok mutsuz olur heralde..
      Empati ve samimiyet çok önemli.
      Aslında yazan kadar okuyanın da yargılamadan bakabilmesi çok büyük bir meziyet, çok teşekkür ederim..

      Sil
  2. Genel olarak bahsettiğin o "övüngen anne" profili, beni hep düşündürür ve arkadaşında olduğu gibi hep olumsuz bir altyapısı olduğuna inanırım. Sevinmek de, yerinmek de, övünmek de insana dair ama özellikle sosyal medyada bir dozu olmalı. Olmadığında çocuğun değil annenin profilini okuyoruz sanki. Senin yazılarında, çok ölçülü bu doz <3

    YanıtlaSil

Anonim yani isimsiz ya da rumuzsuz yorumlara, hakaret, belirli bir gruba karşı ayrımcılık ya da ırkçılık içeren yorumlara, en önemlisi de yanlış bilgi ya da yönlendirici (melisiniz, malısınız'lı) yanlışlar içeren yorumlara BU BLOGDA YER YOKTUR. Bu davranışları yapan kişiler, genel huzurumuz için engellenecektir. Teşekkürler!