4 Ocak 2018 Perşembe

Uzun yol kaptanınızdan gecikmeli mutluluk dileği

"Çok az zamanım var, bugün burada Noel. Kutlayan arkadaşlara mutlu noeller dilerim, onun yerine yılbaşını kutlayanlara güzel bir yeni sene dilerim.." diye başlayan uzun bir yazı yazmış, taslağa atmıştım. Üzerinden 10 güne yakın zaman geçti, ancak yayınlayacaktım ama baktım yazı eskimiş bile! Yenisini yazayım bari..

Noel ve yeniyıl bizim için aynen bu alttaki şekilde çılgın ve çok gümbürtülü geçti. Noel dönemi, eşimin ailesi için baya yoğun kutlanan özel bir dönem olduğu için ve boşanmış aile çocuğu olan eşimin her iki tarafa da eşit ilgi göstermesi gerektiği için oldukça yoğun geçti. Noel sonrasından yeniyıl öncesine bir hafta Hıristiyan ülkelerde tatil olduğu için, son senelerde yağmayan kar da bu sene güzel yağdığı için, biz de sonunda bu kış Maya’yı gerçek anlamda kayağa başlatmaya karar verdik ve İtalyan Alpleri’nde Bolzano’ya yakın doğal park alanında ve “şarap yolu” üzerinde bulunan Trodena adında ufacık bir kasabaya gittik.


Tabii gitmemiz ayrı bir macera oldu çünkü Lukas’ın mutlaka olması gereken bir aşısı nedeniyle, Maya, babası ve Oma’sı bizden 2 gün önce gittiler (Neee? Hayır canım çok fesatsınız, neden Betigül geldiği için özellikle geç gideyim? Valla doktor tatili nedeniyle çocuğun aşısının illa ki o gün yapılması gerekiyordu, nçık nçık nçık). Biz de Lukas ile aşımızı oluuuup, kar fırtınaları arasında, virajlı dağ tepe yollarında, analı oğullu direksiyon sallayarak Almanya’dan Avusturya üzerinden İtalya’ya vardık. Lukas sağolsun tüm Avusturya boyunca ağladı (böyle yazınca çok dramatik oldu ama Avrupa işte minicik minicik ülkeler) ama benim içimde her zaman tır şöförü olma hayali kaldığı için, ben aşırı zevk aldım bu ufak maceramızdan. Yine de itiraf edeyim, Maya’yı özledim bu 2 günde ve “tek çocuk ne kolaymış yahu, yok gibi” hissiyatı da yaşamadım değil.. Klasik iki çocuklu insan lakırdısı, etmem demiştim, ettim..

Neyse aile kavuştu. Maya bu arada üşütmeyi (siz “babası tarafından üşütülmeyi” olarak okuyun tabii ki) başarmış tabii. Gayet ateşli bir karşılama oldu. Üstüne Lukas’la sümük salya alışverişi sonrası hemen Lukas da hasta kafileye katıldı. Ama, ya mis gibi dağ havası, ya bizim bu seneki “kefir maceramız” ya da annenin koynunda uyumalar etkisiyle, çok dağılmadan toparladık ve hedeflediğimiz gibi kayak derslerine devam edebildik (itiraf edeyim aslında “ateşi yoksa kayar bu” diyip çocuğu biraz itelemiş olabiliriz çünkü dağdan iner inmez ateşli öksürüklü ikinci bir döneme girdik ve Türkiye uçağını da kaçırdık, anlatıcam bekleyin..)

Betigül de bizimle geldiği için, hepimize yetecek konforlu hoş bir kulübe kiraladık. Kulübenin 2 odası, bir mutfaklı salonu, iki banyosu ve nefis bir bahçesi ile her gelen geçenin “sauna bura mı?” diye tıngırdattığı bir han kapısı vardı. Mutfağa kahvaltılıkları, meyve ve kuruyemişleri ve yeni yıl gecesi için özel yemeğimizi stoklayıp, akşam yemeklerimizi de çevre köylerdeki nefis İtalyan restaurant’larında yedik. Çok leziz bir tatil oldu.


Gündüzleri Maya’nın kayak okulunun da bulunduğu kayak merkezindeydik, eşimle ben dönüşümlü olarak çocuklara bakarken, diğerimiz kaydı. Aslında "fikir" çocukları Betigül’e kitleyip beraber romantik romantik beyaz karlar arasında yuvarlanmaktı ama "zikir" totomuzda patladı tabii. Kitlemeyi bırak, 5 günde Betigül Lukas’ı 1 defa bile kucağına almadığı gibi Maya ile de 1 defa bile oyun oynamadı ama her sabah 10’da uyanıp, benim gecelik üstü paşmila altı yün çorap ve kafada koca bir topuzla hazırladığım kahvaltıya full makyaj ve süslü kıyafetlerle teşrif etti (ya yemin ederim ben kendimi 70 yaşında onu 25 yaşında hissettim, sen yaşlıyken evde genç bir kadının ışıl ışıl parlaması ne berbat bir hismiş!) Kahvaltı sonrası ise bizimle kayak pistine gelip, “son 60 senede yeterince kaydım, bu yaştan sonra bir yerimi kırmak istemem ama sıcak şarap içerek camdan sizi izleyeceğim” diyerek apreskilerin dibine vurdu, akşamları yürüyüşünü yaptı, yemek sonrası kitabını alıp odasına çekildi (salondaki çekyatta kim yattı bilin bakalım?) ve gerçekten “ruhen dinlendi”ğini itiraf ederek bu güzel tatil fikri için bize teşekkür etti. Kocamla ben bakakaldık dostlar..


Umut fakirin ekmeği.. BAP'la uzun ve duygusal konuşmalardan sonra (çünkü ben bir süredir "istenmeyen gelin" psikolojisindeyim) Betigül’ün özellikle benden nefret etmediğine aksine beni sevdiğini gösteren bazı emareler olduğuna, fakat çocuklardan kesin anlamda hiç hoşlanmadığına karar vermiş bulunuyoruz. Peki neden bizimle kayak tatiline geldi, işte o kısmı da “çünkü tatile geldi, çocuk bakmaya değil” şeklinde özetlenebilir ve biraz empati yapılarak olaya onun gözünden de bakılırsa, kadın 70 yaşında artık sadece kendisine odaklı yaşamak istiyor olabilir, buna hakkı var, keşke hepimiz onun gibi özsaygı ve değer duyabilsek diyerek bu dosya da artık kapatılabilir sanırım. "Peki neden kendisine Türk anane gibi davranan Alman babanne olabilme ayarı çekmediniz?" derseniz, o da büyük ihtimal bize "yetişkin gibi davranıp sorumluluk almayı öğrenme, bakamayacağın çocuğu doğurmama" ayarı çekme hakkına sahip derim. Ben bu Alman Oma olayını böyle kabul ediyorum arkadaşlar ama bu tatil sayesinde sevgili BAP’ımdan “annemle bi daha tatile gitmem ben, çok tuhaf bir kadın” lafını duymuş bulunuyorum ya.. Ölsem gam yemem hahahaha!


Gelelim Mayakuş’un kayak macerasına.. Önceki kışlarda kayak üstünde yürüme vs gibi ufak ufak denemeleri olmuştu ama 4 yaş Münih’liler için artık kayak sporuna (ve yüzmeye) ciddi anlamda başlanan bir yaş. Ben Maya’nın küçük olduğunu düşünsem ve öğretmene “kayması önemli değil, hedefimiz sadece kayak üzerinde rahat olması ve işin keyfini anlaması” desem de, Maya bu işi tahminimden iyi kotardı ve 3 saatte kendi başına karsapanı kaymaya başladı. Sanırım, totonun yere yakın olmasının gerçekten olumlu etkisi var ama kayak öğretmeni de kendi gibi ufak tefek minyon sessiz bir kızcağız olunca, yıldızları çok aşırı barıştı ve tam bir uyum içinde babylift’lerden tırmanıp tırmanıp aşağı kayıp durdu. O kayarken ben de Lukas’ı kızakla oynamak üzere babasına bırakıp “anne pisti”ne gidip, anne olalıberi kayamadığım yılların acısını çıkardım. Çocukluğumdan beri yaptığım bu sporu gerçekten çok özlemişim, tadını çıkardım dedim ama yetmedi, tadı damağımda kaldı doğrusu.. Kendi kolumuzu bacağımızı kırmadan, şeytanın bacağını kırdık ya, inşallah gerisi gelir artık. 

Ya işte bu maceralar sonrasında dağdan inip eve döndüğümüzün akşamı sen Maya bi ateşlen, bi öksürük krizleri geçir.. Ertesi sabah Türkiye'ye gelecekken bileti iptal ettim tabii. Ama neyseçocuk bu, hastalıktan kalkınca sanki hiç hastalanmamış gibi davranıyor. Baktım coşup duruyor, daha ertesi gün aldım yavruları vurdum geldim Türkiye'ye. Şimdi kısmetse ay ortasına dek Türkiye'deyiz.

Sadede gelirsek; geç de olarak, hepimize mutlu yıllar diliyorum! 2018'den kendim için sadece "sallama, takılıp kalmama, rahat bir insan olabilme" diliyorum! Çok "uleyn sıçtık mavisi" bir insan evladıyım, biraz rahatlamam lazım. Böyle Alman gibi sakin, kontrolü elinde tutan, Hint ineği gibi rahat, kayınvalidem gibi yavaş ve süzüm süzüm süzülen bir insan olabilmeyi öyle çok isterdim ki.. Oysa ben kocamın dediği gibi "hayat enerjisi ile koşturmaca" tipi bir insanım, çok passion (tutku) sahibi olduğumdan aşıkmış bana, "Akdeniz Ateşi" varmış bende, ışıl ışılmışım! Halbuki ayol adam tutku dediğin şey bildiğin anksiyete! Darlandıkça hızlanan, telaşlı ve gergin bir insan olarak görüyorum ben kendimi, Akdeniz Ateşi değil ayol, bildiğin gergin menopoz öncesi kadın tiplemesi.. 2018 hadi bana, aileme ve hepimize bol bol iç ve dış huzuru, sağlık, neşe, mutluluk ve güzel şans, iyi yolları seçme, iyi insanlarla karşılaşma, potansiyelimizi kullanabilme ve kendimizi sevebilme, kendimizden gayrı canları sevebilme, hayatın anlamını yakalamaya bir adım daha yaklaştığımızı hissedebilme hali getirsin <3 Tekrar kutlayanların noelini ve hepimizin 2018'ini kutlarım <3

16 yorum:

  1. Tüm dileklerinin gerçek olduğu yeni bir yıl olsun!

    YanıtlaSil
  2. Mutlu yıllar size de Cerencim. Biz bu kış kayak yorgunluğunu göze alamadık, belki benim de kayınvalidem gelseydi düşünürdük 😉 ama buna rağmen kalabilmeni alkışlıyorum bravo

    YanıtlaSil
  3. Mutlu yıllaarr bi dahaki sefere beni götürün ücretsiz ben bakarım hem iki çocuğa da antrenmanlıyım :)))) demek geldi içimden, dedim. Ama şu Hint ineğine bağlama işini ben de çok istiyorum

    YanıtlaSil
  4. Kendin icin dilediklerine (kendim icin de ayni sekilde) amin diyor, coook mutlu yillar diliyorum :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Onun için hepimizeeeee diyorum :D

      Sil
  5. İlk yorumu dün ben göndermiştim de uçmuş yorumum:) Tüm dileklerinin gerçek olduğu yeni bir dilemiştim, tekrar edeyim :)

    YanıtlaSil
  6. Yaa özlemişim çok. Telefonun ekranından okuyorum postları ama oradan yorum yapmak çok zoruma gidiyor. :)

    İyi tatiller şimdi acısını çıkart. Anneanneler bugünler için var. :D BAP'ın beyninin kıvrımlarında artık türk hisleri var Ceren. Çok gülüyorum onun bu yorumlarına.

    Geçmiştir inşallah Maya'nın hastalığı. Lukas iyice baldan adam olmuş ya...:)

    YanıtlaSil
  7. Ay okurken koptum ya, yine döktürmüşsün. Sana ve ailene mutlu yıllar Ceren'cim, tüm dileklerine de kocaman bir amin:)

    YanıtlaSil
  8. mutlu yıllar ceren :)

    tatil konusunda acını paylaşıyorum, benim de başıma geldi. ama bu tarz tatillerin evrensel oluşuna ve sadece bizim törkiş kocaların işi olmadığına da içten içe sevindim. ;)

    YanıtlaSil

Anonim yani isimsiz ya da rumuzsuz yorumlara, hakaret, belirli bir gruba karşı ayrımcılık ya da ırkçılık içeren yorumlara, en önemlisi de yanlış bilgi ya da yönlendirici (melisiniz, malısınız'lı) yanlışlar içeren yorumlara BU BLOGDA YER YOKTUR. Bu davranışları yapan kişiler, genel huzurumuz için engellenecektir. Teşekkürler!