13 Mart 2018 Salı

Küçük çocuklarda ısırma, vurma, itekleme, saç çekme ve çözümleri

Yaklaşık 6 ay önce, yani 1 yaş civarı, Lukas'ta ısırma, vurma, çimdikleme davranışı ortaya çıktı. Maya'da hiç görmediğimiz için, evde ya da çocuklu diğer sosyal ortamlarda kendisine örnek olabilecek bu tip bir davranışa maruz kalmadığı için, itiraf edeyim çok şaşırdım. Hani bazıları ısırarak öper, sever çocukları, öyle bir şey de yaşamadı. Peki nerden çıktı şimdi bu ısırma?!

Bazı çocuklarda, diş çıkarma sırasında yaşanan doğal "ısırma"nın dışında, 2 yaş dolaylarında görülen bir davranış sorunu aslında bu. Kendisini konuşarak henüz çok rahat ifade edemediği için, onu öfkelendiren durumlarda fiziksel karşı atağa geçme yollarından biri. Sadece olumsuz duygularda ya da engellendiklerini hissettiklerinde değil, bazen heyecanlandıklarında, sevindiklerinde, üzüldüklerinde ya da korktuklarında da bu tip "fiziksel savunma" kalıplarına başvurabiliyorlar. Kendini savunmanın bir yolu da saldırmak çünkü..

Fakat bunların hiçbiri yoktu Lukas'ta. Tamamen rastgele ısırıyor, aklına estikçe gelip çimdikliyor ya da vuruyordu! İlk başta "acaba kıskandığı ya da bir şeye ulaşmaya çalıştığı durumlarda mı yapıyor?" diye gözlemledim, hayır öyle de değildi. Zaten davranışın nedenini bulabilsem, çözümü kolaydı. Ama görünürde hiç bir neden olmayınca, hatta davranışın ne zaman ortaya çıkacağını dahi kestiremeyince, insan önlem almakta da zorlanıyor.

Lukas ısırdığı, çimdiklediği ya da vurduğu zaman ilk tepkimiz şok olduğu için ya acıyla ya da şaşkınlıktan "aaaah" diye bağırıyorduk. Adamın eli de öyle ağır ki, her yerimiz morluk diş izi, çizik hatta kan içinde kalıyordu, nasıl bağırmayalım! Üstelik şaşkınlık sonrası insan sinirleniyor ve "hayııııır" diye bağırıyor, "hayır yapma, kaç defa söyleyeceğim!". Davranış ortaya çıktıktan sadece 1 hafta sonra öyle sık yapar olmuştu ki eşim "ya ne zaman kucağıma alsam vuruyor, ısırıyor, bu ne ya? ben hiç bir bağ kuramıyorum bu çocukla, ne bunun derdi?" demeye başladı ve gözle görülür şekilde Lukas'la oynamak, kucaklamak, her hangi bir ilişki kurmaktan kaçınır oldu! Bense sinirlendim, yüksek tonda, kaşlarımı çatarak "oğlum yapma, hayır" dedim, bak vurmak ısırmak yok, böyle cici yapacaksın diye doğru hareketi göstermeye çalıştım. Sonuç değişmedi, cici yaptırmaya çalışırken saçıma asıldı, yüzümü tırmaladı, boğazımı sıktı ve en favorisi nere eline geçerse orayı ısırdı ve tüm bunları yaparken de kahkahalarla güldü! Resmen sosyopat gibiydi..

Bu davranışların en doruk noktasında ise, kendi kafasını duvara vurup biz "ayyyy yapma acır" dedikçe tekrar tekrar yapmak ve gülmek oldu. İşte o noktada ben kendi kendime dur dedim, bu iş zıvanadan çıkıyor, kendi çocuğun değil sana başvuran bir anneye yardım eder gibi yaklaş olaya. Malum terzi kendi söküğünü dikemez ama empati yeteneği olan terzi, kendini müşterinin yerine koymayı başarır.

Olaya dışarıdan bakınca, tabii hemen şunu fark ettim: Lukas bizim tepkimizden hoşlanıyor, bu tepkiyi çekebilmek için ne yapması gerektiğini biliyordu. Ona doğduğu günden beri hep sevgi ve sakinlikle yaklaşan yakınlarını bir şekilde manipüle edebildiğini ve farklı bir tepki alabildiğini görmüş ve bu yeni "deney"inden çok hoşlanmıştı. Malum bebekler için hiçbir davranış rastgele değil, yaptıkları her şey, attıkları her adım hesaplı ve herşey "hayatı öğrenme" amacı taşıyor. Ve Lukas olumsuz duygularda verilen tepkileri öğrenmek istiyordu! Her "aaaay" her "yapma" diye kaş çatma, onun için yeni bir duygu eğitimi, tepki eğitimiydi. Bunu anlayınca, aydınlandım. Çözüm çok basitti: tepki vermemek!

Hemen eşimle uygulamaya geçtik, Maya'ya da durumu açıkladık ve mümkün olduğunca tepki vermemesini, Lukas onu ısırmaya çalıştığında, saçını çektiğinde ya da vurduğunda sakince "hayır Lukas" diyip kalkıp yanından gitmesini falan istedik ama malum 4 yaşındaki çocuğun şok ve acıya karşı verdiği tepki kontrolsüz oluyor. 1 haftanın sonunda Lukas'ın zorbalık davranışı bana ve eşime karşı %95 azalmış, Maya'ya ise tam gaz devam etmekteydi, yani tanı ve tedavi kısmen başarılı olmuştu. Maya'ya karşı saldırganlığı, Maya tepki verdiği sürece ya da o bu tepkilerden sıkılıncaya dek devam edecek malesef. Ama bu da Maya için iyi bir eğitim çünkü Maya da daha önce hiç bir surette zorbalıkla karşılaşmamıştı (burada ısıran, vuran çocuklar 1. seferde çok ciddi uyarılıyor, anında psikolojik desteğe yönlendiriliyor ve 2. seferde hiç bir tolerans gösterilmeden direkt okuldan kovuluyor) ve Maya zorbalık karşısında ne yapacağını da bilmiyordu. Türkiye'de mesela oyun parkında sadece çocuklardan değil ana babalarından da bu davranışları görünce (vurana vur, aman sen öne geç, aman gözünü aç ilk sen kap vs. anlayışı) şaşırıyor ve siniyordu. Şimdi yüksek sesle ve kendine güvenli bir beden pozisyonu alarak "hayır!" demeyi, zorbalık devam ediyorsa hemen arkasını dönüp yürüyüp gitmeyi ve durumu bir büyüğüne söylemeyi öğrendi çok şükür. Karakteri gereği zaten bedensel karşılık vermeyi asla düşünmeyen, sakin ve sevecen bir çocuk, onun diğer çocuklara ufacık bir zarar vermesi mümkün değil, çok şükür.. Ama işte dediğim gibi, Lukas.. Tam tersi..

Lukas'ı yavaş yavaş yontuyorum çünkü içinde bir mağara adamı var (boş yere BAMBAM demiyoruz kendisine). Kimseden zorbalık görmemesine, örnek almamasına aşırı dikkat ediyorum. "Oğlan çocuğudur, iter kakar, vurdulu kırdılı oyun sever" asla demiyorum. Sadece kızlara değil, erkek çocuklara da cici yapmasını, sakin ve paylaşımcı yaklaşmasını ödüllendiriyorum. Ama nafile, yine eli vurmaya, ağzı ısırmaya gidiverebiliyor, o nedenle en önemli kural olan "kötü davranış ortaya çıkmadan engelleme"ye yani yakın gözlem ve gerektiği anda müdahaleye başvuruyorum. Hemen vuracak eli sakince ama kararlı şekilde tutuyor, "hayır cici" yaptırıyorum. Isıracak gibi olduğunda hemen sakince "ısırmak yok" diyor, devam eder gibiyse kaldırıp uzağa koyuyorum. Ama kilit nokta: SAKİN KALABİLMEK. Asla bağırmadan, yüksek ses kullanmadan, normal tonda, duygusal değişim yaşamadan konuşarak yapmak. Bu sayede davranışının duygusal gerilim yaratmadığını görüyor ve olaya ilgisini kaybediyor. Tabii canınız çok acıdığında bile bağırmamak, tepkisiz kalıp sakince çocuktan uzaklaşmak (bazen vallahi gözlerimden yaş geliyor!) ciddi uzmanlık istiyor ama zamanla ve deneyimle oluyor, otomatikleşiyor.


Isırma, vurma, saç çekme, itekleme ya da oyuncak itişmelerinde kesinlikle yapılmaması gerekenler:

1. "Hooooop gitti, bitti" yapmak yani ulaşılmak istenen, uğruna kavgalara girişilen nesneyi ortadan kaldırmak. Bu, çocuğun bu yaşlarda mutlaka öğrenmesi gereken, ilerde sosyal ilişkilerden bağlanma süreçlerine birçok alanda çok önemli bir ilk adım olan "süreklilik ve nesne devamlılığı"nı öğrenmesini engeller. Birden yok olan, tuhaf ve gizemli şeyler dünyasında, çocuk kendini güvende hissetmez, aksine bu onu korkutur ya da gizemli şeylerin çekiciliği kuralına göre daha da ısrarcı hale getirir. Ayrıca "neden sonuç" ilişkisini öğrenememelerine, dolayısıyla empati yeteneğinin de ketlenmesine neden olur.

2. Oyuncak kavgalarında bebekleri hemen kaldırıp ortamdan uzaklaştırmak. Bu onlara çaresizlik hissi verir ve bedenleri üzerindeki hakimiyetlerinin kendi ellerinde olmadığını öğretir. Tabii ki kendisine ya da başkasına zarar vereceği durumları kastetmiyorum, mesela vurmaya çalışan bir çocuğun ellerini tutmak ve "hayır vurmana izin vermiyorum" demek, zarar gören çocuğu güvene almak yerinde davranışlar. Benim kastettiğim "hayır o oyuncak onun, bırak" diyip hemen çocuğu ortamdan kaldırıp ya da dikkatini başka yöne çekmeye çalışarak uzaklaştırmak. Bu durumda çocuk sadece engellenir, "neden?" sorusu ise havada kalır. Oyuncak kavgalarında mümkünse çocuklar kendi aralarında müdahale edilmeden sorunu çözmeli, olay şiddet içermeye başladıysa, neden çocuğun paylaşmak istemediği anlaşılmaya çalışılmalı, paylaşmaya zorlanmamalı, alternatif oyun önerileri verilmeli ya da birlikte oynanabilecek başka bir oyuna ikna edilmeye çalışılmalıdır.

3. Çocuğa fiziksel şiddet veya ceza vermek, korkutarak bağırmak asla tolere edilemez çünkü çocuğun temel güvenli bölgesi, eğitmenisiniz ve siz kendinizi kontrol edemiyorsanız, ondan bunu beklemeye hakkınız yok. Eğer çocuğa "Hayıııııııııır" ya da "Yapmaaaa" diye bağırıyorsanız, bu onu sadece daha fazla heyecanlandırmaya yarar ve sizin neden bu kadar yüklü bir duygusal tepki verdiğinizi anlayabilmek için davranışı sık sık tekrarlamaya çalışır (bakınız bizim bambam). Bir yetişkine nasıl davranıyorsanız, çocuklara da o şekilde davranmak gerçekten işe yarayacak, evet inanılmaz ama deneyin ve görün derim..

Özetle; eğer çocuğunuz istenmeyen bir davranış içine giriyorsa, bunu sizi kızdırmak, sizinle inatlaşmak ya da sırf size gıcıklık olsun diye yapmıyor. Bu onun sosyal davranışları, tepkileri, en güvendiği insandan (ebeveynlerden) öğrenme yolu. Siz nasıl tepki verirseniz, o bunu öğrenecek. Siz ne kadar kendinizi kontrol edebilirseniz, o da kendini o kadar kontrol edebilen bir insan olacak. Siz ne kadar bağıran, endişelenen, yetişkin değil hala çocuk gibi davranan biriyseniz, o da o şekilde davranmaya devam edecek. Ne ekerseniz, onu biçeceksiniz..

Bu arada çok sevdiğim Janet Lansbury (respectful parenting)'ten edindiğim bir bilgiyi, aklımda kaldığı şekliyle paylaşmak istiyorum: Çocuklarımızı ufak bireyler olarak görüyoruz ama aslında onlar her insan gibi kendilerine saygı duyulmasını, birey olduklarının bilincine varılmasını bekliyorlar. Onlara davranış kalıplarını, duyguları, tepkileri öğretirken bunu unutmayalım. Yetişkin bir insana nasıl "hayır!" diye bağırıp onu kolundan çekerek götürmek ayıpsa, kabul edilemezse, bir çocuğa bunu yapmak da aynı derecede yanlıştır. Ona durumu sakince açıklayın, duygularınızı, sosyal kuralları anımsatın ve şunu unutmayın: Çocuklar da yetişkinler gibi sadece bir şey akıllarına yattığında kabul ederler, yoksa zoraki yaptırılan her davranış, öğretilmeye çalışılan her tutum geçicidir, kalıcı olamaz. İçselleştirmek için, kişinin, çocuk dahi olsa o tutum ve davranışı "mantığa oturtması" ve "haa tamam şimdi anladım, ikna oldum" diyebilmesi gerekir.

Ufak bir örnekle bitirmek istiyorum: Fişler ve prizler. Her annenin korkulu rüyası. Benim de öyleydi. Lukas sürünmeye başladığı anda evdeki tüm prizlere koruyucu taktım. Yine de gözüm devamlı prizlerde. Lukas bu heyecanımı çok çabuk okudu tabii (başka türlüsü mümkün mü, adam 10 ay içimde kalmış, heyecanlandığımda nasıl fizyolojik tepkiler verdiğimi hatta belki salgıladığım kokuyu bile benden daha iyi biliyor!) ve prizler onun için vazgeçilemez bir oyuncak haline geldi. Sabahtan akşama kadar prizlere gidiyor, geri çekiyorum, parmaklar hatta dil bile içine sokuluyor, dehşet içindeyim. Janet'in yazılarına başvurdum hemen.. Demiş ki: "bırakın", "bırakın gitsin"..! Neeeee? Bırakın gitsin, demiş ama eklemiş: "koşmadan, sakince, ondan önce prize yürüyün ve sakince "hayır canım, biliyorum bu ilgini çok çekiyor ama senin için çok tehlikeli, bununla oynamana izin veremem" diyerek elinizle prizi sakince kapayın ve "elimle burayı kapıyorum çünkü buraya dokunman sakıncalı ve seni korumak için bunu yapmam lazım" diyin. Normal şartlarda bir süre sonra sıkılacak, ilgisini başka yöne çevirecektir. Ağlamaya ve inatla elini oraya sokmaya çalışıyorsa "anlıyorum sinirlendin ama bu yaptığın çok tehlikeli, sanırım seni kucağıma almamı istiyorsun" diyerek kucağınıza alın. Yine de ısrar ediyorsa, ki bu çok nadirdir, ya yorgundur ya acıkmıştır ya da sadece anne kucağı ve ilgisi istiyordur..

Denedim. 1 hafta sonra Lukas'ın prizler tutkusu bitti. O andan beri bu kalıbı istenmeyen tüm davranışlar için uyguluyorum ve hem anne hem psikolog olarak özellikle 0-3 yaş arası küçük çocuklu herkese tavsiye ediyorum (daha büyükler için tabii ki daha aktif, empati, iletişim ve otokontrol becerilerini kullanmayı içeren farklı çözümlerimiz var). Umarım bu yazı işinize yarar, bu tip davranışlar ya da durumlarda zorlanıyorsanız ve "respectful parenting" konusunda ilgiliyseniz, yorum kısmına yazabilirsiniz, hep birlikte üzerinde çalışabiliriz.

9 yorum:

  1. Yazılarınızdan çok yararlanıyorum teşekkürler ;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :) ben teşekkür ederim, motivasyon verdiniz <3

      Sil
  2. bu aralar volkan'la derdimiz... bizimki çok severek bir şeyler yerken 'nam nam nam' diye sesler çıkarıyor. volkan da bu seslerden irrite oluyor. kaç kez uyarmasına, konuşmasına rağmen Doğu düzeltmedi davranışını.

    dün baktım, volkan gizlice yanıma gelmiş, kayınvalidesini şikayet eder gibi, bana gizlice: 'dayanamıyorum şu çocuun yeme seslerine Güneş' dedi.
    :)
    Dedim ki, tahammül edemiyorsan, odadan çık, gıcık kaptığını hissettiğinde aşırıya kaçacak. Yavaş yavaş o içerideki nam nam'ı öldüreceğiz, inan bana, dedim. Bunu başaracağız.

    ehejssfg

    Gerçekten bazen sessiz kalmak, ebeveynlikte en güzel disiplin etme yöntemi olabiliyor. İşalağ yani, umarım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ahahaha yerim onu hamham. İstenmeyen davranışı unutturmanın en kolay yolu direkt gözardı etmek, bence doğru yapıyorsunuz. Ama o namnamlara tepki vermemek "göz ucuyla dahi gülmemek" falan elde mi bilemem, çok şirinler çünkü.. Direkt babaya gıcıklık olsun diye yaptığı çok bariz, baba da gıcıklığına "hiç takmıyorum" havasına girerse hızla sonuçlanır (ama bence sonuçlanmasın ya çok şirin hahahaha kusura bakmasın Volkan, ben deacaip sinir olurum ağız şaplatanlara ama burda 4 yaşında ağız namlatan bir cingöz söz konusu hahahaha çok pardon)

      Sil
    2. Volkan'a önerim bu davranışın onu neden rahatsız ettiğini düşünmeye çalışması. Malum çocuklarımızı görgü kurallarına uygun yetiştirmeye çalışıyoruz ama burada olay görgü kuralı ihlalinden çok inatla şakalaşma. Volkan'ı acaba "otoriteye karşı gelinmesi"mi rahatsız ediyor yoksa ağız şaplatmak bir sosyal sınıf problemi ve "bize yakışmaz" düşüncesi mi? :) Yoksa direkt midesi mi bulanıyor yahu, olabilir, ağzı açık yiyenlerden çocuk da olsa ben de çok huylanırım mesela. Ama dediğim gibi dedimiz ağız şaplatmak olsa, "davranış sorunu" çok daha farklı, eşyaya, birine ya da kendine direk zarar verebilecek durumlar gibi..

      Sil
  3. ay ceren ben o kadar sakin ve bağır(a)mayan bir insanım ki artık bu taktikler arin'e çoğu zaman sökmüyor. yav azarlamaya kalksam bile "arinciğim" diye başlıyorum lafa :s sanırım adam "benim kadın anam da normal insanlar gibi bir bağırsın stresini atsın" diye bilhassa uğraşıyor :/

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :D Boşver senden görmesin nasılsa her yerde görüyor bağıran çağıran insanları.. Bağırmadan stres atmak mümkün ;)

      Sil
  4. Süper güzel bir yazı olmuş. Bu tarz açıklayıcı ve net bilgilere inanılmaz ihtiyaç duyuyorum ama uzun uzun okumaya ne vaktim ne takatim oluyor. Bizim oğlan bu ara tiz bir çığlık atar oldu sıkça bizi deli ediyor neden bir türlü çözemedim hayır diyoruz bazen dayanamayıp bağırıyoruz bu sefer de içli içli ağlıyor. Kıyamayıp kucağıma alıyorum tabi zaten baba kızınca hayır deyince hemen kollarını bana uzatıyor veya gözüme dikiyor gözünü al diye. Ne yapalim bilemiyoruz. Bu konuda tavsiye verebilir misin? Ben bağırmak hiç istemiyorum ama o çığlık da bi süre sonra inan çok sinir bozuyor ne yapsak bilemiyoruz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İlgi çekme davranışı, tipik. İlgi göstermediğinizi görünce bitecek. Diş de olabilir tabii, dişler kaşınırken böyle tiz çığlıklar atabiliyorlar.

      Sil

Anonim yani isimsiz ya da rumuzsuz yorumlara, hakaret, belirli bir gruba karşı ayrımcılık ya da ırkçılık içeren yorumlara, en önemlisi de yanlış bilgi ya da yönlendirici (melisiniz, malısınız'lı) yanlışlar içeren yorumlara BU BLOGDA YER YOKTUR. Bu davranışları yapan kişiler, genel huzurumuz için engellenecektir. Teşekkürler!