8 Nisan 2018 Pazar

Sevgili Günlük - 2

Sabır taşına dönüşmemin hikayesidir.

Bu sabah genelde olduğu gibi 06.00'da içimdeki biyolojik saatin sessiz ve derinden çalmasıyla uyandım ve aklıma gelen ilk düşünce "Nisan geldi, kışlıkları ayırıp verilecekleri bir torbaya koysam mı?" oldu (günün ilerleyen saatlerinde bu saçma ayrıntıyı neden yazdığımı anlayacaksınız). BAP horul horul uyuduğu için, "kendi çocuğum"un bebek telsizini alıp, onu da "kendi çocuğu"nun bebek telsiziyle başbaşa bırakıp, sessizce, parmak uçlarımda, alemlere akmak üzere yatak odasını terk ettim. Alemler, sanal alemler oluyor.. Umudum çocuklar uyanıncaya dek, 1 saat kadar blogla uğraşmak, yarım kalmış yazılardan birini bitirebilmekti.

Olmadı. Lukas tiz bir çığlıkla 06.15'te uyandı. O uyanmadan duşumu alıp, günlük kıyafetlerimi giyip, makyajımı yapma yani "insana dönüşme" ritüelim de baltayı yemiş oldu. Böyle günlerin totomda patladığını bildiğimden deriiin bir nefes aldım, yavaş yavaş verdim ve "hadiiii, başlıyoruz" diyerek oğlanı almaya odasına gittim. Koca uyuyor.

Lukas 5 numara beze ve çok su içmemesine rağmen genelde çiş içinde uyanıyor, uyku tulumu sızdırmadığı için yatak yıkamak zorunda kalmıyorum ama bu sabah boynuna kadar kaka içinde bulunca deriiiin bir nefes aldım (iyi bir fikir değildi çünkü tüm oda kaka kokuyordu), nefesi hızla verdim ve onunla duşa girdim. O çok seviyor benimle duş almayı ama ben onu yıka, üşütmeden kurut, giydir telaşından duşta rahatlamak yerine geriliyorum. Onu hazırladım, kendim havluyla kaldım (koca hala uyuyor, kıyafetlerimi alırken uyandırmak istemedim) ve Maya'nın beslenmesine giriştim. Maya bu sıra sadece kırmızı meyve ve domatese takıldı, evde kırmızı meyve kalmamış, deriiiin bir nefes aldım, yavaş yavaş verdim. Kırmızı elma, domates ve kırmızı bibere gözüm takıldı. Koca hala uyuyor.

Ben beslenmeyi hazırlarken Lukas kaşla göz arasında sessizce Maya'nın odasına dalıp (artık kapıları açabiliyor) direkt Maya'nın yatağına atlayıp, elindeki kamyonla Maya'nın kafasına vurmak suretiyle Maya'yı uyandırdı. Tabii Maya'nın "özel yeteneği" çığlık atmak olduğu için, haklı olarak bu yeteneğini kullanarak hepimizin yüreğini gururla titretti. Koca uyandı (alkış). Maya'ya "mutlu uyanmanın önemi" hakkında nutuk çekerken, bir yandan da Lukas'a "neden Maya'nın kafasına kamyonla vurulmayacağı" hakkında nutuk çekmeye çalıştı. Gözlerimi belerterek giyinmeye gittim.

Giyindikten ve Maya'nın beslenmesini hazırladıktan, çocukların giyinme ve diş fırçalama ritüelleri bitirildikten sonra, koca işe yollandı, çocuklar ona camdan el sallarken Lukas'ın nazik hareketleriyle camın önündeki saksı bitkisi yere düştü, Maya yine bir başka özel yeteneğini kullanarak durumu ispiledi, deriiin nefes alarak gittim, beyaz koltuklarda bir litreye yakın yeni sulanmış toprak (çamur) görünce nefesi veremedim, direkt tıssss diye bir ses çıkardım. Lukas taklite başladı, Maya onu taklit etti, onlar "tıslamacılık" (yılancılık) oynarken ben koltuğu temizledim, paltoları giydik (5 derece) çıktık.

Maya'yı okula bıraktım, Lukas'la günlük alışverişe gittim, eve dönüp biraz oynayıp, öğle yemeğini yedirip, uyutmaya götürdüm. Lukas direnmeye ve yatakta "hacı yatmaz"cılık oynamaya kalktı. Bir ara benim deriiin derin nefesler almamı taklite çalıştı, ben gülünce iyice ayaklandı. Uykuya dalması tam 1 saat sürdü, uykusu 30dk sürdü, uyanınca aşırı huysuzlandı, Maya'nın anaokulundan alınma saati geldi, haldır huldur evden çıktık.

Anaokulundan çıkınca "sulu sepken" dediğimiz şey yağmaya başladı, Nisan ayında olduğumuz için sinirlerim bozuldu, deriiin nefesler alarak iki çocukla eve döndüm. Öğleden sonrayı evde çocuklarıma adamaya niyetlendim. Önce "otopark mafyası" adını verdiğimiz araba/garaj oyununu oynadık, bu oyunda amaç büyük çocuk tarafından obsesif bir şekilde renklere ya da boylara ayrılan arabaların garaja obsesif bir düzenle sokulması. Küçük çocuğun görevi ise, bu arabaları birbirine vurmak ya da odanın diğer ucuna fırlatmak suretiyle büyük çocuğu delirtmek. Lukas Maya'nın kafasına arabalarla vurmaya başlayınca oyun sona eriyor. Daha sonra, "kart oyunları" olarak bilinen "ben çocuk yetiştirmek için çok kartlaşmışım" isimli oyuna geçtik. Bunda da amaç, devamlı kendi kazanmak isteyen ve kaybettiğinde kendini yerden yere vurarak ağlayan çocuğun belirlediği ve kesinlikle hiç bir mantık içermeyen kurallara göre oyunu yeniden düzenleyerek oynamak ve aynı zamanda oyunda zar ya da küçük piyonlar varsa, küçük çocuğun bunları yutmamasını sağlamaya çalışmak. Oyun kendisine hiçbir şeye dokunma izni verilmeyen küçük çocuğun sonunda delirerek büyük çocuğu ısırmaya ya da saçını çekmeye asılmasıyla sona eriyor.

Çığlıklar eşliğinde, bağırmadan ve derin nefesler alarak çocukları ayırdıktan sonra, Lukas'a lego Maya'ya kitap vererek mutfağa girdim ve atıştırmalık kuruyemiş ve meyvelerini hazırlayarak döndüğümde sabahki saksının yine aynı şekilde beyaz (pardon, sabahtan beri kahverengi) koltuklara yayılmış olduğunu görünce yine aynı tıssssss sesini çıkardım. Ay bir güldük bir güldük. Benim arada gözüm seyirdi 5dk kadar. Magnezyum almalıyım diye düşündüm.

Meyve seansından sonra, Maya benim mücevher kutumla oynamak için (oyunun adı "şikimiki olma oyunu - Fr. chique yani süslü kelimesinin Münih'çesi, şarkısı bile var) bizim odaya kapandı. Lukas bir süre kapıyı yumrukladı ama açamayınca huylandım. Evet Maya kendini odaya kilitlemişti ve "rahatsız edilmek istemiyordu". Kalbim korkunç bir şekilde çarparken, Maya'ya çaktırmadan "lütfen açar mısın canım bitanem" diyor ve aynı anda saniyenin 100'de birinde itfaiyeyi aradığımı, kapıyı açmaya çalışırken Maya'nın içerde sinir krizi geçirdiğini falan düşündüm.. Maya "HAYIR" diyor ama "evet" dese açabilecek mi emin değildim çünkü tuvaletteki kilitler gibi tek yöne çevirmeli fiks kilit değil, onları biliyor ama bu anahtarlı kilit.. Deriiiin nefesler alıp "aaaa Maya kim çikolatalı puding isterse mutfağa gelsin" dedim. İşe yaradı. Kiliti önce açamadı, sakince "öbür tarafa çevir bakalım" dedim, yine açamadı, iyice ittir bakalım sonra çevirmeye çalış dedim, kalbim deli gibi çarparken kilit açılma sesi duyuldu.. Hemen kiliti delikten aldığım gibi çekmeceye atmakla kalmadım, evdeki tüm kapıları kontrol edip kilitsiz hale getirdim.

Bu heyecandan sonra, sanat terapisi bazında suluboyaya giriştik. Fakat akıllandığım için, çocukları eski elbiseleriyle banyo küvetine oturttum. Etraf rengarenk olurken, içimdeki obsesif temiz Türk kadını deriiin nefesler almak zorunda kalmadı. Maya Lukasın yüzüne kelebek olduğunu iddia ettiği bir şekil çizdi, Lukas Maya'nın saçını mora, banyo duvarını da kavuniçiye boyadı. Bu arada ben akşam yemeğini hazırladım. İçerden çığlıklar yükseldi, yine Lukas Maya'nın mor saçlarına asılmış, koca bir tutam saçı yolmuştu.

... Tısssssssssss ...

Yemin ediyorum o an ipler koptu. İçimden bas bas bağrınmak ve ikisini de eşek sudan gelene kadar dövmek geldi, birini "ya çektirmesene kızım, görüyorsun işte geliyor ısırmaya, saç yolmaya, korusana kendini, ağlama öyle viyk viyk aaaa" diye, öbürünü de "ya sen ne mikropsun, kaç defa diyicem ısırılmaz, saç yolunmaz" diye.. Hayalimde iki çocuğu birbirine vura vura halı temizler gibi dövmek varken, görüntüde Hint İneğine bağlamış, sakin bir ses tonuyla yine 1837282. "kardeş neden ısırılmaz?" ve "kendini korumak için sert ama sakince hayır demeli, gerekiyorsa L.'ın ellerini tutmalı ve kendine vurdurtmamalısın" nutuklarına girişmiştim. Ben kendimi kontrol edemezsem bu çocuk agresif davranmamayı nasıl öğrenecekti?

Yemek pişerken çocukları ve etrafı temizledim, koca işten geldi. Çocuklar babaya "daldı", "yemek hazıııııır" diye çığırdım, 5. kerede sofraya buyur ettiler. Maya'nın bitmeyen hikayeleri eşliğinde, birbirimize nasılsın bile diyemeden yedik. Lukas her zamanki gibi "kendim yiyicem" inadında 1mt karelik alanı savaş alanına çevirdi. Meyvelerini de verdikten sonra, malum "cadı saatleri" olduğu için coştular. Kovala/gıdıkla/saklan/koltukta zıpla /saç yol/çimdik at/ağla ve nutuk dinle kombinlerinden sonra yakaladığımızı uyku hazırlık rutinine çektik. Kim Lukas'ı uyutacak kim Maya'yı uyutacak piyango çekilişi ve kim kimi daha hızlı uyutacak yarışmasından sonra, saat 20 civarı eve bir sessizlik ve selamet hakim oldu. Biraz sohbet, biraz yeni bulduğumuz ve benim hafif porno mu, durum komedisi mi tam ne olduğunu çözemediğim ama çok da sardırdığım yeni Netflix dizimiz "Easy"den 2-3 bölüm izleyip, saat 23 civarı sızdık. Çocuklu bir gün daha böylece sona erdi..

Bu tip yazıları seviyorsanız, daha önceki sevgili günlük yazısı için buraya tıklayabilirsiniz.

22 yorum:

  1. Biraz once sims oynuyorum ve senin anlattiklarinin benzerini oyunda yapiyordum :D okurken o aklima geldi basit bir oyunda bile insan yoruluyor sen hem gercegini yasiyorsun hem de hint inegine baglayabiliyorsun helal olsun valla bence sabirla ilgili tavsiyelerde vermelisin bundan sonra :D diziyi merak ettim izleyecegim umarim gelecek sabah saksi bitkisi yere dusmez, çocuklar geç uyanır ve annelerini tısslatmazlar sen de daha fazla sanal alemlerde takılırsın :) sevgileeer

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sims oynamak :D Paralel evrende hayat.. Ah.. Benzermiş yine de baksana..

      Sil
  2. Ceren, sahane yazina bu oneriyle basladigim icin üzgünüm ama aklima gelmisken yazayim dedim. Benim tazmanya canavari da islak kalkıyordu surekli, 6 numara bez de fayda etmedi. En son care olarak; normal bezini baglayip ustune primanin külot bezlerinden giydirdim gece... Ve çözüldü! O onden tasan çiş kulot bezde kaliyor. O bez cok gevsek oldugu icin taa beline kadar yukari cekebiliyorsun ve çocuğu hiç sıkmıyor.

    Sadece tislama ile günü atlatmandan ötürü seni yurekten kutluyorum. Ben bildigin ofluyorum ve benimki anne off dedi off dedi diye sayiklayip dudaklarini buzuyor... E canima ot tikarken keyfin yerindeydi of deyince kabahatli mi olduk eşek sipasi? Demek istiyorum ama elbette cesaret edemiyorum :)

    Sevgilerimi ve dünku uykusuz geceden arta kalan son enerjimi yolluyorum :*

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ya sanırım uyku kalitesini de bozan bu aşırı çişleme hali.. Pampers Panties diye geçen şeyden bahsediyorsun sanırım aslında ben de ona geçecektim, aşırı hareketli bir çocuk, bez bağlamak baya problem, hop diye çekiveririm diye düşünüyordum :) çift kat deneyeyim geceleri de.. Çok sağol.

      Sil
    2. Rica ederim. Aynen, o bez işte. Cok buyuk heveslerle gunduz de kullanmayi denedim ama onu da burnumdan getiriyordu gündüz, bacagindan yukari cekemeden bezi yirttigimiz cok oldu :))) ama gece kesinlikle kurtarici ve evet uyku kalitesini duzeltti. Bizim uykusuz baykuslarin kalitesi ne kadar duzelirse iste :))))

      Sil
  3. sapık mıyım neyim. böyle yoğun, yorucu, kafa yedirten, tıssslatan ve sonu evdeki çocuk nüfusunun uyuyarak- yetişkinlerin de dizi izleyerek bitirdiği günleri aşırı seviyorum. ertesi gün aynı kaosu yaşayacağımı bilsem bile.

    kaos dedim de, artık velet büyüdüğü için olayların daha kolaylaşmasına sevinmem gerekiyordu değil mi? fırk.. özlüyorum.

    aybolmazsa çok güldüm yazında Ceren :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de çok gülerek yaşıyorum zaten :D Sinirden benimkisi ama olsun gülmek iyidir..

      Sil
  4. böyle yazıları seviyorum çünkü şu zalım dünyada yalnız değilmişim diye avunuyorum.sinirinize stresinize sevinmiyorum yanlış anlaşılmasın ;) 35 aylık yavruyla hala gece 33765.kez uyanıp en son sabah 5 civarı sinir krizi geçirerek ağladığımı ve çocuu anneme atıp uyuduğumu ve sonra işe gitmek için 6,35 de uyandığımı hatırlıyorum.yazınız en güzel kısmı saat 20 civarı uyumaları. düşünün ki gece bu kadar uyanan oğlum birde gece 12 de ancak uyuyor :(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ah uykusuz baykuşlar bunlar.. Napıcaz bunlarla, kahveye abansak o bile bir süre sonra yetmiyor, direkt kokaine falan başlamak lazım :D Öğle uykusu uyutuyorsanız hemen kesmeyi deneyebilirsiniz, inanılmaz fark ediyor, 1-2 hafta zorlanır ama sonra herkes rahatlar diye umuyorum ;)

      Sil
  5. Sanki benim günüm gibi 😂 tek fark, itip kalan vuran abi oluyor bizde. Ağlayan da küçük kız. Kendimi tutamayıp “kızım korusana kendini, ittir- saldır abine” diyen de bir anne. Küvette suluboya fikri iyiymiş ama 👍😊

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ahahah vallahi dilimin ucuna geliyor da Deniz burada kreşten direk kovulma sebebi ya itme, ısırma, vurma, valla ondan korkuyorum. Yoksa şöyle bi güzel saçsaça başbaşa girseler herkes rahatlayacak gibi bi his var içimde :D
      6 ayda bu işi çözmem lazım.. Büyük kendini korumayı bi şekilde öğrenir de, küçüğün saldırganlığı sosyopatlık derecesine varmak üzere (yapıp yapıp ağlatınca kahkahalarla gülüyor) korkuyorum yani gidişattan..

      Sil
  6. iyi yıne sadece tıssss ben olsam offf,pufff,bıktımmmmm:( Engel olamıyrum kendıme eger cok yorulmuşsam direkt yakınıyorum hatta geçen gün öyle bunalmıştım ki oyuncaklarını toplamayan çocuğa kızıyorum o da babasına bakıyor..er kişi "bırak kalsın oğlum hallederiz(kim kim?) " deyınce bende ıkısıne bırden bagırdım basbasa bırakıp gıdıcem sızı görecem halınızı dıye. Sabır ve sakınlık konusunda sana hayranım Ceren ve böyle yazılara bayılıyorum:) Ben aynen böyle yazıyorum sonra kuzenlerle whatsp grubundan bırbırımıze yollayıp hangımız daha fenalardayız dıye aşık atıyoruz:))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ay başbaşa bırakıp gitmek... Kalp ben hahahaha
      Beni de bir kuzen belleseniz de beni de ekleseniz ya o gruba :D

      Sil
  7. Arka plandaki iç sesler konusunda yanlız değilsin Ceren;) bazen kendimi film sahnesi canlandırıyor gibi hissediyorum;hayali sahne ve gerçek sahne gibi..neyse ki ben de bir arka planda vır vır eden kocaya rağmen sükuneti koruyabiliyorum çok darda kalırsam tuvalete diye kaçıp(bunu da senden kaptım:) ,koridorda mola veriyorum azcık çocuklu hayata..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İç seslere uysam valla şimdiye hapsi boylamıştım :D Ne sesler var bir bilsen ama Maya'nın Lukas'a dediği gibi "hoşşşt hoşşşşt" diyorum onlara :D

      Sil
    2. Ehehehe:) Çok hoş Maya:)

      Sil
  8. Ay ne yalan soyleyeyim cinnet yazilarini ben de seviyorum😁

    Ben de bugun tam da anlattigin gibiydim Ceren. Kiz accik atesli. Miyk miyk. Kedi gene dellendi. Mart kedisi tadinda mauuoooww diye takiliyor. Gece 1344553211kez kiza atesine bakmaya kalktim. Saat besten beri ayaktayim. Ama nefes sayesinde sakinim. Neydiiii, nefes aaal nefes veeeerr...

    Ama iyi guldum ha. Resmen bir cocuk daha istemiyorum. Bol bol yakin arkadas edinsin kendine. Bana ne!

    Gecmis olsun.:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Valla tek çocuk olmak çok avantajlı bir şey, asla "tek kalmasın yap bi tane daha" demem, ben asla yalnız ya da tuhaf hissetmedim kendimi, konuştuğum hiç bir tek çocuk da olumsuz bir durumdan yakınmadı. Tek güzel. İkinciyi iyi düşün derim :D Yapınca "oyh çok seviyorum iyi ki yapmışım" diyorsun ama dışı seni içi beni yakar durumu %500..
      Minnoşa çok geçmiş olsun diyorum, kedikoya da hürmetlerimi yolluyorum :D

      Sil
  9. annemde ve sende bol bol olduğunu düşündüğüm bir şey var o da peygamber sabrı :D koltukların üstüne koyu renkli battaniyeler bir çözüm olabilir belki engellenemeyen kirler için... bu yazıyı okuyunca aklıma ilk gelen şeyle sonlandırayım "benden anne olmaz çok sabır gerektiriyo"

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ay yok ben beyazdan vaz geçemem, koyu renk içimi koyultur :) beyaz üstüne renkler bile daha rahat tolere edebileceğim bir durum ki "halı temizleme sıvısı" sıkıp silince çıktı :D

      Sil
  10. Galiba benim de tek marifetim agzima ciko tikip, caktirmadan yemek :)
    Cok guzel yazmissiniz, gece gece cok guldum:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Anne ne yiyosuuun?
      Hiç, su içtim
      Hayır bişi çiğniyosun ne o?
      Ya yok valla yutkunuyordum hiç..

      Sil

Anonim yani isimsiz ya da rumuzsuz yorumlara, hakaret, belirli bir gruba karşı ayrımcılık ya da ırkçılık içeren yorumlara, en önemlisi de yanlış bilgi ya da yönlendirici (melisiniz, malısınız'lı) yanlışlar içeren yorumlara BU BLOGDA YER YOKTUR. Bu davranışları yapan kişiler, genel huzurumuz için engellenecektir. Teşekkürler!