14 Mayıs 2018 Pazartesi

5 gün ev hapsi

Çarşamba sabah Maya'ya alıcı gözle bakınca gözüme "sanki bu ara birkaç gram mı aldı, yanakları toparladı sanki" gibi göründü. Sen misin bunu düşünen.. Çarşamba öğleden sonra anaokuluna Maya'yı almaya gittim ve onu öğretmenin yanında sakin sakin oturarak hikaye dinler buldum. Zaten uzaktan belliydi ama öper öpmez ateşi olduğunu da fark ettim - öğretmenler anlamamış, anlasalar telefon ederlerdi "çocuk hasta, alın" diye. Eve getirdiğimde "üşüyorum" dedi ve tabii o gece ateş tavan yaptı. Tavan: 40.3 derece, Maya'nın ateşi hep böyle "çıktı mı tam çıkar". İlk gece ilaç vermedim, vücudu uğraşsın biraz dedim çünkü ilaçsız zor geçen bir geceden sonra bazen toparlayabiliyor. Ama olmadı, ertesi sabah Almanya'da babalar günüydü ve başka bir bayrama da denk geldiği için resmi tatildi. Tatil ve haftasonları doktorlar çalışmıyor. Acil çalışan bir kliniğe götürdük ve nöbetçi doktor müjdeyi verdi: Streptokok. Boğaz ve dil bembeyaz aft.

Geçen yıl ailecek çok süründüğümüz için, dayatılan antibiyotiği hiç sorgulamadan aldık ve verdik çocuğa. Zaten çocuk halsiz, gözler kayık. Çarşamba'dan Pazartesi (bugün)'e 5 tam gündür evdeyiz. Tabii yemiyor, halsiz, Streptokok'un mızmızlığını bilmeyen yoktur heralde, vallahi canımdan bezdim. Gözünün içine bakıyorum iyileşsin diye. İyileşir iyileşmez yallah anaokuluna..

Çok bencilim değil mi.. Biliyorum. 

Dahası var.

Hayatta bazı "sınavlar" var ve bu sınavlardan tekrar tekrar çaktığımı hissediyorum. Ta ki bir şey "tık" edip oturuncaya dek. Çocuk hastalığı da bu devamlı çaktığım sınavlardan biri. Çocuklar hastalanınca ben kendimi kaybediyorum, kontrol tamamen elimden çıkıyor, inanılmaz endişeleniyorum. Kendi kendime "Allah çaresiz tedavisiz hastalık vermesin, bunlar çocuk, tabii ki hastalanacaklar" falan demek işe yaramıyor, aşırı bir kötüye yorma, felaket senaryoları yazma halim var. Sadece endişe değil, daha kötüsü, endişenin kız kardeşi: öfke. Sinirlilik tabii ki korkudan geliyor ama bunu bilmek bir işe yaramıyor; başta eşime, sonra çocuklara, hasta çocuğa bile sinirleniyorum! Tabii en çok da kendime..  


Hasta bakımında robot gibiyim, elim hızlı ve telaşsızım. Ama robot gibi de duygusuzum. İlaç alınacak, mızmızlık kesilecek, ağlamak yok! Ayyyy resmen ev hapsine soktum herkesi.. Maya devamlı "anne ne zaman anaokuluna gidicem" diye soruyor, çocuk okulu eve tercih ediyor resmen.. Ben de onun okula gitmesini tercih ediyorum gizli gizli ama daha ateşsiz ilk 24 saati bugün. Biliyorum, artık bulaşma riski sıfır (antibiyotiğin 48. saatinden itibaren bulaşıcılık bitiyor, ateşi yoksa ve halsiz değilse yallah okula dedi doktor) ama diğer çocuklara karşı sorumluluğum var, bugün de evdeyiz. Ama burnumdan solumuyorum desem yalan olur, bir türlü şu "hastalığı yöneten, kontrol altına alabilen, telaşsız, nazik ve sevecen anne"ye dönüşemedim, yani bu sefer de "çaktım" bu sınavdan.. 

Aslında beni en temelde korkutan şey, her annenin duyduğu en temel korku; onları kaybetmek tabii. Ve bana iyi gelecek düşünce "çocuktur, hastalanır, iyileşir, yine hastalanır" diye düşünerek bu süreci "normalleştirebilmek" ve kabullenmek. Ama yapabiliyor muyum, hayır.. Henüz "sıfır, otur...!"

23 yorum:

  1. Çok geçmişler olsun, neyse ki krizli anlar atlatılmış. 3 gün de sürse, 5 gün de sürse evde hastalık süreci zorlu oluyor, biliyorum.

    ben son seferde hastayken Doğu'yu sevmeyi filan bile atlamışım, onu fark ettim. asker gibi görevlerime konsantre olmaktan... sonradan hatırladım 'aa güzel olaylarımız da vardı bizim yaşasın' diyip bi kavuşma yaşadım oğlumla. bu aralar özlem gideriyorum :D

    çocuk hastayken dünyası sarsılmayan anne harbi var mı Ceren?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Annem doktor, o bile "sen hastalanınca elim ayağıma dolanırdı" diyor..

      Sil
  2. Geçmiş olsun Cerenikom :((((
    Ben şuraya takıldım: "uzaktan belliydi, öpünce ateşi olduğunu anladım." Nasıl ya? Bu nasıl bir içgüdüdür, nasıl bir doğa?
    Bazen insanlar şöyle bir cümle kurar ya: "anne olsaydın anlardın", nasıl sinirlerimi zıplatan bir laftır anlatamam, bana söylenmemiş bile olsa, alakasız bir yerde bile okusam sinirlenirim, ama galiba artık kabul etmem gerek, bazı şeyleri anne olmadan öğrenemiyor ve bilemiyoruz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ben de anlıyorum ama içgüdüsel olmuyor. tipinde sadece benim anlayabileceğim bi yıprıklık oluyor. gözleri mayış mayış bakıyor. ben de dokunmadan direkt anlıyorum. çok ilginç olaylar harbi.

      :D

      anne olmakla değil de çok içli dışlı olmakla ilgili sanki.

      Sil
    2. Anne olmakla ilişkili değil, Dukuju'nun dediği gibi, gözler.. Sulu sulu ve baygın.
      En nefret ettiğim sözlerdendir o "anne olsan anlardın", kesinlikle anne olduktan sonra daha da anlayamadığım öyle çok şey oldu ki.. Annelik ve sahiplenme, annelik ve böbürlenme, annelik ve anne olmayı dünyanın en önemli vasfı sanma, annelik ve anne olmamayı anlayamama...

      Sil
    3. Ben de dusunuyordum bu konuyu..ilk basta cocuk sahibi olmak deyimini duzeltmek gerekiyor galiba..cocuk sorumlulugu almak olmali o. biz cocuk sorumlulugu almak istiyoruz veya sorumlulugunu aldigimiz cocugumuz var,sahip oldugumuz degil..
      Duzeltmemiz gereken bazi kavram karmasalarimiz var aklimizi karistiran,
      ogrendikce gelistirip icsellestirecegimiz..boyle paylasimlari seviyorum iste,farkindalik katan.:))
      paylasarak gelismeye devam:)

      Sil
  3. Gecmis olsun Ceren,
    Evde bir cocugun hastalanmasindan daha kotu bir sey varsa kardeslerin ayni anda hastalanmasi:)tabii olasiliklar artar gider:)
    Bende de durum ayni ama bir farkla..benim hasta bile olsa aglayan,mizirdayan cocuga tahammulum cok az..tabii bunun tarihcesi var yasanmisliklarimda ve bundan kurtulamiyorum:((sefkat duygum yerine once caresizlik hissedip,sonra ofkem kabariyor resmen:( cocuklar kendini kurtardi derken bendeki izleri zaman zaman gun yuzune cikiyor boyle iste:(( hani cocuk insani iyi eder derler ya bence sabri ogretip evliya ederler demek istemisler:))
    sevgiler,

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çaresizlik çok yıpratıcı.
      Bende bir de kendi çocukluğumdaki hastalıklar ve verilen tepkiler de gün yüzüne çıkıyor; korkularım, bana yapılan müdahalelerdeki kontrolün bende olmaması hissini aynen kendi çocuğuma taşıdım malesef. Çocukluktaki travmaları kendi çocuğun olunca baştan açmak çok zorluyor insanı..

      Sil
  4. Cook gecmis olsun! 40.3 nedir yahu herhalde elim ayagima dolaşır...atesi 2 kez 40a yaklasti da benim oglanin, ne yapacagimi sasirdim...
    Ben de hastaligin ilk 3 günü inanilmaz anlayisli ve sabirliyim. 3. Gunden sonra kayis kopuyor. Gozle görülür bir iyilesme yoksa başlıyorum sinirlenmeye yvas yavas.. Artik yorgunluk mu dedigin gibi neden iyilesmedi bisey olacak telasi mi bilmiyorum ama müthiş geriliyorum... Sonra da gelsin vicdan azabi

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Misafir bile 3 gün.. Hastalık misafirden beter :P

      Sil
  5. Çok geçmiş olsun Ceren, tez zamanda iyileşir ins.

    YanıtlaSil
  6. Hepimizin normallestiremedigi bir seyler var Ceren'cim olsun zaten bir kac senye azalacak bu hastaliklar o zaman gerek de kalmayacak belki :) bir de ona stres yapma anayiz biz. Gecmis olsun cok cok. Ben de ayni ögleden sonradan beri hastayim dislerimin kaslarindan fonksiyon bozuklugu var lanet bir ucuk cikip tetikledi uc gun bas agrisindan gözümü acamadim :( Uzmani 2019'a kadar doluyuz dedi. Damn Germany. Kafan dagilmistir insallah benim derdimle :))))))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ya anlamıyorum nasıl 2019'a kadar dolu olabiliyorlar, mesela cildiye de öyle! Alman sağlık sistemi berbat.

      Sil
    2. Çok geçmiş olsun diyecektim, sinirden unuttum tabii :)

      Sil
  7. Ceren,
    cocuklar hastaladiginda eli ayagina dolanmayan anne gormedim bizde, ama kardesim buradaki analar da baska birsey. 40 derece atesli, halsiz, baygin cocukla kitapcida karsilamisligim var (ISVICRELI AnA) A bu oglan cok yorgun gorunuyor dedigimde "aa evet hasta ama evde oturamayiz butun gun demi" diyen avrupali anne.
    Bunun bir ortasi yok mu kardesim? Bence olmali ama serde turk annesi olmak varya (kendime diyorum). zor anacim bu isler... Saglikla kal Ceren, cok gecmis olsun mayacigimiza:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ya ona çocuk istismarı deniyor :( Burda onlardan yok pek ya da ben görmedim çokşükür, görsem çünkü temiz dalardım, tutmazdım ben kendimi, bu sağlık konularında tam bir "öğreten anne" oluyorum canavarlaşıyorum.

      Sil
  8. 2 hafta bahar tatilinin sadece 5 günü tatilde geri kalan 10 gününü de tatil sonrası sırayla oğlan, kız ve ardından ben şeklinde hasta geçirdik diyim sen anla dün okulun başlamasına basıl sevindiğimi :)) benim kız da hastaykenntam bir vicdan ağrısu. Beni hiç sevmiyorsun annecim, hep yanımda otur annecim, başımı okşa annecim. Ah diğeri olmasa hep oturup yatmaz mıyım? Gel gör ki mümkün olmuyor. Çok geçmiş olsun.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ay kıyamam yaaa yerler onun vicdan triplerini.. Ya evet ikinci çocuğun etkisini en çok hastalık anlarında fark ediyorum ve off diyorum tek çocukla ne kolay olurdu (değildi halbuki, insan unutuyor heralde..)
      Sizlere de çok geçmiş olsun, tatile denk gelir bunlar zaten, sevgili Murphy...

      Sil
  9. Geçmiş olsun, sevdiğin birinin hastalanması çok zor ya her ne kadar çocuk hastalığı gibi "rutin" (olması gereken) bir şey olsa da, zor bir sınav ve 'çakmaya' hakkın var ama kendinin farkındasın ve bu çoğu insanda olmayan bir özellik. Sen bu annelikte nelerden geçtin ya, bunu da atlatırsın, umarım daha zorunu görmezsiniz...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hastalık gelip geçiyor o değil de benim sinirli ruh halim kalıyor, onu demeye çalışıyorum..

      Sil
  10. Bu da geçer <3

    Her konuda nottumuz bu olabilse, sakin kalabileceğiz belki de! Geçmiş olsun tüm aileye :)

    YanıtlaSil

Anonim yani isimsiz ya da rumuzsuz yorumlara, hakaret, belirli bir gruba karşı ayrımcılık ya da ırkçılık içeren yorumlara, en önemlisi de yanlış bilgi ya da yönlendirici (melisiniz, malısınız'lı) yanlışlar içeren yorumlara BU BLOGDA YER YOKTUR. Bu davranışları yapan kişiler, genel huzurumuz için engellenecektir. Teşekkürler!