Kardeş savaşları

Lukas doğmadan önce, en büyük korkularımdan biri "acaba Maya nasıl tepki verecek?"ti ve elime ne geçtiyse okudum, yaladım, yuttum ve şu yazımda da anlattığım noktalara özellikle dikkat ettim.. Sonuç gerçekten başarılı oldu, Maya kardeşini kıskanmadı, iki çocuklu hayata adaptasyon süreci oldukça rahat oldu, şimdi de kardeşini seviyor, kolluyor, özlüyor. Ama gel gör ki, hiç aklımda olmayan bir nokta, yani ikinci çocuğun kıskançlığı, başıma bela oldu..

Maya kardeşiyle ilişkisinde ne kadar nazik ve sevgi doluysa, Lukas o kadar "hayvani".. Başka bir kelime bulamadım yaptıklarını anlatmaya.. Lukas gelmeden önce her sabah ona özel bestelenen şarkıyla öpülerek uyandırılan Maya, Lukas benim bir boşluğumu yakalayıp sessiz ve sinsice gidip kapı kollarını açmaya başlayalı beri her sabah üstüne atlanılıp tepinilerek, dövülerek, saçları yolunarak ve hatta ısırılarak uyandırılıyor. İşte ikinci çocuğun hayatımıza kattıklarının özeti.

Fakat yine de Maya'nın hiç bir defa bile karşı atağa geçtiğini görmedim, arkamdan da yapmadığına eminim çünkü Maya'nın mayasında yok fiziksel saldırganlık. O genelde psikolojik saldırganlık uzmanı ve ciyaklama dalında tam bir "Drama Kraliçesi".

Lukas'ın "hayvani" davranışları yani ısırmak, vurmak, saç yolmak beni gerçekten zorluyor. Çünkü aileden, Maya'dan ya da kendinden büyük çocuklardan sert tepki görmüyor (dişe diş, göze göz anlayışı ortamımızda kesinlikle yok), empati kurma yaşı da henüz gelmediği için "oğlum acır, yapma"dan anlamıyor. Dolayısıyla çocuk davranış bozukluklarında en doğru yöntem olan olumsuz davranışı görmemezliğe gelmek, mümkünse tepki vermemek ve olumlu davranışı abartılı bir övgüyle pekiştirmek yaklaşımı işe yaramıyor. O vurdukça biz "bak böyle seveceksin, cici" yaparak öğretmeye çalışıyoruz, hiç oralı olmuyor. Maya'ya "kızım kendini koru" diyorum ama Lukas'ın vurma ve saç yolmaları o kadar rastgele olabiliyor ki, "kaç kurtul" ya da "ellerini tut ve sertçe hayır de"yi de her zaman başaramıyor. Fakat saldırıya uğradığında kendini savun(a)maması bence ciddi bir sorun.. Sadece kardeşler arasında değil, okulda zorbalığa uğradığında ve ilerde hayatta hakkını araması gerektiğinde bu sorunla yüzleşmesi gerekecek.

Dolayısıyla, hiç bana uymayan ve kırk yıl düşünsem aklıma gelmeyecek bir yönteme başvurmak zorunda kaldım: göze göz, dişe diş yöntemi. Bu fikri de aynı gün içinde konuyu açtığım biri kreş öğretmeni, diğeri üç oğlan anası iki kişiden aldım. Dediler ki; saç çekmenin acıttığını öğrenebilmesi için, çekilene "sen de onun saçını çekebilirsin" de. Aynı kural kesinlikle ısırmalar ve vurmalar için geçerli değil ama zaten bizim asıl derdimiz de saç çekme.. Isırmayı "tepki vermeyerek" %99 oranında çözdük, sadece aşırı sinirlendiğinde ısırmaya çalışıyor, o kadarı normal zaten bu yaş için (ısırma genellikle dişler tamamlandığında ya da çocuk konuşarak kendini ifade edebilmeye başladığında kendiliğinden sona eren bir davranış bozukluğu). Vurmayı da aslında kötü niyetle değil genelde "sevmek" ya da "dokunmak" için yaptığını gözlemledim, güç kontrolünü beceremiyor ve elinde bir şey varsa sorun oluyor ama yavaş yavaş onu da öğreniyor ve azaltıyor. Ama saç çekme, özellikle yapmaktan zevk aldığı ve çok sık ve rastgele yaptığı gerçekten sinir bozucu bir davranış ve dediğim gibi, hiç bir "çocuk odaklı" ve "olumlu" yöntem işe yaramadı.

Maya'ya "Maya'cım, Lukas senin saçını çekmesinin senin canını acıttığını bilmiyor ve anlamıyor. Bunu öğrenmesi için uzun zamandır uğraşıyoruz, sen de çok yardımcı oluyorsun ama bir türlü öğretemedik. Sanırım ancak kendi saçı çekildiğinde acıdığını öğrenecek. Bunun için sana izin veriyorum, eğer o senin saçını çekerse, sen de hemen onun saçını çekebilirsin" dedim. Valla dedim :) Kulağa çok çirkin geldi ama dedim. Tabii sadece saç çekme için izin verdiğimi; vurma, itekleme ya da ısırma için kesinlikle bu kuralın geçerli olmadığını özellikle ekleyerek.

Maya'nın gözleri nasıl ışıldadı görmeliydiniz. Sanki büyük piyangoyu kazanmışçasına şaşırdı ve sevindi. Çocuk 1,5 senedir bu anı bekliyormuş yahu.

Tabii daha bunu dememizin üstünden 1dk geçmeden Lukas saça asıldı. Maya heyecanla bana koşup "anne şimdi çekeyim mi?" dedi :D "Kızım sormana gerek yok hemen çek" dedim ve ekledim "Tabii bu sefer zamanı geçirdik, şimdi çekersen neden çektiğini anlamaz ama bir daha çektiği anda hemen sen de onun saçını çekebilirsin" dedim. Allaaaaaah, hanemize gün doğdu dostlar. Bi biri asılıyor bi biri, bu hızla giderlerse kel kalacaklar dedim ama.. Yerlerden öbek öbek kahve rengi uzun saçlar ve sarı kısa saçlar topladığım 3 günün sonunda; 1. Maya artık "anneeaağğ Lukas saçımı çektiaaağğ" diye ciyak ciyak ağlayıp sinirlerimi hoplatmıyor, aksine "oley Lukas saçımı çekti ve ben de onunkini yoldum" kıvamında neşe içinde takılıyordu. 2. Lukas daha önce neredeyse 3dk'da bir saç çekerken artık günde 1-2 defa çekiyordu 3. Yerlerden öbek öbek saç kümeleri toplamıyor, zaten az saç sahibi çocuklarım kel kalacak diye endişelenmiyordum 4. Onları ayırıcam, zavallı kurbanı teselli edicem, zorbaya dersini vericem gibi oldukça vakit ve enerji alan dertler ortadan kalmıştı, birbirlerinin saçlarını çekiyor ve 1sn sonra hiç bir şey yokmuş gibi ağlamadan oyuna devam ediyorlardı!

Şimdi bunu "respectful parenting" anlayışında nereye oturtabilirim, bilemiyorum. Belki "çocukların duygularını yaşamalarına izin veriyorum da rahatlıyorlar, içe atılan ve yaşanamayan duygular birikip daha büyük krizlere neden olmuyor" ya da "doğal yaşam kurallarını, sosyal hayattaki ilişkileri güvenli aile ortamında deniyorlar" falan gibi süslü kılıflara sokup "şiddeti nasıl da meşrulaştırdık anağğm" diye satabilirim ama yapmayacağım. Açıkcası utanıyorum, böyle olmamalıydı bunun çözümü ve neden işe yarıyor tam da bilemiyorum ama saldım gitti. Kozlarını paylaşıyorlar, herkes mutlu, şimdilik olumlu sonuçlar alıyoruz ama bu denkleme "başka çocuklar" nasıl katılacak işte onu bilemiyorum çünkü çocuğum tarafından kimsenin evladının saçının çekilmesini ya da canının acıtılmasını istemem ve kimsenin de saç çeken oğlumun saçını çekmesini istemem yani bu yöntem sadece iki kardeş arasında sınırlı kalmalı.. Ama dur fazla düşünme, şimdilik iyi gidiyor, Eylül'de kreşe başlayana dek bakalım olayı tamamen bitirebilecek miyiz.. Yoksa; hayvani davranışlarıyla Lukas, ailemizin kreşten bile kovulan ilk ferdi olarak tarihe mi geçecek.. Oooof of.
Kardeş savaşları Kardeş savaşları Reviewed by Ogrenen Anne on 14:37 Rating: 5

22 yorum:

  1. Bu saç çekme olayını ben bile yaptım Arya'ya. Arya küçükken bana vurunca ya da ısırınca ben de onun saçını çekiyordum ve sen bana vurunca / beni ısırınca benim de böyle canım acıyor diyordum. Cidden işe yaradı ve Arya kısa sürede şiddet eğiliminden kurtuldu :D yani hiç vicdan yapma bence, hayatla başa çıkmak için yeri geldiğinde göze göz dişe diş davranmayı öğrenmek lazım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yeri gelmese... Olmuyor mu?
      Aklıma çok fazla örneği geliyor, şiddete karşı sessiz, eylemsiz ama dimdik, güçlü durmak..
      Bilmiyorum, kafam çok karışık bu konuda (ve başka diğer konularda, bugün biraz "humanity" ile uğraşıyorum.. zor geçiyor bugün..)

      Sil
    2. Hz. İsa'nın deyimiyle "Sağ yanağına vurana sol yanağını uzat" felsefesi benden çoooook uzak maalesef. Ben daha çok "Acıma, acınacak hale düşersin!" felsefesini benimsiyorum son yıllarda çünkü öncesinde hayattan çok tokat yedim. Yıllar içinde duyduğum, gördüğüm bir sürü sapıklıktan, vahşetten, adilikten sonra insanlıktan umudumu çoktan kestiğim için kalben istemesem de zihnen Arya'nın erken yaşta, hayatın gerçeği olan kendini korumayı öğrenmesinden yanayım. Dışarıdaki dünya çok pis, çok acımasız ve maalesef "insan"ca yaşamak, ne olursa olsun her daim "insan"ca davranmak isteyenler için çok zor bir dünya. Ah Ceren, keşke fırsatımız olsa da şöyle karşılıklı saatlerce konuşsak dertleşsek, birbirimizin korkularını, endişelerini paylaşsak; yükümüzü azaltsak...

      Sil
    3. :( Türkiye'de yaşarken ve tatile geldiğimde ben de aynı psikolojiyi deneyimliyorum ve keinlikle Türkiye'de büyütseydim orman kanunlarını öğrensin, hakkını savunsun derdim ama burda şirinler kasabası gibi bir ortamda büyürken ve bana "anne insanlar ne iyi değil mi, sadece bir kaç tane kötü var değilmi?" falan gibi naif ötesi sorular sorarken offff, yapamıyorum. Türkiye'ye her tatile gidişimiz bir şok oluyor :( Türk Alman karşılaştırması yapmak istemiyorum, çok çirkin, ırkçılık resmen ama neden böyle bunu çözemiyorum. Hz.İsa'nın izi mi, insanların rahat ekonomik ortamda yaşamalarının, gelecek kaygısının az olması mı, yoksa sosyal adalet sisteminin kusursuza yakın işlemesi, zorbalara ceza verilmesi, haksızlığın insan tarafından değil sistem tarafından giderilmesi mi, yani "güven ilişkisi" mi.. Bazen Türkiye'deki insanlar temel bağlanma sorunu yaşayan, ebeveynlerine bile güvenemeyen, sevgisiz ve katı kalpli olmaya zorlanmış çocuklar gibi geliyor bana, özellikle bu "ben önde olayım, benim çocuğum herkesinkinden daha değerli" anlayışı.. Nur seninle konuşmayı çok istiyorum! Ayarlasak ya.. Ne iyi gelir ikimize de..
      Bu arada ben ALmanya aşığı değilim, son birkaç gündür çok üstüme gelen olaylar ve insanlar oldu, kesinlikle Almanya ve kültürü Türkiye ve kültüründen iyi demem, asla değil, ama ne Alman ne Türk, neyim bilmiyorum ve benim gibi insanlar nerdeler onu da bilmiyorum..

      Sil
    4. Anam, resmen kimlik karmaşası ve aidiyet hissi bunalımı yaşadığımı fark ettim şu an! Dur bundan şahane yazı çıkar bi kafamı toplayayım ben..

      Sil
    5. Ya sen ne güzel anlatıyorsun herşeyi! İşte bu yüzden seni görmeden tanıdım, görmeden sevdim, görmeden arkadaşım bildim Ceren :) bir gelişinde haberleşelim, ayarlamaya çalışalım. Hayat kısa, fırsat olunca diye beklemeye gelmiyor, fırsatları biz yaratalım. Öptüm sevgiyle :)

      Sil
  2. mrb,bizde inanılmaz bir bağırma ve sinir halinde eline geçen her şeyi hırsla yere atma huyu var. ama en fenası bağırması . ne yaptıysak olmuyor :(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bağırmadan kastınız çığlıksa, o geçiyor, siz sessiz sakin ama kararlı durmayı başarabilirseniz zamanla bırakıyorlar.. Malesef ailede olmasa bile toplumda herkes bağırarak işini gördüğü için..

      Sil
  3. Ceren hızır gibi yetiştin yine.biz de kardeş yok ama okulda daha çok sözlü olmak üzere bazen saç çekme itişme gibi şeyler söz konusu.ve evet benim kızımın mayasında yok şiddet.küsmek kelimesi ne demek gerçekten bunu dahi bilmiyor.ve aşırı empatici ya birinin canını acıtmak düşüncesi onu kahrediyor.geçen canıma tak etti dedim kızım sen de yap,sonra geldi x arkadaşım bana şunu yaptı e sen ne yaptın hiçbişey.okulda anladığım kadarıyla öğretmen daha yaramaz olanlara ceza uyguluyor ve biz her akşam derinle oyun oynarken ceza alıyoruz eşimle.pkulda kendisi de ceza almaktan o kadar korkuyor ki sanırım hiçbirşey yapamıyor =sosyal öğrenme . Öğretmeninin tüm davranışlarını evde taklit ediyor ve sürekli agrasif ve ceza almaktan korkuyor evde de.ki ceza gibi birşey asla söz konusu değildir evimizde.şimdi ben bu konuyu öğretmenle nasıl konuşacağım hem onu düşünüyorum,hem kızıma hakkını savunmayı nasıl öğreticem ve bu agrasifliklerle nasıl başedicem bunları düşünmekteyim.ne olur daha çok yazı az bu konuda.öpüyorum çok

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ceza ve ödül sistemi.. Malesef eğitimde hala geçerli, sen benden daha iyi bilirsin etkilerini. Ama bu yaş için malesef "içselleştirmek" imkansıza yakın, zorunda kalıyor öğretmenler. Zamanla öğreniyor, okul işte bunun için gerekli, topluma uyabilmesi için.. Yoksa naif, sevgi kelebekleri gibiler.. Hiç okul olmasa hepsi doğada büyüseler öyle de kalırlar diyenlere de inanmıyorum bakınız "sineklerin tanrısı".. Malesef.
      Bu arada Lukas son 2-3 gündür hiç saç çekmiyor ama bu sefer de kendini mıncıklamaya, kendi saçını çekip "awaaa" diye bağırmaya başladı ve şu yere oturup kafayı yere vurma işi de tam gaz devam, çocuk şiddetini kendine çevirdi yahu, delireceğm.. Yine "görmemezliğe gelme" ve dikkatini başka yöne, aktiviteye aktarma yolunu uygulamaya devam ediyorum..

      Sil
    2. Bak o kafaları yere vurma işi bizim bir arkadaşın oğlunda vardı bi süre sonra kendiliğinden geçti.
      Ve evet Derincim de bir şekilde alışacak bu duruma.sanırım kendini savunmayı da yine kendi öğrenecek (umarım ).öğretmenlik gerçekten çok çok zor.

      Sil
  4. Isi kisa yoldan cozmek diyorum ben buna:)uzun yolda onumu goremeyince basvurdugum taktiklerden biri:)Maya sakin bir cocuk oldugu icin slklnti yok gibi..guc dengeleri cok onemli..bu yaziyi okuyup,uygulamak isteyen arkadaslar bunu gozardi etmez umarim:)
    Ceren,blogunda cocuklarda tik ile ilgili bir yazin var mi?acaba ben mi goremedim? Bir de bana tavsiye edebilecegin,en buyuk cocugu en az 6-7 yaslarinda olup yurt disinda yasayan yerli-yabanci blog adresleri var mi?Tavsiyerin benim icin onemli..simdiden tesekkur ediyorum..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Umarım! Kesinlikle "şiddeti meşrulaştırma" yanlısı değilim, kısa vadede benim işime yaradı ama 1 hafta deneme süresi vermiştim kendime, değişiklik olmasaydı kesecektim.. Ama kesildi şimdilik ("dönemseldir bekle felsefesi" de olabilir)
      Tikler konusunda yazmadım, genelde kendi yaşadığım sorunları yazıyorum, psikolog kimliğimden çok anne kimliğimle, samimi oluyor diye.. Ama tikler konusunda özelden yardımcı olmaya çalışırım, email yazabilirsin. Bloglara bakayım, ben de uzun zamandır okuyamıyorum çok fazla ama özledim okumayı...

      Sil
    2. Münih'li genellikle anglosakson etnik yapılı anneler var ama çok Münih alakalı paylaşımlar yapıyorlar, nereye gidilir, ne yapılır vs.. Seni açmayabilir.
      Face'den takip ettiğim komik anneler var: the Unmumsy Mum, Mummy Social, Coffee + Crumbs,
      Tabii ki çok sevdiklerim devamlı okuduklarım: Gezgin Anne, Gece, Başak var. Bir de yaşadığın kentin mutlaka International Moms grupları vardır ve onlarda mutlaka blog yazanlar oluyor. Tabii Türk grupları da vardır özellikle istersen. İlk bunlar geldi aklıma ama geldikçe yazıcam. Sanırım insanlar artk instagramdan takip ediyorlar ama ben kullanmıyorum, eminim oralarda çok kaliteli insanlar vardır.

      Sil
  5. Burayi foruma cevirmek istemiyorum:)ama soyle soyleyeyim;yurudugum rehber annelik yolunda onumu tam goremiyorum..ihtiyacim olan, bu yollari kisa sure once gecmis/geciyor olan,teknolojiye uyumlanabilen,insancil bakis acisina sahip,tecrubelerinden faydalanabilecegim ailelerle tanisip,paylasarak gelismek..instagrami bir ara kullandim ama maalesef kendimi tam kontrol edemedigim icin biraktim..simdilerde blogger ve youtuber aileleri takip ediyorum..mesela hayat felsefesini begendigim lifewithbeans ve tabiki simdilik cok sevdigim 8passengers bunlardan ikisi..Blogcu Anneyi de severek takip ediyorum..Basak da listemde:)
    Ama baska tavsiyelere de acigim:)
    Tik icinde arastirma yaptim ve okulun uzmaniyla da gorusecegim insallah..Gorusme sonrasi aklima takilan olursa yardim edecegini bilmek cok guzel..umarim ihtiyac kalmaz ve umarim bizim de bu durumumuz pehlivaninki gibi gecici bir donem olur:)
    Cok tesekkur ederim..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Janet Lansbury'nin facebook hesabını da tavsiye ederim Respectful Parenting (Magda Gerber)'i yeni ve uygulanabilir bir boyuta taşıyan bir isimdir.. Benim annelik uygulamalarımda, kendimi kontrol ve geliştirme anlamında aşırı faydalandığım bir yöntem.

      Sil
  6. Ay en kötü problemlerden biri. Kardeş arasında çözülmüş olmasına sevindim, kıyamam ben Maya'ya!

    Okula göndermek istememe sebebi olarak, zorba çocuk ve aileleri konu başlıkları göreceğiz bir kaç seneye gibi geliyor bana. Offf!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :) Umarım görmeyiz, burada zorbalık konusu çok ciddiye alınıyor. Ama bir de annelerin birbirlerine karşı zorbalığı var, bir kitap hatta dizi vardı "Big little lies" diye :D Avustralya'da annelerle babaların çocuk zorbalığı konusunda birbirlerine girmeleri ve sonunda birinin ölmesi falan enteresan bir kitaptı, easy read bazında okumak istersen :) baya gerçekleri yansıtıyor aslında.. Çocukları kendi haline bırakamamak 21.yy annelerinin kendi başlarına ördüğü çorap aslında, belki hiç karışmasak, herkes kozunu paylaşsa ama uzaktan da gözlemlesek iş psikolojik ve fiziksel saldırıya döndüğünde hemen müdahale edip olayı orda çözsek falan filan ama benimki daha 4 yaşında, bi 7-12 aralığı annesi olayım belki dediğin gibi çok zorlanacağım..

      Sil
  7. Big Little Lies ta zorba çocuk aslında anne babadan gözlemlediği davranışları arkadaşlarına sergiliyor. Nicole çok güzel oynamış 2.sezonda Merly girecekmiş diziye:) Her neyse buradaki ortam çok farklı çünkü anneler direkt anneyle de değil çocukla bile kavga edebiliyorlar.Hani diyorsun ya karışmayalım çocuklar kendi aralarında çözsün diye ki ben sonuna kadar katılıyorum ama öyle fiziksel şiddet içeren durumlar oluyor ki sözle kibarca uyarmak zorunda kalıyorsun ve çocuk arsızlıkla sana da bir sürü laf sayabiliyor.. Okulda ki ödül ceza konuları zaten önü alınmayacak şekilde o yüzden öğretmeni çok sık boğaz edersen direkt senin çocuğun göze batacağı için burada da onuda dengede tutmak senin görevin oluyor. Ama sen ne kadar çok üzülmüş olsan da kardeşler arasında sürekli şiddete maruz kalana sakinleşmesini söylerken farkında olmadan o da içine atıp doluyor olabilir yani bazen fiziksel birbirlerine cevap vermeleri (saç çekmede dişe diş gibi) anormal değil. Berkay da biliyorsun hep yakınıyorum çok sakin yani parkta bir bebek bile gelip onu iteklerse hemen o oyuncağın başından kaçıyor,çocuk gidince geri geliyor ama oynarken hep gözü o çocukta oynuyor geri gelir diye.Vurana asla vurmuyor,anneleri kızar diyor,canları yanar diyor.Okulda ne yapacak bu çocuk hiç bilmiyorum çünkü oranın aksine burada zorbalık ödüllendirilen ve gurur duyulan bir şey:( Kardeş olayı değil de asıl mücadele ilkokul zamanı oluyor.Etraftan ve okuduklarımdan gözlemlediğim o. Bakalım daha neler bekliyor bizleri.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Büyüğe laf sokma da, büyüğün büyüklüğünü unutup lafı tamamen kişisel alıp kendi çocukluğuna dönüp, çocukla çocuk gibi kavga etmesi de.. Okullardaki "eti senin kemiği benim" anlayışının hala sürdürülmesi de, herkesin birbirine saygı değil korku ve tepki besleme kültürü de..
      Allah kendileri gibi temiz insanlarla karşılaştırsın ve kendileri gibi olmayan, kötü insanları hemen ayırdedip, cevap vermeden uzaklaşma olgunluğunu versin (ki Ice'ın yaptığı tam olarak bu, gurur duydum ben.. Endişelenme..)

      Sil
    2. Amin Ceren Amin. Çocukların işine karışmasalar bile yeter gerçekten ama maalesef bizlerin çocukları "pasif" diye etiketledikleri daha naif çocuklar oluyor. Naturalparentsnetwork.com da kardeslerle ılgılı cok guzel yazılara denk gelmıstım daha once aklında olsun bırı daha sormustu ya yukarıda ki yorumlarda,vaktin olursa bakarsın.

      Sil
    3. Reusable nappies ve homemade sunscreen yazılarına denk gelince bi an göz devirecek gibi oldum ama.. :P Ayrıntılı inceliyorum şimdi.

      Sil

Anonim yani isimsiz ya da rumuzsuz yorumlara, hakaret, belirli bir gruba karşı ayrımcılık ya da ırkçılık içeren yorumlara, en önemlisi de yanlış bilgi ya da yönlendirici (melisiniz, malısınız'lı) yanlışlar içeren yorumlara BU BLOGDA YER YOKTUR. Bu davranışları yapan kişiler, genel huzurumuz için engellenecektir. Teşekkürler!

Blogger tarafından desteklenmektedir.