Kızımdan öğrendiklerim (4 yaş)

4 senede ne üniversitelerden mezun olunuyor da benim ilk sene ya da ikinci sene, ya da üçüncü sene ya da dördüncü senede öğrendiklerim öğrenilmiyor. O nedenle, kaldığımız yerden eğitime devam, bir nevi yüksek lisans da denebilir bu seneye:

Ne kadar süslü olursan ol, 4 yaşındaki kızının kokoşluk standartlarını yakalayamazsın! 40'ıma adım adım yaklaşıyorum ama keyfim yerinde çünkü 'gencecik tazecik' sanıyorum hala kendimi. Öyle abartılı, genç genç huylarım yok ama ucundan kırmızı ruj ve oje, elbise, salınmış dalgalı saçlar falan işte idare ediyor, 30'larımın başında gibi gözükmek için. Bir de gülümsemek şart, kırışık buruşuk deme gülümse ki karşındaki seni en azından ruhu genç bellesin.. Fakat eninde sonunda 4 yaşındaki kızın seni acı gerçeklere döndürüyor: "anneee, sen bin yaşında mısın?" diyerek. Bir de yarım saat falan sonra arkasından 'anne burnunun üstünde niye karabiber var?' gelince, hiç olmadı yani. Day-spa şart.

Ah kardeşlik.. Bu sıra kafayı saksı çiçeklerinin toprağını kazmaya takan Lukas'ı artık 46372652. sabrın sonunda adamakıllı azarlayıp içeriye el süpürgesini almaya giderken, peşimden Maya'nın sessiz adımlarla yerde şaşkoloz şaşkoloz oturan Lukas'ın yanına "seyirtmesini" duyuyorum. "Lukascııım, anne kızdı ama seni çok seviyor, korkma!" diyip ufak bir öpücük koyuveriyor kafasına. Sonra da bana dönüp "anne biliyor musun, ben bebekken çok sıkılıyordum çünkü yalnızdım ama şimdi Lukas var, onunla oynarken hiç sıkılmıyorum, çok mutluyum" diyiveriyor! (Yesinler sizi, 5dk önce odamda yalnız olucam Lukas 1000 yıl gelemez baaaam" diye kapıyı vuran kimdi peki?)

Pinokyonun çıraklık dönemi: "Anne nolur nolur nolur oje süreyim". "Olmaz Maya'cım sen daha çok küçüksün, tırnaklarına yazık". "Ama öğretmenim anaokuluna yarın ojeyle gelin mutlaka dediiiiii". "Oldu, gözlerim doldu..."

Pinokyonun uzmanlık dönemi: "Anne noooolur oje süreyim". "Maya'cım yazık canım, tırnakların böyle doğal ve güzel, yemeklerini ye, suyunu iç, bol bol da kaka yap büyü ki büyüdüğünde istediğin kadar oje sürebilesin, hem de rengarenk". "Ama anne A. ile L. bana anaokulunda "senin ojen yok, bizimle oynayamazsın" dediler, ben çok ağladıııım". Yelkenler suya.. "Getir o parmakları......." (Ertesi gün sordum öğretmene, yok tabii öyle bir zorbalık falan, yedim mi yedim, afiyet olsun).

Geppetto'nun uzmanlık dönemi: "Anneee nooolur mor oje süreyim". "Maya'cım ojeyi sadece tatilde sürecektik, okul açılırken silecektik hani". "Anne lütfeeen bu kırmızılar bozuldu, mor süreyimmmm". "Hmmm. O zaman getir bakayım, bunların hepsini silelim ama sadece 1 tane parmağa mor sürelim olur mu?" (pazarlıkta uzmanlık düzeyine gel) "Yaşasıııın, anne sen en harika annesiiiiin" (yılların takdir görme uğraşını 1 parmağa oje ile kazandım, güleyim mi, ağlayayım mı?)

Evlen benimle: Her kız çocuğu gibi Maya da büyüyünce illa ki babasıyla evlenmek istiyor. Ama o zaman anne ne yapacak, yalnız kalmasın o da başka biriyle evlensin o zaman diyince ikna oluyor. "O zaman Lukas'la evleneyim?" Hönk. "İki tane çocuğum olsun biri kız biri erkek, kızın adı Maya, oğlanın adı Lukas" olsun. Hönk. "Ama olmaz Maya'cım siz kardeşsiniz, kardeşler evlenemez". "O zaman kuzenim Johanna ile evleneyim?" Hönk. Maya sen evlenme bence, herkes evlenmek zorunda değil.. Toplumun akıl sağlığı için..

Zorbaya karşı duruş: Oyun parkında salıncak sırası bekliyor, onun yaşlarında üstü başı bereli, oyundan kir içinde bir oğlan salıncakta. Sırasını vermiyor. Bıdır bıdır konuşuyor bir de. Maya cevap vermiyor. Yanına yaklaşıp dinledim ki "Sen ölene dek bu salıncaktan inmiycem. Sen bebeksin zaten git bebek salıncağına" kısmını duyunca dellendim. Zorbalığa hiç gelemem. Hele böyle dil çıkarıp nanik yapanına hiç. Sinirlerim zıpladı. Kendi 4 yaşıma döndüm ve çocuğa tam okkalı bir ayar çekecek ve zorbalığa zorbalıkla (sensin bebek, baksana küçücük kalmışsın anca salıncağa binebiliyorsun, kaydırağa bile tırmanamıyorsun!) karşılık verecektim ki, Maya'dan güçlü ve sakin bir ses yükseldi: "Ben bebek değilim, ben büyük bir kız çocuğuyum! Saçma konuşuyorsun" Bu kadar.. Oğlan sustu kaldı, ne diyebilirdi ki bu lafa? :D Helal olsun be kızım sana! Büyük ve akıllı kızım benim :D

Sen anane ol, babanne olma: "Anne sen yaşlanıcaksın ya, o zaman sen anane ol tamam mı, babanne olma.." "Niye Maya?" "Çünkü babanne olursan ben hasta olunca sen gelip çocuklarıma bakmazsın ama anane olunca gelip çocuklarımla çokçok oyunlar oynarsın.. Bide babanne olunca balık yedirirsin, anane olunca çok çikolata verirsin". (E bu da anneler/ananeler günü hediyesi olsun e mi?)

Sen ölünce: "Anne sen ölünce pembe giysinle nazar boncuklu kolyen benim olsun mu?" "Olsun yavrum da, bence o sırada başka dertlerin olabilir, bunları hatırlamayabilirsin.." "Hmmm evet önce 1 sene bekleyip senin mezarına kocaman bi taş koymamız lazım dimi.." "Evet...."

İkişer ikişer geliiin: "Anne ben iki annem olsun istiyorum" "Ama yavrum iki annenin olması için, annenle baban önce boşanmak zorunda, ancak o zaman baban başka bir kadınla evlenebilir, sonra senin de iki annen olur". "Peki iki babam olsun?".... "Neden olmasın...?"

Bu hayatta kimse sonuncu değil! Bir süredir "birinci olmak" Maya için önemli, ilk kim kapıya koşacak, ilk kim dişini fırçalayacak, ilk kim kaydıraktan kayacak.. Yarışmalı hayata çok karşı olduğum ve benden örnek almasını umduğum için, hep "sonuncu ve mutlu" oluyorum. Ta ki bir gün halime üzülen Maya bana "anne biliyor musun, kimse sonuncu değil, ben 1.yim, Lukas 2., babam 3. ve sen de 4.sün, bak kimse sonuncu değiiiil" diye beni teselli edene dek.. Bence harika bir felsefe bu; bu hayatta kimse sonuncu değil arkadaşlar! Böyle biline..

Bir de bonus.. Ağlatıcam hepinizi! Hıdırellez dileği çizdik, meraklandı, "ne o?" dedi, "bugün özel bir gece, ne dilersen gerçek oluyor" dedim, "ben de yapıcam" dedi. Birşeyler karalamış kağıda, geldi, "tamam bitti" dedi.. Sır da saklayamıyor, "anne kulağına söyliyim mi" dedi, "hadi söyle" dedim, "oyuncaklar, şekerlemeler, parlaklı pembeli gökkuşağı renkli tekboynuzlu.." falan diyecek derken.. Şunu fısıldadı: "anne, ben hep çok iyi olalım istiyorum, sen bana hep çok iyi davran, babam da çok iyi davransın, ben de hep çok iyi davranayım, hepimiz çok sevelim hepibizi, bir de hep iyi insanlar olsun çevremizde" OFF ya.. 4 yaş.. 4! DÖRT! Sadece 4 senedir bu dünyada! Çözmüş sanki bu işi yaa.. Bozulmaz inşallah..
Kızımdan öğrendiklerim (4 yaş) Kızımdan öğrendiklerim (4 yaş) Reviewed by Ogrenen Anne on 07:30 Rating: 5

18 yorum:

  1. Aynı yaşlar, aynı dertler, aynı sevinçler, aynı delirmeceler... Oje mevzu bizde de ikide bir gündeme geliyor ki henüz hiç sürmedim ama günden güne baş etmek zorlaşıyor. Ben kendim de oje sürmüyorum ki aklına gelmesin, gelse bile annecim bak zararlı, ben de sürmüyorum kendime zaten deyince inansın 😁 Benim kolyeler hergün yer değiştiriyor; zilli bana çaktırmadan alıp takıyor sonra şansı yaver giderse ben görmeden çıkarıyor ama aynı yere değil rasgele başka yere bırakıyor. Ama en kötüsü geçen gün alyansımı ve tek taşımı alıp saklamış. "Arya, sen aldıysan hemen aldığın yere koy, yoksa cidden çok kızacağım ve ceza alacaksın!" dedim. 5 dk sonra "Anne, yorganın altına baksana. Sanki orda görmüştüm ben" diyerek geri verdi yüzükleri. Sanırım o da ustalık dönemine geçiş yapıyor.

    Bonus ağlattı gerçekten 😍

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Operim o Arya'mi.. Zilliler siziiii

      Sil
  2. canım Maya. hepsini bayıla bayıla okudum. bu başlıkları kısa notlar alarak uzun zaman da mı yazıyorsun Ceren? yoksa aklında kalanları bir oturuşta mı yazdın? nasıl aklında tutabildin eğer öyleyse? ben de mektup yazıyorum her sene, o yılın trend başlıklarını not alıyorum. gelecekte okur belki, hoşuna gider yavrum diye. ama aslında aralarda notlar alsam daha iyi.

    bayıldım Maya'ya.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu post, "oglumdan ogrendiklerim", bir de "sizin anneniz bir salakti yavrularim" senelik yazdigim postlar ya, taslakta 1 sene duruyor, olay oldukca ekliyorum hahahah kara kapli defter yani..
      Bunun disinda benim cocuklarima yaptigim iki buyuk kutu var Gunes, onlara ozel fotograf albumleri, birkac degerli esyalari, bebeklikten birer kiyafet, onlara gelen kartlar ve birer buyuk defter icine zaman zaman onlara yazdiklarim var. Sanirim 20'lerinde ya da evlenirken ya da ne bileyim bi zaman vericem iste hediye olarak o kutulari :)

      Sil
  3. Ah Maya canım Maya, bak Ceren emeklerinin meyvesini alıyorsun. Duyarlı, akıllı, kendine güvenen bir çocuk maşallah ❤️

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. <3 her zaman degil ama kivama geliyor hamurum :)

      Sil
  4. Maşallah Maya'ya, tam bir kuzucuk:)

    YanıtlaSil
  5. Zaten başlamıştım ağlamaya son maddede iyice ağladım

    Maaşallah ne kadar büyüdü,

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Doğumgünü kutlu olsun, nice yaşlara

      Sil
  6. Maya tanıdığım bir çok yetişkinden daha yüksek bir duygusal kapasiteye sahip, inanılmaz duyarlı ve anane/babanne yazısından anladığım kadarıyla da iyi bir gözlemci, ayrıca kokoş bir efsane 💜🦄 böyle iyi bir anne ve babaya sahip bir çocuğun kolay kolay bozulacağını da sanmıyorum, bully'lere karşı da adapte oluyor yavaş yavaş, hayatı öğrenecek daha ama şimdiden donanımlı birçok açıdan

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. doğumgününü kutlamayı unutmuşum NİCE MUTLU YAŞLARIN OLSUN İKİZLER PRENSESİ MAYA!!!!

      Sil
    2. parmagindaki ojeyi tanidin mi? ;) senin hediyen, hala unutmadi bak..

      Sil
    3. yaaaa :( duygulandım bak şimdi...

      Sil
  7. Happy birthday Tomurcuk♡:)

    YanıtlaSil
  8. Bir yaş daha almışsınız birlikte:)))
    Nice güzel yıllara❤️

    YanıtlaSil
  9. Mutlu yıllar ponçik seni.Bak bak bir oje için kırk takla atıyor ya:) Bonusta göz dolduran cinsten gerçekten..

    YanıtlaSil

Anonim yani isimsiz ya da rumuzsuz yorumlara, hakaret, belirli bir gruba karşı ayrımcılık ya da ırkçılık içeren yorumlara, en önemlisi de yanlış bilgi ya da yönlendirici (melisiniz, malısınız'lı) yanlışlar içeren yorumlara BU BLOGDA YER YOKTUR. Bu davranışları yapan kişiler, genel huzurumuz için engellenecektir. Teşekkürler!

Blogger tarafından desteklenmektedir.