Çocuksuz, çocuklu, 61 ülke..

Site yenileniyor (yaşasın Gece, ellerine, emeğine sağlık) ve bu nedenle yeni yazı giremiyorum ama "beni özlediyseniz anacııım", bu sürede sizleri eski bloğumdan buraya taşımaya çalıştığım seyahat yazılarımla başbaşa bırakmak isterim. Bahsetmiş miydim bilmiyorum. Ben ilk yüksek lisansımdan sonra 1 tam senemi seyahat etmeye ayırdım. İtiraf edeyim, tüm okullardan, o ana dek edindiğim tüm deneyimlerden daha fazlasını edindim. Üstelik bu iş tahmin ettiğiniz kadar zor değildi, birkaç ufak nokta var, yollarda öğreniliyor zaten. Üstelik çok pahalıya da mal olmadı.. Biraz para biriktirmiştim, bir de ailem bana hayat sigortası yaptırmıştı ve bu bütçede biriken paraları belli yaştan sonra çekip kullanabiliyordum ve ben "seyahat etmek istiyorum!" diyince, gözlerini bile kırpmadan "tamam, nasıl istersen" diyebilecek yüce ruhlu ebeveynlerdi (umarım zamanı geldiğinde ben de çocuklarıma aynı tepkiyi verebilirim).

Dolayısıyla, ben aldım tasımı tarağımı, koydum bir sırt çantasına ve tek başıma, kız başıma, düştüm yollara. Baya bir ülkeyi tek başıma dolaştıktan sonra, İsrail'de bir hostelin duşunda bir düğmeyi ters tarafa doğru çevirdiğim için (gel de kadere inanma), bir Alman'la tanıştım ve yaklaşık 7 sene sonra bu adamla Fiji'de evlenene dek, okullarımızdan ve işlerimizden arta kalan her an, onunla da bir sürü ülkeye birlikte seyahat ettik. Bu ülkelerin çoğu "az dokunulmuş" ülkelerdi, o nedenle çok ilginç bir hayat deneyimi oldu bizim için.

Bu seyahatlerimi okumak isterseniz; Tayland seyahati için, Vietnam seyahati için, Laos seyahati için, Kamboçya seyahati için, İsrail ve Filistin için, Fas için, Sharm El Sheik için, Umman için, Rusya  seyahati için, Tunus için, Dubai için, Sri Lanka için, Maldivler seyahati için,  Fiji seyahati için, İran seyahati için, Hindistan seyahati için, Avustralya için, Güney Afrika için, Namibya için, Zambia için, Malawi için, Zanzibar için, Filipinler ve  Dolomitler (İtalya) için, lütfen linklerin üzerine tıklayınız.

Herkesin haklı olarak korktuğu "uzun mesafe ilişkisi"ni tam 5 sene korkunç badireler atlatarak yürüttükten sonra (ki bu dönem resmen köşe kapmaca oynadık; Hollanda, Amerika, İsrail ve Dubai'de yaşam, eğitim ve çalışma deneyimi edindik ama bir türlü biraraya gelemedik. Sonra, ben Türkiye'de iyi bir iş buldum, iyi bir yaşam kurdum ama yine de mutlu olamadım onsuz ve biz ani bir kararla beraber Avusturalya'ya taşındık ve Fiji'de bir kumsalda çıplak ayak evlendik. 2 sene sonra Avustralya uzak ve yabanilikten içimizi darlayınca, "Avrupa'da bir yere dönelim, sanattır, tarihtir, kültürdür köşe başımızda olsun" dedik ve nereye döndük; Münih'e. İşin komedisi, eşimin doğduğu, büyüdüğü sokağın ve sevgili annesi Betigülümün dizinin tam 500mt dibine! Hala arada takılıyorum: "dünyayı gezdin ama anacığının koynuna döndün be adam" diye.. 

Tabii yine rahat durmadık, her fırsatta seyahate devam ettik. Zaten Avrupa kolay, elini sallıyorsun başka bir milletin burnuna çarpıyor. O seyahatleri yazmadım bile, sanki salondan mutfağa gitmek gibiydi. Amaaaa sonra Eylül 2012'de Maya'ya hamile kaldım veeee göbekli seyahatler dönemi başladı. Kızım karnımda 6 ülke gezdi. Pongau (Avusturya) için, Portekiz ve İspanya seyahatimiz için ve hatta doğumuna 10 gün kala(!) gittiğimiz Garda Gölü seyahati için lütfen linkleri tıklayınız.

Mayakuş'un doğumundan 7 ay sonra, ilk tam teşekküllü Seyşeller seyahatimizi yaptık ama yetmediği için bu cennet ülkeye ilerleyen yıllarda tekrar tekrar gittik. Tabii yine Endülüs (İspanya) seyahati, Piemonte (İtalya) seyahati ve Corte d'Azur (Fransa) seyahatlerini de daha yaşına yeni girdiğinde yapmıştık. Ama sanırım hiç biri 1,5 yaşında gittiğimiz Güney Afrika seyahati kadar maceralı olmadı.. Maya 2 yaşındayken listeye kuzey İtalya seyahati ve Avusturya Alplerinde ilk kayak deneyimini de ekledi. Ama kışın ortasında gidip donarak döndüğümüz Çek Cumhuriyeti seyahatinin yeri başkaydı tabii. Çünkü o sırada Lukas'a hamileydim! Kocaman karnımla bir de Malezya'ya gittik, ki gerçekten çok eğlenceli bir seyahat oldu (Maya hala o seyahatten bazı şeyler hatırlıyor ve bahsediyor, halbuki 3 yaşında bile değildi!)

Ve 4 kişilik bir aile olarak ilk seyahatimiz, Lukas daha 5 aylıkken Mauritus'a oldu. Nasıl güzeldi.. İki çocukla daha çok Avrupa içinde seyahat ettik ve Türkiye'ye gidip geldik ama Lukas 1 yaşını biraz geçtiğinde yaptığımız Karayipler Seyahati, (Martinique ve Guadeloupe) gerçekten iz bırakan bir "aile seyahati" oldu.

Velhasıl; gezen bir aileyiz, benim kişisel rekorum an itibarıyle 61 ülke (fazla değil daha dünyanın 1/4ü ancak), kızımın yanlış saymadıysam 18, oğlumun ise 8! O nedenle, yeni blog tasarımında "seyahat bölümü" olmasını özellikle istedim, "çocukla İstanbul'da gezemiyoruz, nasıl başarıyorsun" lafını çok duyuyorum ve motivasyon olsun istedim. Bebekle ve çocukla seyahat etmek çok keyifli ve gerçekten zor değil. Belki yakında bu konu üzerinde ipuçlarımı da yazarım. Şu blog tasarımımız bir bitsin, nasıl yazacağım yüksek motivasyonla :) Hepimize bol seyahatli, gezmeli, görmeli seneler diliyorum!
Çocuksuz, çocuklu, 61 ülke.. Çocuksuz, çocuklu, 61 ülke.. Reviewed by Ogrenen Anne on Ekim 06, 2018 Rating: 5

13 yorum:

  1. Mmmm:) ayağınıza sağlık,bol gezmeler.

    YanıtlaSil
  2. Japonya yazini bekliyorum tatlim ayagin degmisken;))bu arada,Lukas bile benden fazla ulke gormus hayatim;D;D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Japonya'ya neden gidemiyoruz bi sor :D Maya okula başlamadan tatilleri şubat ayında yapıyoruz çünkü daha ucuz oluyor ama seneye okula başlayınca elimiz mahkum okul tatillerinde ve noel döneminde anca tatil yapacağız. Şubatta Japonya'da totomuz donar, yazın da zaten Türkiye ve Avrupa içi dururken başka yere gitmiyoruz. Ama bahar okul tatillerinde Japonya tadından yenmez bence, okul dönemi başlasın, bence Maya tam Japonya sever türü bir insan, ben de Kiraz Ağaçları (Sakura) dönemi sevdalısı tabii :D İnşallah!

      Sil
    2. Bu arada Amerika içi gez gez bitmez bence.. Ben bir tek NY eyaletini o da yarım yamalak gezebildim, bir de Boston'da 7 ay geçirdim tabii ;) Şahaneydi.. Ama batı yakasını görmeyi çok istiyorum.. Hatta aslında Burning Man festivaline gitmeyi planlıyoruz biz ama şöyle bi çocuklar 8-5 sınırına gelsin öyle..

      Sil
    3. cocuk muzeleri,cocuk parklari,cocuk kutuphaneleri,cocuk kamplari,cocuk festivallari vs vs..evimdeki odalari unutmusum tatlim;D son 7 senemin ozeti hayatim;D;D

      Sil
  3. Ayyyyy icimmm kaldi yazilardaaa! Nasil imrendimm nasilll❤

    YanıtlaSil
  4. Gezgin aile:) Avrupa şartlarında gezmek inanılmaz keyifli ve kolay zaten ama bizlerin sürekli vize için başvur dünya evrak topla para yatır derken ki sadece bir vize başvurusu başlı başına 2bin tl fln tutuyor zor maalesef. İsrail özellikle merak ettiğim ve görmek istediğim bir yer ilk o yazıyı okuyacağım. İzlanda,Tirol ve bunlarla alakasız olarak Marakeş listemde görmek istediğim yerler:) Berkay'la paylaşmayı en çok istediğim şey ise kuzey ışıkları ama biraz daha büyüsün.Bu arada İstanbul'da nasıl gezemiyorlar yahu en basiti yer altı dehlizleri,sarnıçlar bile çocuklar için çok büyülü,ilgilerini çekebilecek mistik yerler.Biz bu hafta hatta tamda bu sabah romaya gidecektik oradan da napoli ve bariye ama anneannemin sağlık sorunları..annemi oraya götürmek zorunda kaldık, onun işlerini hallettik ki kışı teyzemlerin yanına gidip geçirebilsin diye bizimki kaldı artık başka bahara. Ama dünyadaki en büyük ikinci kanyonun ülkemizde olduğunu öğrendim ve müthiş bir yermiş. Ay sonu için bir dağ klübesi kiraladım şehir olmuyorsa bari dağ havası alalım dimi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Vize başvurusu nasıl 2000 tutar yahu, çoğu ülkenin vizesi 50 euro falan?! Hadi 100 de.. Şirket aracılığıyla mı başvuruluyor, o zaman adamlar resmen iki katı alıyor demektir. Aklım karıştı.
      Fakat haklısın. Çoğu arkadaş vizesiz ülkeleri tercih ediyor, neyse ki hala güzel vizesiz ülkeler var ;)
      Tirol'ü beraber yapsak ya! Bizim haftasonu kaçamaklarımız gibi rahat, ay ne eğleniriz!!!
      Senin seyahat yazılarına ben bayılıyorum zaten! Biri "gezemiyoruz" diyince seni örnek veresim tutuyor. Bu mevsimde Kaz dağları, Bolu Mudurnu civarı falan çok güzel oluyor! Anneannene sağlık dilerim.. Sağlık olsun da yine gidilir, boşver, Roma duruyor yerinde ;)

      Sil
    2. kişi başı 60-80 euro çocuk için normalde ücretsiz ama 20 euroda ona alıyor bide tabi evrakı ıvır zıvırı,yurt dışı çıkış pulu gibi saçma şeyler fln.. Konsolosluklar artık 3 5 ay sonrasına randevu veriyor o yüzden hep aracı şirket kullanmak zorundayız sistem burada artık böyle işliyor:( Kaz dağlarına bayılıyorum bende Berkay'la bir kez gidebilmiştik ama Boluyu henüz denemedik aklımda olsun.Aynen Fas,Lviv vs vizesizler listemde zaten.

      Sil
  5. 22 yaşımdayım ve gezdiğim ülke sayısı 4 :D Türkiye şartları ve ailemin durumu düşünülürse ona da şükür... Avrupa'ya kapağı atmayı bu kadar istememin nedenlerinden biri kıta içi seyahat etmenin aşırı kolay ve ucuz olması, ben de eğer kapağı atabilirsem donmadan canım Doğu Avrupa'yı ve İskandinavya'yı doya doya görmek istiyorum, nedendir bilmiyorum özellikle Polonya, Ukrayna ve Çek cumh. taraflarına kanım çok ısınıyor, Erasmusta herkes giderken bir tek ben gidememiştim :/

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. inşallah :) çalış derslerine, şansın bol olsun inşallah!

      Sil

Anonim yani isimsiz ya da rumuzsuz yorumlara, hakaret, belirli bir gruba karşı ayrımcılık ya da ırkçılık içeren yorumlara, en önemlisi de yanlış bilgi ya da yönlendirici (melisiniz, malısınız'lı) yanlışlar içeren yorumlara BU BLOGDA YER YOKTUR. Bu davranışları yapan kişiler, genel huzurumuz için engellenecektir. Teşekkürler!

Blogger tarafından desteklenmektedir.