20 Ekim 2017 Cuma

Anne kafasından nasıl kurtulacağız?

Hani bir karakter vardır ya, yani hepimizin sosyal çevresinde illa ki bir adet vardır, çocuk dışında konuşacak konu bulamayan, konuyu Antik Yunan Felsefesi'nden ya da sualtı arkeolojisinden açıp çocuğa getirebilen tip.. Üstelik bu tipler yıllar içinde öyle kemikleşiyor ki, mesela gençlerin kullandığı jargondan, günlük sosyal yaşamdan, teknolojik gelişmelerden, sanatsal ya da düşünsel gelişmelerden bi'haber ve daha kötüsü de ilgisiz o "kızım geldin mi, ne yerdin, belin açık belin" türü annelere ya da "evlen artık"tan başka söz bilmeyen teyzelere, en beteri de "sana kirli bişeyler söyleyeyim mi? Oğlan bi ishal olmuş, üstüm başım .okla sıvandı bugün" diyen sevgililere dönüşüyor. Allah muhafaza ama yemin ediyorum, acil önlem almaya başlamazsam benim de sonum o!

Son zamanlarda çocuksuz insanlarla çok fazla görüşemedim. Hele bekarlarla neredeyse hiç görüşemiyorum. Eskiden, milattan önce zamanlarda yani, evli ve çocuklu insanlar bir 6 ay benimle görüşmedi diye "ay bunlara da bi haller oldu, iyi ki bi evlendi mıç mıç kocacığıyla takılıcak, iyi ki bi çocuk yaptı kafayı çocukla bozdu" falan dediğim oldu, yalan söyleyecek değilim. Kader her zaman tükürdüğünü yalatıyor işte insana. İşin kötüsü, olayı da anladım, görüşmek istememek değilmiş olay, tamamen evli ve çocuklu insanın hiçbir şeye yetememe hali, kafayı çocukla bozma değil çocuktan kalan zamanda koltuğa yığılıp kalma, basireti bağlanma haliymiş.. Çocuklu olunca çocuklularla görüşüyorsun çünkü onlar birbirlerini oyalarken sen iki çift laf edebiliyorsun. Kocaylayken de kocalılarla görüşüyorsun çünkü adamlar teknolojiden konuşurken sen iki çift laf edebiliyorsun. Aslında en iki çift lafı çocuksuz ve kocasızken edebiliyorsun çünkü hayat denen şey var önünde, konudan konuya atlayabilir, zamanı tamamen unutabilir, eve bile gitmeyebilirsin.. Böyle özgürlükler var. Sonra koca ve çocuk giriyor hayatına, ki ikisinin birbirinden çok da farklı olmadığını cicim aylarının bitimine ya da çocuğun ele avuca geldiği zamana rast gelecek şekilde öğreniyorsun. Aslında hiç bir kadın tek çocuklu değil, sadece arada yaklaşık 30-35 yaş farkı olan biri biyolojik biri (g)üvey iki çocuğun olduğunun farkında olmayabiliyorsun..

Neyse; kısaca kocalı çocuklu insanlarla görüşüp, koca ve çocuk konusunda kıt kıt konuşmalar içine girdiğim saçma salak bir dönemde, bu konulardan bana bile bıkkınlık geldiği anda şunu fark ettim: "ben bekar insanlarla arkadaş olmak, onlarla sanattan, seyahat etmekten, dünya politikasından konuşma özlemi içindeyim. Hemen kolları sıvadım ve iki bekar arkadaşla arka arkaya iki randevu ayarladım. Ay içimi bir heLLecan bastı!

Buluştuk. Konuları önceden çalışmışım bak; bir film var tartışmak istediğim, sağır sultan'ın bile okuduğu bir kitap var eleştirisini yapmak istediğim, ha bir de seyahat planlıyorum onunla ilgili birşeyler konuşuruz, olmadı "the uzun"u ve "the orange"ı eleştirir "bu dünya nereye gidiyor lo" ederiz iki kelam diye düşündüm. Fakat ben tam "film" diyorum, o bana "ay erkekler domates gibi iyisi kalmadı galiba" diyor, ben tam "kitap" diyorum o bana "çocuklar kitap gibi ya, amma şey öğreniyorsundur" diyor, tam "the uzun" diyeceğim, "ay içim bayıldı boşver politikayı, sen asıl oğlanı anlat farklı mı kızdan" diyor. Pes ettim. 1 bardak köpüklü şarabımı yudum yudum sindire sindire içerken, o çocuksuz kıymetli zamanımda arkadaşa çocukları anlattım, o da bana "üf evlenemedim, şimdiye iki çocuğum olsaydı hayat ne güzel olurdu" muhabbeti yaptı. Kız bu arada sanatçı, hepimizin dibini düşürecek kadar hareketli ve bereketli bir sosyal hayatı olduğunu sanıyoruz, "anne kafası"nı alır da duvara vura vura tozunu kirini patlatır diyeceğim biri. Onun bile içinden anne kafası çıktı ya, korktum ben bu anne kafasından.

Dönemseldir dedim, ikinci arkadaşla buluştum. Bu kız Alman ve koyu feminist. Eşeği sağlam kazığa bağladık bu sefer. "Ayh şekerjan çocuk konuşmıycaz tamam mığğğ" dedim baştan, tamam bu sefer olacak bu iş. "Kızım çok fena battım, arada buluşsak şu anne kafasından sen beni bi kurtarsan, beni proje olarak ele al" dedim, "okey" dedi. Tabi dilim alışmış arada çocuk geliyor ucuna, "hop dur" diyor "ay cansın caaan" diyorum. Çok iyi gidiyoruz. O ikinci kokteyli söyledi, ben "bi limonata rica ediym" dedim..

Ne olduysa o ikinci kokteylden sonra oldu. Kız dedi ki "Öğrenenciğim, sana bir şey anlatıcam. (içses: hamile!) Ben bir adamla tanıştım. Bu adam biraz müslüman (içses: müslüman sevgili yapan alman kıza geeeel, hem de bu devirde, herkes müslümandan korkarken, helal be! işte alternatif dost buna denir, oleys), böyle vücutta dövme falan istemiyor (içses: e istemiyorsa yaptırmasın, zorla değil ya), ben biliyorsun son yıllarda çok alternatif yaşadım, biraz durulmak istiyorum, bu adamı seviyorum, sanırım o da beni seviyor, bu adamla ben ciddi düşünmeye başladım" dedi. Ve ekledi: "ben geçenlerde dövmelerimi sildirdim biliyor musun, valla yaptırmaktan daha çok acıdı ama olsun, sevdiğim için hissetmedim bile (içses: e acıdı dedin hissetmedim diyorsun, aklım karıştı?!). Fakat bu adam biraz namazında niyazında müslüman, benim de ona ayak uydurmamı bekliyor tabii, ben de sanırım çok değiştim, çok farklı bakıyorum hayata son zamanlarda". (İçses: feminism kocayıbulana dek..) Durmadı işte kız orda, dedi ki: "Bu adam korunmaya da karşı, bence de bir aile kurmak için yaşım geç değilken... Fakat tesettüre girmemi de bekliyor". (içses: olm la sırayla gelin la, birer birer gelin la!) Ya şimdi sevgili arkadaşlar, ben herkesin inancı kendine diyen, isteyen tesettüre girsin isteyen bikiniyle gezsin, keşke kimse karışmasa diye düşünen ütopik ve saftirik biriyim. Fakat hıristiyan kültürde ateist ateist 40 yaşına kadar gelmişsin, tesettüre böyle hönk diye girilmez be bacım, resmen aşk için tesettüre giriyorsun, iki gün sonra aşk bitince o tesettür sağına soluna dolanmasın? Yani biraz okusaydın etseydin, bak ben 2 senedir sufi olmaya çalışıyorum, o işler öyle kolay değilmiş, oku oku bitmiyor, kendime bile daha "ben sufizme inanıyorum" diyemedim, kaldı başkaları.. Ayrıca kızım, içki masasındayız?!?

"Yavrum" dedim. Demem genelde Coşkun abimiz gibi "bir gazoz ısmarlayayım mı sana?" der gibi "yavrum" ama dedim. "Bak yavrum" dedim hatta.. "Yavrum kafayı mı yedin sen, şaka mı yapıyorsun?" dedim aslında tam olarak. Ay gülecek enseme tokatı patlatacak sandım, yapmadı. Eyvah ya ciddiymiş, kızacak dedim, yapmadı. Gözleri doldu be! Sen başla ağlamaya.. "Ben" dedi "çocuk istiyorum, aşırı istiyorum ama şimdiye dek kimse baba olabilecek gibi görünmedi gözüme ama bu adam çok farklı, biraz yaşı da var (içses: al başına kendi babasından ilgi görememiş kız evlat sendromu of) ama çok şefkatli, çok iyi biri, sadece biraz müslüman işte, ya neden olmasın, sizim dininiz aslında özüne inince çok güzel bir din, ben müslüman olmak istiyorum, bunca sene yanlış yaşamışım, ben iyi bir eş ve anne olucam (içses: kızım birer birer ol, hangisini olucaksın bi dur yaaa ay içim kasıldı), bir sürü çocuk çok güzel bence, hali vakti çok yerinde zaten, sadece o çalışır ben çocuklara bakarım, düşünsene kocaman bir ev içinde bir sürü çocuk! (içses: imdaaaaaat)

Ay kalakaldım. Bi şarap daha söyledik karşılıklı. "Ay" dedim "Tamam be, ne istiyorsan onu ol, hayat çok kısa. Ve fakat benden sana bir dost tavsiyesi, ne olacaksan ol da başka biri için değil, kendin için ol. Bu böyle "ay sıkıldım, vazgeçtim" işi değil, çocuğun geri dönüşü yok, yapınca 18 sene başında hatta 35 sene diyelim şuna, artı eksi, atsan atılmıyor satsan satılmıyor. Yemin ederim bunalıyorum, çok zorlanıyorum, dıştan göstermemeye çalışıyorsun hani bi halt yedim ama kuyruğu dik tutayım durumu işte. Ama şu korunmayan müslüman abi işi beni kıllandırdı, ne yalan söyleyeyim, bu iş "hal vakit" işi değil be kızım, enerji işi, sosyal destek işi.. Ayrıca bu dünyaya çocuk getirilmez diyordun, sürdürülebilir kalkınma diyordun, eşitlik, coğrafi alandan ve ırktan bağımsız düşünülmesi gereken insan hakları diyordun. Ay erkek sömürüsü diyordun, kadının ezilen kimliği diyordun. Ay içimi geriyordun.." dedim. Ve birden kendimi 2 çocuklu, evli olduğum halde, kafası "anne kafası"ndan çok uzak, çok "sağlıklı düşünen kafa" olarak buluverdim. Ay David Lynch filmi gibi, herşey bulanıklaştı. İçses bile tıkandı kaldı, dut yemiş bülbüle döndü ya içsesim.. Her an enseme inecek "kandırdım kiii" şaplağını bekliyorum bir de. Hala umudum var. Yok gelmedi o şaplak..

Biraz daha konuştuk, anne olmanın kötü taraflarını yeterince anlattım ama o "e sen niye yaptın o zaman, bana yapma diyorsun" noktasına gelmeden kestim. "Allah sana akıl vermiş, dindar da olacaksan kendin ol, bak oku demiş, dinle dememiş, yani aktif eğitim, pasif değil" dedim. Senle bir ay sonra bir daha buluşalım, biraz içsesini dinle dedim (içses: yaşşa be apla). Sonra kalktık işte, ben kocama, çocuklarıma, rutin hayatıma döndüm. O da bisikletine bindi, şehrin merkezindeki alternatif, sanat ve feminizm kokan evine döndü. Hayat denen şey paket gibi; büyük paketlerden büyük hediyeler çıkar diye bir kural yok. Hatta en güzel hediyeler en küçük paketlerden çıkıyor galiba..

Kıssadan hisse: Demek ki "anne kafası" için anne olmak gerekmiyor, her anne de otomatik "anne kafası"na sahip olmuyor. Anne kafasından kurtulmanın en iyi yolu da "başkasındaki anne kafası"nı görüp "oh hadi yine iyiyim iyi" demek. Mutluluk; başkasının durumuyla kendi durumunu karşılaştırıp "ooo ben daha iyi durumdayım" demek diyen bencil ama huzurlu insanlara da selam olsun..

23 yorum:

  1. Bence anne kafası değil o. İnsan tabiatı. İkinci çocuğu yapsın özüne döner. Bazen saçmalamak, çizgidışına çıkmak iyidir. Yine de ondan tesettüre girmesini isteyen bir erkekle aşk fikrini yeniden düşünmeli. En azından tuğçe kazaz kadar düşünmeli ☺

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İkinci çocukta daha tozutuluyor, kesin bilgi, yayalım. Sadece o kadar cozutmuş oluyorsun ki, o sınır çizgisini geçtiğin için artık sallamıyorsun bile :D

      Sil
  2. sen onun ensesine şaplak ataydın ceren! tamam biyolojik saat çocuk istersin falan da bi adam yüzünden şimdiye kadar inandıklarını çöpe atmak ne demek yaa?! adam okuyup üflemiş mi napmış yahu nası bir 180 derece dönüş olmuş acaba? aşk da bir yere kadar diyecem ama bir gülme geliyor tabii, yaptığım tüm saçmalıklara aşığım yea bahanesi bulduktan sonra :/

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. anam, hiç aklıma gelmedi yaa, büyü olabilir bu kızın üstünde :D ya şaka maka, hakikaten, nasıl bir adammış bu ben de merak ediyorum..

      Sil
  3. Eskiden annelerimizin günlerinde akraba toplantılarında falan bulunduğumda dikkatimi çekerdi bu kadınlar hiç çocuk konuşmuyor. İşlerden diğer insanlardan falan. Anca çocuklar nasıl iyiler mi iyiler o kadar. Şimdiki anneler ise her iki lafının ikisi de çocuk. Ben de o ortama girince katılıyorum mutlaka ama kendimi durduruyorum. Arkadaşlarla bazen kızkıza çıktığımızda çocuk konuşmak yok diyoruz. Ara sıra şart kesinlşkle

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bak şimdi sen yazınca, evet gerçekten doğru! Çünkü zaten çocuk kısmısı ve koca kısmısı üç aşağı beş yukarı aynı, neyini konuşacaksın bacım. Şİmdi biz çocuksuz ortamlarda büyüdük, 35'inden sonra azanı işte teneşir paklar durumu oldu bizde, işimiz gücümüz çocuk oldu. Ya biz anne arkadaşlarla bırak kocamla başbaşa çıkınca çocuk konuşuyoruz üfffffff. Umutsuz vaka..

      Sil
  4. İlgiyle okudum, bi kere çok iyi bi kalemsin, tebrik etmek isterim. Sonra da garip ama bazen yanlış durakta yanlış bir otobüse bindim sanıyor ve doğru durakta iniyorsun... O kısma yorumum sadece bu oldu. ;-) sevgiler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler :)
      Evet ya nasıl oluyor o, iki yanlış bir doğruya mı çıkıyor?!

      Sil
  5. Merhaba; iki kez yanlis yazdiktan sonra yorumum ( kusura Bakma):
    Iki üc hafta önce, cocuklu calisan bir annenin kapkarisik hayatinin akisina kapilmis bir bitkinlikle, oturdum, sakin sakin düsündüm ve su karari aldim „artik diger anneler ve ve cocuklariyla iki haftada bir bulusacagim“.. cünkü bu bulusmalar beni yoruyor. Manen yoruyor.. sonra, arkadas bilancosunda bana iyi gelenleri siraladim: cocuklu ama yakin arkadaslarim yani yanlarinda 100% ben olabildiklerim, cocuksuz evli (ya da beraber yasayan) dostlarim ve cocuksuz & yanliz yasayan arkadaslar.. bu bilancoyu yaparken farkettim ki bu hizli ve yorucu yasam kosullarinda kendimi oldugum gibi ve aciklamadan olabilecegim kisilerle vakit gecirmek istiyorum. Cocuk konusuna gelecek olursak seni cok iyi anliyorum! Burada son kategorideki dostlar birer can simiti! Tek basina yasayanlar, bir de erkek olacaklar- harika oluyor onlarla bulusmak. Cocuk konusulmuyor mu? Konusuyoruz benim kücügü, bir kac fotograf gösteriyorum; iki kücük hikaya sonra hoooop döndük mü diger konulara!
    Bir de benim tam tersi bir sorunum var- cok yakin bir (kiz) arkadasim hic sevmiyor cocuklari- ben de bozuluyorum „hiiiiiic sormuyor benim bebeyi“ diye - tanistirayim mi? ����

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aaa bak şimdi, çok fena oldum. Evlilikten sonra benim tüm erkek arkadaşlarım yok oldular! Bazısı evlenir evlenmez karısı tarafından eve kapatıldı, bırak beni ya da kız arkadaşları, erkek arkadaşlarıyla bile buluşamıyor. Bazısı da benden uzaklaştı nedense, ay acaba kadın erkek arkadaş olamaz o işin altında mutlaka bi iş vardır diyen örümcek kafalılar haklı mı??? :D Ay özledim ya bissürüydü benim erkek arkadaşım, kızdan çoktu.. Şimdi tüm arkadaşlarım kadın ve %90 evli, evlilerin de %80i çocuklu! Kendime benzeyenlerle takılıyorum, renk yok heyecan yok, bundan işte..

      Sil
    2. Ne yazik ki öyle sacma „kurallar“ var! Kiskanan erkekler ve kadinlar.. Ben anliyamoyorum bu sahiplenme merakini.. insan ruh esini ya da sevdigini bulunca niye kiskaniyor?
      Erkek dostlar candir..
      sevgiler

      Sil
    3. Bir de ben tam tersi cok istiyorum esim arkadaslariyla bulussun eglensin. Bazen eline tutusturuyorum telefonu ara arkadaslarini sinemaya falan gidin diye 🙈

      Sil
  6. Benzer durum yaşayan bir avusturyalı birde rus tanıdığım var,yaz aşkı maço turklerle evlenıp evının hanımı olup,sonra nasıl olduysa birgun kalkıp ben ne yapıyroum falan mı dedıler neyse yaklasık ıkı sene sonra çocuklarını alıp ulkelerıne kaçtılar.İnanç kişinin kendisiyle alakalı olmalı ama neyse.. Ana konuya gelirsek tam bir haftadır mütamadiyen herkese bundan yakınıyorum ve cumartesi sana yazıcaktım ne yapıyorsun bu konuda diye ama benden farklı değilmişsin:) Eşimle bile başbaşa çıkınca konu bir şekilde çocuğa geliyor hemen birimiz uyarıyor ve başka yere çekiyoruz.Kitap ve film konusunda bolca muhabbet edebileceğim bir kardeşimde var allahtan yoksa en olmaz dediğimiz çift bile çocuk yapıp tüm konuşmalarını bebek üzerine çevirdi,etrafımız bunlarla sarılı Ceren kaçış yolları bulmak lazım:p Bir grup İstanbul Bianeline gidelim dedik "ayy oğlum olsa şöyle derdi","ayyy kızım bu okulu çok beğenirdi" pişman oldum tekrar gidicem

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ay bu fıstık rus kadınların kıllı esmer erkek sevdası!
      Ya biz dün çocukları yatırdıktan sonra baya konuştuk bu konuda, biraz bilinçli olarak deneyelim çocuk dışındaki hayatı dedik ama dur bakalım..

      Sil
  7. tuğçe kazazla arkadaş olmuşsun tebrikler skhdkdjd off keşke sen onun ensesine şaplak atsaydın pelin arin'in dediği gibi, ne kadar saçma ve karaktersiz bir bireymiş, 40 sene boyunca yaşadıklarını çöpe atmak nedir ya sebebi de sahiplenilmek, o erkek ona bir almanın yapmayacağı prenses muamelesini çekiyor ve dünyadaki tek kadın oymuş gibi davranıyor çünkü öfff midem bulandı... ana konuyla ilgili olarak da çocuksuz insanlar çocuklu hayatı daha çok merak ediyor ve parçası olmak istiyor bence, hayatında çocuk olan çocuk konuşmaktan bıkar gibi geliyor yani haftada 4 gün okula gidiyorum ben de ve okul sonrası en küçük edebi/felsefi sohbette başım şişiyor, "layt" bir şeyler izlemek/dinlemek/konuşmak istiyorum, çocuklu arkadaşlarla çocuk konuşmamayı dene bir de, belki onlar da senin gibi düşünüyordur?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :D Tuğçe Kazaz'ın entel hali bu ama evet aynı kapıya çıkacak sonu.. Aslında aşkın gözü kör gerçekten, ben de öyle bir kör olma hali yaşadığım için biliyorum ve kınayamıyorum ama umarım çabuk açılır zihni..

      Sil
  8. Selam cnm! ( son cümleye istinaden:)) bazen böyle olmasam nic’olur halim?!! :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :D ara sıra gerekiyor demek ki kendini "karşılaştırmak".. aslında "şükür" kavramının bu hali beni biraz huzursuz ediyor, çok düşündüğüm konulardan biridir bu..

      Sil
  9. Çok şükür benim yaşadığım yerde çocuklu ve süper kafa dengi bir arkadaşım var. Her telden konuşup kafa dağıtıyoruz, çocuklu hayatın sorunlarını da "anne kafası" dışındaki konuları da konuşabiliyoruz. Ama çocuksuz insanlarla sohbet ederken de konu illaki dönüp dolaşıp çocuğa geliyor çünkü bizim hayatımızın gerçeği çocuk! Herkes kendi hayatını anlatıyor sonuçta, eee bizim hayatın %90'ı çocuk zaten. %10'luk kısım bitince çocuğa geliyor konu :))) Ama ne olursa olsun çocuklu hayat döngüsünden kurtulmak lazım arada bir. Benim bu yıl cuma günlerim boş, okula gitmiyorum. Kızı kreşe bırakıp o günü kendime ayırıyorum. Kimseyle konuşmaya görüşmeye çalışmıyorum. Kafama ne eserse onu yapıyorum. Kitap okuyorum, video izliyorum, yemek tarifi bakıyorum, geziyorum. O kadar iyi geliyor ki insana. Bazen de evle ilgili işleri o gün halledip haftasonu temizlik, yemek, çamaşır, bulaşık derdi olmadan ailemle vakit geçirmenin tadını çıkarıyorum. Anne kafası her kadının bir parçası (istisnalar sayılmaz) ama her kadının bir de bağımsız bir kadın parçası var. Ona da özgürlük tanımak lazım bazen. Her hafta en az 2 saat yalnız kalabilmeli ki akıl sağlığını korusun bir kadın bence.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Nur :D Bir an "cuma günlerim boş okula gitmiyorum"un arkasından "o gün kızımla kucaklaşıyor oturuyoruz" gelecek diye bir korktum!!!

      Sil
    2. PUAHAHAHAH :))))) Baya sesli güldüm Ceren :)yok kız kucaklaştığım tek şey yorganlar, yastıklar, evdeki sessizlik ile aşk yaşıyorum Cumaları :)

      Sil
  10. 2016 Mayıs'ında 'hoşçakal' dediğinizden beri kontrol etmemiştim ta ki bu haftaya kadar. Bambaşka bir mecrada bloğunuzun adını görüp "ay yoksa yeniden yazıyor mu ki?" deyip kontol edince eski bir arkadaşımı bulmuş gibi oldum. Tek diyen ben değilimdir tabii ama çok iyi hissettirdi yeniden yazmaya başlamanız. Şimdi birikmiş yazıları okuyorum elimde kahvem... Ve tabii Lukas gelmiş büyümüş bile, maşallah. Mutluluğunuz ve bloğunuz daim olsun:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim, motivasyon verdiniz <3

      Sil

Anonim yani isimsiz ya da rumuzsuz yorumlara, hakaret, belirli bir gruba karşı ayrımcılık ya da ırkçılık içeren yorumlara, en önemlisi de yanlış bilgi ya da yönlendirici (melisiniz, malısınız'lı) yanlışlar içeren yorumlara BU BLOGDA YER YOKTUR. Bu davranışları yapan kişiler, genel huzurumuz için engellenecektir. Teşekkürler!