Çocuklarda yalan söyleme ve hikaye uydurma

Maya son 6 aydır çok detaylı hikayeler uydurmaya ve yalanlar söylemeye başladı. Daha öncesinde hiç böyle bir huyu olmadığı için, ilk bir kaç yalanda çok hazırlıksız yakalanıp, söylediklerine inandım. Aradan geçen 6 ayda ise nasıl bir yalan söyleyeni yakalama uzmanı olduğuma şaşıyorum! Bakınız: "lie to me!" Dr. Ekman Group Micro Expressions Training :D

Şaka bir yana; her anne gibi ben de "benim çocuğum asssla yalan söylemez" sanıyordum. Hem de sözkonusu çocuk 3,5 yaşındaysa "ay onun söylediği yalandan ne olacak, hemen anlaşılır ayol" diyordum. O kazın ayağı öyle değilmiş arkadaşlar. Nasıl hikayeler uyduruyor, ne psikopat detaylar ekliyor şaşarsınız! Çocuk değil, Vince Gilligan!

Yalan söylemek, "insanın kaygı ya da korku duyduğu bir ortam ya da durumdan kaçınabilmek için bulduğu bir savunma mekanizması" diye tanımlandığında ve özellikle "aldatma" amaçlı söylenen yalanlar düşünüldüğünde, oldukça sıkıntılı bir davranış. Fakat; okul öncesi dönemde çocukların bir fantazi evreninde yaşadıkları düşünülürse, oldukça doğal ve gelişim dönemine uygun bir durum. Bu tip "yalanlar" aslında "hikaye uydurma" olarak adlandırılıyor ve biz psikologlar üzerinde durulmasına gerek görmüyoruz. Fakat; yalan söyleme davranışı ve yaş olgunlaştığında genel anlamıyla "aldatma eğilimi", tabii ki bu "hikayeleştirme"den doğuyor ve aşırı tepki verme ya da umursamama kadar yanlış yönlendirmelerin de ilerki tutumlara etkisi oluyor. Bir de tabii anne baba olarak "bacak kadar boyuyla beni aldatmaya çalışıyor" hissinin getirdiği öfke de var.

Ben ilk sefer "x. beni köşeye sıkıştırdı ve bana vurdu, beni itti" hikayesini dinlediğimde tabii ki şok oldum ve bacaklardaki morlukları da görünce, malum akran zorbalığı her velinin korkulu rüyası, uykusuz bir gecenin ertesi sabahı soluğu öğretmenin yanında aldım. Kesinlikle öyle bir şey olmadığını, Maya'nın x. ile gayet iyi geçindiğini hatta dominant tarafın bizimki olduğunu öğrenince ilk şoku yedim. Evde biraz daha ayrıntılı sorunca, baktım hikaye değişiyor, ayrıntılarda bazı eksiklikler ve tutarsızlıklar beliriyor, tamam dedim "totosundan zorbalık hikayesi uydurdu".. Bu ilk yalana tepkim "neee? ciddi misin? bu asla olmamalıydı, ah canım kuzuuum gel sarılalım" şeklinde olmuş bulundu. E dolayısıyla ertesi yalan çok gecikmedi tabii. "Anne biliyor musun, y. bugün beni sınıfa kitledi ve dışarı çıkarmadı"... Hadi bakalım. "Peki sen neden öğretmenine söylemedin?" "Öğretmen yoktu, ben yalnızdım". Yemezleeer.

İşte bu çok ince bir nokta. Burada, içinizden çocuğa "hadi leyn"i çekmek gelse de, oturup tüm yalanı dinlemek, sorularla ayrıntılandırmak, yani "bir yalandan sonra ikinciye kanmayacağım derken, asıl doğruyu kaçırmamak" çok önemli. Kronik bir yalancınız bile olsa, mutlaka ciddiye alıp dinlemek, yalanın üzerinden onunla beraber tekrar geçmek, o yalanın neden söylendiğini anlamaya çalışmak önemli. Çünkü bu tip "sizi endişelendirme" odaklı yalanların mutlaka altından çocuğun kendi endişesi çıkar. Bakınız: Tüm sınıf bahçeye çıktığında ya ben sınıfta kalırsam, ya beni unuturlarsa, ya tek başıma kalırsam? Yetişkincesi: Ya arkadaşlarım arasında güvenli bir sosyal statü sahibi olamazsam.. Bu noktada "Maya'cım, biliyorsun öğretmenin asla seni odada yalnız başına bırakıp da bahçeye çıkmaz. Ama hadi anlattığın gibi oldu diyelim; mutlaka arkadaşların "aaa Maya nerdeee" derler, sen de ağzını kocaman açar "ben içerde kaldııııııım" diye yüksek sesle bağırırsın. O zaman herkes duyar, gelir seni alırlar" demem bu endişenin ve dolayısıyla yalanın sonunu getirdi.

Sonra bir dönem "iddia etme" türü yalanlar başladı. "Bugün okulun bahçesinde mavi bir kedi gördüm" diyor, nuh diyor peygamber demiyor. Öyle asılıyor ki, neredeyse o mavi kedi karşımda ve yeteneksiz ruhsuz rezil anne olarak bir ben göremiyorum! Ya da "anne öğretmenim dedi ki oje sürerek gidecekmişiz okula, ya gerçekten dedi, ojesiz gelinmeyecekmiş". Ay oldu, gözlerim doldu, süslü pakize.. "O zaman ben sorayım öğretmenine bunu yarın" diyorum "ya hayııııııır" diyor, totosu da yemiyor öğretmenin otoritesinden.. Evde kelek anneye herşey işler tabii.

Çok sinir bozucu, bir o kadar da komik aslında. Baktım iş uzuyor, çeşitli yöntemler denedim. Biraz iddialaştım, biraz hı-hı dedim, baktım bir yere gidemiyoruz, en sonunda ben de hikayeye katıldım ve beraber ayrıntılı masallar uydurduk. Yazdık yazdık, sonra da "Mayacım çok güzel bir hikaye / masal anlattık değil mi?" ya da "ay bu anlattığın hikaye çok komik bir şakaydı" diyerek kendimi garantiye aldım. Bu tip iddialaşmalar şimdilerde "anne ya masal işteee" ya da "ya mış gibi yapıcaksııın" ile devam ediyor (fiyuvv, alından ter silme hali..)

Bu tip hikayeleştirmeler, tabii ki çocuk okul çağına gelip de üstüne "ailenin ilgisizliği" ya da "aşırı helikopter (korumacı) ebeveynlik" ya da "diğer çocuklarla karşılaştırmalar" ve "cezadan kaçma tutumu" ile birleşirse, bildiğimiz aldatma amaçlı anlamıyla "yalancılık" haline dönüşebiliyor. Bunun için, dengeli ve tutarlı bir ebeveynlik tarzı yanında, mümkün olduğunca bebeklikten itibaren ona yalan söylememek, sorularına yaşına uygun doğru cevaplar vermek de gerekiyor. Mesela "yemezse arkasından ağlayan bezelye"ler ya da sorularına verecek cevabı bulamadığımızda geçiştirmek için uydurduğumuz beyaz yalanlardan, hatta "bugün dondurma yediğimizi babana söyleme sakın, hihihi" türü özellikle anane ve dedelerin yapmaktan hoşlandığı "işbirlikçilik"lerden de tamamıyla kaçınmamız şart (sonra bana koşa koşa yetiştirdiğinde de "aaaa maya hani söylemeyecektiiin" diyorlar ki kendileri beni "yavrum yalan söyleme, doğruyu söylersen biliyorsun güvenli her şeye izin veririm"lerle nasıl büyüttüler anlayamıyorum!) Yaşasın anane dede olma kafası..

Neyse; ufak bir çuvaldızdan sonra, kaldığımız yerden devam edelim: özetle çocuğumuza yalan söylemiyoruz, yaşına uygun doğruları söylüyoruz. Ebeveynliğimizde tutarlı ve dengeli (tatlı-sert) oluyoruz, iletişimimiz sorgulama değil anlama odaklı oluyor, yalanını yakaladığımızda bunu mutlaka belirtiyor ama "haha aldatamadın kiiii" şeklinde değil, "bak aldatmaya çalışmak işe yaramıyor ve iyi bir davranış da değil" şeklinde yapmaya yani polis değil vicdan olmaya çalışıyoruz ve en önemlisi dürüstlüğü mutlaka ama mutlaka ödüllendiriyor, en başta kendimiz model olarak pekiştiriyoruz.

Bu konuda daha fazla okumak isterseniz; burada ve burada ve burada neden yalan söylediğimiz, yalanları nasıl anlayabileceğimiz ve yalan söyleyen çocuğumuza ya da yetişkinlere nasıl yardımcı olabileceğimiz konusunda tavsiyeler var. Burada da çocuklar için çok güzel bir kitap önerisi var.
Çocuklarda yalan söyleme ve hikaye uydurma Çocuklarda yalan söyleme ve hikaye uydurma Reviewed by Ogrenen Anne on Kasım 08, 2017 Rating: 5

6 yorum:

  1. şahane bir yazıydı...

    YanıtlaSil
  2. Mads Mikkelsen’in (son hannibal) bi filmi var, the hunt. Okul öncesinde yalan’ın adamın başına açtıkları çok etkileyiciydi. Kanıt yok, çocuk yalan söylüyor ama kanıtlanamıyor. Aile ve çevre inanmıyor ama içlerine de kurt düşüyor...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Şu adam bana tacizde bulundu diyip adamın hayatını karartan çocuğun hikayesi mi..? İzledim çok iyi filmdi ama adını hatırlayamadım, o mu?
      Malesef adli tıp psikolojisinde stajdayken çok sayıda bu tip vaka geliyordu bize, hani baştan "oooo yavrummm" falan diyorsun sonra iş değişiyor, adam taciz falan etmemiş, kız totosundan uyduruyor. O zaman çok etkilenmiştim.. Taciz vakasında çocuk genelde yalan söylemiyor, yalan söylendiğinde zaten ortada başka türlü bir psikopati oluyor ama çok dikkatle dinlemek lazım. İnsan içgüdüsel olarak hemen çocuğun tarafını tutuyor ama malesef bazen çocuklar yalan söyleme uzmanı oluyorlar :(

      Sil
  3. Sahane bir yazi; Cok tesekkürler! Ben de ne zamandir 4 yasindaki kizimin ufak, gereksiz (ve de bazen cok komik) yalanlarina karsi dogru mu yanlis mi karsilik veriyorum diye ara ara kafa yoruyordum. Hizir gibi yetistin!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 4 yaşındaki hallerine bakıp 14 yaşındaki hallerinden korkuyorum bazen :P

      Sil

Anonim yani isimsiz ya da rumuzsuz yorumlara, hakaret, belirli bir gruba karşı ayrımcılık ya da ırkçılık içeren yorumlara, en önemlisi de yanlış bilgi ya da yönlendirici (melisiniz, malısınız'lı) yanlışlar içeren yorumlara BU BLOGDA YER YOKTUR. Bu davranışları yapan kişiler, genel huzurumuz için engellenecektir. Teşekkürler!

Blogger tarafından desteklenmektedir.