5 yıllık annelik karnem


Ve Maya törenlerle 5 yasina girdi!

5 yıldır anne olduğuma yakın çevrem inanamıyor (itiraf edeyim ben de). Bari içlerinde tutsalar, yüzüme de söylüyorlar. "Ay Öğreneeeeen, devamlı "ben evlenmiycem iyyy çocuk hayatta yapmam bu dünyaya" diyordun ya, vallahi korkuyorduk" falan diyorlar. Şimdi bunlara ne cevap vereceğimi bilemiyorum çünkü bazı zor geçen günlerin akşamlarında o her hücresinden sosyal sorumluluk ve çevre bilinci fışkıran ergen irisi halimi düşünüp, kendimi şaraba ya da yollara vurasım gelmiyor desem yalan söylemiş olurum (çok karışık yazdım, kime ne giydirdim belli olmasın diye).

Ha pişman mıyım aslaaaa ama canım çıkıyor mu, hem de nasıl.. M. kızacak ama, bence (en azından benimki) annelik eşittir gönüllü kölelik. O nedenle bana "ya bizi çok şaşırttın bu halinle" diyenlere ben de içimden "sen bi de bana sor, ben hala aynada kendimle yüzyüze gelince irkiliyorum bazı sabahlar" diyemiyorum, belki de demeliyim..

Geçenlerde uçakta bir kadınla tanıştım. Kadın 48 yaşındaymış, hiç evlenmemiş (2 defa köşesinden döndüm dedi), Almanya'ya da arkadaşlarıyla buluşmaya ve araba kiralayıp 2 hafta doğu Avrupa'yı gezmeye gidiyormuş. Kendine bir viski soda söyledi. Ben de yanında oturuyorum böyle (hırs hırs hırs, çek oğlum elini ordan, hırs hırs hırs, kızım dikkatli iç elma suyunu üstüne dökülecek hırs hırs şeklinde). Bi an dedim vay anasını ya, hayatlarımız ne farklı.. Kadın "aman da evlenemedim zavallı ben" modunda hiç değildi, hele "doğuramadım" hiç hiç değildi, kendine bakmış, fıstık gibi kadındı yani. Elini sallasa ellisi. Böyle kadınlara çok saygı duyuyorum (ve her gün saat 16.30-18 arası kendilerini düpedüz kıskanıyorum), heralde evlenmesem ben de öyle olurdum. Yalnız ve huysuz olmazdım bence. Ama bilemiyciyz... Sonuçta evlendim çocuklar doğurdum ve bu noktadayız. Pişman mıyım, asla. Biraz daha şişmanım sadece. Ahahahay ivrenç esprilere gel. Neyse özetle, benim ergenlik ve üniversite yıllarımı bilenler "oha bu da anne oldu ya herkes olur" modunda yaza dursun, ben yine de onlara kapak, "oldum ha, çok da güzel oldum haaaah" modunda kendime bi karne vereyim dedim.

Bu 5 senede önce kırık notlar ve hocanın takması kısımlarıyla başlayayım. Şimdi mesela asla geçemediğim bi ders var: "Ağlayan çocuklar" dersi. Ay o ders ne öyle ya! Ara sınavları verdim yani uçakta falan ağlayan bebeklere sinirlenmiyorum, annelerine şefkatli bakışlar atıyor, arzu eder gibi duruyorlarsa bebeklere agucuk yapmaya oyuncak ikram etmeye çalışıyorum. Ama uçak yere konduğu anda bende film kopuyor. En başta kendiminkiler olmak üzere, ağlayan mızmızlanan çocuklardan (itiraf edeyim yetişkinlerden de) inanılmaz derecede daralıyorum. Ağlayan çocuk konusunda sıfır, otur. 5 senedir hoca taktı bana yaaa. Yine "hastalıklar" dersi de devamlı çaktığım bir ders. Normalde gayet cool, respectful respectful takılan ben, çocuk hastalıklarında resmen karakter değiştiriyor, hasta çocuğa bile sinirlenebilen tuhaf bir insanımsıya dönüşüyorum. "Burnu akıyor"dan "ölecek" çıkarımına saliseler içinde varabiliyor, en kötü senaryoları oscarlık yapımlarla seyirciye sunuyorum. Sıfır, otur. Bu ikisi, bir de aslında ilk finalden gayet iyi notla geçtiğim "konuşamayan çocuk" dersinden de bu dönem sallantıdayım. Ya dersime çalışıyorum çalışıyorum, hoca sözlüye kaldırınca bende bi telaşe.. Holdeki yangın alarmı balık pişirirken çalmaya başlayınca korkusundan kaka yapan yavruya hala "Sağır mı acaba?" etiketlemesine varan bir endişeler yumağı.. Bu dönem o ders de tehlikede, hissediyorum.

Ama bu derslerin yanısıra takdirname ile verdiğim çok ders var bak! Mesela "başkasının çocuklarıyla kendiminkileri karşılaştırmamak" ya da "diğer çocuklara da çocuklarım kadar saygıyla yaklaşmak" derslerinden üstün başarı belgemi kaptım bence. Ha "diğer anneler ve özellikle komşu teyzelerin yorumları" dersinden biraz hocanın desteğiyle geçebildiysem de, son dönemlerde aldığım "elalemin ne dediğini boşvermek" dersini başarıyla vererek bu alanda biraz yol kat edebildim diyebilirim. Yine de "o konuşması bitmeyen elalem kendi yakın çevren olursa ne halt yiyeceksin bakalım" dersinden anca geçer not alabildiğimi ekleyeyim..

"İki çocuktan sonra insan kalabilmek ve 3. ve en kocaman çocuk olan kocaya zaman ve ilgi verebilmek" dersi malum sanat dersi, onu biraz hafife almıştım başlarda. Ama sanat ve müzik hocaları diğer dersler kadar ilgi beklerler malum, son dakikada toparladım onu da. Özel ders aldığım "zaman planlaması" dersinin çok yararı oldu, itiraf edeyim. Şimdilerde ihtiyacı olana bu konuda özel ders verebiliyorum, büyük zevkle (bi arkadaşım bu işin koçluğunu veriyor paraya para demiyor ha!)

Yine benzer bir kulvarda bir başka sanat dersinden, "kendine zaman ayırabilmek"ten de itekleyerek, yakın arkadaşlarımın verdiği kopyalarla zar zor geçebildiğimi de düşünüyorum. "Özbakım" konusunu çalıştırıp çalıştırıp son dakikada "yabancı memlekette dost edinebilme" konusundan soran hocaya ben neyleyeyim.. Neyse ki "samimiyet" dersini seçmeli aldığım arkadaşlarla çalıştıydık ara sıra, onlar da olmasa çakardım bu dersten de.

Böyle böyle "sıfırdan 100'e 35 senede annelik" isimli dersten de bu dönem geçer not alacağımı düşünüyorum. İlk vitesler biraz zorladıysa da 3.vitesten sonrası rahat aktı diyebilirim. Arada arka aynaya ve sol aynaya bakmakta yarar olduğunu hatırlayınca rahat gitti. Otomatik viteste (dadılar bacılar desteğiyle) öğrenmediğime seviniyorum çünkü el yordamıyla geldiğim yerden acaip gurur duyuyorum itiraf edeyim, tek kolumu dirsekten dışarı çıkarmaya bile başladım sıcak havalarda. Ama kavuniçi fuları efil efil uçurarak kullandığım cabrio'ya daha zaman var malesef..

Özetle; karnem bu sene de yüz güldürüyor. Bir takdir ya da teşekkür alamadım belki ama derslerimi verdim, gururluyum. Malesef tatilimiz yok, yaz okuluyla devam ediyoruz. Okuldan çıkınca da tornacı olarak çalıştığım atölyeye koşuyorum. Arada patronum izin veriyor, bi pazar öğleden sonrası falan paydos diyor ya, dünyalar benim. Alıyorum gevreğimi gidiyorum boğaz kıyısına, martılar gibi özgürüm be. Ama sonra özlüyorum ya, o hızı devinimi gürültüyü de özlüyorum. Bir de çalışmayı seviyorum galiba ben, üretmek, kendimi devamlı denemek sınamak geliştirmeye çalışmak. Güzel be.

Ha şimdi dönelim o 48 yaşındaki ablamıza. Ona da hayranım, söylemeden bitirmek istemem. Çünkü "evlenmek, doğurmak" gibi eylemlerin yaşam amacı olmadığının kanıtı bu kadın. Çünkü mutlu, çünkü kendini sevdiğini söyledi bana, kendini güzel ve değerli bulduğunu söyledi, ışıl ışıldı.. Çünkü kendi derslerini çok güzel veriyordu, kendi seçimlerini yaşıyor, mutlu oluyor, mutlu ediyordu.. Çünkü 3 saatlik uçak yolculuğunda benimle sohbet ederken, iki taban tabana zıt hayatın aynı noktada birleşebildiğini gösterdi bana ve birden "ya bu seçimi yapmasaydım..." odaklı düşüncelerimi sildi süpürdü. O an, olduğun yerden, seçiminden memnun olabilmek, anı doya doya yaşayabilmek, işte "hayat sınavının" geçer notu buydu..
5 yıllık annelik karnem 5 yıllık annelik karnem Reviewed by Ogrenen Anne on Haziran 14, 2018 Rating: 5

21 yorum:

  1. Ben sana 100 tam puan veriyorum. Çünkü gercekten hak ediyorsun ve benim gibi birçok anneye yol gösterip yoldaş oluyorsun. Aynı dersleri kullanıp ben de kendime bir karne yapayım. Vakit bulup yazarsam blogta paylaşırım :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sağol canım benim, sen de olmasan valla.. :) Bazen ben kendime eksi 100 veriyorum o ayrı, oluyor..

      Sil
  2. Ne güzel bir yazıydı Ceren sevinçle okudum. Maya’cığıma nice nice yaşlar. Seneye hepsinden pekiyi alacağız diyesim geliyor ama müfredata durmadan yeni dersler geliyor 😂😂

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :D Di mi ya, eğitim sisteminin içine ettiler :D

      Sil
  3. secimlerini yasayabilenler mutlu olmali zaten:D kendi dusen aglamaz:D ya secmedikleri halde secilenler.. iste orasi karisik.. secimlerimizin ve secilmisliklerimizin karisimi bir hayat yasiyoruz diye dusunuyorum..hersey senin kontrolundeymis gibi gorunup ama oyle olmayan..secilmisliklerimiz kozalarimiz mi acaba? belki bizi kanatlandiracak olan..
    Ceren,yanina oturabilir miyim bi daha ki sefere:D aramizda bi kopyanin lafi olmaz di mi tatlim:D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Türkçe'de kader diye özetlenen bazı durumlardan mı bahsediyorsun? Öyleyse "kader" anlayışı zaten çok derin, girersek çıkamayız (senin blogda girelim bence). Ama malum başımıza gelen herşeyin kader olduğunu düşünerek tam bir kabullenmişlik içinde yaşayabiliriz ya da aktif bir uğraşla başımıza gelecekleri kendimiz kazıyarak kazanabilir (ya da kaybedebilir)iz. Ama ikisinin karışımı heralde insanın kafasını karıştıran en temel hayat muammalarından biri..
      Bazen başıma çok boktan birşeyler geliyor, yıllar boyu anlayamıyorum sonra bir gün bir anda "haaa" der gibi birden çözülüyor. Bazen de daha çooooook beklemem gerekebiliyor (beklediklerim var, acaba ömrüm anlamaya yetecek mi?)

      Sil
  4. Tek tek ders isimlerine bakarsak ben hepsinden kaldım.

    Ama yüzde kırk otizmli bir çocuğu tek başına, annane babaanne , komşu, akraba
    Desteği olmadan 7/24 ben yanında olarak, okulda 1 sene Eylül’den hazirana kadar gölge öğretmenlik yaparak, diğer sene Eylül’den hazirana okulun kapısında bekleyerek , bütün eğitimlerine , terapilerine , sporuna vs tek başına götürüp getirip , evde de evin bütün işini yardım almadan yaptığım için bence kanaat notuyla geçtim.


    Sen kendine notu kıt davranmışsın yazdığından daha iyi bir annesin.
    Ve ayrıca diğer annelere güç veren , yol gösteren , ’ arkadaş olan bir annesin.
    Anneliğinin 5. Yılı kutlu olsun 75 i de görmek nasip olsun.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Amin.. Hepimize..
      İlk paragraftaki konuyu bilmiyordum, güç diliyorum..

      Sil
  5. "Şunu yapamadım, olamadım, başaramadım.' yerine "Yapmayı, olmayı seçmedim, bunu başarı olarak görmedim." diyebilmeli basarsak ve gerçekten öyle yaşayabilsek ne kolay olacak herşey!

    Her dönem takdir, tesekur almasan da değerlisin, başarısız olma hakkın da var, salla gitsin :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ;) ikisi arasında fark var ama, seçim olmayabilir, istediğin halde başaramamak da var bu hayatta :D herşey "beyinde bitmiyor" malesef..

      Sil
    2. anneliğinin ve mayamın 5. Yaşı kutlu mutlu olsun..ne güzel olmuş doğmuş da bizim de sizi tanımamıza vesile olmuş.benden de 100tam puan geldi .benim sınıfta kaldığım umutsuz olduğum konu uyku.2çocuğumu da uyutamaya uyutamaya büyütüyorum.cinnetlik bir durum.geçirmiyorum desem yalan olur.ve tabii ki miranın mayaya 10basan krizleriyle baş edemiyorum.kardeşinden sonra çığırından çıktı.bir de bu seneki Kreşindeki dünyanın en huysuz ve mızmız kızı örnek almasıyla tavan yaptı krizleri.birşeyi ağlamadan kapasak.bir şeyden de mutlu olsa.çocuk bildiğin mutsuzluk odaklı.acaba benim gerginliğim mi onu tetikliyor.okuduğum şeylerin çoğunu uygulayamıyorım.yanlış davrandığımı bile bile bazen bağırıyorum bazen kızıyorum.küsüyorum tehdit ediyorum🤯sonra ağlaya ağlaya günü kapatıyorum....öyle..bak sınıfta kaldım 😒

      Sil
    3. Zaten seçimini yaşayabiliyorsan güzel, öteki koca bir hayal kırıklığı :(

      Sil
    4. @Emine: Mira da büyüyecek ve krizleri azalacak, inan. Ha başka dertler de gelecek sırayla, yine bunalacaksın, bunalacağız, malesef çocuk yetiştirmek her zaman kolay değil. Bazen bakıyorum aşırı kolay bir çocuğun annesi de kendine göre dayanamayacğı noktaya gelebiliyor yani hepimizin "zorluk derecesi" farklı ama "bunalmayan anne" bence yok. Varsa da o anne çocuğunu ya 1-2 saat falan görüyordur gün içinde ve aşırı özlem oluyor ne yapsa umrunda olmuyordur ya da bence yalan söylüyordur, evde terör estirip dışarda mükemmel anne imajı çiziyordur. Aldanmayalım :D
      Uykusuz çocuk çok zor, ben oğlumda anladım, sabır diliyorum. Hele bir de sen yorgunsan artık fightclub ayarında hayat.. Kendini hiç hafife alma, yaptığın şey bir çok insanın yapmayı bile düşünemeyeceği bir şey, iki çocuk çooooooooook zor. hatta inan bence 3ten bile zor çünkü 3 çocuk en azından araları 2şer yaş olsa büyük 6 demek ki zaten 6 yaşında bir çocuk artık laftan anlar, anneye yardım eder valla Alman çocukları kardeşlerine bile bakabiliyor o yaşta. O nedenle bence en zoru 2 küçük çocuk :D İkisine de yetebilmeye çalışmak..
      Bence ağlayabilmen çok güzel, ben mesela dün çok kötü bir gün geçirdim nasıl ağlamak istiyorum anlatamam ama ağlayamıyorum, dedim şöyle hönküre hönküre bir ağlayabilsem eminim rahatlayacağım ama yok ağlarsam çocuk ne düşünür, yok sesten uyanır mı saçma sapan nedenleri öne sürerek ağlayamıyorum. Ağla ya benim için de ağla... Kendini nasıl rahatlatabiliyorsan öyle davran.. Ben bağırmama konusunda çok aşırı çalışıyorum 2 senedir ve başarabiliyorum artık kendimi sinirlendiğim ortamdan ayırabilmeyi ama bu sefer de o enerjinin boşalması için başka bir şey bulmam gerekiyor, bazen eşime bırakıp biraz dışarı çıkıp yürüyorum, bazen yazıyorum, okuyorum bazen de hiç bulamıyorum ve ya eşime dalıyorum ya psikolojik iğnelemeler yapıyorum ya da EN KÖTÜSÜ kendime dalıyorum, kendimi yerden yere vuruyorum, battıkça batıyorum yani. Ha çocuk görmüyor o halimi, hissettirmediğimi de düşünüyorum (tabii o belli olmaz, çocuklar aşırı hisliler) ama kendim görüyorum o halim ya yeter.. Keşke onlara davranabildiğim kadar kendime de saygılı davranabilsem..

      Sil
    5. ikinci ilkiyle oynar diye,ucuncuyu digerleri bakar diye yaptim zaten:D:D dorduncu olsa fena olmazmis hea:D:D o zaman tamamen ozgur kalirim:D:D:D

      Sil
    6. Öyle yapanlar var ama :) bilemiyorum, dene istersen ama iyice patlamasın?

      Sil
  6. Bence yıldızlı pekiyi senin notun Ceren..idolümsün..iyi ki anne olmuşsun🙏🙏

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. hahaha alkışlarla yaşıyorum sağolun varolun <3

      Sil
  7. Çok uzun bir yorum olacak, uyarayım... Okul kapanana kadar aynı bilinen özel bir kolejde ikisi ilkokul 4'e, biri ilkokul 3'e giden üç çocuğa İngilizce özel ders verdim, ikisi kardeşti. Bu çocuklar genç yaşlarına rağmen her gün sabah sekizden akşam beşe kadar okula gidiyorlar, kalan sürede ödevlerini yapıyorlar, bir de haftada bir ya da üç gün ben geliyorum. Kardeşlerin büyüğü hep sıcak, güneşli yerlerde yaşamasına rağmen D vitamini eksikliğine sahip. Bir gün teneffüste dışarıya çıkıyor musunuz diye sordum, hayır içerideyiz dedi. O milyarlar ödenen, annelerle babaların çocuklarına en iyisini sunmak maksadıyla gönderdikleri kolejin ufacık bir bahçesi varmış. Pencereler yerine klima açıldığı için üç çocuk da hastalık geçirdi, pencerelerin açılması yasakmış. Bunları neden mi anlattım, çünkü o çocukların yaşamını ne zaman değerlendirsem "benim çocuğum olsa böyle bir yaşam vermek istemezdim ona" diyorum da ondan. Ailelerini de anlıyorum ve işin en acı yanı bunların yapabilecekleri en iyi şey olduğunu da biliyorum. Benim çocuğum olsa ben senin yaptıklarını yapmak isterdim. Senin gibi çocuklarımla yeri geldiğinde eğlenebilmek, yeri geldiğinde kural koyabilmek (çocukların en çok kurala ihtiyacı var gibi geliyor bana çünkü), hayat tempomu onlara göre değiştirebilme lüksüne sahip olmak, onlara birey olarak saygı duyabilmek ve senin gibi sabırlı, anlayışlı bir insan olabilmek isterim. Bu kadar şeyi yazmamın sebebi de bu, belki sen göremiyorsun ama o kadar iyi bir annesin ki.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben aynen öyle büyüdüm işte Nikki malesef aynen.. O zamanlar daha da kötüydü çünkü 12 yaşında "anadolu lisesi sınavı" vardı o sınav tüm hayatını belirliyordu düz lisede eğitim çok kalitesizdi vs. BAL biliyorsun benim zamanımda Türkiye'nin sayılı okullarındandı, dolayısıyla ona girebilmek için yarış atı gibi çalışırdık. Cumartesi bile okul vardı ve sabah 8'den akşam 6'ya dek okuldaydık. Ay neden yazdım bunları dersen, belki hayatta biryerlere gelmemi bu şekilde geçen çocukluğuma bağlayabiliriz ama kendi çocuklarımı 180 derece farklı yetiştirmemin nedeni de o günlerdir.. Ama işte farklı anlayışlar ve hayat amaçları diyeyim.. Ya da annem "koşullar öyleydi o zaman" diyor, şimdilik anlamıyorum neden herkes gibi olmak zorunda olduğumuzu ama belki bir gün anlarım bunu da.. Bilmiyorum.
      Valla pek iyi bi anne değilim aslında son zamanlarda :D Yazdım ama taslakta duruyor ama teşekkür ederim davulun sesi uzaktan iyi geliyormuş en azından..

      Sil
  8. son aylarda okuduğum en 'gurme' yazıydı. tadı kaldı.

    YanıtlaSil

Anonim yani isimsiz ya da rumuzsuz yorumlara, hakaret, belirli bir gruba karşı ayrımcılık ya da ırkçılık içeren yorumlara, en önemlisi de yanlış bilgi ya da yönlendirici (melisiniz, malısınız'lı) yanlışlar içeren yorumlara BU BLOGDA YER YOKTUR. Bu davranışları yapan kişiler, genel huzurumuz için engellenecektir. Teşekkürler!

Blogger tarafından desteklenmektedir.