14 Şubat 2015 Cumartesi

Bebek bakan baba - Bölüm IV

Sevgililer gününü es geçmek istemedim ;) Aşığım, aşığız, aşık..!

Ne zamandır bizim evin hallerini yazmamışım, oysa bu bebek bakan baba dizisini çok keyifle yazıyordum, serinin sonuncu hadisesini burayı tıklayarak hatırlayabilirsiniz (o yazıda da önceki olaylara link var, iç içe geçmiş Rus bebekleri misali). Haydi Sevgililer Günü aşkına bir romans patlatayım..

Beyaz Atlı Prens, dostlar başına, pek bir süper baba oldu yahu. O kızın donunu bere niyetine, ayakkabılarını sağı sola solu sağa gelecek şekilde giydirmeler kalmadığı gibi, artık arabayla bir yere gidilecekse 5dk önceden arabaya inip kaloriferi açma gibi "uzman baba" ayrıntılarını dahi yapar oldu (maşallah kocacığıma) ayrıca artık gönül rahatlığı içinde kızı babaya bırakıp spora koşabiliyorum, işten geç gelebiliyorum, kızlarla iş çıkışı birşeyler içebiliyorum. Aklım hiiiç evde de kızda da kocada da kalmıyor, aklıma bile gelmiyorlar hatta! Biliyorum ki ikisi yere oturmuş sessiz sessiz legolarla oynuyorlar ya da tahta bloglardan kuleler yapmışlar, hatta bir iki kez oyun evinde bebeklerle oynarken bile yakaladım baba-baba-babayı!

Cumartesileri kahvaltıdan sonra, ikisi başbaşa önce Gymboree'nin oyun saatine gidiyorlar, sonra bazen haftalık alışverişi yapıyorlar, bazen bir kafe'de baba kız başbaşa pasta yiyip meyve suyu içiyorlar, bazen de ufak bir oyuncak ya da kitap alıp dönüyorlar. Geçen mesela ayın 31'i olduğu için, oyuncak alma günüydü (Maya'nın 31 Mayıs'taki doğum günü şerefine her ayın 31'inde ufak bir oyuncak ya da kitap alıyoruz ve gece de ben baba kıza dışarda bir romantik yemek ısmarlıyorum). Baktım elleri kolları dolu geldiler eve, Maya ilk bebeğini aldırmış babasına! "Baby baby" diye diye, kucaklaya hoplata dolaştı evde tüm gün. Valla ben bunca ay bebek almadım kız çocuğuna, babası gitmiş en pembesinden, en cafcaflısından almış, pes. Benim cinsiyet kalıp rollerine karşı tutumum nedeniyle, beni kızdırmamak ve olayı dengelemek için 3 de minik araba almış valla Maya da benimleyken daha çok arabalarla oynuyor gözümün içine bakıp "biiip biiip" diye diye. Politik baba kız bunlar, damara göre şerbetçileeer sizi!

Beyaz Atlı Prens tabii ki hala bazı konularda beni delirtiyor; 1,5 senedir çocuğun kıyafetlerinin nerde olduğunu (hiç değişmeden aynı noktada oldukları halde) asla bulamamasına, Maya'nın kaç numara bez kullandığını her sefer tekrar tekrar sormasına, uyku konusuna hiiç karışmadan kulağına tıkaçları takıp totosunu da dönüp gece boyu mışıl mışıl uyumasına ve de özellikle bizimle olmak yerine babasına gitmeyi öncelik olarak görmesine (3 haftada bir de olsa) deliriyorum. Ama kadı kızı ve kusurlar bunlar tabii. Benden iyi yaptığı çok şey de var, hastalık dönemlerinde ben stresten tırlatırken sakinliğini koruyabilmesi ve Maya'ya güler yüzle pozitif yaklaşabilmesi, oyun alanlarında ya da bedensel aktiviteler sırasında benden daha koruyucu olması, Maya'nın tüm bürokratik işlerini benden çok daha rahat halledivermesi ve vakit bulduğunda mutfakta bir ilah olması mesela.. Ha bir de haftanın iki günü küveti suyla, köpükle ve lego parçalarıyla doldurup Maya'yla birlikte banyo yapmalarına bayılıyorum.. Tamam, bu adam pişti artık, "süper baba" derim ben kendisine.

Bir de bana "MILF" deyip durması yok mu :D İlahi adam! Allah seni Maya'nın başından, benim de yanımdan daha çooooook uzun yıllar eksik etmesin, bizi birlikte yaşlandırsın inşallah e mi..!

5 Şubat 2015 Perşembe

0-2 yaş için ninni ve şarkılar

Bizim kızın opera sanatçıları gibi bir sesi var, hep bahsediyorum ya.. Şaka maka, kızı galiba opera sanatçısı edeceğiz de gerçekten, eskiden beri mırıldanırdı ama artık baya baya melodisiyle, sözüyle şarkı söylemeye başladı bizim "Zekiye Mürmeyen". Bu haftanın şanslı numarası ise "Beethoven 5. Senfoni". Ayh ciddiyim. Bizim kız da herkesin çocuğu gibi "züpper" ve de "deha" tabii, yok ayol, çocuk tv izlemeden, bilgisayar ekranını tanımadan büyüyor ya, müziğe sardırdı yazık, n'aapsın.. Evde "ta ta ta taaaaaa" diye dolanan bir tıfıl düşünün, saç baş dağılmış.. Halimiz komedi. Beethoven görse, o bile - ki kendisi bilirsiniz adım adım sağır olmanın da getirdiği hınçla son derece sinirli bir insanmış - gülerdi haline..

Zavallı Beethoven, insanın müzik dehası olup duyamaması ne kadar acı. Bir çok bestesini tamamen sağırken yaptığını, müziği beyninde gördüğünü biliyor musunuz? Geçen sene Sting ile yapılan bir nöropsikoloji deneyini okumuştum da, onun da beyninde çalıyor gerçekten de müzik, o da "ben notaları duymuyorum, görüyorum, yaşıyorum" demişti zaten.. Neyse dağıldık yine. Müzik önemli.. Maya ilgi duyarsa çok sevinirim ve desteklerim tabii ama o istemedikçe hiç de 3 yaşında Kuzey Koreli zavallı çocuklar gibi keman virtüözü, piyano sanatçısı olsun diye de bir hayalim yok. Evde bir sanatçı (baba) yeter bize, sanat zor iş azizim.. Çok stresli. Neyse yine dağıldık.

Maya şimdilik bana ve teddy'lerine aryalar düze dursun, aslında bu durduk yere şarkı söyleme hali bizim ailede genetik galiba. Annem mesela devamlı ağzında bir nçık nçık nçık'la hem bateri çalar hem yemek yapar, büyük teyzem deseniz zaten kendisi keşfedilmemiş diva, Maya'ya ilk döt devirmeyi, gerdan kırmayı öğreten ve 1 yaşındaki yavrumu bedensel estetik ve ritm konusunda odun kadar beceriksiz Alman tıfıllarının yanında oryantal yıldız eden de odur. Babam deseniz hem "yaw bu Maya kızın heryeri ayrı oynuyo" der, hem de kendi cerrahtır, ameliyatlara radyosuz girmez, gözümde hem oynayan hem ameliyat yapan doktor ve hemşireler.. E ben de duşta banyoda bir yıldızım kendi çapımda, ayrıca doğduğu günden bu yana o bağırdıkça ben ona şarkılarla yaklaştım ("benim de canım var, ben de insanım" 0-7 ayın hit şarkısıydı mesela), bir ara günün 20 saati durmaksızın şarkı söyler vaziyetteydim (evet otobüste, trende de) yani kızı çekirdekten yetiştiriyoruz. Bu oynak kıvrak Türk kültürüne tezat babası ve ailesi bile Maya tarafından zorla dansa kaldırılıyor, iki elinin işaret parmağı ile totoyu aynı yönlerde yana sallaya sallaya "hadi şarkı söyle" diye emrediliyor, ay Elfgillerden kaynanamı bile gerdan kırarken gördüm ya, durum çok matrak! Ailecek zilleri taktık oynuyoruz yani. Yok ama tırlatmadık, şarkılar ve müzik çocuğun psikososyal ve bilişsel gelişimi için çok yararlı ayrıca özellikle bebeklik döneminde dil gelişimine de olumlu katkıları olduğu biliniyor.

Şarkıları nerden buluyoruz derseniz, ben çoğunun sözlerini uyduruyorum, bazen sözlere beste dahi yaptığım oluyor, bazı "eser"lerimi Nil Karaibrahimgil'e öykünerek kayda bile aldım vallahi, belki ilerde keşfedilirim kim bilir (Woody Allen'ın son Roma filminde miydi o banyoda keşfedilen adam gibi; hani banyo olmadan söyleyemiyor, sahneye banyo kuruluyor her sefer adam hem yıkanıyor hem konser veriyor falan, bana uyar!)

Şu şarkılar çok revaçta, melodisini bilmedikleriniz olabilir, youtube'dan ekliyorum. Ben burdaki videoları izletmiyorum Maya'ya ama siz izletiyorsanız, bazıları hakikaten sevimli. Yine aklıma gelenler olunca ya da hatırlatırsanız onları da zevkle eklerim.

- Ali babanın çiftliği (unicorn kişnemesi de dahil, her tür hayvanla 1 saate dek uzatabilmeniz mümkün) ve mantığı Old McDonald had a farm ile aynı biliyorsunuz.
- Arı vız vız vız (Maya'nın ilk şarkılarından tabii) ve küçük kurbağa
- Ah dede vah dede (bu benim çocukluğumdan bir şarkı, bayılırım sözlerine, maya'nın ilk kelimelerinden biriydi tabii dede, babam mest)
- Küçük kardeş minik kardeş Can Can Can (özellikle hepsi mutlaka çok sevimli olan Can'lar için)
- Benim adım kelebektir (bu da benim çocukluğumdan özel bir şarkı, çok bilinmiyor sanırım hiç link bulamadım)
- Sevgili Izzy'den Somewhere over the rainbow u da unutmayalım, Maya ilk araba radyosunda dinledi ve resmen ağzı açık, gözler faltaşı, bitince "bi daha bi daha" diye haykırdı! Tüm zamanların en güzel şarkısı ve sesi bence..
- Hazır bu romantik hisli havaya girmişken, bizim evlilik şarkımız da olan (romantik eşim rica etmiş, Fiji'de adanın yerlileri gitarlarla çalıp söylemişlerdi, ayyyh içim hıpladı bak) You are my sunshine ı da ekleyeyim, Maya'ya sözlerini azıcık değiştirip you are my bambino" şeklinde uyarlıyorum ki koca "aaa ooo bizim özelimizdi ooo" diye kıskanmasın :P
- Mini mini bir kuş (bu linkte diğer Türkçe şarkılar da var, ilginizi çekebilir belki) ve Daha dün annemizin (klasiiiiiik, bayılırızz, hele de Twinkle Star versiyonunun hastasıyız)
- Row row row your boat (sonuncusunu kocama marry me marry me marry me diye söylediğim de oldu çok)
- Fış fış kayıkçı'yı da unutmayalım, özellikle oturmaya başlama döneminde yardımcı oyundur
- Alouette (Maya'yı Türkçe, İngilizce, Almanca yetiştiriyoruz ama o ilk kelimelerinden birini Alouette sayesinde Fransızca olarak söylüyor, biz dumur tabii)
- Frere Jacques (Fransızca eğitimine devam)
- 10 green bottles (bu da kolik günlerinde 100'den geriye saymalı versiyonuyla söylenebiliyor)
- 5 monkeys jumping on the bed (aynen, isterseniz 6352 maymunu yatakta zıplatıp durabilirsiniz)
- Itsy bitsy spider (bu da evde örümcek gördüğümüz ve dakikalarca izleyip sonra balkona attığımız bir gün gelen bir şarkı)
Swimming in a pool (bu da yüzme kursuna gitme sırasında ve banyoda söylediğimiz bir şarkı)
- Wheels on the bus (bu video korkunç, tam 54 dakika, oyh)
- Susam sokaği Ernie ve Bert'ten vazgeçilmez Thats what friends are for ;)) Buna hala kahkahalarla gülüyor olmam normal mi bilmiyorum ama!?!
Veeee en sona en bomba: manha manha (ve tabii ki Maya devamlı manha manha! kısmını söylüyor ve biz de o pembe yaratıklar misali du du du dudu kısmını.. e biri size manha manha deyince durmak olur mu?!)