10 Ocak 2018 Çarşamba

Suça teşvik eden muz

Bu yazki Ocak söndüren, yuva yıkan şeftali hadisemizden sonra, bu sefer de "suça teşvik eden muz" ile karşınızdayız. Bir muz ki, insana bir "suç ve ceza" romanı yazdırabilir, öyle bir muz.

Eni boyu toplam 10cm bile değildi. Şimdilerde "bebek muz" tabir edilen, bizim "çikita öncesi dönem" çocukluğumuzdan bildiğimiz Anamur muzlarından kendisi.. Ama "kıçı yere yakın olandan korkacaksın" dedikleri kadar var; onun için ne yalanlar söylendi, ne kardeş kardeşe kırdırıldı, ne gözyaşları dökülüp ne sümükler hönkürüldü. Bu muz, başka muz..

Maya'nın 1,5 yaşından beri başımıza bela olan kaka hadisesini biliyorsunuz. Son zamanlarda artık içime / içinize baygınlık geldiğinden dolayı bahsetmediğim için, belki aramıza yeni katılanlar bilmiyordur, özet geçeyim. Maya 1,5 yaşındayken safariye Afrika'ya gitti ve sonradan kızıl olduğunu anladığımız ateşli döküntülü bir hastalık geçirirken aynı zamanda çok kötü bir kabızlık da geçirdi ve canı çok yandığı için o andan bu ana, kendisinin bir "kaka yapmama, mümkün mertebe tutma ve bu nedenle yine kabız olma, yine canı acıdığı için yine tutma" döngüsünde giden, bir dönem (6 ay kadar) iyice abartıp 20 saate kadar çiş tutma da varan, sonra insan üstü bir çabayla en azından çiş olayını çözebildiğimiz bir kaka hadisesi var. Bu başta kendisini ve beni, sonra çevremizdeki tüm insanları psikolojik anlamda da hala bugün bile çok zorluyor ama yoğun ilaç ve aşırı düzenli tuvalet alışkanlığı ile bir nebze rutine bindirebildiğimizi, ara sıra ilaçsız dönemler bile geçirebildiğimizi ama sonra yine sil baştan aynı noktaya geri döndüğümüzü söyleyebilirim. Bu kaka hadisesi, ilk 2 sene bizi çok zorlayan ağlama krizlerinden sonra, benim en büyük annelik sınavım ve hala veremedim bu sınavı.

Ha şimdi işte bu beni çok zorladığı için, ben de bu işin tek çözümünün işi mizaha vurmak olduğunu düşünüyorum. Normalde başaramıyorum ama blogda başarırsam, belki normal hayatta da mizaha vurabilir ve her konuda olduğu gibi "sen sallamazsan bu dert de kendiliğinden çözülür" kuralının gerçekleştiğini görebilirim.. Kim bilir..

Neyse şimdi gelelim konunun muzla ilişkisine. Maya ilaç kullandığı halde; beyaz ekmek ya da unlu mamüller, beyaz pirinç, patates, havuç ve muz yemesi yasak. Evet. Bildiğin yasakladım ben bunları! Yoksa 1 kaşık bile yese öyle korkunç kabız oluyor ki (çapı 3cm'ye varan taş gibi kakalardan bahsediyorum!) sadece o değil, biz bile travma yaşıyoruz. Dolayısıyla yasakladım. E tabii yasaklı her şey gibi, muz da aşırı kıymetlendi. Muz eve girmiyor ama dilinden düşmüyor..

Üstelik bizim evde bir muz ağacımız var ve bu 20cm'lik muz ağacı ara sıra (nadiren yaşadığımız yumuşak kaka evrelerinden sonraki sabah) bu bebek muzlardan bir tane veriveriyor! Bir de bakıyoruz aaa o da ne, bebek muz minik yaprakların birinin altında belirivermiş! Maya o zaman deliriyor sevinçten.. "Anneeeeeeaağğğ muz gelmiiiiş! Anne koş koş". Yazık ya evet ama napiim dostlar.. Daha beteri var, durun.. Anlatacağım.

Geçenlerde Maya sabah uyandı, "anne rüyamda muz gördüm, muz yiyordum" dedi. Sonra yataktan kalkıp oyuncaklarından tahta bir muzu aldı ve öpe koklaya sarıla yalaya yiyormuş gibi oynadı. Ay ben tabii çok fena oldum. O anaokuluna gidince gittim bu bebek muzlardan bir öbek aldım. Bir de fitil aldım, geldim eve. Napiim dostlar..

Maya aşırı sevindi, hemen 1 tane yedi. Lukas da onu görünce tabii istedi, ona da verdim bir tane. O sırada telefon mu çaldı ne oldu bilmiyorum, içeriye gitmem icab etti ve döndüğümde Maya'yı aynen şu şekilde buldum ve tabii Lukas ağlıyordu ve tabii elindeki muz yok olmuştu.

Bir Şerlok Holms titizliğiyle yaklaştığım olaya, bir Huysuz Virjin edasıyla "aaaağğğğ Maya ama niye böyle yapıyorsun, neden kardeşinin elinden aldın o muzu ve kendin yedin, ben ikinize de birer tane verdim, bu yaptığın çok yanlış" diye daldım tabii. Maya da zırıl zırıl "hayır ben onun muzunu yemedim" diye kendini savundu. Ben de "Hayır işte görüyorum, hala bir parçası ağzında, sen doğruyu söylemiyorsun, bu çok yanlış bir davranış" dedim. Tabii yemedi "isteseydin verirdim ikinciyi" demek çünkü ikimiz de biliyorduk, bebek muzun en küçüğünü vermiştim ve diğerlerini yalvarsa dahi yiyemeyecekti..

Sonra beni bir hüzün kapladı işte. Zavallı çocuğu ne hale getirdim. Resmen muz hırsızlığı yaptı ve yalan söyledi! Hani hatırladınız mı baklava çalan çocukları? Döndük yine aynı noktaya. Bu çocuğu ben mi kabız ediyorum?! Onca doktor, onca psikolog bu teoremi yıkmışken, "siz elinizden geleni yapıyorsunuz, çocuğun karakteri bu, zamanla anlayacak tutmamayı öğrenecek, o zaman sorun ortadan kalkacak" dese de, yıllar geçiyor, değişen bir şey yok, yine aynı noktada ben kendimde suç arıyorum..

Ya yemin ederim tükendim sevgili dostlar.. Mizaha vurmaya çalışıyorum ama içim kan ağlıyor. Şu muz olayı beni bitirdi. Muz görmek istemiyorum artık, muza baktıkça sinirlerim geriliyor. Ya bir insanın hayali "diğer çocukların yaptığı gibi "anneaaağ kakam geldiiiiaaağ" diye toplum ortasında beni utandırsa" olmamalı yahu. Bu işte bir terslik var.. Her çocuk muz yiyebilmeli, sonra hiç korkmadan bağırmadan ağlamadan çatır çatır kaka yapabilmeli, kakası gelse bile "hayır ben sadece yatmadan önce kaka yaparım" diye kendine kural koyup kakasını tutmamalı.. Her anne çocuğuna pilav yedirebilmeli, yemeğin içindeki havuçları görünce ananeye saldırılmamalı, hele o muz.. Bir muz için kardeş kardeşten çalmamalı, sonra yalan söylememeli..

Gönül ister onca senenin psikoloji eğitimi ve uzmanlığı bir kakaya yarasın, mesela diyebilsem ki "amaaağn Mayacığm, böyle anal tutuculuk nereye kadar, salla gitsin, bırak ana kız kontrolü elimizden kaçıralım, mesela her yere geç kalalım, her şeyi unutalım, umursamayalım, hiç bir kuralı öğrenemeyelim şu hayatta, sırf kendi keyfimize bakalım kimseyi umursamayalım, milleti kullanalım hatta o millet kullanıldıkça bizi daha bi değerli görsün (kuralmış çünkü bu hayatta), hatta öyle bi hale gelelim ki, bize "ay deli oluyorum sizin şu boşvermişliğinize" diyen çıksa bir kerecik şu hayatta, di mi yaaa..... Ama olmuyor işte. Boşveremiyorum. "Bi muz yese n'olucak, sokarsın fitili çıkar" diyemiyorum.. Çok ağlıyor be dostlar.. Çok üzülüyorum.

Biri de çıksa şimdi, "ya valla bizim çocuk da aynen böyleydi, hiç bişey işe yaramadı, yıllarca süründük neler çektik sonra birden hiç olmamış gibi geçti gitti" diyiverse..